Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

195 Soruda Yeni TCK, 35 Soruda Yeni CMUK

Yeni ceza Kanunumuz 1 Haziran 2005 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir. Yeni ceza kanunumuz toplam 345 maddeden oluşmaktadır. Her vatandaşın çok temel derecede de olsa ceza hukuku bilgisine sahip olmasının önemi büyüktür. İşte bu amaçla, Doç. Dr. Hakan Hakeri tarafından Radikal gazetesinde; 195 soruda yeni Ceza Kanununun, 35 soruda da Ceza Muhakemeleri Kanunu ve yeni ceza usulünün açıklandığı 12 günlük yazı dizisini bir arada yayımlıyoruz. Dizinin tümünü görmek için başlığa tıklayın.
25 Haziran 2005 00:12
Yazdır

Yeni TCK'yı görmek için tıklayın.

BAŞLARKEN

Ceza hukuku toplumla iç içe olan bir bilim dalıdır. Her gün ceza hukukunu ilgilendiren olay ve haberlerle karşılaşılır. Bu olayların sonucunun ne olacağı hususunda ise çok yüzeysel bilgi sahibiyizdir.

Halbuki her vatandaşın çok temel derecede de olsa ceza hukuku bilgisinin olmasında büyük yarar vardır. Özellikle de basında ceza hukuku ile ilgili verilen haberlerdeki yanlışlar toplumun yanlış bilgilenmesine neden olmaktadır. Örneğin tutuksuz yargılanmak üzere salıverilen bir kimsenin suçsuz olduğu düşünülür. Halbuki sadece tutuklama tedbirine gerek görülmemiştir.
Bilindiği gibi, 1 Haziran 2005 tarihinde yeni ceza kanunumuz yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle, yeni kanunun hepimiz bakımından neler getirdiği, nelerin suç olduğu, nelerin suç olmadığı gibi soruların cevaplandırılmasında büyük yarar vardır. Ayrıca günlük yaşamda hepimizin aklına takılan sorular vardır, 'Acaba şunu yapmak cezalandırılır mı, cezası nedir' gibi... Mesela, Digitürk'ü şifresini kırdırarak seyretmek suç mudur? Yine, son zamanda hırsızla yatak odasında karşılaşırsanız, meşru savunma hakkınız var; ama salonda karşılaşırsanız yok, gibi ceza hukuku ile alakasız yazılar basında çıktı. İşte en çok karşılaşabileceğimiz sorulara, basit bir dilde cevap vermek amacıyla bu yazı dizisi kaleme alındı.

1- Ceza kanununu bilmemek mazeret sayılır mı?
Türk Ceza Kanunu, sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru sanarak bir suç işleyen kimsenin sorumlu olmayacağını hüküm altına almıştır (md. 30/4).
Bu düzenleme, birçok Avrupa ülkesi kanununda yer alan ve ülkemiz hukuk düzeninde ilk defa hüküm altına alınmış bir düzenlemedir.
Bu suretle, örneğin dedesinden kalma tabloyu, normal bir tablo düşüncesiyle çok ucuza satan bir kimse, tarihi eser satmaktan dolayı sorumlu tutulamayacaktır. Zira kişi tablonun tarihi eser olduğunu bilseydi, zaten o fiyata satmazdı.
Ancak bu hüküm, suç işleyen herkesin 'Ben bilmiyordum' mazereti arkasına saklanmasına imkân sağlayacak bir hüküm değildir. Hâkim, kişinin eylemi gerçekleştirirken, gerçekten de meşru olduğu düşüncesiyle hareket ettiğini ve bu yanılgısından da kaçınamayacak durumda olduğuna kanaat getirmelidir.

2- Suç işlendikten sonra kanun değişirse eski kanun mu, yeni kanun mu uygulanır?
Kural olarak, bir kimse suçu işlediği tarihte hangi kanun geçerli ise o kanun hükümlerine göre cezalandırılır. Ancak, kanunumuz failin suçu işlemesinden sonra yapılan bir kanun değişikliğinin failin lehine olması durumunda bir istisna tanıyarak, bu hükmün fail suçu işlediği tarihte yürürlükte olmasa dahi ona uygulanması olanağını sağlamıştır.
Böylece örneğin eski kanun zamanında gasp suçunu işlemiş bir kimsenin cezası 10 yıldan başlamaktayken, yeni Türk Ceza Kanunu bu suçun cezasını 6 yıldan başlatmıştır. Dolayısıyla, eski kanun döneminde gasp suçunu işlemiş olsa da, fail 10 yıl değil, daha lehe olan kanun hükmü gereğine 6 yıl hapis cezası alacaktır.

'Gasp' artık 'yağma' oldu
Burada akla şöyle bir soru geliyor, lehe kanunun geçmişe yürümesi imkânı ne zamana kadar geçerlidir?
Kanunumuz, 'Failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' dediğinden, lehe uygulama failin cezasının infazı bitinceye kadar mümkün olacaktır. Böylece kanunumuz geçmişe uygulanma olanağını, hüküm verilinceye kadar değil, infaz bitinceye kadar olmak üzere oldukça genişletmiştir. Örneklerle açıklamak gerekirse, eski kanun döneminde gasp (kanunumuzdaki adıyla yağma) suçunu işleyen bir kimsenin yargılaması devam ediyorsa, artık mahkeme 10 yıl değil, 6 yıl hapis cezasına hükmedecektir. Buna karşılık daha önce gasp suçundan mahkûm olmuş ve cezasının örneğin 7 yılını yatmışsa, derhal salıverilecektir. 5 yılını yatmışsa, artık 5 yıl daha değil, sadece 1 yıl daha yatacaktır. 9 yıl 11 ay yatmışsa, son bir ayı daha yatması beklenmeyecek ve salıverilecektir. Ama infaz bitmişse, artık yapacak bir şey yoktur, fazladan 4 yıl yattım diye devletten alacaklıyım şeklinde bir talep hakkı da söz konusu olamayacaktır.

12 bin mahkûm bırakıldı
İşte, zaman zaman kanun değişiklikleri sonucu cezaevlerinden mahkûmların toplu olarak salıverilmesinin nedeni budur. Nitekim yeni ceza kanunu dolayısıyla da yaklaşık 12 bin mahkûm bu hükümden faydalanarak salıverilmiştir.

3- Büyükelçiliklerde işlenen suç, büyükelçiliğin ait olduğu ülkede mi işlenmiş sayılır?
Hayır. Büyükelçiliklerin dokunulmazlığı olmakla beraber, büyükelçilikler de ülke toprağıdır. Dolayısıyla Türkiye'deki büyükelçiliklerde işlenen suçlarda da Türk kanunları uygulanır. Aynı şekilde, Türkiye'nin örneğin Fransa'daki büyükelçiliğinde bir suç işlendiği takdirde, bu suç Fransa'da işlenmiştir ve dolayısıyla yetki Fransa mahkemelerindedir.

