Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
    

Milli Eğitim Şurası'nda 24 Kasım'da öğretmene ikramiye verilmesi görüşü benimsendi

03 Kasım 2010 17:43
Yazdır

18. Milli Eğitim Şurası Genel Kurulu'nda 24 Kasım Öğretmenler Günü'nün kutlandığı ay öğretmenlere birer maaş ikramiye verilmesi ve ek ders saat ücretinin 12 TL'ye çıkarılması önerisi benimsendi.

''Eğitimde 2023 Vizyonu''nun tartışıldığı 18. Milli Eğitim Şurası'nda çeşitli konuları ele alan beş komisyon, çalışmalarını tamamladı ve bu komisyonlarda kabul edilen kararların görüşüleceği Genel Kurul toplantısına geçildi. Genel Kurul çalışmalarına Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlık yaptı.

Genel Kurul'da ilk olarak ''Öğretmenin Yetiştirilmesi, İstihdamı ve Mesleki Gelişimi''ni ele alan komisyonun kararları üzerinde Şura üyeleri görüşlerini dile getirdi.

Söz alan Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, bu sabah komisyonda meydana gelen tartışma ve ardından yaşanan arbedeyi anımsatarak, şunları söyledi:

''Sabah pek hoş olmayan bir şey yaşandı. Sendikacılıkta böyle sert bir taraf var. Bizim tepkimiz şahsi tepkiler değildir, kimse yanlış anlamasın. Kırdığımız, üzdüğümüz arkadaşlar varsa kusura bakmasınlar. Ama inandıklarımızı, eğitim çalışanlarının geleceği bakımından önemli olan değerleri korumak için biz burada varız.

Sayın Bakan bize bir söz verdi ve yaklaşık 500 gündür bu söz yerine gelmedi. 69 bin sözleşmeli öğretmenin kadrolu olması konusunda biraz daha gayret etmesini istiyoruz. Bu aynı zamanda Başbakan'ın da sözüdür, kabinenin de sözüdür. Bu sabahki tartışmanın ana ekseni bu konuda olmuştur. Komisyonda bütün öğretmenlerin kademeli olarak sözleşmeliye geçirilmesi maddesinin komisyondan geçmesi bizi gerdi. Buna itiraz ettik. Bu maddenin düzeltilmesini istiyoruz. Bu sözleşmelilik ayıbı mutlaka düzeltilmelidir.''

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli de konuşmasına, Şura'nın Kızılcahamam'da düzenlenmesine tepki göstererek, ''Gönül isterdi ki bu eğitim şurası Ankara'dan buraya kaçırılmasın'' dedi.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılmasını isteyen Adıbelli, ''devletin öğretmenlere köle muamelesi yaptığını'' savundu. Öğretmenlerin maaşlarının azlığına işaret eden Adıbelli, ''32 yıllık öğretmenim 1600 lira maaş alıyor. Öğretmenler emekli olamıyor. Emekli olduğu zaman 1050 liraya düşüyor. Maaşım düşecek diye emekli olamıyor. Buna hep beraber çözüm bulalım. Emekli maaşını 1500, 1700 liraya çekebilirsek emekli olacaklar artar'' dedi.

Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Safran da KPSS'de öğretmen adaylarının mutlaka alan bilgilerinin de ölçülmesi gerektiğini söyledi.

-ÖĞRETMENLER GÜNÜ İÇİN BİR MAAŞ İKRAMİYE-

Genel Kurul'da, öğretmenlere her yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde bir maaş ikramiye ödenmesi, ek ders ücretinin saat ücretinin 6-7 liradan 12 liraya yükseltilmesi önerileri kabul edildi. Milli Eğitim Bakanı Çubukçu'nun, önerileri oylatırken bu maddelerin herkes tarafından kabul görmesi üzerine, ''Anlaşılan maddi konularda bir mutabakat var'' diye espri yapması üzerine salonlar gülüşmeler oldu.

Sözleşmeli öğretmenlik ile ilgili komisyon önerisi olarak Genel Kurul'a iletilen ''Öğretmenlerin istihdamında kullanılan kadrolu, sözleşmeli, ücretli gibi farklı uygulamaların kaldırılarak tek tip istihdam modeline geçilmesi, bir perspektif plan çerçevesinde eğitim personelinin performansa dayalı, özendirici yöntemlerle ve isteğe bağlı olarak sözleşmeli hale geçirilmesi için çalışmalar yapılması'' kararı, özellikle sendika temsilcilerinin tepkileri üzerine rapordan çıkarıldı.

