![]() |
|
||||||||||
|
||||||||||
|
Tüm DosyalarMahkeme Kararları2012 takvimi5434 sayılı Kanun657'nin Son HaliMaaş Verileri666 sayılı KHK
Çok okunanlar
Çok okunan ilanlar
|
Memurlar.NetPersonel Mevzuatı Bültenleri Dizisi 2: Sicil ve Disiplin Milli Eğitim Bakanlığının personel bültenleri yayınlanmaya devam ediyor. Bilindiği üzere daha önce sitemizde "ek ders ücretlerine" ilişkin bülteni yayımlamıştık. Bakanlıkça yayımlanan personel mevzuatı bültenlerinin ikincisini "Sicil ve Disiplin" oluşturmaktadır. Sicil ve disiplin bülteni, 'sicil' ve 'disiplin' olmak üzere ikiye ayrıştırılmış ve her iki konuda ayrı ayrı önce mevzuat, sonra açıklamalar, daha sonra da görüşler olmak üzere üçe ana başlık altında detaylandırılmıştır. Ayrıntılar için tıklayın.2 Ocak 2005 02:57
MEMURLAR.NET'İN NOTLARI 1- Aşağıda yer alan açıklamalarda yer alan kanun veya yönetmeliklere mevzuat bölümünmden ulaşabilirsiniz. 2- Tüm sayfayı, yazının sonunda yer alan "Yazdır" tuşuna basarak yazdırabilirsiniz. T.C. SAYI :B.08.0.PGM.0.23.01.03.134- 3174 / 69983 13/09/2004 Genel Müdürlüğümüz, "Personel Mevzuat Bültenler Dizisi"nin 2'ncisi olan "Sicil-Disiplin" konulu Personel Mevzuat Bülteni hazırlanarak (http://personel.meb.gov.tr) internet adresinde yayımlanmıştır. Bilgilerinize arz/rica ederim. PERSONEL MEVZUAT BÜLTENİ SİCİL-DİSİPLİN A- İLGİLİ MEVZUAT 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun sicil ile ilgili maddeleri Memur Kütüğü, Numarası, Cüzdanı, Özlük Dosyası: Sicil Dosyası: Özlük ve Sicil Dosyasının Önemi: Sicil Amirleri: Sicil Raporlarında Belirtilecek Hususlar: Sicil Not Defteri: Sicil Raporlarının Doldurulması: Değerlendirme Kurulları: Memurların Uyarılmaları: İtiraz Hakkı: Olumlu ve Olumsuz Sicil: Olumsuz Sicil: Takdirname: Ödül: B- SİCİLLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR (Bu bölümde geçen Yönetmelik ifadesinden "Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği" anlaşılacaktır.) 1) Memur Kütüğü, Özlük Dosyası, Sicil Dosyası Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde, "Kamu kurumlarına memur olarak atananlar
kurumlarca tutulan memur kütüklerine kaydedilir. Her memura ayrı bir numara
verilir. 2) Gizli sicil raporlarının doldurulma zamanı ve sicil raporlarının ilgili
birimlere gönderilmesi ile ilgili işlemler. 3) Aday memurlar hakkında doldurulacak sicil raporları Yönetmeliğin 12 nci maddesinde; "... Aday memurların sicil raporları işe
başladıkları tarihi takip eden birinci yılın dolmasından sonraki 15 gün içinde,
2 yıl süre ile adaylığa tabi tutulan aday memurların ikinci yıl sicilleri aynı
şekilde doldurulur. 4) Sicil raporu doldurmak için gerekli süre Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde; "Haklarında sicil raporu düzenlenecek
memurların, değerlendirilmelerini yapacak sicil amirlerinin yanında en az altı
ay çalışmış olmaları şarttır. 5) Görevden ayrılış halinde sicil raporunun doldurulması Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde; "Bir görevde 6 ay veya daha fazla bir
süre bulunup başka göreve atananların sicil raporları, bunların atanmalarından
önceki sicil amirlerince ayrıldıkları tarihi takip eden onbeş gün içinde doldurulur
ve yeni görev yerlerine gönderilmek üzere ilgili makamlara teslim edilir. (1) Memurun il içinde başka bir göreve atanması halinde, sicil dosyası il millî eğitim müdürlüklerinde tutulanlar açısından, il millî eğitim müdürlüğüne gönderilecek ve yeni görev yerine bilgi verilecek; sicil dosyası Bakanlıkta tutulanlar açısından, sicil raporlarının Bakanlığa gönderilmesindeki usule göre Bakanlığa gönderilecek ve yeni görev yerine de bilgi verilecektir. (2) Memurun il dışında bir göreve atanması halinde; sicil raporları il millî eğitim müdürlüklerinde tutulanların, sicil raporu memurun yeni atandığı il milli eğitim müdürlüğüne,sicil dosyası Bakanlıkta tutulanların sicil raporu Bakanlığa gönderilecek, yeni görev yerine bilgi verilecektir. (3) Bakanlığımız dışında başka bir kuruma atanma halinde ise; memurun yeni atandığı kuruma gönderilecektir. b) Sicil raporlarının doldurulma zamanı gelmeden ve yeni sicil amirlerine sicil
raporu doldurmak için yeterli süre kalmadan görevlerinden ayrılan sicil amirleri,
en az 6 ay beraber çalıştıkları memurların sicil raporlarının kendilerine ait
bölümünü, görevlerinden ayrılmadan önce doldurarak, (1) Merkezde, Personel Genel Müdürlüğü Sicil-Kıdem Dairesi Başkanlığına, (2) Taşra teşkilâtında, il millî eğitim müdürlüklerine, 6) Sicil raporlarının doldurulmasında uygulanacak not usulü ve notların derecelendirilmesi Yönetmeliğin 16 ncı maddesinde; "Sicil amirleri, sicil raporunun memurların
meslekî, yöneticilik ve yurt dışı görevlerdeki ehliyetlerinin belirlenmesini
sağlayan soruların herbirini, ihtiva ettikleri unsurları esas almak suretiyle
100 tam not üzerinden değerlendirir ve sorulara verdikleri notların toplamını
soru sayısına bölerek memurların sicil notunu tespit ederler. Her bir sicil
amirince bu şekilde belirlenen sicil notlarının toplamının sicil amiri sayısına
bölünmesi sureti ile de memurların sicil notu ortalaması bulunur ve buna göre
sicil notu ortalaması; 7) Memurların genel durum ve davranışlarının değerlendirilmesi Yönetmeliğin 17 nci maddesinde; "Sicil amirleri sicil raporunu doldurdukları
her memuru; 8) Sicil raporlarının dolduruluş şekli Yönetmeliğin 18 inci maddesinde; "Sicil raporları önceden hazırlanan müsvettelerden
yararlanılarak herhangi bir silinti ve kazıntı yapılmaksızın doldurulur.
Müsvetteler imha edilir. Fazla ve yanlış yazılan kelime veya notlar okunulacak
surette çizilerek doğrusu yazıldıktan sonra keyfiyet imza ile tevsik edilir. Bu hükümler doğrultusunda, sicil amirleri; memur hakkındaki kanaat, görüş ve düşüncelerini sicil raporunun ilgili bölümünde müstakilen belirtecekler, " kanaatine katılıyorum" veya "görmedim" gibi ifadeler kullanmayacaklardır. Sicil raporları üzerinde silinti ve kazıntı yapılmadan doldurulacak, yanlış veya fazla yazılan kelime ve notlar okunacak şekilde üzeri çizilerek yanına doğrusu yazılıp keyfiyet imza ile tasdik edilecektir. Sicil raporlarında sicil amirlerinin adı, soyadı, görevi ve imzasına ait bölüm
okunaklı olarak dolmakalemle doldurulacak, tanzim edildiği günün tarihi de yazılarak
imzalanacaktır. 9) Sicil raporunun "Sicil Amirlerinin Memurun Meslekî Ehliyeti Hakkındaki Notları" bölümünün 11 inci sırasında yer alan sorunun değerlendirilmesi Uygulamada tereddüde ve yanlış değerlendirmelere neden olan hususlardan biri de sicil raporunun "Sicil Amirlerinin Memurun Meslekî Ehliyeti Hakkında Notlar" bölümünün 11 inci sırasında yer alan "Yurt dışı görevlerde temsil yeteneği, mesleki ehliyet ve yabancı dil bilgisi (sadece yurt dışı teşkilatı olan kurumlar için)" sorusunun bütün memurlar için değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususudur. Belirtilen sorunun yurt dışı teşkilatı olan her kurumda çalışan personel için
değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak yabancı dil bilgisi olan personelin yurt
dışı görevlerde temsil yeteneği ve mesleki ehliyeti yanında yabancı dil bilgisinin
de değerlendirmede dikkate alınması, yabancı dil bilgisi olmayan personel açısından
ise, ilgililerin yurt dışı görevlerde temsil yeteneği ile meslekî ehliyetinin
dikkate alınarak değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. 10) Sicil raporunun "Sicil amirlerinin memurun yöneticilik ehliyeti hakkındaki notları" bölümünün değerlendirilmesi Sicil amirleri sicil amiri oldukları şef ve daha üst unvanlı memurların sicil raporlarını doldururken sicil raporunun "Sicil amirlerinin memurun yöneticilik ehliyeti hakkındaki notlar" bölümünde yer alan soruları da mutlaka değerlendireceklerdir. Ancak, aynı bölümde "Yalnız Yönetici Durumundaki Memurlar için Doldurulur"
ifadelerine yer verilmiştir. İfadeden, idari kadrolara atanması muhtemel memurlar
değil, sicil raporu doldurulma döneminde idari kadrolarda çalışan memurların
anlaşılması gerektiğinden, Eğitim Uzmanı, APK Uzmanı, Talim ve Terbiye Kurulu
Uzmanların ile denetim elemanlarının sicil raporlarının doldurulmasında, bu
bölüm sorularının değerlendirilmemesi gerekmektedir. 11) Sicil amirlerinin sorumlulukları Yönetmeliğin 19 uncu maddesinde; "Sicil amirleri sicil raporlarını itinalı,
doğru ve tarafsız bir şekilde düzenlerken; Devlete sadakat ve bağlılığı, memuriyet
sıfatının gerektirdiği şeref ve itibar ile hizmetlerin süratli ve ekonomik bir
şekilde yürütülmesini güvenilir ve yetenekli memurların yükselmelerini, diğerlerinin
ise kamu hizmetlerinden uzaklaştırılmaları gerektiğini esas alır. Sicil amirleri yukarıda belirtilen hükümler yanında yönetmeliğin diğer hükümleri ile kendilerine verilen görevleri doğru, tam ve zamanında yapmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen sicil amirleri hakkında
657 sayılı kanunda yer alan disiplin hükümleri uygulanacaktır. 12) Değerlendirmelerin genel niteliği ve geçerli sayılmayacağı haller Yönetmeliğin 20 nci maddesinde; "Her derecedeki sicil amirlerinin 657
Sayılı Devlet Memurları Kanunu ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak memurlar
hakkında sicil raporlarında yaptıkları değerlendirmeler birbirinden bağımsız
ve 16 ncı madde hükümlerine göre etkili ve geçerlidir. Memurların sicil notu
amirlerince takdir olunan notların aritmetik ortalamasına göre tespit edilir.