4- Yurtdışında suç işlemiş vatandaş, yabancı ülkeye iade edilir mi?
Bir suç dolayısıyla iade esas itibarıyla Türkiye'deki yabancılar bakımından mümkün. Kural olarak Türk vatandaşları, işledikleri suçlarla ilgili olarak yabancı ülkelere iade edilmezler. Ancak Anayasa'da yapılan bir değişiklikle uluslararası ceza divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülüklerle sınırlı olmak üzere vatandaşın iadesine olanak tanınmıştır. Yeni ceza kanunu da aynı prensibi kabul etmiştir (md. 18).

Kast nedir, taksir nedir?
Kast, bir kimsenin bilerek ve isteyerek bir eylemi gerçekleştirmesi demektir. Taksir ise halk dilinde kaza denilen şeydir. Yani bir kimsenin istemeden bir neticeye sebebiyet vermesidir. Örneğin, hızlı araç kullanma sonucu bir kimsenin ölümüne neden olunması gibi. Bunun tanımını kanun şöyle yapar: "Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" (md. 22/2). Böylece şakalaşırken bir kimseyi öldürmek veya kaza sonucu öldürmeler taksirli öldürmedir. Ceza hukukunda, kast ile işlenen eylemlerin cezası daha ağır, buna karşılık taksir ile işlenen eylemlerin cezası daha hafiftir. Buna karşılık kişinin alkollü olması gibi bilinçli taksir hallerinde ise hem ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak (md. 22/3); hem de failin cezası adli para cezasına çevrilemeyecektir (md. 50/4).

5-Bir suçu önceden planlayarak (taammüden) işlemek daha ağır mı cezalandırılır?
Kanun esas itibarıyla bir suçun önceden planlayarak veya ani bir kararla işlenmesi arasında bir ayrım yapmaz. Dolayısıyla ani bir kararla da işlense, önceden ayrıntılı bir planın neticesinde de işlense faile aynı ceza verilir. Bunun tek istisnası 'insan öldürme' suçu bakımından söz konusudur. Kanunumuz bir kimsenin tasarlanarak öldürülmesi durumunda failin cezasının artırılmasını öngörmektedir (md. 82).

6- Taksirli eylemi sonucu yakınlarını kaybedene ceza verilecek mi?
Yeni kanun, tamamen yeni bir hüküm getirmiştir. Buna göre, "Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa, ceza verilmez" (md. 22/6).
Buna örnek olarak şu olayı gösterebiliriz: Bir kimse, hızlı araç kullanması sonucu kaza yapmış ve arabada bulunan eşi ve çocuklarının ölümüne neden olmuş, kendisi ise yaralanmış, tıbbi müdahale sonucu kurtarılmıştır.
İşte kanun koyucu, bu anlattığımız örnek olayda olduğu gibi, eylemi sonucu zaten yeterince acı çekmiş olan bir kimseye ceza verilmeyebileceğini hüküm altına almıştır.

7- Öldürmek istemiyordum, sadece terlik attım ama öldü...
İstediğinden daha ağır bir neticeye sebep olan kimse nasıl cezalandırılacaktır? Örneğin, bir kimseye terlik atan bir kişi, mağdurun bunun sonucunda ölmesi durumunda öldürmeden mi sorumlu tutulacaktır?
Eski kanunumuz bu bakımdan ölüm neticesinin terlik atmanın sonucu olmasını yeterli görmekteydi. Ancak, yeni kanunumuz bu bakımdan çağdaş gelişmeleri benimsemiş ve bu neticeden sorumlu tutulabilmesi için failin dikkatsizliği sonucu bu neticeye sebebiyet vermesini aramıştır. Bu netice hiçbir şekilde öngörülemeyecek bir netice ise fail bu ağır neticeden sorumlu tutulamayacaktır (md. 23).

TCK'da Ebu Garip yetkisi
8- Ceza kanunu nerede işlenen suçlara uygulanır?

Kural olarak ceza kanunu Türkiye'de işlenen suçlara uygulanır. Peki Türkiye neresidir? Kanun 8. maddesinde bunu belirler: Türkiye, Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularından oluşmaktadır.
Peki açık denizde suç işleyenler Türkiye'de yargılanabilir mi? Kanun, açık deniz ve bunun üzerindeki hava sahasında bir Türk deniz veya hava aracında veya bu araçlarla suç işlenmesi halinde de suçun Türkiye'de işlenmiş sayılacağını açıklamaktadır.

Yabancıları yargılamak
Peki yabancı ülkede işlenen suçlar hakkında TCK'yı uygulama olanağı var mıdır? Kanunumuz değişik nedenlerle bunu kabul eder. Örneğin, suçun fail veya mağdurunun Türk vatandaşı olması halinde, belirli şartlar altında olaya TCK uygulanabilir (md. 11, 12). Böylece vatandaş yurtdışında da takip edilmekte veya korunmaktadır. Aynı şekilde Türkiye adına yurtdışında görev yapanların işledikleri görev suçları ile Türkiye'de olup da değişik nedenlerle iade edilemeyen yabancıların yabancı ülkede önceden işlemiş oldukları suçların da Türkiye'de yargılanması mümkündür (md. 10, 12/3).
TCK'nın 13 maddesi, yurtdışında işlenen suçlarla ilgili ilginç bir hüküm. Buna göre, soykırım, işkence, fuhuş, uyuşturucu madde ticareti gibi bazı suçların yabancı ülkede işlenmesi halinde Türk kanunları uygulanır. Bu itibarla, örneğin yurtdışında soykırım suçunu işleyen biri Türkiye'de yargılanabilir. Aynı şekilde Guantanamo veya Irak'ta işkence yapanlar Türkiye'de bulundukları takdirde TCK hükümlerine göre mahkeme önüne çıkarılabilir.
Bu maddesinin uygulanabilmesi için, 27 Mayıs 2005 tarihli TCK değişikliği paketinde, Adalet Bakanı'nın talebinin aranacağı yönünde bir hüküm sevk edilmişti. Ne var ki bu değişiklik cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiş bulunmaktadır.