Komisyon kararı olarak Genel Kurul'a gelen maddelerden biri olan ''Öğretmen olarak atanacakların uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle öğretmenlik yapmalarını engelleyecek nitelikte fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkları olup olmadığının ilgili fakülteye kayıt olmadan önce ve atama öncesinde detaylı bir şekilde tetkik edilmesi ve mesleğe atandıktan sonra her 5 yılda bir psikoteknik testten geçirilmesi'' önerisi de ''öğretmenlik mesleğinin saygınlığını yitireceği'' gerekçesiyle kabul edilmedi.

Genel Kurul'da, ''Ortaöğretim alan öğretmeni ihtiyacının öncelikle eğitim fakültesi ortaöğretim alan öğretmenliği programları mezunlarından karşılanması ve bu programların 5 yıllık öğretim süresinin 4 yıla indirilmesi; öğretmen atamalarının zorunlu durumlar dışında yılda bir kez eğitim-öğretim dönemi sonunda yapılması ve emeklilik işlemlerinin atama döneminden önce tamamlanarak atama dönemine kadar boş kadroların net bir şekilde belirlenmesi, bu işlemlerin standartlaştırılması; aday öğretmenlerin tek başına derse girmemesi ve tek öğretmen olarak bir okula atanmaması, öğretmenlik sınavında adaylara öğretmenlik meslek ve genel yetenek sorularının yanı sıra özel alan bilgisi soruları da yöneltilmesi'' kararları benimsendi.

-''RESİMLER ÇATIK KAŞLI OLMASIN''-

''Eğitim Ortamları, Kurum Kültürü ve Okul Liderliği'' komisyonun raporu oylanırken de tartışmalar yaşandı.

Kilis Üniversitesi öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Mustafa Cinoğlu'nun, ''Okullarda Atatürk, Türk büyükleri gibi resimlerin çatık kaşlı yerine güler yüzlü resimlerden seçilmesini istiyorum. Bu resimlerin küçük yaştaki öğrencilere örnek olmasını istiyoruz. Hatta bu salondaki Atatürk resmine bakın, güler yüzlü değil'' sözleri katılımcılar tarafından da onaylanırken, Cinoğlu'nun ''okullara askeri anlayışın yansıtılmamasını'' savunan görüşü, salonda katılımcıların çoğunluğunun ''Bu konunun ne alakası var şimdi'' şeklinde tepkilerine neden oldu. Bunun üzerine Çubukçu araya girerek, ''Lütfen kürsüye müdahale etmeyin. Burayı ben yönetiyorum'' dedi. Cinoğlu, konuşmasını protesto alkışlarıyla tamamladı.

Bu komisyonun raporunda yer alan ''okullardaki güvenlik sorunlarını çözebilmek için eğitimden geçirilmiş güvenlik görevlileri istihdam edilmesi, okullara büyüklüklerine göre bütçe verilmesi, güçlü okul kültürleri geliştirebilmek için okulların kendine özgü sembolleri (logolar, amblemler, rozetler, marşlar, kahramanlar, hikayeler, gazeteler, tablolar, sloganlar, üniformalar vb.) oluşturularak okulun ortak kültürel değerleri güçlendirilmeli'' konularında görüş birliğine varıldı.

-ŞURA'DAN NOTLAR-

18. Milli Eğitim Şurası'nın geçen pazartesi günü yapılan açılışının ardından bugün geçilen Genel Kurul çalışmalarına katılan Çubukçu, toplantı başladığında komisyon kararlarıyla ilgili görüşlerini dile getirmek isteyen üyelerin konuşma sürelerinin 3 dakika olarak sınırlandırılmasını önerdi. Bu çerçevede yapılan oylama sonucunda konuşmalarına başlayan sendika başkanları 10'ar dakika konuştu ancak sürelerini aşmaları nedeniyle sık sık Çubukçu tarafından uyarıldılar. Diğer konuşmacıların süresinin 5'er dakika olacağı belirtilince, sendika başkanlarının ardından söz alan Gazi Eğitim Fakültesi Dekanı Mustafa Safran'ın ''Keşke sendika başkanı olsaydım'' demesi, salondakileri güldürdü.