Ancak birinci ve ikinci sicil amirlerince yapılan değerlendirmelerin memurun
sicilinin olumlu veya olumsuz olmasına tesir etmesi veya ortalama sicil notu
aralarında 10 veya daha fazla fark olması halinde varsa üçüncü sicil amirinin
kanaatine müracaat edilir ve üçüncü sicil amirinin değerlendirmesi esas alınır. Millî Eğitim Bakanlığı Sicil Amirleri Yönetmeliği ile sicil amirleri, hiyerarşik kademe dikkate alınarak, bazı personel için bir, bazı personel için iki, bazı personel için de üç sicil amiri tespit edilmiştir. Tabii olarak sicil raporları; iki veya üç sicil amiri bulunan memurlar açısından
birinci sicil amirinden başlanılmak suretiyle dolduracaktır. Değerlendirmeler
her amir açısından bağımsız olarak yapıldığından, üç sicil amiri bulunan memur
hakkında birinci ve ikinci sicil amirleri tarafından doldurulan sicil raporlarında,
sicil notunun memurun siciline olumlu veya olumsuz olmasına tesir etmesi veya
ortalama sicil notu aralarında 10 veya daha fazla fark olması halinde üçüncü
sicil amirinin kanaatine müracaat edilecek, üçüncü sicil amirinin değerlendirmesi
esas alınacaktır. Garez veya özel maksatla memur hakkında gerçeğe aykırı olarak memurun aleyhine veya lehine sicil düzenlendiğinin tespit edilmesi halinde, bu tür düzenlemeyi yapan sicil amirinin değerlendirmesi geçersiz sayılarak memur hakkında varsa diğer sicil amirlerinin kanaatine göre, yoksa o sicil döneminde son üç yılın aritmetik ortalaması esas alınarak buna göre işlem yapılacaktır. Şayet memur hakkında üç yıldan az sicil raporu düzenlenmişse, bu raporların ortalamasına göre işlem yapılacaktır. Garez veya özel maksatla memur hakkında gerçeğe aykırı olarak sicil raporu dolduran sicil amirleri hakkında yasal işlem uygulanacaktır. ÖRNEK: 1) Üç sicil amiri bulunan bir memur hakkında birinci sicil amirinin değerlendirmesinin tarafsız ve usulüne uygun, ikinci sicil amirinin değerlendirmesinin garez veya özel maksatla memurun aleyhine veya lehine doldurulduğunun tespit edilmesi halinde; ikinci sicil amirinin kanaati geçersiz sayılarak üçüncü sicil amirinin kanaati alınacak, bu sicil amirinin değerlendirilmesine göre memurun o yıla ait sicil notu tespit edilecektir. ÖRNEK: 2) Memurun mevcut sicil amirlerinin garez veya özel maksatla memur aleyhine
veya lehine değerlendirme yaptıklarının tespit edilmesi halinde; son üç yıllık
sicil notlarının aritmetik ortalaması alınacak, memurun hizmetinin üç yıldan
az olması halinde ise mevcut sicil raporlarındaki sicil notlarının aritmetik
ortalaması alınacaktır. 13) Yetersiz memurların uyarılmaları Yönetmeliğin yetersiz memurların uyarılmaları ile ilgili 21 inci maddesinde;
"Yetersiz olarak değerlendirilmiş bulunan memurlar, bu duruma sebep olan
kusur ve noksanlarını gidermeleri için, sicil raporlarının bunların muhafazası
ile görevli makamlara en son teslim tarihini takip eden bir ay içinde, atamaya
yetkili amirlerce gizli bir yazı ile uyarılırlar." hükmüne yer verilmiştir. 14) Uyarılan memurların itiraz hakkı Yönetmeliğin 22 nci maddesinde; "21 inci madde uyarınca uyarılan memurlar,
uyarı yazısını tebellüğ ettikleri tarihi takip eden 1 ay içinde atamaya yetkili
amirlerine itirazda bulunabilirler." hükmüne, 15) İki defa üst üste olumsuz sicil alanlar hakkında yapılacak işlem 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun değişik 120 nci maddesinde; iki defa
üst üste olumsuz sicil alan memurların başka bir sicil amirinin emrine atanacakları;
burada da olumsuz sicil almaları halinde memuriyetle ilişkilerinin kesilerek
haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun emeklilikle ilgili hükümlerinin uygulanacağı
ifade edilmiştir. 16) Vekil öğretmenler hakkında sicil raporu düzenlenip düzenlenmeyeceği Bakanlığımız kadrolarına vekil öğretmen olarak atananların, hizmetin özelliği
itibariyle genel durum ve davranışları ile görevlerindeki verimliliklerinin
takibi açısından, emsali asıl öğretmenlerin sicil amirleri tarafından gözetlenip
denetlenerek haklarında düzenlenecek raporların asıl nüshaları bağlı bulundukları
ilçe millî eğitim müdürlüklerince; daha sonraki görevlendirmelerinde dikkate
alınmak üzere muhafaza edilecek, ayrıca sicil raporu düzenlenmeyecektir. 17) Millî Eğitim Bakanlığı Sicil Amirleri Yönetmeliğinde yer alan "Millî eğitim müdür yardımcısı yoksa şube müdürü" ifadesi doğrultusunda yapılacak işlem Millî Eğitim Bakanlığı Sicil Amirleri Yönetmeliğinin "B-TAŞRA TEŞKİLATI"
bölümünde; bazı personelin sicil amirleri ile ilgili olarak "Millî eğitim
müdür yardımcısı yoksa şube müdürü" ifadesine yer verilmiştir. 18) Sicil amirlerinin kan veya sıhri hısımlığı bulunan personel hakkında sicil raporunda kanaat beyan edip etmeyeceği Yönetmeliğin 20 nci maddesinde; "gerçeğe aykırı olarak yapılan değerlendirmelerin,
geçersiz sayılacağı" hükmü kan veya sıhri hısımları hakkında gerçeğe aykırı
sicil raporu dolduran sicil amirlerinin bu tutum ve davranışlarını etkisiz kılacak
bir nitelik taşımakta, diğer taraftan yönetmeliğin 19 uncu maddesinin son fıkrası
ilgililerin cezai sorumluluğunu saklı tutarak müeyyide getirmiş bulunmaktadır. 19) Sicil raporlarını muhafaza ile görevli makamlar, sorumluluk ve gizlilik Yönetmeliğin 25 inci maddesinde sicil raporlarının muhafazası ile görevli makamlar,
26 ncı maddesinde sicil raporlarını muhafaza edecek birim ve makamlarda görevli
personelin görev ve sorumlulukları, 27 nci maddesinde ise gizliliğe riayetle
ilgili hükümlere yer verilmiştir. 20) Askerlik görevini öğretmen olarak yapanlar hakkında sicil raporu düzenlenip düzenlenmeyeceği 1076 Sayılı Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu ile 1111 Sayılı Askerlik
Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve bu Kanunlara Ek ve Geçici Maddeler
Eklenmesi Hakkında 3358 Sayılı Kanunla, 1076 Sayılı Kanuna eklenen Ek 7 nci,
1111 Sayılı Kanuna eklenen Ek 4 üncü maddelerde; Millî Eğitim Bakanlığının ihtiyaç
göstermesi ve Genelkurmay Başkanlığının uygun görmesi halinde yedek subay aday
adayı veya er olarak silah altına alınacaklardan, bu Bakanlık kadrolarında öğretmen
olarak görev yapanlar ile mesleği öğretmen olan ancak Bakanlık kadrolarında
öğretmenlik görevine başlamamış bulunanlardan yeteri kadarının, temel askerlik
eğitimini takiben Millî Eğitim Bakanlığı emrine verilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Millî Eğitim Bakanlığı emrinde görev alanlar Askeri Kanun hükümlerine tabi
olduklarından haklarında sicil raporu doldurmayacak ancak, Millî Eğitim
Temel Kanununda öngörülen genel amaç ve temel ilkelerin bütünlüğü içerisinde
eğitim ve öğretim hizmetlerinin, Millî Eğitimin amaçlarına uygun yürütülmesinin
sağlanması bakımından askerlik hizmetlerini öğretmen olarak yapanlar hakkında,
gerekli gözetim ve teftiş yapılarak, bu teftişler sonucunda ara teftiş raporu
doldurulacaktır. 21) Sözleşmeli olarak görev yapanlar hakkında sicil raporu düzenlenip düzenlenmeyeceği 7/15754 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda ve bu esaslar doğrultusunda Bakanlığımız ile ilgililer arasında yapılan sözleşme metinlerinde, bu personel hakkında sicil raporu düzenleneceğine dair bir hükme yer verilmemiştir. Ancak, mesleklerinde başarılı olup olmadıklarının takip ve tespiti açısından
emsali diğer personelde olduğu gibi denetim ve teftişlerinin yapılarak
haklarında düzenlenecek raporlar, bir sonraki görev taleplerinde dikkate alınmak
üzere millî eğitim müdürlüklerinde muhafaza edilecektir. 22) Görevden uzaklaştırılan memurlar hakkında sicil raporu düzenlenip düzenlenmeyeceği 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun değişik 137 nci maddesinin birinci fıkrasında;
"Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde
görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan
ihtiyati bir tedbirdir." denilmektedir. Fıkradaki "...görevi başında
kalmasında sakınca görülecek..." ifadesi ile bir memurun sadece üstlendiği
kamu hizmetlerini değil memuriyet sıfatından kaynaklanan bütün görevleri durumu
belli oluncaya kadar yürütemeyeceği belirtilmiş bulunduğundan ayrıca görevden
uzaklaştırma tedbiri ilgililerin görevle ilişkilerinin hem hukuken hem de fiilen
kesilmesi sonucunu doğurduğundan, görevden uzaklaştırılan memurlar hakkında,
görevden uzaklaştırmanın sicil raporu düzenleme süresinden fazla olması halinde
bu süre zarfında sicil raporu tanzim edilmeyecektir. 23) Memurların olumsuz tavır ve davranışlarının duyurulması ve belgelendirilmesi Olumsuz sicil alan memurların, sicil raporlarına karşı atamaya yetkili amirlere
itirazları veya Bakanlığımız aleyhine idare mahkemelerine dava açmaları durumunda;
olumsuz kanaat beyanına sebep olan hususlar hakkında, itirazın yerinde olup
olmadığının objektif olarak değerlendirilebilmesi veya idare mahkemelerine karşı
yapılacak savunmalara dayanak teşkil etmesi bakımından; sicil amirlerince, memurun
olumsuzluğuna sebep teşkil eden hususların belgelendirilmesi yerinde olacaktır.