Eski TCK'nın vakti dolmuştu

765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde çıkarılmıştı.
O tarihlerde hukuk sisteminin modernleştirilmesi çalışmaları sırasında, acil bir hukuk reformu için zaman kaybetmemek bakımından, yeni bir kanun hazırlanması yerine Osmanlı döneminde tercümesi yapılarak elde hazır bulunan 1889 İtalyan Ceza Kanunu az bir değişiklikle aynen kabul edilerek yasalaştırılmıştı. Kanunun İtalya'dan alınmış olması dolayısıyla Türk Ceza Kanunu için de faşist eleştirisi yapılmış ise de, faşist dönemde yapılan İtalyan Ceza Kanunu, halen İtalya'da yürürlükte bulunan 1930 Ceza Kanunu'dur. Türkiye ise bu kanundan özellikle devlet aleyhine işlenen suçlar kısmını almıştır.
1889 İtalyan Ceza Kanunu, 1930 yılına kadar İtalya'da, 2005 yılına kadar da Türkiye'de uygulanmak suretiyle 19., 20. ve 21. yüzyılda uygulama alanı bulan belki de dünyanın tek ceza kanunudur.
Günümüze kadar 60 civarında değişikliğe maruz kalan ve 19. yüzyıl ceza kanunu anlayışını yansıtan bu kanunun değiştirilmesi gerektiği toplumun bütün kesimlerince kabul edilmekteydi. O zamanki sanayi devriminde mala bireyden çok önem veren bu kanuna göre bir kimsenin gözünü çıkarmak 5 seneden 10 seneye kadar hapis cezasıyla karşılandığı halde, bir kimsenin gözlüğünü zorla almak 10 seneden 20 seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktaydı. Kanun ceza hukukundaki modern gelişmelerin de gerisinde kalmıştı. Son dönemlerde Avrupa'da da birçok ülkede yeni ceza kanunları yürürlüğe konulmuştu (İspanya, Rusya, Polonya, Fransa gibi).
Bu gerekçelerle yeni bir kanun hazırlanması çalışmalarına zamanın başbakanı Turgut Özal'ın girişimleriyle 1984 yılında başlanmış, bu çalışmalar sonucunda ortaya konulan öntasarılar ağır eleştiriye uğradığından ve hükümetlerin sık sık değişmesinden ötürü yasalaşamamıştır.
En son AKP hükümetinin 2003 yılında mevcut öntasarıyı Meclis'e sunmasından sonra, bu metin üzerinde meclis alt komisyonunda akademisyenler ile milletvekillerinin yaptığı çalışma sonucu esaslı değişikler yapılmış ve bu şekilde ortaya çıkan metin 26 Eylül 2004 tarihinde yasalaşmış, 12 Ekim 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak, bir kısım hükümleri derhal yürürlüğe girerken (gecekondu suçları)(md. 184), kanunun çoğu hükmü 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye'deki mevcut arıtma tesisleri göz önünde bulundurularak, belediyelerin arıtma tesisleri kurması için süre tanınması amacıyla, çevre kirletmeye ilişkin bazı hükümler (md. 181/1, 182/1) ise kanunun yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra yürürlüğe girecektir.
Bu kanun ile ceza hukuku alanında Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında başlayıp Cumhuriyet'in ilk yıllarında devam eden Batı'dan kanunu aynen alma geleneğine son verilmiştir. Kanun hazırlanırken yabancı ceza kanunları göz önünde bulundurulmuş ise de, belli bir ülke kanunu komple alınmamıştır. Bu yönüyle kanun, Türk doktrin ve uygulamasının bir eseridir. Kanunun en önemli özelliği ceza hukukundaki modern gelişmelerin hepsini benimsemiş olması ve eski kanun döneminde uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermeye çalışmış olmasıdır.
Her insan yapısı eserde olduğu gibi bu kanunda da eksiklikler, hatalar vardır. Ayrıca zamanla uygulamada belirecek hatalar da olacaktır. Bunların önümüzdeki dönemde hızla kanun koyucu tarafından düzeltilmesi gerekmektedir.

Hukuk devletinde bir ceza kanunu
Devletin hukuka bağlılığının ideal bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için ceza kanunlarının içerik yönünden nasıl düzenlenmesi gerektiğini, hukuk devleti ilkesi belirler. Bu anlamda, ceza kanununun insana saygı esasına dayanması, işkence ve eziyet niteliğini gösteren uygulamaları etkin bir biçimde yasaklaması, insan onuruyla bağdaşmayan cezalar içermemesi, hâkimlerin keyfi ve duygusal biçimde hüküm vermelerine yol açabilecek kavram ve tanımlara yer vermemesi, yaptırımların uygulanmasında fiilin ağırlığı ve failin tehlikeliliğinin göz önünde bulundurulması, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak ortaya çıkmaktadır (Komisyon Raporu).

Meşru müdafaa artık malını koruyan kimse için de geçerli

9-Kanun hükmünü yerine getiren cezalandırılabilir mi?
Örneğin polis kanundan kaynaklanan silah kullanma yetkisini kullanırsa; bir kadının çantasını kapıp kaçan bir kimseyi vatandaşlardan birisi zor kullanarak durdurup, yere yıkıp tutarsa cezalandırılabilir mi?

Kanunumuz, kanun hükmünü yerine getirene ceza verilmez demektedir (madde 24/1). Böylece sınırı aşmamak kaydıyla, kanundan kaynaklanan silah kullanma yetkisini kullanan polis veya kapkaççıyı yakalayıp, kaçmaması için ellerini bağlayan vatandaş (Ceza Muhakemesi Kanunu madde 90 bu yetkiyi vermektedir) eylemi dolayısıyla cezalandırılmaz.

10-Yetkili mercinin emrini yerine getiren sorumlu olur mu?
Mahkemeden çıkan haciz kararını uygulayan icra memuru; tutuklama kararını yerine getiren polis memuru da yetkili bir mercinin emrini yerine getirdiğinden gasp veya hürriyeti tahdit suçlarından sorumlu tutulamayacaklardır (madde 24/2).
Ancak yetkili merci tarafından verilen emrin konusu suç oluşturmamalıdır. Örneğin, amirinin işkence emrini yerine getiren polis sorumlu olacaktır.

11-Meşru müdafaa hakkı nasıl doğar?
Eski kanunumuz sadece cana ve ırza yönelik saldırılarda meşru savunma hakkını tanımıştı. Yeni kanun ise mala yönelik saldırılarda da meşru savunma hakkını tanıyarak, meşru müdafaanın sınırlarını genişletmiştir (madde 25/1).

12-Çocuklar ağaçlarından meyve çalmasın diye bahçe duvarının üstüne cam kırıkları yerleştiren kimse, bu kırıklardan ötürü bir çocuk yaralanırsa ceza alır mı?
Herkesin, malını koruma yetkisi var. Bu yetki çerçevesinde malına yönelik saldırılara karşı koyma, savunma hakkı da kişilere verilmiştir. Bu hak, mevcut bir saldırıya yönelik olabileceği gibi, ilerideki muhtemel saldırılara karşı önceden tedbir alınması şeklinde de kullanılabilir. Dolayısıyla, bahçe duvarına cam kırığı yerleştiren kimse meşru savunma hakkını kullanmaktadır. Ancak burada bahçe sahibinin dikkat etmesi gereken husus, bu camlardan ötürü, aslında saldırgan olmayan kimselere bir zarar gelmemesidir. Bunun için gerekli uyarıların yapılması, işaretlerin konulmuş olması gerekir.

13-Zorunluluk halinde kişiye ceza verilebilir mi?
Bu durum, ilkin 1800'lü yıllarda gemilerinin batması sonucu açık denizde mahsur kalan ve bir müddet sonra bütün yiyecekleri biten mürettebatın geminin miçosunu öldürerek yemesi sonucu tartışılmış ve sonuçta zorunluluk halinde işlenen suçlarda kişiye ceza verilmeyeceği kabul edilmiştir.
Kanunumuz da aynı şeyi kabul etmiştir. 25/2. maddeye göre, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve orantılı bir şekilde işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Buna örnek olarak, bir teleferikte mahsur kalan iki kişiden birinin, teleferiğin, ancak birini taşıyabilecek durumda olması dolayısıyla, diğerini aşağı atması; açlıktan ölme derecesine gelen bir kimsenin ekmek çalması (bkz. madde 147); ani kalp krizi geçiren bir kimsenin eczaneye girerek zorla ilaç alması; dağda donmak üzere olan bir kimsenin korunmak üzere dağda gördüğü bir kulübeye kapısını kırarak girmesi; bir kimsenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar dolayısıyla organını satması (bkz. madde 92) gösterilebilir...