Şura'da Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ile Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli arasında ''laiklik'' tartışması yapıldı. Gündoğdu'nun kürsüde yaptığı bir konuşmayı, ''Burada bir sendika başkanı müftü gibi konuştu'' sözleriyle eleştirerek, laik eğitimi savunduğunu dile getiren Adıbelli'ye Gündoğdu başka bir konuşmasında, ''Kimse cumhuriyetin kurucusu Atatürk'ü kendi dini kaygılarıyla din karşıtı göstermesin'' yanıtını verdi.

Okullardaki temizlik uygulamasından şikayet eden Kahramanmaraş Fatih Şekkeli İlköğretim okulundan Şura'ya katılan Ali Orhan Pehlivan, ''okullara üst düzey bir yönetici geldiğinde temizlik yapıldığını, bunun dışında özen gösterilmediğini'' belirterek, haber verilmeden okulların bu konuda teftiş edilmesini istedi.

-''YÖNETMELİK Mİ YÖNETMENLİK Mİ?''

Genel Kurul'da söz alan bazı konuşmacıların ''yönetmelik'' yerine ''yönetmenlik'' şeklindeki telaffuzları üzerine Çubukçu müdahale etmek zorunda kaldı.

Kahramanmaraş 80. Yıl İlköğretim Okulu'ndan İsmail Sağır konuşurken ''yönetmenlik'' deyince Çubukçu, ''Sayın üye sizi uyarıyorum. Yönetmenlik değil yönetmelik. Ben bir hukukçu olarak bunu söylemek zorunda kaldım. Çünkü burada birkaç kişi 'yönetmenlik'' deyince artık dayanamadım. Aslında toplumun yarısında böyle söyleniyor'' dedi.

Bunun üzerine konuşmasına devam eden Sağır, yeniden ''yönetmenlik'' deyince ''Aslında 'yönetmelik' olduğunu biliyorum ama öyle çıkıyor'' sözleri salonda gülüşmelere yol açtı. Aynı kelimeyi birkaç kez ''yönetmelik'' şeklinde söylemekte zorlanan Sağır, gülüşmeler arasında konuşmasını tamamlamak zorunda kaldı.

Şura'da en fazla gerginlik, sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ile ilgili tartışmalar sırasında yaşandı. Şura'ya katılan Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikası temsilcileri sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması için çaba gösterdi.

Bu arada, Eğitim Sen'in ilk gün yapılan Şura açılış töreninin ardından Şura çalışmalarından çekilmesi de diğer sendikalar tarafından eleştirildi.

Şura'da en fazla önerge veren ve söz alan üyeler sendika temsilcileri oldu.

''KADIN VALİ VARDI DA BİZ Mİ ÇAĞIRMADIK''

Şura'ya katılan kadın sayısının az olmasının, Şura'nın açılışının yapıldığı ilk gün basında eleştirel haberlerin çıkmasına Şura'yı düzenleyen Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı yetkilileri tepki gösterdi. Bir üye, ''Türkiye'de kadın vali vardı da biz mi çağırmadık'' diye konuştu.

Genel Kurul'da söz alan Fatih Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. İbrahim Hakan Karataş, Şura'nın açılış töreni sırasında kadın üye katılımcılarının az olmasının dikkatini çektiğini söylemesi üzerine Çubukçu, ''Çünkü kadın yönetici sayısı az, o nedenle'' dedi.

Sendika temsilcileri başta olmak üzere bazı katılımcılar, Şura'nın Ankara merkezde yapılması yerine Kızılcahamam'da yapılmasına tepki göstererek, bunun hem zaman hem de katılım açısından sıkıntıya neden olduğunu dile getirdi. Şura süresince, Asya Termal Tesisleri'nde konaklamayanlar için sabah Ankara'dan Kızılcahamam'a, akşam da Kızılcahamam'dan Ankara'ya servis düzenlendi.

Şura kararları tavsiye niteliğinde olup, eğitim politikaları hazırlanırken göz önünde bulunduruluyor.

Anadolu Ajansı
Bu haber 97,665 defa okundu. 231 Yorum yapıldı
YORUMLAR
ARŞİV