Memurun olumsuz tavır ve davranışlarının devamı halinde yazılı uyarıda bulunulması
ve bu konudaki yazılı bilgi ve belgelerin muhafazası yönünde gerekli tedbirlerin
alınmasında fayda görülmektedir. 24) Çeşitli sebeplerle görevlerinden ayrılanlar için düzenlenecek sicil raporları Askerlik, aylıksız izin, emeklilik, görevden çekilme, görevden çekilmiş sayılma
vb. nedenlerle görevlerinden ayrılanların, o yıl içindeki hizmet sürelerinin
6 ay veya daha fazla olması durumunda o yıla ait sicil raporları düzenlenecek,
o yıla ait hizmeti 6 aydan az olması durumunda sicil raporu düzenlenmeyecektir. SIRA NO PERSONELİN ADI SOYADI UNVANI GÖREV YERİ MEBSİS NO (*) Bu kısma sicil raporlarının teslim edildiği amir veya makamın adı yazılacaktır. Yayım Tarihi 3.6.1991 Sayısı:20890
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI SİCİL AMİRLERİ YÖNETMELİĞİ DEĞİŞİKLİKLERİ T.C. BİLGİ EDİNME DEĞERLENDİRME KURULU 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi personel için bağlayıcı olan söz
konusu Kanunun sicillerle ilgili "Bölüm 6"da (109 ila 123'üncü maddeler
arası) özlük dosyaları ile sicil dosyalarının "gizli" gizlilik dereceli
olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı halde, bu Kanunun 121 inci maddesi uyarınca
Bakanlar Kurulunca çıkarılan "Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği"nde
söz konusu dosyaların "gizli" olacağının 26, 27 ve 28'inci maddelerinde
düzenlemiş olduğu, 657 sayılı Kanunun 117'nci maddesinde yer alan ve olumsuz
sicil alan memura yapılacak uyarı yazısının "gizli olacağı"nı düzenleyen
hususun ise ilgili memurun diğer memurlara karşı kişilik haklarını korumak bakımından
duyulan bir ihtiyaçtan kaynaklandığı, 657 sayılı Kanunun 111 inci maddesi gereğince "Devlet memurlarının ehliyetlerinin
tespitinde, kademe ilerlemelerinde, derece yükselmelerinde, emekliye çıkarma
veya hizmetle ilişkilerinin kesilmesinde özlük ve sicil dosyalarının başlıca
dayanak olduğu" göz önünde tutulursa, sicil dosyalarının Devlet memurlarının
"çalışma hayatını ve meslek onurunu etkileyecek nitelikte" bulunduğunun
açık olduğu, SİCİL İLE İLGİLİ GÖRÜŞLER Devlet memurlarının sicil raporları düzenlenirken "Memurun tarafsızlığı" ile ilgili sorunun değerlendirilmesi Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Tarafsızlık ve Devlete Bağlılık" başlığını taşıyan 7 inci maddesinde "Devlet memurları siyası partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar, görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce felsefi inanç, din ve mezhep gibi ay mm yapamazlar, hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar." hükmü getirilmiş bulunmakta, ayrıca; 125 inci maddede yer alan disiplin cezalarını gerektiren haller arasında da bu hususla ilgili fiiller sayılmaktadır. Bu itibarla, Devlet Memurları Kanunu'nun Genel Hükümleri ile sicil raporunun birlikte mütalâası sonucunda tarafsızlıkla ilgili soruya verilecek notun olumlu düşünüldüğü takdirde 100, olumsuz düşünüldüğü takdirde 100'den aşağı puanlanabileceği ancak, bu takdirde, yukarıda yer verilen disiplin hükümlerine göre işlem yapılmış olması gerektiği düşünülmektedir. Yetersiz olarak değerlendirilmiş bulunan memurların sicil raporunda belirtilen kusur ve noksanlıkların ilgililere tebliğ edilerek bir sonraki sicil döneminde daha dikkatli çalışmalarının temin edilmesi Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun değişik 2 ve 121 nci
maddelerine istinaden Bakanlar Kurulunun 25/9/1989 tarih ve 89/14578 sayılı
kararları ile değiştirilerek yürürlüğe konulan "Devlet Memurları Sicil
yönetmeliği"nin 21 nci maddesinde; "Yetersiz olarak değerlendirilmiş
bulunan memurlar, bu duruma sebep olan kusur ve noksanlıklarını gidermeleri
için, sicil raporlarının bunların muhafazası ile görevli makamlara en son teslim
tarihini takip eden bir ay içinde, atamaya yetkili amirlerce gizli bir yazı
ile uyarılırlar.", Aynı Yönetmeliğin 17'nci maddesinde de; "...Sicil
döneminde edinilen bilgi ve müşahedelerden yararlanılarak yapılacak değerlendirme
sonuçlarına göre memurların olumlu ve olumsuz yönleri, kusur ve noksanları hakkındaki
düşünceler sicil raporunun şahsiyet değerlendirilmesine ait bölümüne ayrı ayrı
açık ve gereğine göre kısa veya teferruatlı olarak yazılır. Sicil amirlerinin
memurların genel durumu ve davranışları hakkındaki düşünceleri, not takdirinde
dikkate alınır." denilmektedir. İdari yargı yoluyla 1985 yılından önceki yıllara ait sicil raporlarının değerlendirilmesine karar verilenlerin bu döneme ilişkin sicil raporlarındaki soruların değerlendirilmesinin nota çevrilmesi 18/10/1986 tarih ve 19255 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Devlet Memurları
Sicil Yönetmeliği"nin Geçici 2 nci maddesinde yer alan "Bu yönetmelik
kapsamına giren memurların 1985 yılına ait sicil raporlarında yeterlikle ilgili
soruların değerlendirilmesinde her pekiyi için 11, her iyi için 9, her orta
için 8 ve her zayıf için de 5, not esas alınmak suretiyle tespit edilen toplam
not 1985 yılı sicil notu sayılır" hükmüne göre işlem yapılmasının uygun
olacağı mütalâa edilmektedir. İl Milli Eğitim Müdürlüğünde yöneticiler arasında yapılan görev dağılımına göre personelin doğrudan şube müdürüne bağlı çalışması halinde, sicil ve disiplin amirliğinin şube müdürü tarafından mı yoksa müdür yardımcısı tarafından mı üstlenileceği; Milli Eğitim Bakanlığı Sicil Amirleri Yönetmeliği ile Milli Eğitim Bakanlığı
Disiplin Amirleri Yönetmeliğinde Milli Eğitim Bakanlığı personelinin sicil ve
disiplin amirleri belirlenmiştir. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 37 ve 64 üncü Maddelerinin Uygulanması 16/8/1995 tarihli ve 22376 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 139 seri no'lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 31/12/1984 tarihinde yürürlüğe giren 243 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yeniden düzenlenen 37 nci maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre öğrenim durumları, hizmet sınıfları ve görev unvanları itibariyle azami yükselebilecekleri derecelerin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanan ve son altı yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlardan son sicil notu olumlu bulunanların kazanılmış hak aylıklarının kadro şartı aranmaksızın bir üst dereceye yükseltileceği, aynı Kanun Hükmünde Kararname ile anılan Kanunun 64 üncü maddesine eklenen fıkra ile de, Devlet memurlarından altı yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarıda olanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademe ilerlemesinin uygulanacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır. Bilindiği üzere Bakanlığımızca hazırlanarak 28/12/1984 tarih ve 18619 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 91 Seri No'lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği ile 08/02/1991 tarih ve BÜMKO-KY-10-115567-113/2525 Sayılı 118 Seri No'lu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliğinde; 37 nci ve 64 üncü maddelerde öngörülen hükümlerin, altı yıllık sicil notu ortalamasının doksan ve daha yukarı olmasını gerektirdiğinden ve Devlet memurları sicil sisteminde 243 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 31/12/1984 tarihinde tamamlanan altı yıllık süre için sözkonusu madde hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmişti. Ancak, Danıştay 5 inci Dairesinin 28/10/1992 tarih ve Esas No: 1992/778, Karar
No: 1992/2807 sayılı Kararında; 243 sayılı KHK'nin 31/12/1984 tarihinde yürürlüğe
girdiği ve 657 sayılı Kanunun 37 ve 64 üncü madde hükümlerinin daha sonraki
bir tarihte yürürlüğe gireceğine ilişkin istisnai bir hükme yer verilmediği
ve 1986 yılından önceki dönemde sicillerin not esasına göre doldurulmamasıyla
birlikte, bu konudaki boşluğun 18/10/1986 tarih ve 19255 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliğinin Geçici Öte yandan, Anayasanın 138'inci maddesinin 4'üncü fıkrasında; "Yasama
ve yürütme organları ile idare mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar
ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine
getirilmesini geciktiremez." Denilmek suretiyle, mahkeme kararlarına idarenin
uymak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. 1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 37 ve/veya 64 üncü madde hükümlerinin
ilgililer hakkında uygulanmasında, 31/12/1984 tarihinden önceki altı yıllık
(1979-1984 yılları) sicil raporlarının da değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
1979-1995 yılı sicil raporları değerlendirilen bir personelin önce 1979-1984
yılları sicil notları dikkate alınacak ve anılan maddelerin uygulanmasının mümkün
olmaması halinde, yıllar itibariyle kaydırma yapılarak (1980-1985, 1981-1986,
1990-1995) altı yıllık diğer dönemlerde anılan maddelerden ÖRNEK : 1- Lise mezunu olup şef kadrosunda görev yapan ve 1.1.1985 tarihi itibariyle
kazanılmış hak aylığı ve emekli keseneğine esas aylığı 3 üncü derecenin 3 üncü
kademesinde bulunan bir personelin, 1979-1984 yıllarına ait sicil notu ortalamasının
90 olması halinde, hakkında 64 üncü madde hükmünün uygulanarak 3 üncü derecenin
4 üncü kademesine ilerletilmesi, 1984 yılı sicil notunun da olumlu olması halinde
37 nci madde hükmünün uygulanarak kazanılmış hak ve emekli keseneğine esas aylığının
kadro şartı aranmaksızın bir üst dereceye (2 nci derecenin 1 inci kademesine)
yükseltilmesi gerekmektedir. ÖRNEK: 2- 1985-1990 yılları sicil raporları değerlendirilerek 01/01/1991 tarihi
itibariyle 64 üncü madde hükmünden yararlandırılan bir personelin 1979 yılından
sonraki altı yıllık dilimden 1983-1988 yıllarına ilişkin sicil notu ortalaması
nedeniyle 64 üncü ve/veya 37 nci madde hükümlerinden yararlanması gerektiği
tespit edildiğinde, 01/01/1989 tarihi itibariyle bu hükümlerden yararlandırılacak
ve daha önce 01/01/1991 tarihi itibariyle işlem iptal edilecektir. 1989-1994
yıllarına ait sicil notu ortalamasının 90 olması ve diğer şartları taşıması
halinde ise 64 ve/veya 37 nci madde hükümlerinden 01/01/1995 tarihi itibariyle
yeniden yararlanması mümkün olabilecektir. 2-37 ve/veya 64 üncü maddelerin uygulanması sonucu bir kademe ilerlemesi veya
derece yükselmesi işlemi kazanılmış hak aylığı ile emekli keseneğine esas aylığına
birlikte uygulanacaktır. Ancak; ÖRNEK : 1- Kazanılmış hak aylığı 5 inci derecenin 2 nci kademesinde, emekli
keseneğine esas aylığı 5 inci derecenin 3 üncü kademesinde bulunan ortaokul
mezunu bir personelin kazanılmış hak aylığı 64 üncü madde hükmü de uygulanarak
5 inci derecenin 3 üncü kademesine, emekli keseneğine esas aylığı 64 ve 37 nci
maddeler uygulanarak 4 üncü derecenin 1 inci kademesine ilerletilecektir. ÖRNEK : 2- Lise mezunu olup, kazanılmış hak aylığı 3 üncü derecenin 2 nci kademesinde,
emekli keseneğine esas aylığı daha evvel 37 nci madde hükmü de uygulanarak 2
nci derecenin 6 ncı kademesinde olan bir personelin 64 üncü madde gereğince
bir kademe ilerlemesinden yararlanma hakkına sahip olması durumunda; emekli
keseneğine esas aylığının ilerletileceği bir kademe bulunmadığından sadece kazanılmış
hak aylığı 3 üncü derecenin 3 üncü kademesine ilerletilecektir. 3- 657 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uyarınca, derece yükselmesinden yararlanacak
olan personelin öğrenim durumu itibariyle 36 ncı maddede belirtilen azami olarak
yükselebileceği derecenin dördüncü kademesinden aylık almaya hak kazanmış olmasıgerekmektedir. ÖRNEK: 1- 01/01/1991 tarihi itibariyle 5 inci derecenin 4 üncü kademesinden
aylık almakta iken, 1985-1990 yıllarına ait sicil notu ortalaması 90 ve daha
yukarı ve 1990 yılı sicil notunun da olumlu olması nedeniyle, hakkında 37 nci
madde hükmü uygulanarak kazanılmış hak aylığı 4 üncü derecenin 1 inci kademesine
yükseltilen ortaokul mezunu bir personelin öğrenim durumu değişmediği sürece
37 nci madde hükmünden tekrar yararlandırılması mümkün olmayacaktır. ÖRNEK : 2- 1985-1990 yıllarına ait sicil notunun değerlendirilmesiyle 01/01/1991
tarihi itibariyle kazanılmış hak aylığı 4 üncü derecenin 1 inci kademesine yükseltilen
ortaokul mezunu bir personelin 1994 yılında lise öğrenimini bitirerek (36-A/12-d
maddesi dikkate alınarak yapılacak değerlendirme sonucunda) 3 üncü derecenin
4 üncü kademesine gelmesi, 1988-1993 yıllarına ilişkin sicil notları ortalamasının
90 ve daha yukarı olması, 1993 yılı sicilinin de olumlu bulunması halinde ilgili
hakkında 37 nci madde hükmü ikinci kez uygulanacak ve kazanılmış hak aylığı
2 nci derecenin 1 inci kademesine yükseltilecektir. 4. Devlet memuru iken askerlik, emeklilik, görevden çekilme, çekilmiş sayılma,
aylıksız izin vb. nedenlerle görevlerinden ayrılıp, daha sonra yeniden göreve
başlayanların altı yıllık sicil notunun tespitinde, sicil raporunun tanzim edilmediği
yıl veya yıllar dikkate alınmayacak, göreve ara vermeden önce tanzim edilen
sicil raporları da dikkate alınmak üzere altı yıllık sicil raporlarının tamamlanması
beklenecektir. ÖRNEK : Yukarıda belirtilen nedenlerle 1979, 1980 ve 1986 yıllarına ait sicil
raporu bulunmayan bir memurun son altı yıllık sicil notu hesaplanırken, 1987,
1985, 1984, 1983, 1982 ve 1981 yıllarına ilişkin sicil notları dikkate alınacaktır. ÖRNEK : Fiilen görevde bulunan bir personelin 1980 yılı sicil raporunun tanzim
edilmediği, 1984 yılı sicil raporunun da kaybolduğu tutanakla tespit edilmiştir.