14-Gazetede çıkan haberler hakaret niteliğinde ise haberi yapan gazeteci cezalandırılabilir mi?
Gazetede çıkan ve kişilere yönelik çoğu haber aslında hakaret niteliğindedir. Örneğin "Falanca okul müdürü, öğrencisini geçirmek için rüşvet aldı" şeklindeki bir haber hakaret suçunu oluşturmaktadır.
Ancak kanunumuz 26. maddede bu tür eylemleri suç olmaktan çıkaran, onları hukuka uygun kılan bir sebep düzenlemiştir: "Hakkın kullanılması."
Hak kanun, tüzük, yönetmelik, genelge gibi nizamlara dayanabilir ve hukuken tanınmış ve düzenlenmiş olmak kaydıyla bir mesleğin icrasından da doğabilir. İşte gazetecilik mesleğinin icrası da bir hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilmiştir. Ne var ki bunun için verilen haberin gerçek olması, güncel olması, okuyucuların gereksiz merak duygularını doyurma yerine, bilinmesinde kamu yararı bulunması ve son olarak da, işlenen suç ile içerdiği düşünce arasında bir bağlantının bulunması gerekmektedir.

15-Rakibinin ölümüne sebebiyet veren boksör ceza alır mı?
Spor faaliyetleri kurallara uygun olarak yapıldığı takdirde hukuka uygundur. Bu nedenle rakibini öldüren boksör, rakip futbolcuyu düşürerek yaralanmasına neden olan futbolcu cezalandırılmaz.
Ancak burada spor faaliyetinin kurallarına uyulup uyulmadığı kontrol edilmelidir. Dolayısıyla rakibini kasten tekmeleyen futbolcu, öldürmek için kurallara aykırı olarak döven boksör cezalandırılacaktır.

'Rıza' suçu kaldırır mı?
Bir kişi, malına karşı suç işlenmesine, örneğin evinin taşlanmasına rıza gösterirse bu geçerli olur. Ancak öldürme (ötanazi) ya da yaralamaya yönelik rıza geçerli olamaz

16-Ameliyatta başarılı olamayan ve hastanın ölümüne yol açan hekim cezalandırılabilir mi?
Hekimlerin yaptığı ameliyatlarda bir kimsenin ölümü veya yaralanması durumunda, hekimlik faaliyetinin yapılması da kanunen yetki verilmiş bir mesleğin icrası söz konusu olduğundan ve mağdurun da tıbbi müdahaleye rızası bulunduğundan hukuka uygundur. Ancak bunun için tıbbi müdahalenin kurallarına uygun yapılması ve hekimin hatasının bulunmaması gerekir. Bu şartlar altında, bir ameliyat neticesinde meydana gelebilecek komplikasyonlardan dolayı hekim sorumlu tutulamaz.

17-Kendisine karşı suç işlenmesine rıza gösteren kişinin durumu nedir?
Bir kimsenin kendisine karşı suç işlenmesine rıza göstermesi durumunda, rızanın hangi konuya ilişkin olduğuna bakılır. Bazı haklar vardır ki, hukuk düzeni bu haklara yönelik olarak gösterilen rızanın geçerli olmadığını kabul etmektedir.

Ötanazi, cinsel ilişki vs.
Böylece örneğin kendisinin öldürülmesi veya yaralanması hususunda rıza gösteren kimseyi öldüren veya yaralayan kişi cezalandırılır. Bu nedenledir ki, aktif ötanazi hukukumuzda suç oluşturmaktadır. Yine 18 yaşından küçük kimselerin cinsel ilişkiye rızası da geçerli bir rıza değildir ve böyle kimselerle rızasıyla da olsa cinsel ilişki kuranlar cezalandırılır. Aile düzenine karşı işlenen suçlarda rızanın geçerli olup olmadığı tartışılmıştır. Zinanın suç olduğu dönemlerde, kocasının kuma getirmesine razı olan eşin sonradan vazgeçip şikâyetçi olduğu bir olayda, Yargıtay, rızanın adaba aykırı bir konuya ilişkin olduğundan geçersiz olduğuna karar vermiş ve kocayı zinadan dolayı cezalandırmıştır.
Rızanın geçerli olduğu alanlar esas itibarıyla malvarlığına ilişkin haklardır. Kişi örneğin binasına taş atılmasına rıza gösterirse, taş atan cezalandırılmaz. Ama bu bakımdan da kanun sınırlama getirmiştir. Kişi örneğin başkaları için tehlikeli olacak şekilde evinin yakılmasına, tahrip edilmesine rıza gösteremez. Dağ başında, başkalarına zarar vermeyecek şekilde bir evin yakılması suç olmasa da, kentte, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde yakılması suçtur (md 170).

18-Komşum karısını dövüyor, ben yardıma gidiyorum, kadın, "Kocamdır döver de, sever de" diyor. Buna rağmen karışabilir miyim?
Karışabilir. Kanun bu hakkı kendisine mağdurun isteğine bağlı olmaksızın tanımakta. Zaten kişinin kendisinin yaralanmasına yönelik izni geçerli bir izin değildir. Hukuk düzeni böyle bir rızaya değer tanımamaktadır. Ayrıca Ceza Kanunumuzun 98. maddesinde yaralanması dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen veya durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişinin bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacağı öngörülmektedir.
Dolayısıyla komşunun yardım etmemesi veya polise bildirmemesi suçtur. Ancak yaralama fiilinin kadın üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde eylemin kovuşturulması kadının şikâyetine bağlıdır.

19-Suç işlerken yanılgının önemi ne?
Kanunumuz, kural olarak kişinin yanılgısına değer tanımaktadır. Örneğin, bir kimsenin babasını öldürmesi normal bir kimseyi öldürmesine rağmen daha ağır bir cezayla cezalandırılmaktadır. Ancak kişi normal bir kimseyi öldürmek isterken, yanlışlıkla babasını öldürürse, bu durumda bu yanılgı kendisine yüklenmez ve öldürmek istediği kişiyi öldürmüş gibi cezalandırılır.
Peki, şöyle bir örnekte kanun nasıl bir cezalandırma öngörmektedir acaba? Bir kimsenin annesini öldürmesi de kanunumuza göre ağır cezalandırılmaktadır

'Hedef baba, ölen anne'
Kişi babasını öldürmek isterken, yanlışlıkla annesini öldürürse nasıl cezalandırılacaktır? Bu durumda kişi babasını öldürmek istemesine rağmen onu öldürmediği için bu ağırlatıcı neden kendisine uygulanmayacak; annesini de öldürmeyi istememesine rağmen onu öldürdüğünden bu ağırlatıcı neden de kendisine uygulanmayacak ve dolayısıyla normal bir kimseyi öldürmüş gibi cezalandırılacaktır (madde 30/2).
Aynı şekilde örneğin bir kimsenin 18 yaşından büyük olduğunu zannederek (örneğin nüfus cüzdanına göre 19 yaşındadır) onunla rızasıyla cinsel ilişkiye giren kimse, sonradan yaşının nüfusa büyük kaydedildiği ve aslında 18'den küçük olduğu anlaşılsa da, bu yanılgısından faydalanır ve 18 yaşından büyük biriyle cinsel ilişki kurduğundan cezalandırılmaz (madde 30/1).