İlgilinin 1979, 1981, 1982, 1983 yıllarına ait sicil notlarının sırasıyla, 80,87,
90, 95 olması halinde; mevcut yıllar sicil notlarının ortalaması ((80+87+90+95)
:4=88) alınarak gerek 1980 gerekse 1984 yılları sicil notunun 88 olarak değerlendirmeye
dahil edilmesi gerekmektedir. 5. Değerlendirmeye alınan 6 yıllık sicil raporlarındaki sicil notları ortalamasının
89 ile 90 rakamı arasında kesirli bir sayı olması halinde bu sayı 90'a tamamlanacaktır. ÖRNEK : 1988-1993 yıllarına ilişkin sicil raporlarındaki notların ortalamasının
89,1 olması halinde not ortalaması 90'a tamamlanacak ve 37 ve/veya 64 üncü madde
hükümleri uygulanacaktır. 6. 1.11.1989 tarih ve 20329 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği"nin geçici 2 nci maddesinde bu yönetmelik kapsamına giren memurların 1985 yılına ait sicil raporlarında yeterlikle ilgili soruların değerlendirilmesinde her pekiyi için 11, her iyi için 9, her orta için 8 ve her zayıf için de 5, not esas alınmak suretiyle tespit edilen toplam notun 1985 yılı sicil notu sayılacağı belirtilmiş bulunduğundan 1979-1984 yılları sicil raporlarındaki yeterlik ile ilgili soruların da belirtilen şekilde nota dönüştürülmesi gerekmektedir. 7. Yıl içinde herhangi bir tarihte terfi edecek olanlardan, yapılan terfi sonucu
kazanılmış hak aylıkları ile emekli keseneğine esas aylıkları azami olarak yükselebilecekleri
derecenin 4 üncü kademesine ilerletilenler, 37 nci maddede belirtilen şartları
taşımaları halinde anılan madde hükmünden terfi tarihi itibariyle yararlanacaklardır. ÖRNEK : 1989 - 1994 yıllarına ait sicil raporları incelenip 1.1.1995 tarihinden
itibaren 64 üncü madde hükümlerinden yararlandırılarak 3 üncü derecenin 3 üncü
kademesine ilerletilen lise mezunu bir personelin 25.4.1995 tarihinde kademe
ilerlemesi suretiyle kazanılmış hak aylığı ile emekli keseneğine esas aylığı
3 üncü derecenin 4 üncü kademesine ilerletildiğinde, hakkında 37 nci madde hükmünün
de uygulanarak kazanılmış hak aylığı ile emekli keseneğine esas aylığının 25.4.1995
tarihi itibariyle 2 nci derecenin 1 inci kademesine yükseltilmesi gerekmektedir. 8. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 64 üncü maddesine 243 sayılı KHK
ile eklenen fıkrada; Devlet memurlarından altı yıllık sicil notu ortalaması
90 ve daha yukarı olanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak
üzere bir kademe ilerlemesinden yararlanacağı belirtilmekte, bu hükmün bir defadan
fazla uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin bir hükme ise yer verilmemektedir. ÖRNEK : 1979-1984 yıllarına ait sicil notu ortalamasının 90 veya daha yukarı
olması nedeniyle 1.1.1985 tarihinde ilk kez 64 üncü madde hükmünden yararlanan
personelin; 1985-1990 yıllarına ait sicil notu ortalamasının da 90 veya daha
yukarı olması halinde, 1.1.1991 tarihinde ikinci kez, 1991-1996 yıllarına ait
sicil notu ortalamasının 90 veya daha yukarı olması halinde de 1.1.1997 tarihinde
üçüncü kez anılan madde hükmünden yararlandırılması gerekmektedir. 9- 1979 yılından emekli edildikleri tarihe kadar haklarında düzenlenen sicil raporları uyarınca 37 ve/veya 64 üncü madde hükümlerinden yararlanabilecek olan, ancak 31/12/1984 tarihinden sonra bu hükümlerden yararlanmadan emekliye ayrılanların en son çalıştıkları kurumlarca sicil raporları değerlendirilerek 37 ve/veya 64 üncü madde hükümlerinden yararlanabilecek olanlar hakkında anılan madde hükümleri uygulanacak ve buna ilişkin onayın bir örneği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne gönderilecektir. 10- Devlet memurlarından altı yıllık sicil notu dikkate alınarak 37 ve/veya 64 üncü madde hükümlerinden yararlanacak olanların kurumlarca tespiti sırasında, emekli olanlardan, emekli oldukları yılda en az 6 ay çalışmak koşulu ile sicil raporu tanzim edilenler hakkında son sicil raporu da dikkate alınarak altı yıllık sicil notu değerlendirilecek ve haklarında anılan madde hükümleri uygulanarak emekli oldukları yılı takip eden yılbaşından geçerli olmak üzere alınan onayın bir örneği T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'ne gönderilecektir. 11- 1979 yılından itibaren sicil raporları dikkate alınarak, 37 ve/veya 64 üncü madde hükümlerinden yararlandırılacak olan Devlet memurları ile bunlardan emekli olanların yükseltilecekleri derece ve ilerletilecekleri kademe aylıklarının, (yükseltilecekleri derece için ek gösterge öngörülmüş ise, bu ek göstergeler dahil) tebliğin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren ödenmesi, geçmişe yönelik olarak ilgililere herhangi bir ödeme yapılmaması, daha evvel alınmış onayların iptal edilmesi gerektiğinde ise; iptal edilen onaylara dayanılarak yapılmış olan ödemelerin geri tahsil edilmemesi gerekmektedir. Bilgilerini ve uygulamanın yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda yürütülmesini
arz ve rica ederim.T.C. SAYI :B.08.0.PGM.0.23.01.03.134- 3174 / 69983 13/09/2004 Genel Müdürlüğümüz, "Personel Mevzuat Bültenler Dizisi"nin 2'ncisi olan "Sicil-Disiplin" konulu Personel Mevzuat Bülteni hazırlanarak (http://personel.meb.gov.tr) internet adresinde yayımlanmıştır. Bilgilerinize arz/rica ederim. PERSONEL MEVZUAT BÜLTENİ SİCİL-DİSİPLİN DİSİPLİN I. DİSİPLİN HUKUKUNA İLİŞKİN MEVZUAT a) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili hükümleri (124-145 dahil aradaki
maddeler). II. DİSİPLİNLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR 1) Disiplin Amirleri ve Disiplin Kurulları İllerde; 2) Disiplin Cezalarının Çeşitleri A- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Verilen Disiplin Cezaları b) Kınama : 657 sayılı Kanunun değişik 125/B maddesinde belirtilen fiil ve
hallerde, memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun disiplin amirleri
tarafından yazı ile bildirilmesidir. c) Aylıktan Kesme : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun değişik 125/C maddesinde
belirtilen fiilleri işleyen memurun brüt aylığından 1/8 - 1/30 arasında kesinti
yapılmasıdır. d) Kademe İlerlemesinin Durdurulması: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nundeğişik
125/D maddesinde belirtilen fiilleri işleyen memurların, (fiilin ağırlık derecesine
göre) bulundukları kademede ilerlemelerinin 1-3 yıl durdurulmasıdır. e) Devlet Memurluğundan çıkarma: 657 sayılı Kanunun 125/E maddesinde belirtilen
fiil veya durumları gerçekleştiren memurların bir daha Devlet memurluğuna atanmamak
üzere memurluktan çıkarılmasıdır. B- 1702 Sayılı Kanuna Göre Verilen Disiplin Cezaları C-4357 Sayılı Kanuna Göre Verilen Disiplin Cezaları İlköğretim okulu öğretmenlerine
verilecek cezalar. 3) Disiplin Cezası Vermeye Yetkili Amir ve Kurullar 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 126 ncı maddesinde; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulu (merkez disiplin kurulu, il disiplin kurulu ya da il millî eğitim disiplin kurulu) kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler (il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde valiler) tarafından, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği, özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümlerinin saklı olduğu ifade edilmiştir. Buna göre; b) 1702 ve 4357 sayılı Kanunlarda yer alan: 4) İnceleme ve soruşturma ile görevlendirilecek personelin tespiti Suç ve kusur işleyen görevliler hakkında soruşturmaların süratle yaptırılıp,
işlemlerin tamamlanması, bu tür hareketlerin tekrarlanmasını önlemek ve cezanın
caydırıcılık etkisinden yararlanmak bakımından, bazı inceleme ve soruşturmaların,
ilgili dairelere ve mahallen görevlendirilecek muhakkiklere yaptırılması önem
taşımaktadır. Diğer taraftan, Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Müfettişleri Başkanlıkları
Yönetmeliğinin 42 nci maddesinde; müfettiş ve müfettiş yardımcıları; 5) Disiplin cezalarında zamanaşımı Disiplin hukukunda ilk defa 657 sayılı Kanunun 2670 sayılı Kanunla değişik 127 nci maddesiyle öngörülen zamanaşımı müessesesine ilişkin içtihatlar henüz oluşmamış olmakla birlikte, 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesinin uygulanmasında aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulmalıdır. 127 nci maddede iki türlü zamanaşımı öngörülmüştür: Her iki zamanaşımı süresi de hak düşürücü süre mahiyetinde olduğundan bu sürelerin kesilmesi veya durması söz konusu değildir. Bu sürelerden herhangi birinin zamanaşımına uğraması halinde disiplin cezası verilmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, disiplin hukukuna yönelik işlemlerin bütününde bu sürelerin geçirilmemesine dikkat edilmelidir. Disiplin suçu oluşturduğu iddia edilen fiil veya halin öğrenildiği tarihten îtibâren işlemeye başlayan Soruşturma Zamanaşımı; uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesini durdurma cezalarını gerekli kılan fiillerde, fiil veya halin öğrenildiği günden itibaren bir ay; memurluktan çıkarmayı gerektiren fillerde ise, fiil veya halin öğrenildiği günden itibaren altı aydır. (Soruşturma zamanaşımı fiil veya halin öğrenildiği günün ertesi gününden itibaren işlemeye başlar.) Bu açıdan, disiplin suçu oluşturduğu iddia edilen fiil veya halin öğrenilmesinden itibaren fiil veya halin gerektirdiği disiplin cezasına göre bir ay veya altı aylık süre (soruşturma zamanaşımı süresi) içerisinde disiplin soruşturmasına başlanması gereklidir. Bu süreler içinde disiplin soruşturmasına başlanmaması halinde disiplin soruşturmasına başlanması ve disiplin cezası verilmesi mümkün değildir. Bu açıdan, gerek bizzat disiplin amirlerince gerekse soruşturma emri vermeye yetkili amiri tarafından görevlendirilenlerce yapılan soruşturmalarda fiilin işlenme tarihi ile fiilin işlenildiğinin öğrenildiği tarihler zamanaşımı bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Disiplin suçu olarak algılanan bir fiilin işlendiği veya halin gerçekleştiği, vatandaşlar veya kamu görevlileri tarafından yapılan ihbar ve şikayetler aracılığıyla öğrenilebileceği gibi, disiplin amiri sıfatına haiz olmayan sicil amirleri tarafından yapılan yazılı duyurmalar yolu ile de öğrenilebilir. Disiplin suçu sayılabilecek fiil veya halin varlığının öğrenilmesi üzerine
disiplin cezası ve soruşturma emri vermeye yetkili amirler, fiilin suç niteliğini
taşıdığına kanaat getirmelerine imkan sağlayacak yeterli bir inceleme yaparlar
ve fiilin disiplin suçu vasfını taşıdığına kanaat getirmeleri halinde zaman
kaybetmeksizin bizzat veya soruşturma emriyle tayin edecekleri muhakkikler yolu
ile soruşturmayı başlatırlar. 6) Adlî cezalara ilişkin zamanaşımının disiplin cezalarına etkisi Ceza soruşturmasının zamanaşımı ile düşmesi, disiplin cezasını etkilemez. Ceza
yasası bakımından eylemin zamanaşımına uğramış olması, o eylemden dolayı, şartları
varsa, disiplin cezası verilmesine engel değildir. Eğer disiplin cezası verilmesi
ceza mahkûmiyetine bağlı ise, eylem zamanaşımına uğramakla soruşturma yapılmamış
ve dolayısıyla mahkûmiyet kararı verilmemiş olacağından mahkumiyete bağlı disiplin