Sanat ve müstehcenlik
20-Çıplak kadın heykeli yapan heykeltıraş suçlu olur mu?

Hakkın kötüye kullanılması söz konusu olmadığı sürece sanat ve bilim faaliyetleri hukuka uygun sayılır. Çıplak kadın heykeli yapan heykeltıraş cezalandırılmaz. Kanun, 'müstehcenlik' suçunun düzenlendiği 226/7. maddede, "bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz" der.

'Varsayılan rıza'
21-Komşu evde yokken girdim, musluğu kapattım, suç mu?

Başkasının evine rızası olmadan girmek, konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturur. Ancak 'varsayılan rıza' bir hukuka uygunluk sebebi oluşturur. Yani, 'kişiye o an ulaşılabilse, o amaçla eve girmesine izin verirdi' denilebiliyorsa ceza gerekmez. Yargıtay bir kararda, sanığın, müştekinin evine, iyi ilişkilerine güvenerek tamirat için girmesini ihlal saymadı.

Yaş küçüklüğü cezayı etkiler mi?
22-Kanunumuz, 31. madde ile, 18 yaşından küçüklerin ceza sorumluluğuna ilişkin üçlü bir ayırım yapmıştır: 12 yaşından küçükler, 12-15 yaş arası çocuklar ile 15-18 yaş arası çocuklar.
Kanunumuza göre, 12 yaşından küçüklerin işledikleri suç dolayısıyla cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. Bunlar ile ilgili olarak ancak 'güvenlik tedbiri' uygulanabilir. 12-15 yaş arasındaki çocuklar bakımından ise bakılacaktır.
Çocuk işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip midir? Eğer algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmemişse, çocuğa ceza verilmeyecek, ancak güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Eğer bu yetenekler yeterince gelişmişse, o takdirde çocuğun işlediği suçun cezasının yarısı indirilecektir.
15-18 yaş arası çocuklar bakımından ise artık algılama ve yönlendirme yeteneğine bakılmayacak, sadece cezalarının üçte biri indirilecektir.

Akıl hastalarına ceza verilir mi?
23-Suçu işlediği sırada akıl hastaları olan kimseye ceza verilmez, ancak bunlar toplum bakımından tehlikeli kişiler olduğundan, bu tehlikelilikleri kalkıncaya kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar (madde 32 ve 57). Ancak az sayıdaki bazı akıl hastalıklarında kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğu kabul edilirse, faile ceza verilir, fakat cezasında indirim yapılır (madde 32/2). Bu akıl hastalıklarının hangileri olduğunu hekim belirler.

Cinnet geçirenlerin durumu
Bazen kişi akli yetenekleri noktasında sağlıklı olsa da, geçici nedenlerin etkisiyle suç işleyebilir. Normalde sağlıklı bir kimse, o anda işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak veya davranışlarını yönlendiremeyecek bir duruma gelmiş olabilir. Bunun nedenleri çok çeşitli olabilir. Bu nedenlerin önceden belirlenmesi imkânsızdır. Böyle bir neden, belirtilen etkileri gösterdiği takdirde, kişi eyleminden dolayı cezalandırılmaz.

'Tahrik'le işlenen suçta indirim ne?
24-Kanunumuz, haksız bir fiilin yol açtığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimsenin cezasının azaltılmasını öngörmüştür. Böylece bir kimsenin haksız bir tahrikin etkisiyle suç işlemesi durumunda, normal bir durumda suç işleyen kimseye göre daha az kınanabilir olduğu kabul edilmiş ve tahrikin kişinin ruhsal durumunda yaptığı etki göz önünde bulundurulmuştur.

Tahrik edene yönelik suç
Ancak bunun için, suçun haksız tahrike neden olan kişiye yönelik olması gerekir. Küfür eden baba yerine, oğlunun dövülmesi halinde haksız tahrikten dolayı ceza indirimi olmaz. Fakat haksız tahriki oluşturan fiilin bizzat faile yönelik olması gerekmez.
Örneğin, oğlunun dövülmesi dolayısıyla da bir kimse tahrik altında hareket etmiş olabilir. Ayrıca haksız tahrik aynı zamanda bir suç olup da fail cezalandırılmışsa, faile yönelik suç işleyen kimse haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Örneğin, kız kardeşinin ırzına geçen kimse yakalanarak cezalandırıldığında, bu kimsenin cezaevinden çıkınca dövülmesi veya öldürülmesi durumunda haksız tahrik hükümleri uygulanamaz. Ancak cezanın infazından sonra kişinin ırza geçme olayını anımsatmak amacı ile kaş göz hareketleri yapması, tahrik oluşturur.

'Hâkim bey, çok içmiştim'

İsteyerek sarhoş olan, 'O an ne yaptığımı bilmiyordum' diyerek cezadan kurtulamaz. Suç işlerken vazgeçen kişi, bundan yararlanır; örneğin, yaraladığı kişi öldürmekten vazgeçen kişi 'öldürmeye teşebbüs'ten değil, yaralamadan cezalandırılır

25- Sağır ve dilsizliğin ceza hukuku bakımından önemi var mı?

Kanunumuz doğuştan veya küçük yaşta sağır ve dilsiz olan kimselerin algılama yeteneğinin yeterince gelişemeyeceği düşüncesiyle, ceza sorumluluğu aralığını üçer sene geç başlatır. Buna göre, çocuklar açısından geçerli olan yaş aralıkları sağır-dilsizler bakımından 15 yaşından küçükler, 15-18 yaş arasındakiler ve 18-21 yaş arasındakiler olmak üzere, sonuçları itibarıyla aynı belirlenmiştir (md. 33). Dolayısıyla örneğin sağır-dilsiz olmayan bir kimse 18 yaşını doldurduğunda ceza hukuku bakımından tam sorumlu olurken, sağır dilsiz ise ancak 21 yaşını doldurunca tam sorumlu olacak, ondan önce cezası indirilecek veya hiç ceza verilmeyecektir.

26- 'Hâkim bey, olay anında alkollüydüm, ne yaptığımı bilmiyordum' demek geçerli bir mazeret olabilir mi?

Kanunumuz, isteyerek alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle işlenen suçlarda ceza sorumluluğunun kalkmadığını kabul etmektedir. Fail o anda ne yaptığını bilecek durumda değilse bile, alkol veya uyuşturucuyu isteyerek almışsa, işlediği suçtan dolayı sorumlu tutulur (md. 34/2). Dolayısıyla, kişi kendine mazeret yapmak için suç işlemeden önce alkol alsa veya isteyerek alkol alıp, sarhoş olduktan sonra suç işlese, işlediği suçun tam cezasını alacaktır.

27- 'Arkadaşım, 'Hırsızlık yapamazsın' dedi, iddia için yaptım, kimler sorumlu?'