cezası da verilemeyecektir. 7) Cezai kovuşturma ile disiplin kovuşturmasının bir arada yürütülmesi 657 Sayılı Kanunun 131 inci maddesinin ikinci fıkrasında "Memurun Ceza
Kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri ayrıca disiplin cezası uygulanmasına
engel olamaz" hükmü karşısında; 8) Savunma hakkı Anayasamızın 129 uncu maddesinde, savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130 uncu maddesinde ise, Anayasanın yukarıdaki hükmüne uygun olarak "Devlet memuru hakkında savunma alınmadan disiplin cezası verilemez." denilmektedir. Bu amir hükümler nedeniyle, bir Devlet memuruna savunması alınmadan disiplin cezası verilmesi mümkün değildir. Savunmanın kim veya hangi kurul tarafından ve nasıl alınacağı 657 sayılı Kanunun 130 uncu maddesinde hüküm altına alınmıştır. Söz konusu maddede; ilgililerin savunmasının, cezayı verecek disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu tarafından alınacağı ve savunmasını hazırlaması ve yapması için ilgiliye bu yöndeki yazının kendisine tebliğinden itibaren 7 günden az olmamak üzere süre verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Devlet memuriyetinden çıkarma cezası dışındaki disiplin cezalarında, kanun
ve yönetmelik hükmü gereği ilgililerin savunmasının, cezayı verecek disiplin
amiri veya ilgili disiplin kurulunca alınması gerekli olup savunmasını hazırlaması
için 7 günden az olmamak üzere süre verilmesi gerekir. Bu hükümlere aykırı uygulamalar
sonucunda verilen disiplin cezaları, usul hükümlerine bağlı olarak hukuka aykırı
hale gelir. 9) Karar süresi 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 128 inci maddesi hükmüne göre, disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir. Disiplin Kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir. Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca karara bağlanır. Ceza zamanaşımı süresinin geçirilmemiş olması kaydıyla bu sürelerin geçirilmesinden
sonra verilen disiplin cezaları, bu sürenin zamanaşımı süresi olmamasına bağlı
olarak hukuki geçerliliklerini yitirmezler. Bu süreler, idarenin iç işleyişiyle
ilgili olup disiplin suçu işleyen kişinin disiplin hukukunun özelliğine bağlı
olarak gecikmeksizin cezalandırılmasını temin etmek amacıyla idarenin hızlı
karar vermesini sağlamaya yönelik olarak öngörülmüştür. 10) Tanık durumunda olan disiplin kurulu üyesinin kurul toplantısına katılıp katılamayacağı Disiplin kurulu üyeleri, "Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında
Yönetmelik" hükümlerince fezleke düzenlenen personel hakkında soruşturma
yapmakla birlikte fezlekenin hazırlanmasına, tanık olarak verdikleri ifadeyle
katıldıklarında ilgiliye yönelik disiplin kurulu toplantılarına katılmamaları
gerekmektedir. 11) Fezlekeli soruşturmalarda zabıt kâtibi bulundurulup bulundurulamayacağı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 181 inci maddesi, 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri
Usulü Kanununda değişiklik yapılmasına dair 3206 Sayılı Kanunun 82 nci maddesi
ile yürürlükten kaldırılmış olup, aynı Kanunun 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasında;
"Diğer kanunlarda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun ilk tahkikat hükümlerine
yapılmış atıflar, kamu davasının hazırlanmasına ilişkin hükümlerine yapılmış
sayılır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 163 ve müteakip maddelerindeki hükümler,
tahkikatı yapmakla görevli kılınanlar tarafından uygulanır." değişik 161
inci maddesinde ise; "Sanığın sorgusu, tanık ve bilirkişinin dinlenmesi
veya bir keşif ve muayene sırasında Cumhuriyet Savcısı veya sulh hakiminin yanında
bir zabıt kâtibi bulunur. Acele hallerde, yemin vermek şartıyla bir kimseye
zabıt kâtipliği görevi yaptırılabilir. Muhakkiklerce yapılan işlem yargı niteliğinde olmayıp, idari nitelikte ifade alma işlemidir. Nitekim Anayasa Mahkemesi'nin 11.10.1965 gün ve E.No: 1965/53, D.3/242-25 sayılı kararında Memurun Muhakematı Hakkındaki Kanun'a göre işlem yapan mercilerin yargı mercii olmadığı, yapılan işlem ve alınan kararları da yargılama niteliğinde saymak ve kabul etmenin imkansız olduğu ifade edilmiştir. Esasen muhakkikler tek başına savcı yerini tutmazlar. Soruşturma emrini veren makam, muhakkik ve idare kurulu üçlüsü ancak savcının yerini alır. Muhakkikin görevi memurların soruşturmasında savcıya ait araştırma görevine tekabül eden bilgi ve belgeleri toplayıp ifadeleri almaktır. Sonuç çıkarma işlemi idare kurullarına ait olup, muhakkikler savcının yetkili olduğu arama, el koyma, yakalama emri verme vs. gibi yetkilere de sahip değildirler. Sonuç olarak; 3206 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce sorgu hakimi gibi faaliyette
bulundukları zamanda dahi muhakkiklerin, ifade alırken zabıt kâtibi bulundurma
zorunluluğu aranmamakta iken ve dosyaların idare kurullarında veya idare mahkemelerinde
görüşülüp karara bağlanmasında engel teşkil etmezken, 3206 sayılı Kanunun yürürlüğe
girmesinden sonra savcı gibi hareket etme niteliğine (tek başına değil) kavuştuğunda
dahi idari nitelikle ifade alırken zabıt kâtibi bulundurma zorunluluğu yoktur.
Kaldı ki, muhakkikler soruşturma esnasında sadece sözlü ifade almamakta hatta
çoğu zaman tanık ve sanıkların ifadelerini, yazılı olarak verilen soruları el
yazıları ile cevaplandırmaları suretiyle almaktadır. 12) Cezaların hangi tarihten itibaren hüküm ifade edeceği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 132 nci maddesi hükümlerine göre, disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Yargı yoluna gidilmiş olması disiplin cezasının uygulanmasına engel teşkil etmez. Aynı şekilde yargı yoluna başvurulamayan uyarma ve kınama cezalarına ilişkin olarak yapılan itirazlar da bu cezaların uygulanmasını durdurmaz. Aylıktan kesme cezası, cezanın veriliş tarihini takip eden aybaşında uygulanır. Verilen disiplin cezaları sıralı sicil amirine, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ayrıca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması
cezası verilenler, valilik, büyükelçilik, müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel
müdürlük, genel müdür yardımcılığı ve daire başkanlığı görevlerine atanamazlar.
Atamaları Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılanlar hakkında da bu hüküm uygulanır. 13) Disiplin cezalarına itiraz, süre ve yapılacak işlem 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 2670 sayılı Kanunla değişik 135 inci
maddesinde yer alan hükme göre; b) İtiraz, cezayı veren disiplin amirinin bir üstündeki disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılır. Millî Eğitim Müdürü, tarafından verilen uyarma veya kınama cezalarına karşı
itiraz Valiye, c) Uyarma ve kınama cezalarına karşı İdare Mahkemelerinde dava açmak mümkün
olmadığı için maddede geçen 7 günlük süre itiraz süresidir. Diğer cezalara karşı
dava açma süresi İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda belirtildiği gibi 60 gündür. 14) Disiplin cezalarının yargısal denetimi ve yargı kararları karşısında yapılacak işlem T.C. Anayasasının 2 nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir "HUKUK DEVLETİ" olduğu açıkça vurgulanmıştır. Hukuk Devleti ilkesi Devlet düzeninde hukukun üstünlüğünü ve hukuka bağlılığı gerektirir. Hukuka uygunluk yargısal denetimle sağlanır. İdarenin yargı yolu ile denetimi bu denetimin sınırı Anayasanın 125 inci maddesinde belirtilmiştir. Bu madde hükmüne göre, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. İdarenin kamu hukuku alanındaki tasarruflarının denetimi görevi, idari yargı düzeninde kurulmuş ilk derece idare mahkemeleri ile üst derece idare mahkemesi olan Danıştay'ca yerine getirilmektedir. İdare Mahkemeleri bu denetim görevini, kendilerine açılan iptal ve tam yargı davaları aracılığıyla yerine getirirler. Disiplin cezası kararları da idari işlemlerden sayıldıklarından, bu kararlara
karşı açılan iptal ve tam yargı davaları da idari yargıda görüşülüp çözümlenir. İdari yargı düzeninde yer alan bu mahkemelerin, disiplin cezası kararlarına
karşı açılan iptal davalarında bu işlemleri, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat
yönlerinden biri ile hukuka aykırı bulmaları durumunda disiplin cezası kararı
şeklindeki idari işlemleri iptal etmeleri hukukun gereğidir. Söz konusu tasarruflardan dolayı hakkı muhtel olanların açtığı tam yargı davalarında da; ilgilinin hakkının gerçekten muhtel olduğu, zarara uğradığı saptanırsa, idare mahkemeleri işlemin iptali ile birlikte zararın tazminine de hükmeder. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28 inci maddesinde; Danıştay, Bölge İdare ve İdare Mahkemelerinin esasa ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, en geç otuz gün içinde işlem tesis etmek ve eylemde bulunmak zorunda olduğu, bunun yanında yine aynı maddede; belirtilen mahkeme kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği, ayrıca bu kararların kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine dahi tazminat davası açılabileceği belirtilmekte ve yine aynı Kanunun 52 nci maddesinde; temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olmanın mahkeme kararlarının yürütülmesini durduramayacağı ancak, temyiz veya itirazı incelemeye yetkili yargı merciinin teminat karşılığında mahkeme kararlarının yürütülmesinin durdurulmasına karar verebileceği hükme bağlanmıştır. İdare hukuku ilkeleri karşısında idarenin, iptal kararlarının amacı ve kapsamına göre iptal edilen işlemlerden doğan sonuçları ortadan kaldırmak ve iptal edilen işlemin hiç yapılmamış sayılması ilkesi gereği olarak önceki hukuki durumun geçerliliğini sağlamakla yükümlüdür. Keza Anayasanın ilgili hükümlerinde de yasama ve yürütme organları ile idarenin yargı kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu organlar ile idarenin yargı kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bu kararların icaplarının yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükümleri bulunmaktadır. Diğer taraftan, temyiz veya itiraz yoluna başvurulmuş olması mahkeme kararlarının
yürütülmesini durduramaz. Ancak, zamanaşımı süresinin söz konusu olabileceği
hallerde temyiz yoluna gidilirken yürütmenin durdurulmasının da istenilmesi
yönünde işlem yapılmalıdır. 15) Disiplin kurullarının cezayı reddetmesi halinde yapılacak işlem Disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir ceza tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttir. Özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklıdır. Müfettiş ve muhakkiklerce gerekli görülmediği için disiplin teklifi getirilmemesi
disiplin amirlerince bağlayıcı olmamakla birlikte disiplin amirince soruşturma
raporunun bu şekliyle tekemmül etmiş sayılması durumunda bu soruşturma raporundaki
bilgi ve belgelere dayanılarak disiplin amirlerince disiplin cezası verilemeyeceği