Burada sorumluluk sadece iddiayı kazanmak için hırsızlık yapandadır. İddia için hırsızlık yapması onun cezalandırılmasına engel olmaz. İddiaya giren diğer kişi ise, eğer bu sayede bir hırsızlığı yaptırmak maksadı içinde hareket etmiyorsa sorumlu olmaz. Eğer o maksatla hareket etmişse o da hırsızlıktan ötürü cezalandırılır.

'Pusu kurdum ama 'mağdur' gelmedi...'

28- Bir kişiyi öldürmek için silah alan, mağdurun geçeceği yerde pusu kurup bekleyen kimse, o anda yakalansa ceza alır mı?

Kanunumuz bir suça ilişkin olarak yapılan hazırlık hareketlerinin cezalandırılmayacağını öngörmektedir. Bir kimsenin teşebbüsten ötürü cezalandırılabilmesi için yapmış olduğu hareketlerin o suçun işlenmesine yönelik direkt hareketler olması gerekir. Bu nedenledir ki, silah almak, pusuya yatmak gibi hareketler öldürme suçunun hazırlık hareketleridir ve kişi bu aşamada yakalandığında öldürme suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılamaz. Eğer silah da ruhsatlı ise, kendisine hiçbir şekilde ceza verilemez.

Verdiğim örnekte teşebbüsten cezalandırma için örneğin mağdurun pusu kurulan yere gelmesi ve failin silahını ona doğrultması gerekir. O aşamada yakalanan kişi artık öldürmeye teşebbüsten dolayı cezalandırılacaktır. Mağdur pusu yerine hiç gelmez de o gün başka bir yerden geçerse, yine faili teşebbüsten sorumlu tutmak mümkün olmaz.

29- Suçu işlerken vazgeçene, vazgeçmesinin yararı olur mu?

Kanunumuz suçu işlerken vazgeçmeye değer tanımıştır. Ancak bunun için vazgeçmenin gönüllü olması gerekir. Yani kişi eylemi tamamlaması mümküniken, tamamlamayıp vazgeçerse, o takdirde esas itibarıyla cezalandırılmaz. Sadece o ana kadar yaptıkları bir suç oluşturuyorsa, o fiilden dolayı ceza alır.

'Silahı doğrulttum, sonra indirdim'

Örneğin, bir kimseyi öldürmek için silahını çekip, tam ateş edecekken, mağdurun yalvarması sonucu vazgeçen kimse öldürmeye teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Ama silahı ruhsatsız ise bu bakımdan ceza alır. Ya da bir kimseyi yaraladıktan sonra öldürmekten gönüllü olarak vazgeçen kimse de, artık öldürmeye teşebbüsten değil, sadece yaralamadan dolayı cezalandırılır. Bir kadının ırzına geçmek isterken, onu okşadıktan sonra gönüllü olarak vazgeçen ve onunla cinsel ilişki kurmayan kişi de sadece okşamaktan dolayı sorumlu tutulur, ırza geçmeye (cinsel saldırıya) teşebbüs suçundan dolayı ceza verilmez.

Aynı şekilde suçu gerçekleştirmek için gerekli hareketleri yaptıktan sonra, pişman olup mağdura yardım edip de neticenin gerçekleşmesini önleyen kimse de teşebbüsten cezalandırılmaz. Örneğin bir kimseyi zehirledikten sonra onu alıp hastaneye götürüp, panzehiri veren kişi artık öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmaz, sadece yaralamadan dolayı ceza alır (md. 36).

30- Suçun işlenmesi esasen mümkün değilse, faile yine de ceza verilir mi?

Bu konu, ceza hukukunda 'işlenemez suç' olarak adlandırılır. Buna göre, kişi bir oyuncak tabancayla birini öldürmek ister, ama bu şekilde insan öldürme suçunu işlemesi mümkün değildir. Ya da hırsız bir işyerinin kasasından para çalmak için girer, ama işyeri sahibi o akşam işten çıkarken kasadaki tüm paraları almıştır.

Bu durumda, oyuncak tabancayla bir kimsenin öldürülmesi hiç mümkün olmadığından faile ceza verilmez. Ama buna karşılık, işyerinin kasasında para bulunması doğal ve olağan olduğundan, o gece paranın bulunmaması failin hırsızlığa teşebbüsten cezalandırılmasına engel değildir.

Fakat kullanılan araç ile aslında suç işlenebilmekle beraber, somut olayda yetersiz kalmışsa, fail teşebbüsten dolayı cezalandırılır. Mesela, bir kimseyi öldürmek için zehir kullanan kimsenin kullandığı miktardaki zehir aslında insan öldürmeye yetmediğinden mağdur ölmezse, fail öldürmeye teşebbüsten dolayı cezalandırılır. Ancak kullandığı şey esasen zehir değil de, örneğin şekerse, o zaman teşebbüsten dolayı da ceza verilmez.

'Azrail'e yalvardım, o da öldürdü...'

Birkaç çarpıcı örnek vermek gerekirse: Kişi Kuran'dan bazı dualar okumak suretiyle Azrail'e hükmedebileceğine inanmaktadır. O duaları okuyarak Azrail'e komşusunun ruhunu almasını emreder. Veya bir erkek çocuk komşunun kızını öper ve komşunun kızı hamile kaldığını iddia eder. Sonra da 11 haftalık hamile olduğunu zannettiği bir dönemde (10 haftadan sonraki gebeliklerde çocuk düşürme suçtur) çocuğu düşürmek için çok etkili sandığı kuşburnu çayı içer. Bu örneklerde, ne öldürme, ne cinsel saldırı ne de çocuk düşürme suçlarından veya bu suçlara teşebbüsten dolayı cezalandırma söz konusu olmaz.

31- Suç işlenmediği halde bile azmettiren kişiye ceza verilebilir mi?

Bir kimseyi suç işlemek için azmettiren, ancak başarılı olamayan kimse, suç işlenmemesine rağmen sırf bu azmettirmesi dolayısıyla cezalandırılır mı?

Türk Ceza Kanunu, azmettirenin cezalandırılabilmesi için azmettirilenin suçun hareketlerini yapmaya başlamasını aramaktadır. Azmettirmeye rağmen azmettirilen suçu işlemek yönünde herhangi bir harekette bulunmazsa, azmettiren de cezalandırılmayacaktır.

Kanun hazırlanırken, azmettirilen kişi harekete geçmese dahi azmettirenin cezalandırılmasını öngören bir düzenleme yapılması teklif edilmiş, ancak Meclis'te bu teklif kabul görmemiştir.

32- Çocuğunu suç işlemeye azmettiren nasıl cezalandırılır?

Kanunumuz çocuğunu veya babasını suç işlemeye azmettirme halinde, azmettirenin cezasının artırılacağını öngörmüştür. Bir çocuğun suça azmettirilmesi durumunda da fail, çocuğun babası, dedesi vs. olmasa dahi cezası artırılacaktır (md. 38). Böylece çocukların suç işlemek için kullanılmaları önlenmek istenmiştir.

33- Azmettireni ihbar edenin cezasında indirim yapılır mı?