gibi bu soruşturma raporları disiplin kurullarına da gönderilmez. 16) Devlet memurluğundan ayrılanlar hakkında disiplin cezası uygulanıp uygulanmayacağı İstifa, emeklilik gibi bir nedenle Devlet memurluğundan ayrılan kişiye memur iken işlediği bir disiplin suçu nedeniyle disiplin cezası verilip verilmeyeceği ve nasıl uygulanacağı konusunda mevzuatta bir açıklık bulunmamakla birlikte, memuriyetten ayrılan kişinin memuriyet statüsünde iken işlediği suçtan dolayı savunması alınabileceği gibi kendisine de itiraz hakkı kullandırılacak ve gerekirse disiplin cezası da verilebilecektir. Ayrıca, verilen disiplin cezasının uygulama imkanı var ise uygulanacak, fiilen
uygulama imkanı olmadığı takdirde cezaya ilişkin karar sicil dosyasında muhafaza
edilecek ve yeniden Devlet memuru olarak görev almaları halinde dikkate alınacaktır. 17) Aday memurlara disiplin cezası verilmesi ve uygulanması Aday memurların disipline aykırı tutum ve davranışları hakkında suçun ağırlığı, tekerrürü gibi hususlar göz önünde bulundurularak idarenin takdir yetkisi çerçevesinde gerek 657 sayılı Kanunun değişik 56 ncı gerekse değişik 125 ve müteakip maddeleri uyarınca işlem yapılması mümkün bulunmaktadır. 657 sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerinde, aday memurları, kanunun disiplin işlerine dair hükümlerinden ayrık tutan bir düzenleme bulunmadığından konu ile ilgili uygulamanın yukarıda belirtilen esaslara göre yürütülmesi uygun mütalâa edilmektedir. Ancak, 657 sayılı Kanunun değişik 158 inci maddesinin son fıkrasında; "Aday
memurlara asaletleri tasdik edilinceye kadar kademe ilerlemesi uygulanmaz"
denildiğinden haklarında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygulanması
gereken aday memurlar hakkında değişik 126 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca
ilgili disiplin kurulunca alınacak kararda cezanın aday memurun asaletinin tasdikini
müteakip uygulanacağının belirtilmesi gerekli görülmekte, aksi takdirde değişik
132 nci maddesin 1 inci fıkra hükmü sebebiyle cezanın uygulanamaması söz konusu
olabilecektir. 18) Vekil öğretmenler hakkında uygulanacak disiplin hükümleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 86 ncı maddesinde; memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici süreyle ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabileceği, ancak ilkokul öğretmenliği (yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara açıktan vekil atanabileceği hükümlerine yer verilmiştir. Vekil öğretmenlerden, ilgili mevzuatta kendilerine verilen görevlerin yerine
getirilmesinde ihmal ve kusuru görülenlerin görevlerine derhal son verilecek,
bu durumda olanlara daha sonraki eğitim öğretim yılında vekil öğretmen olarak
görev verilmeyecektir. 19) Sözleşmeli olarak görev yapanlar hakkında disiplin hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda ve bu esaslar doğrultusunda Bakanlığımız ile ilgililer arasında yapılan sözleşme metinlerinde bu personel hakkında 657 sayılı Kanun ile özel kanunların disipline ilişkin hükümlerinin uygulanacağına dair herhangi bir hususa yer verilmemekle beraber, hizmet sözleşmesinde ilgililerin 7/15754 sayılı Kararname hükümlerine aykırı davranışı tespit edildiğinde, durumun kurumunca ilgiliye yazılı olarak tebliğ edileceği ve tebligatta belirtilecek günden geçerli olmak üzere sözleşmenin sona ereceği ifade edilmiştir. Ancak, mesleklerinde başarılı olup olmadıklarının takip ve tespiti açısından
emsali diğer personelde olduğu gibi denetim ve teftişlerinin yapılarak haklarında
düzenlenecek raporlar bir sonraki görev taleplerinde dikkate alınmak üzere millî
eğitim müdürlüklerinde muhafaza edilecektir. 20) Özel kanunların uygulanmayacak hükümleri 21) Genel affın disiplin suçlarına etkisi Ceza hukukuna göre, genel af ceza mahkumiyeti kararlarını ortadan kaldırır, ancak cezalandırılan eylemin işlenmediği sonucunu doğurmaz. Disiplin cezasını koyan yasa hükmü, cezanın uygulanmasını, eylemin işlenmiş olmasına değil de o eylemden dolayı bir mahkumiyet kararı verilmiş olmasına bağlı kılmışsa, mahkumiyet genel af ile ortadan kalkacağından o mahkumiyete dayalı olarak verilen disiplin cezası da ortadan kalkar. Şayet yasa, disiplin cezası verilmesinde eylemin işlenmiş olmasını yeterli saymışsa o eylemden dolayı ceza mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararının genel af ile ortadan kalkması, disiplin cezası verilmesini engellemez. 22) Özel öğretim kurumları mensuplarına disiplin cezası uygulaması 625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 47 nci maddesinde, bu kurumlarda görev alanlara uygulanacak disiplin hükümleri belli edilmiştir. Bu madde hükmüne göre, özel öğretim kurumlarının yönetici ve öğretmenleri hakkında kurumun yapısına göre, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 1702 ve 4357 sayılı Kanunlarda yazılı olan disiplin cezası hükümleri uygulanır. Aynı Kanunun 48 inci maddesine göre de bu cezalar, 657 sayılı Kanun ve bu kanuna
dayalı yönetmeliklerle yetkili kılınan makam ve merciiler tarafından verilir. 23) Aynı yıl içinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ve yetersiz sicil alan memurlar hakkında yapılacak işlem 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun değişik 132 nci maddesinin ilk fıkrası "Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır." hükmüne amirdir. Diğer taraftan, aynı kanunun kademelerde ilerleme şartlarını düzenleyen değişik 64 üncü maddesinin (b) bendinde Devlet memurunun kademe ilerlemesi için, o yıl içinde yeterli sicil almasını şarta bağlamış bulunmaktadır. Bu sebeple, aynı yıl içinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile birlikte
yetersiz sicil alan memurlar hakkında yukarıda yer verilen kanun hükümlerinin
ayrı ayrı uygulanması gerekmektedir. Şöyle ki; kademe ilerlemesinin durdurulması
cezası, verildiği tarihten itibaren hüküm ifade edeceğinden, bu cezanın uygulandığı
süre içinde ayrıca, yetersiz sicilin müteakip yıldaki terfii engellemesi nedeniyle
de o yıl içinde terfii işlemi yapılmayacaktır. 24) Görevden uzaklaştırma Görevden uzaklaştırma ile ilgili hükümlere 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 137-145 inci maddeleri arasında yer verilmiştir. Görevden uzaklaştırma; Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbir olup, bu tedbir soruşturmanın herhangi bir safhasında da alınabilir. Görevden uzaklaştırma tedbirinin alınabilmesi için ön koşul, memur hakkında
disiplin soruşturması veya Ceza Kanunu hükümlerine göre adli kovuşturma yapılmasını
gerektiren bir olayın gerçekleşmesi ve buna bağlı olarak disiplin soruşturması
veya adli kovuşturmanın başlatılmış olması gerekir. Memur hakkında alınan bu
tedbir muayyen bir süre ile sınırlıdır. Bu hükme göre, görevden uzaklaştırma tedbiri bir disiplin kovuşturmasına dayanarak alınmışsa, bu tedbir en çok 3 ay devam edebilir. Bu süre, idarenin derhal soruşturmayı başlatması ve soruşturmanın bitirilmesi için öngörülmüş bir süre olup disiplin kovuşturmasına bağlı olarak bir memur hakkında disiplin soruşturmasına dayalı olarak üç aydan daha uzun bir süre görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanamaz, üç aylık sürenin bitiminde bu tedbir, başkaca bir işleme gerek kalmadan kendiliğinden kalkar. Bu durumda memurun görevine başlatılması zorunlu olup, memuru göreve başlatmayan amir sorumludur. Görevden uzaklaştırma tedbiri, ceza kovuşturması nedeniyle alınmışsa, bu takdirde görevden uzaklaştıran amir, ilgili memurun durumunu her iki ayda bir inceleyerek görevine dönüp dönmemesi konusunda bir karar verir ve kararı ilgiliye yazı ile tebliğ eder. Görüldüğü gibi, ceza kovuşturması nedeniyle alınmış görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılması için kesin bir süre konulmamıştır. Zira ceza kovuşturmasının ne zaman biteceği önceden bilinemez. Ancak, ceza kovuşturmasının usul hukuku anlamında kesin karar niteliğindeki bir kararla sona ermesi halinde artık ceza kovuşturmasına bağlı olarak görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanmasının hukuki dayanağı kalmaz. Bu nedenle, ilgili memurun durumu yetkili amir tarafından her iki ayda bir incelenerek görevine dönüp, dönmemesi hakkında bir karar verilecektir. Eğer memurun göreve dönmesi, ceza soruşturması bakımından bir sakınca doğurmuyorsa veya memurun görevine dönmesi sakıncalı değilse hakkındaki bu tedbir kaldırılabilecektir. Bu durum, ceza kovuşturması sırasında tutuklu olmayan memurlar için geçerli bir hükümdür. Zira tutuklu olan memurun, tutuklu olduğu süre içinde fiilen görevine dönmesi mümkün değildir. Yetkili amire tanınan bu yetkinin mutlak ve sınırsız olduğu düşünülemez. Bu hakkın objektif, iyi niyet kurallarıyla birlikte kullanılması ve kamu hizmetinin gerekliliği yönünden değerlendirilmesi gerekir. Görevden uzaklaştırılan veya görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara, bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi, ödenir. Bu gibiler 657 sayılı Kanun'un öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler. Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce; haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler, yargılamanın men'ine veya beraatine karar verilenler, hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar, görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri, bu kararların kesinleşmesi üzerine kaldırılır. Bu durumda, görevden uzaklaştırılmalarına bağlı olarak bunların aylık ve ödeneklerinden kesilmiş olan üçte bir kesinti kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süreler kıdemlerinde değerlendirilir. Görevden uzaklaştırılan memur; bu süre içinde memuriyetle ilgili hak ve yükümlülükleri devam ettiğinden, 657 sayılı Kanunun Devlet memurlarına yüklediği diğer sorumlulukları yerine getirmek zorundadır. (Ticaret yasağına uyma, görevli bulunduğu il sınırlarını izinsiz terk etmeme gibi) Haklarında yapılan yargılama sonucu memuriyetlerine engel teşkil etmeyecek süre kadar hapis cezası ile cezalandırılanlardan bu cezaları infaz edilenlerin bu süre içinde kadrolarıyla ilişkileri kesilmeyecek, ancak bu süre içinde kendilerine aylık ve diğer ödenekleri ödenmeyecektir. Keza; yapılan soruşturma sonucu Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilenlerle,
yargılama sonucu Devlet memuru olma şartlarından birini kaybettirecek türde
bir ceza alanlara, aylıklarından kesilen üçte bir kesinti ödenmeyecek, görevden
uzaklaştırıldıkları süre içinde ödenen üçte iki oranındaki ödemeler geri alınmayacaktır. 25) Disiplin cezalarının sicilden silinmesi Bu durumda; 2670 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 16/05/1982 tarihinden önce işlenmiş fiiller hakkında verilen disiplin cezalarının sicilden silinmesinde eski süre hükümleri, bu tarihten sonra ise yukarıda yer verilen süre hükümleri uygulanacaktır. Gerek 126 ncı gerekse 127 nci ve 133 üncü maddelerin uygulanmasında fiillerin arz ettiği benzerlik ve denklikler, cezaların mahiyetleri ve hukuksal sonuçları bakımından ayniyetleri dolayısıyla özel kanunlarda yer alan disiplin cezalarından ihtar ve kusurlu sayılmanın uyarma; tevbihin kınama; maaş kesimi, ücret kesimi cezasının aylıktan kesme; kıdem ve derece indirimi ile vazifeye son verme cezalarının kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına tekabül edebilecekleri göz önünde tutulacaktır. Buna göre; cezasının sicilden silinmesi talebinde bulunan memurun talebi hiyerarşik kademeye uygun olarak Bakanlığın ilgili öğretim birimine intikal ettirilecek, bu birimce Bakanlık Makamından alınacak Onay, sicil dosyasının muhafaza edildiği birime gönderilecektir. Ayrıca disiplin cezalarının affına yönelik bir kanunun yürürlüğe konulması