Kanunumuz, bu konuda da bir yenilik getirmiştir. Buna göre, bir kimseyi bir suça azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan kimsenin cezasında üçte bir oranında indirim yapılabilir (md. 38/3).

'Ben sadece yardım ettim'

34- Suçu işlemeyip sadece yardım eden nasıl ceza alır?

Kanunumuz suçun işleneceği hususunda yol gösteren, fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlayan, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştıran veya suç işleme kararını kuvvetlendiren kimsenin, asıl failin alacağı cezanın yarısını alacağını hüküm altına almıştır (md. 39).

35- Öldürme suçuna katılmayıp, sadece katilin isteği üzerine cesedin gömülmesine yardım eden kimse, öldürme suçuna iştirakten dolayı sorumlu tutulabilir mi?

Bir suça iştirak ancak o suç işlenmeden önce veya en geç o suç işlenirken söz konusu olabilir.

Suç işlendikten sonraki eylemler o suça katılma, iştirak olarak cezalandırılmaz.

Bu nedenle, bir kimse öldürülürken yardım etmeyip de, sonradan cesedin gömülmesine yardım eden öldürme suçuna iştirakten değil, kanunun 196. maddesinde düzenlenen 'usulsüz ölü gömülmesi' suçundan dolayı sorumlu olur. Ancak kişi suç işlenmeden önce asli faille anlaşarak, suç işlendikten sonra cesedi gömme sözü vermişse, o takdirde kanunumuzun 39. maddesinde düzenlenmiş bulunan 'fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek' eylemini gerçekleştirmiş ve böylece öldürme suçuna iştirak etmiş olur.

36- Suç ortaklarından biri veya birkaçı vazgeçerse bunun cezaya etkisi olur mu?

Kanunumuz, birkaç kişinin beraber işlediği suçlarda, sadece suçtan vazgeçenin bu vazgeçmeden faydalanacağını öngörmüştür.

Bununla beraber, kişi vazgeçmiş ve suçun işlenmemesi için gayret göstermesine rağmen, başka bir nedenle suç işlenmemişse (örneğin, polisin yakalaması nedeniyle) veya gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen suç yine de işlenmişse, gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçmeden yararlanır (madde 41).

Kimseye suç için açık çek yok

37- Bir kimseyi tek kurşunla öldürmekle beş kurşunla öldürmek arasında fark var mıdır?

Kişi öldürme kastıyla hareket ediyorsa ve sonuçta mağdur ölmüşse fark yoktur. Fail kasten öldürme suçundan dolayı cezalandırılır. Aynı şekilde bir kimseyi yaralamak için tek yumruk da vurulsa, beş yumruk da vurulsa, sonuçta kişi yumruk sayısı kadar yaralamadan dolayı cezalandırılmaz, tek bir yaralamadan dolayı cezalandırılır. Ancak beş yumruğun vücut üzerindeki etkisi bir yumruğa nazaran daha ağır olursa, o zaman yine tek bir yaralamadan dolayı ceza verilir ancak ceza artırılır.

Buna karşılık failin kastını belirleyemediğimiz durumlarda, tek kurşunla ateş edilmişse o zaman fail aslında yaralama kastıyla ateş ettiğini, ama kastının dışında ölümün meydana geldiğini iddia edebilir. Ancak beş kurşun atan kimsenin 'Aslında öldürmek istemiyordum' demesi dikkate alınmaz.

38- Öldürmek istediği kişiye ateş edip, hastaneye kaldırıldığını öğrenerek üç gün sonra bu kez hastanede öldüren kimse nasıl cezalandırılır?

Yukarıdaki örnekte, aynı yer ve zaman aralığı içinde bir veya beş kurşun kullanmanın farklı olmadığını söyledim. Ancak bu örnekte yer ve zaman farklılığı söz konusudur. Dolayısıyla artık failin eylemi bir bütünlük içinde değerlendirilmez, ayrı ayrı göz önünde bulundurularak ceza verilir. Yani kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten öldürme suçlarından ayrı ayrı ceza verilir. Sonuçta ölen tek ve aynı kişidir ve dolayısıyla hem onu öldürmeye teşebbüsten, hem de öldürmekten ceza verilmesi adil olmaz denilebilir, fakat kişinin ilk eylemi ile bağlantısı kopmuş, yeni bir suç işleme kararı alarak tekrar yeni bir eylem gerçekleştirmiştir.

Eğer bunun adil olmadığını varsayarsak, öldürmeye teşebbüs ettiği bir kimseyi öldürmek konusunda kişiye açık çek vermiş oluruz. Nasılsa o kimseye yönelik olarak sen cezalandırıldın, aynı kimseye yönelik diğer eylemlerin artık cezasız kalacak demek, o kişiye açık çek vermek olur.

Gerçek bir olay

39- Birecik'te bir kimse, birini öldürüp Fırat Nehri'ne atmaktan yargılanır, ancak ceset bulunamaz. Kişi mahkûm olur. Cezasını çekip cezaevinden çıktıktan sonra bir gün mağduru çarşıda görür. Meğer mağdur o süre zarfında Suriye'de yaşamış ve yeni dönmüştür. Bunun üzerine fail, adamı Fırat kenarına getirir, 'Ben zaten cezamı çekti' der ve adamı gerçekten öldürür.

Kişi zaten o kimşeyi öldürmekten cezasını çektiğine göre, cezalandırılır mı?

Cezalandırılır. Kanun hiçbir zaman bir kimseye açık çek vermez. Dolayısıyla ilk olaydan dolayı haksız yere yatmış olduğundan, devletten tazminat isteme hakkı vardır. Yoksa bu durum, ona zaten iddia edilen suçu tekrar işlemekten ötürü cezasız kalma olanağı sağlamaz. Dolayısıyla o kimseyi öldürmekten ötürü yeniden kasten öldürmeden dolayı cezalandırılır.

Kanundaki ağır cezalar

40- Kanunda suç karşılığı öngörülen yaptırımlar neler?

Kanun iki türlü yaptırım öngörmüştür: Ceza ve güvenlik tedbiri.

Cezalar hapis cezası ile adli para cezasıdır.

Hapis cezası da,

1. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,

2. Müebbet hapis cezası ve

3. Süreli hapis cezasıdır.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı daha sıkı koşullara göre yapılacaktır.

41- Kanundaki en ağır cezalar hangi suçlar için öngörülmüştür?

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası en ağır cezadır ve şu suçlar için öngörülmüştür:

1. Soykırım,

2. İnsanlığa karşı suçlar,

3. Ağır kasten öldürme,

4. İşkence sonucu ölüm,

5. Cinsel saldırı sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü,

6. Devletin birliğini, ülke bütünlüğünü bozma,

7. Düşman devlet ordusunda bir komuta görevi üstlenme,

8. Askeri tesisleri tahrip suçunun Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin çıkarı için işlenmiş olması ile devletin savaş hazırlıklarını veya savaş kudret ve yeteneğini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuş olması,

9. Düşman askeri hareketleri yararına anlaşma sonucu düşman askeri hareketlerinin fiilen kolaylaşmış olması veya Türk devletinin askeri hareketlerinin zarar görmüş olması,

10. Cebir ve şiddet kullanarak anayasayı ihlal,

11. Cumhurbaşkanına suikastta bulunulması,

12. Cebir ve şiddet kullanarak TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme,

13. Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme,

14. Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devlet yararına veya savaş sırasında işlenen veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeye sokan casusluk,

15. Savaş zamanında işlenen veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakan gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama,

16. Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devlet yararına işlenmesi.