durumunda da disiplin cezalarının kanun hükmü çerçevesinde sicilden silinmesi
söz konusu olabilecektir. 26) Disiplin Suçlarında Tekerrür Bu bağlamda, işlemiş olduğu bir fiilden dolayı aylıktan kesme cezası alan bir personele, bu cezasının sicilinden silinme süresi içinde aynı fiili 2'nci kez ve daha fazla işlemesi durumunda aylıktan kesme cezası verilecek ancak tekerrürden dolayı aylıktan kesme cezasının bir derece ağırı olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygulanacaktır. Yine işlemiş olduğu fiilden dolayı aylıktan kesme cezası verilen bu personel hakkında, söz konusu cezasının sicilinden silinme süresi içinde aynı fiili değil de aynı cezayı gerektiren farklı bir fiili ikinci kez ve daha fazla işlemesi halinde yine aylıktan kesme cezası verilecek ancak üçüncü defasından itibaren verilen cezalar, aylıktan kesme cezasının bir derece ağırı olan kademe ilerlemesinin durdurulması cezası olarak uygulanacaktır. Diğer taraftan, Danıştay Sekizinci Dairesinin 02/03/1994 tarih ve 1993/1293
Esas, 1994/680 Karar sayılı kararında belirtildiği şekilde; tekerrür nedeniyle
bir derece ağır ceza verilirken işlenen suçun niteliği hangi cezayı gerektiriyorsa
bu cezanın bir derece ağır verilebilecektir, yoksa her suç işlenişinde önceki
cezanın bir üstü ceza verilemeyecektir.Dolayısıyla tekerrürden dolayı hakkında
bir derece ağır disiplin cezası verilmiş personelin bu cezasının sicilden silinme
süresi içinde ve yine bu cezayı almasına gerekçe olan aylıktan kesme cezasını
gerektiren aynı fiillerde ısrar etmesi durumunda; GÖRÜŞLER Muhakkiklerce yürütülen disiplin soruşturması sırasında muhakkikçe hakkında soruşturma yapılan devlet memurunun ifadesinin mi, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 130 uncu maddesine göre savunmasının mı alınacağı Bilindiği üzere, T.C. Anayasasının 129 uncu maddesinde "... Memurlar
ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve
bunların üst kuruluşlar mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası
verilemez. ...", 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 130 uncu maddesinin
birinci fıkrasında da "Devlet memurları hakkında savunması alınmadan
disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın (buradaki "soruşturmayı
yapanın" ifadesinden cezayı verecek disiplin amiri ya da disiplin kurulu
anlaşılır.) veya yetkili Disiplin Kurulunun yedi günden az olmamak üzere verdiği
süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma
hakkından vazgeçmiş sayılır" hükümlerine yer verilmiştir. Yukarıda belirtilen hükümlerden muhakkiklerin, disiplin soruşturması aşamasında
savunma almaları söz konusu olmayıp kusurlu ya da suçlu konumundaki kişilerden
yazılı ifade veya ifade zaptı suretiyle bilgi almaları; savunmanın ise soruşturma
raporunda teklif edilen disiplin cezasını verecek olan disiplin amiri veya disiplin
kurulu tarafından alınması gerekmektedir. Devlet memurlarının kesintisiz devamsızlığının hesaplanmasında, Cumartesi Pazar günlerinde görevli olmamaları halinde bugünlerin devamsızlıktan sayılıp sayılmayacağı Bilindiği üzere Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinde
"Hafta tatili Pazar günüdür. Bu tatil 35 saatten az olmamak üzere Cumartesi
günü en geç saat 13.00'den itibaren başlar. İl Millî Eğitim Müdür Yardımcıları, İlçe Millî Eğitim Müdürü, İl ve İlçe Millî Eğitim Şube Müdürleri ve İlköğretim Müfettişlerine "Kademe İlerlemesinin Durdurulması" cezası teklifi getirilmesi halinde durumlarının İl Disiplin Kurulu'nda mı, İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu'nda mı görüşüleceği Bilindiği üzere, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin
"Kurulların Görev Alanı" ile ilgili 8'inci maddesinde: "Başbakanlık
ve Bakanlıklar ile bunların bağlı kuruluşlarında görevli memurların kademe ilerlemesinin
durdurulması cezası ile ilgili işleri memurların bağlı oldukları kurumların
disiplin kurullarınca karara bağlanır. Ancak, bu kurumların illerde görevli
memurlarından Bakanlar Kurulu kararı veya ortak kararla atananlar dışındakilerin
aynı disiplin cezası ile ilgili işleri hakkında karar verme yetkisi ilgili İl
Disiplin Kuruluna; illerde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı teşkilatta görevli
öğretmen, yönetici, uzman ve uzman yardımcısı ile gezici öğretmenlerin kademe
ilerlemesinin durdurulması cezası ile ilgili işleri hakkında karar verme yetkisi
ise ilgili İl Millî Eğitim Disiplin Kuruluna aittir." denilmektedir. 4357 ve 1702 sayılı Kanunlara göre verilen cezalara itiraz edilip edilemeyeceği Bilindiği üzere, 4357 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde; "İlkokul öğretmenleri
işledikleri disiplin suçlarının mahiyetine ve derecesine göre 1702 sayılı Kanunun
36, 40, 41 ve 43 üncü, 1880 sayılı Kanunun 8 ve 9 uncu maddelerinde yazılı esaslar
altında aşağıdaki inzibat cezalarına çarpılırlar: Maddeden açıkça anlaşılacağı üzere; itiraz olunamayacak cezalar tadadi olarak sayılırken, maddede sayılan diğer cezaları verecek makam ve kurullar konusunda 1702 sayılı Kanunun 36,40,41 ve 43 üncü maddelerine atıfta bulunulmuştur. 1702 sayılı Kanunda da, hangi fiili işleyen memura, hangi disiplin cezalarının hangi makam veya kurulun vereceği tek tek sayılmak suretiyle belirtilmiştir. Kanunda geçen ihtar, tevbih, maaş ve ücret kesilmesi cezalarına karşı üst makam ve merciilere itiraz edilip edilemeyeceği konusunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Kanunun 43 üncü maddesinde ise; "İşbu Kanunun ahkâmı dairesinde salâhiyettar makam ve meclislerin kararı ile ceza gören kimselerin bu ceza ve kararlar hakkında Şûrayı Devlette itiraz hakkı bakidir" denilmektedir. Maddede geçen "Şûrayı Devlet" ifadesi bugünkü Danıştay'ın karşılığıdır. Diğer taraftan, Danıştay'ın özel kanunu olan ve Danıştay'ın görev, sorumluluk ve yetkilerinin belirlendiği 2575 sayılı Kanun incelendiğinde görüleceği üzere, 1702 sayılı Kanuna göre verilen disiplin cezalarına karşı yapılan itirazların inceleneceğine ilişkin bir görev verilmemiştir. Bu nedenle, maddede geçen "itiraz" sözcüğünün "Dava" olarak
algılanması gerektiği değerlendirilmektedir. Yüksek disiplin kurulunun, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını kabul etmesi halinde, Kurul kararının; gerek atamaya yetkili amirin Bakan olduğu memurlar, gerekse atamaya yetkili amirin vali olduğu memurlar açısından, Bakan onayına sunulup sunulmayacağı Bilindiği üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 126 ncı maddesinin ikinci
fıkrasında "Devlet memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği
üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verilir."
denilmektedir. Aday memurlara da disiplin cezası verilebileceği ve haklarında verilen kademe ilerlemesi cezasının asaletinin tastikinden sonra uygulanacağı .... aday memurların .... disipline aykırı tutum ve davranışları hakkında suçun
ağırlığı, tekerrürü gibi hususlar göz önünde bulundurularak idarenin takdir
yetkisi çerçevesinde gerek 657 sayılı Kanunun değişik 56 ncı gerekse değişik
125 ve müteakip maddeleri uyarınca işlem yapılması mümkün bulunmaktadır. 657
sayılı Kanun ile ek ve değişikliklerine aday memurları, Kanunun disiplin işlerine
dair hükümlerinden ayrık tutan bir düzenleme tespit edilemediğinden; konu ile
ilgili uygulamanın yukarıda belirtilen esaslara göre yürütülmesi uygun mütalâa
edilmektedir. Ancak 657 sayılı Kanunun değişik 158 nci maddesinin son fıkrasında
"Aday memurlara asaletleri tasdik edilinceye kadar kademe ilerlemesi uygulanmaz"
denildiğinden, haklarında kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygulanması
gereken aday memurlar hakkında değişik 126 ncı maddenin 1 nci fıkrası uyarınca
ilgili disiplin kurulunca alınacak kararda, cezanın aday memurun asaletinin
tasdikini müteakip uygulanacağının belirtilmesi gerekli görülmekte aksi takdirde
değişik 132 nci maddenin 1nci fıkra hükmü sebebiyle cezanın uygulanamamasının
söz konusu olabileceği düşünülmektedir. İlköğretim müfettişlerince yürütülen soruşturmalar sonucunda düzenlenen soruşturma raporlarıyla getirilen idari tekliflerin uygulanma zorunluluğu bulunup bulunmadığı ve takdir hakkının kullanıp kullanılamayacağı Bilindiği gibi, idare, kanunlarla kendisine verilen görevleri kamu görevlileri eliyle yerine getirmektedir. Kamu görevlileri ise kanunlar ve diğer mevzuat hükümlerinin, düzenleyici, sorumluluk ve yetki sahibi kılıcı kurallarına uygun olarak hizmet vermekten sorumlu tutulmuşlardır. Kamu görevlilerinin bu kurallara aykırı davranışlarına idarî suç (disiplin suçu), idari suçlara uygulanan cezalara ise idarî ceza (disiplin cezası) denilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124 üncü maddesinde; " Kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla, kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin, Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde ve yurt dışında yerine getirmemek, uyulmasını zorunlu kıldığı kurallara uymamak, yasakladığı işleri yapmak...." disiplin suçu olarak tanımlanmıştır. Disiplin soruşturması ise, kamu görevlilerinin kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesine engel olan, uyulması zorunlu kuralların dışına çıkan ve yasaklanmış bulunan fiil ve hallerinin incelenip soruşturulmasıdır. Disiplin soruşturması açılmasına karar verme yetkisi, disiplin amiri sıfatı bulunan kamu görevlilerine aittir. Disiplin soruşturması, bizzat disiplin amiri tarafından yürütülebileceği gibi disiplin amirince yetki verilen soruşturmacı/soruşturmacılar (muhakkik/muhakkikler) tarafından da yürütülebilir. Muhakkikler tarafından yürütülen disiplin soruşturmasının sonucunda, soruşturmaya ait bütün bilgi ve belgeler ile soruşturma sonunda getirilen tekliflerin yer verildiği soruşturma raporu düzenlenerek disiplin amirine sunulur. Soruşturma raporunda, işlenen fiilin durumuna göre soruşturmacı (muhakkik) tarafından idarî, malî ve disiplin yönünden olmak üzere teklif/teklifler getirilebilir. Söz konusu teklifler, disiplin amirinin karar vermesini ve değerlendirme yapmasını kolaylaştıran niteliğe sahiptir. Disiplin amirleri, sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla soruşturma raporuyla getirilen teklifleri uygulayıp uygulamamak konusunda yetki sahibi olup, disiplin suçu işlenip işlenmediği, işlenen disiplin suçunun ne olduğu ve bu suça hangi disiplin cezasının uygulanacağı konularında soruşturma raporu ile bağlı tutulmamışlardır. Kaldı ki; aksi durum disiplin amirinin kendisine bağlı bir kamu görevlisinin direktifleri doğrultusunda işlem yapması anlamına gelmektedir. Gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda gerekse konuya ilişkin diğer mevzuat hükümlerinde disiplin amirlerinin soruşturma raporunda belirtilen tekliflerle bağlı olduklarına ilişkin bir hükme yer verilmemiştir. Bu nedenle, işlenmiş olan fiillere bağlı olarak açılan disiplin soruşturmalarında
soruşturmayı yürüten-ilköğretim müfettişleri dahil olmak üzere- muhakkiklerce
getirilen idari tekliflerin uygulanmasına yönelik bir zorunluluk bulunmadığı
gibi bu tekliflerin uygulanmasında da yetkili amirlerin kamu yararı çerçevesinde
ve gerekçelendirmek koşuluyla takdir yetkisinin bulunduğu değerlendirilmektedir. Kaymakam tarafından İlçe Milli Eğitim Müdürüne verilen uyarma cezasına karşı itirazın, Valilik makamına mı yoksa İl Milli Eğitim Disiplin Kuruluna mı yapılması gerektiği Bilindiği üzere, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin
8 inci maddesi 5 inci fıkrasında; "İllerde Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı
teşkilatta çalışan öğretmen, yönetici, uzman ve uzman yardımcısı ile gezici
öğretmenlerin, kaymakam ve valilerce verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı
itirazları, İl Milli Eğitim Disiplin Kurullarınca karara bağlanır." denmesine
karşın, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135 inci maddesinde "Disiplin
amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, varsa
bir üst disiplin âmirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir." hükmüne
yer verilmiştir. Haklarındaki disiplin soruşturması tamamlanmadan ya da disiplin cezaları kendilerine tebliğ edilmeden emekli olan veya görevlerinden ayrılan memurların soruşturmalarının sonuçlandırılıp sonuçlandırılmayacağı ile adreslerinin tespit edilememesi halinde yapılacak işlem. İstifa ya da emeklilik gibi nedenlerle Devlet memurluğundan ayrılan kişiye memur iken işlediği bir disiplin suçu nedeniyle disiplin cezası verilip verilmeyeceği ve nasıl uygulanacağı konusunda mevzuatta bir açıklık bulunmamakla birlikte memuriyetten ayrılan kişilere; memur statüsünde iken işlediği suçtan dolayı savunmasının alınmasını, itiraz hakkını kullanmasını, disiplin cezası ile tecziye edilmesini engelleyen bir hüküm bulunmaması ve disiplin suçu olarak tanımlanmış bir fiili gerçekleştiren kamu görevlilerinin cezalandırılmasının hukuken mümkün olması nedeniyle disiplin hukukuna dayanan işlemler uygulanabilmekte hatta disiplin cezası verilebilmektedir. Ayrıca, bu konumda bulunan kişilere disiplin soruşturması sonucunda yetkili disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarından uygulama imkânı bulunanların uygulanması, fiilen uygulama imkânı bulunmayan cezalar hakkında ise, yeniden Devlet memuru olarak görev isteğinde bulunması durumunda dikkate alınmak üzere bu cezaya ilişkin kararın sicil dosyasında muhafaza edilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, haklarında yürütülen soruşturma tamamlanmadan ya da soruşturma
sonucunda verilen disiplin cezası kendisine tebliğ edilmeden istifa ya da emeklilik
gibi nedenlerle görevlerinden ayrılan ve adresleri tespit edilemeyenler hakkında
yukarıda belirtildiği şekilde işlem tesis edilmesi, bu işlemlerin tesis edilmesinde
adres belirsizliği veya adresin tespit edilememesi nedeniyle yapılacak işlemin
ilgilisine doğrudan tebliğ edilememesi durumlarında 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun
değişik 20, 21 ve 28 inci maddeleri çerçevesinde uygulama yapılması gerektiği
değerlendirilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 134 üncü maddesine dayanarak hazırlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin sekizinci maddesinde yer verilen "yönetici" ifadesinin kapsamı Bilindiği gibi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 134 üncü maddesinde;
"Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere
Kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kurulu ile her ilde, bölge esasına göre
çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ve ayrıca Millî Eğitim
müdürlüklerinde birer Disiplin Kurulu bulunur. Söz konusu Yönetmeliğin 8 inci maddesinde; "Başbakanlık ve Bakanlıklar
ile bunların bağlı kuruluşlarında görevli memurların kademe ilerlemesinin durdurulması
cezası ile ilgili işleri memurların bağlı oldukları kurumların disiplin kurullarınca
karara bağlanır. Ancak, bu kurumların illerde görevli memurlarından Bakanlar
Kurulu kararı veya ortak kararla atananlar dışındakilerin aynı disiplin cezası
ile ilgili işleri hakkında karar verme yetkisi ilgili İl Disiplin Kuruluna;
illerde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı teşkilâtta görevli öğretmen, yönetici,
uzman ve uzman yardımcısı ile gezici öğretmenlerin kademe ilerlemesinin durdurulması
cezası ile ilgili işleri hakkında karar verme yetkisi ise ilgili İl Millî Eğitim
Disiplin Kuruluna aittir.…" hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 8 inci maddesindeki İl Millî Eğitim Disiplin Kurulunun görev alanında yer verilen yönetici deyiminin kapsamından, illerde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı teşkilâtta görev yapan ve Bakanlar Kurulu Kararı veya ortak kararla atananlar dışındaki yöneticilerin anlaşılması gerekmektedir. Bu açıdan, Bakanlar Kurulu Kararı veya ortak kararla atanmamış olan tüm yöneticilerin
bu kapsamın içerisinde olduğu kabul edilerek, Millî Eğitim Müdür Yardımcısı,
İlçe Millî Eğitim Müdürü, İl-İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü, Halk Eğitim Merkezi
Müdürü, Sağlık Eğitim Merkezi Müdürü ve Öğretmenevi Müdürü v.b. müdürler de
dahil olmak üzere illerde Bakanlığımıza bağlı teşkilâtta yöneticilik görevini
yürüten fakat Bakanlar Kurulu kararı veya ortak kararla atanmamış olan tüm yöneticiler
hakkındaki kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile ilgili işlerde karar
verme yetkisinin, İl Millî Eğitim Disiplin Kuruluna ait olduğu değerlendirilmektedir. İl Millî Eğitim Disiplin Kurulu Yönetmeliğinin İptali 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 2670 sayılı Kanunla değişik 134'üncü
maddesinde, "Disiplin kurullarının kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme
ve karar usulû, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin
tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları
gibi hususlar Bakanlar Kurulunca çıkarılacak Yönetmelikle düzenlenir."
denilmektedir. Bu cümleden olarak il millî eğitim disiplin kurulları dahil, disiplin kurullarıyla ilgili esas ve usuller Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelikle düzenlenmiş ve dayanağı olan "Devlet Memurları Disiplin Kurulları Yönetmeliği"nin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle "İl Millî Eğitim Disiplin Kurulları Yönetmeliği"nin de uygulama olanağı kalmamıştır. Bu bakımdan, 04/04/1981 tarih ve 17300 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak
8/2588 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde yürürlüğe giren İl Millî Eğitim
Disiplin Kurulları Yönetmeliği 27/04/2001 tarih ve 24385 sayılı Resmî Gazete'de
yayımlanarak yürürlüğe giren, 05/04/2001 tarih ve 2001/2282 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı eki Yönetmelikle yürürlükten kaldırılmıştır. Ceza Tayininde TEVHİT Uygulaması Farklı tarihlerde işlenmesine ve birbiriyle bağlantısı olmamasına rağmen aynı
soruşturma dosyasında yer alan suçlar nedeniyle ilgilisine verilecek ceza konusunda
tereddüt oluşmaktadır. 1702 ve 4357 sayılı Kanunların disiplin hükümlerinin uygulanması 18 Ağustos 1997 gün ve 23084 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4306 sayılı Kanun'la, zorunlu eğitimin kesintisiz 8 yıla çıkarılması, 222, 1739 ve 3308 sayılı Kanun'larda, birlikte veya ayrı ayrı geçen "ilkokul" ile "ortaokul" ibarelerinin "ilköğretim okulu" olarak değiştirilmesine karşın, disiplin hukuku açısından özel nitelikte kanun olan 4357 sayılı Hususî İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanunda ve 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanunda; doğrudan veya dolaylı herhangi bir değişiklik yapmamış olup, 657 sayılı Kanunun 125 inci maddesindeki "...Özel kanunların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. ..." hükmü nedeniyle, bu kanunlar öğretmenlerimizin meslekî içerikli disiplin suç ve cezalarına yönelik olarak uygulama olanağı bulunan kanunlar olarak geçerliliklerini korumuş bulunmaktadır. Bu nedenle, İlköğretim okulu yöneticileri, ana sınıfı öğretmeni, sınıf öğretmeni, branş öğretmenlerinin cezalandırılmalarında, özel kanun olarak uygulanması gereken 1702 ve 4357 sayılı Kanunlardan hangisinin uygulanacağı hususunda birlik ve beraberliğin sağlanması amacıyla açıklama yapılması lüzumu belirmiştir. Bilindiği üzere, 4306 sayılı Kanunla değişik 222 sayılı "İlköğretim ve
Eğitim Kanunu"nun 9 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 1739 sayılı "Millî
Eğitim Temel Kanunu"nun 24 üncü maddesinde, ilköğretim kurumlarının sekiz
yıllık okullardan oluşacağı, bu okullarda kesintisiz eğitim yapılacağı ve bitirenlere
ilköğretim diploması verileceği hükme bağlanmıştır. 19/01/1943 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 4357 sayılı "Hususî İdarelerden
Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına
ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile
Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun"un 7 nci maddesinde,
ilkokul öğretmenlerinin işledikleri disiplin suçlarının mahiyetine ve derecesine
göre 1702 sayılı Kanunun 36, 40, 41 ve 43 üncü maddeleri ile 1880 sayılı Kanunun
8 ve 9 uncu maddelerinde yazılı esaslar çerçevesinde bu maddede belirtilen disiplin
cezalarının uygulanacağı, 15 inci maddesinde ise 1702 sayılı Kanunun 15, 16,
20, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 31, 34 ve 45 inci maddeleriyle 1880 sayılı Kanunla
değişik 18 ve 19 uncu maddeleri ve diğer kanunların bu Kanuna uymayan hükümlerinin
ilkokul öğretmenleri ve başöğretmenleri hakkında uygulanamayacağı da hükme bağlanmıştır. Bu çerçevede, meslekî içerikli disiplin suç ve cezalarına yönelik olarak; bu
genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yürütülen disiplin işlemlerinde: MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI DİSİPLİN AMİRLERİ YÖNETMELİĞİ Bu haber 67,637 defa okundu. Avea aboneleri ABONE yazıp 9462’e göndererek ilanları cep telefonlarına alabilirler. İptal için “İPTAL” yazıp 9462’ye göndererek de servisten ayrılabilirsiniz.
Servis haftalık 0,99 TL olarak ücretlendirilir. Fiyatlara % 18 KDV ve % 25 ÖİV dahildir. Paket üyeliği aylıktır. Günde 2 bilgilendirme SMS'i gelmektedir Forumdan seçmeler
22 Mayıs 12:23Sendikalara önerim- LYS de görev almayalım- Türkiyede yer yerinden oynasın18 Ocak 09:332012 kaymakamlık sınavına hazırlananlar13 Mayıs 01:43Doktorların yazısı neden kötüdür?3 Aralık 21:58Sağlık evlerinin sorunlarını paylaşalım15 Haziran 00:01KHK'lar ile kapatılan kurum mağdurları1 Nisan 02:48Tiyatro Hakkında Düşüncelerimiz, Yorumlarımız18 Mayıs 12:36Promosyonları geri topluyorlar
|
Son haberler
Önemli haberler
Son ilanlar
|
|||||||||||||||