Erteleme artık sadece hapis cezası için var, parada yok

42- Tutuklu kalıp da beraat eden kişi, cezası cezaevinde kaldığı süreye denk gelen bir suç işlediğinde yine ceza alır mı?

Alır. Ben nasılsa haksız yere beş yıl yattım, şimdi beş yıllık bir başka suçu işlersem, zaten hapse girmem gibi bir mantık ceza hukukunda geçerli değildir. Böyle bir açık çeki kimseye vermek söz konusu olamaz. Dolayısıyla haksız yere tutuklu kalınan süre için tazminat istenebilir, ancak yeni bir suç işlendiğinde bu sürenin mahkûmiyetten düşülmesi mümkün değil.

43- Faille mağdur anlaşırsa, fail ceza almaktan kurtulabilir mi?

Kural olarak, kanundaki suçların büyük çoğunluğu doğrudan savcılığın suç haberi almasıyla beraber başlattığı soruşturma ve yeterli delillerin bulunması sonucunda açtığı kamu davası ile takip edilir. Bu suçlarda, suçtan zarar gören, ben şikâyetçi değilim dese bile, bunun önemi yoktur, fail yargılanır ve ceza alabilir.

Ancak bazı suçların soruşturma ve kovuşturması suçtan zarar görenin şikâyetine bırakılmıştır. Bu tip suçlarda suçtan zarar gören şikâyet etmez veya şikâyetini geri alırsa, fail yargılanıp cezalandırılamaz.

Bu konuda kanunumuzda getirilen yeni bir kurum ise UZLAŞMA'dır. Şikâyete bağlı suçlardan, suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzelkişisi olan suçlarda failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında kamu davası açılmaz, açılmışsa davanın düşürülmesine karar verilir. Bunun için uzlaşmanın savcı veya hâkim tarafından tespit edilmesi gerekmektedir (md. 73).

44- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, müebbet hapis cezasından farkı nedir?

Bu iki ceza arasındaki fark cezanın infazı bakımından kendini gösterir. Örneğin hükümlü tek kişilik odada barındırılacak, 15 günde bir süresi 10 dakikayı geçmemek üzere telefon edebilecek, hiçbir suretle ceza infaz kurumu dışında çalıştırılamayacak ve kendisine izin verilmeyecektir. Bu tür bir hükümlünün cezasının infazına hiçbir surette ara verilemez (İnfaz Kanunu md. 25).

45- Hafif suçlarda hapis yerine seçenek yaptırım var mıdır?

Kanunumuz bir suçun cezasının 1 yıl ve daha az hapis cezasını gerektirmesi durumunda, hapis cezası yerine 1. adli para cezası veya 2. mağdurun zararının tazmini, 3. bir meslek veya sanatı öğrenme, 4. belirli yerlere gitmekten yasaklanma, 5. ehliyet veya ruhsatın geri alınması, 6. belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma, 7. gönüllü olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımlarından birine hükmedilebilmesine olanak tanımıştır. Böylece hukukumuzda da çağdaş cezalara imkân tanınmış bulunmaktadır.

46- Cezalar ertelenebilir mi?

Kanunumuz sadece hapis cezasının ertelenmesine olanak tanımıştır. Adli para cezaları ertelenemez, bunların ödenmesi gerekir. Böylece kamuoyunda, bir kimsenin ölümüne sebebiyet verdi, para cezası aldı, o da ertelendi şeklinde yapılan eleştiriler önlenmek istenmiştir.

Hapis cezasının ertelenebilmesi için işlenen suçun cezasının iki yıl veya daha az süreli olması gerekir. Ancak küçük yaştakiler ile yaşlılar bakımından bu imkân biraz daha genişletilmiştir. Buna göre, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından bu sürenin üst sınırı üç yıldır.

Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekir. Cezanın ertelenmesi mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tazmini şartına bağlı tutulabilir.

Cezası ertelenen hükümlü hakkında denetim süresi belirlenir. Bu süre zarfında hükümlü kasıtlı bir suç işlemez ve kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirirse, cezası infaz edilmiş sayılır (md. 51).

47- Devamlı suç işleyenlere yönelik düzenleme var mıdır?

Bugün toplumumuzdaki sorunlardan birisi de, özellikle hırsızlık, gasp gibi malvarlığı aleyhine işlenen suçların faillerinin bu suçları devamlı olarak işlemeleridir. Kanunumuz önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra belirli bir süre içinde tekrar suç işleyenlere yönelik özel düzenleme yapmıştır.

Bunun en önemli sonucu, bu kimselerin cezalarının infazının özellik arz etmesi (şartlı tahliye süresinin uzaması, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda artık şartlı tahliye yapılmaması) ve bu kimselerin cezalarının infazından sonra haklarında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasıdır (md. 58).

48- Hâkim, kanunda yazılı nedenler dışında cezayı takdiren indirebilir mi?

Evet. Kanunumuz, hâkimin faili yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde cezasının altıda birine kadarını indirebileceğini öngörmüştür (md. 62). Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir.

49- Müsadere ne demektir?

Kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşya ile suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların devletin mülkiyetine geçmesine müsadere adı verilir (md. 54, 55). Müsadere için suçta kullanılan eşyanın iyi niyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerekir. Kazanç müsaderesi ceza kanunumuzda ilk defa düzenlendi. Böylece örneğin, mafyanın faaliyetleri sonucu elde edilen kazanç, bu kazançla elde edilen şeyler devletin mülkiyetine geçebilir.

Çocuklar korunacak

50- Çocukların korunmasına yönelik düzenlemeler neler?

Kişinin cinsel dokunulmazlığına karşı suçlar bağlamında, çocukların cinsel istismarı ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Aynı şekilde çocuklara sağlık için tehlike oluşturabilecek maddelerin verilmesi, suç olarak tanımlanmıştır.

Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi suç haline getirilmiştir.

İçerik bakımından müstehcen nitelikte olan ürünlerden çocukların korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır.

Çocukların dilencilikte araç olarak kullanılması da cezalandırılmaktadır.

Çocukların fuhuşa sürüklenmesi fiilleri, etkili ceza yaptırımı altına alınmıştır.

Çocukların kumar oynaması için yer ve imkân sağlanması halinde kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçunun cezası bir kat artırılacaktır.

Müebbetlik eden 'onur'

'Onur' dolayısıyla işlenen kan gütme ve namus cinayetlerinde, 'ağırlaştırılmış müebbet' verilir. Soykırım yeni bir suç. 'Ötanazi'ye yardım, 'intihar'a yardım etmek anlamına gelir

51- Kanunun 'onur cinayetleri' ile ilgili düzenlemesi ne?

Türk toplumunda onur dolayısıyla işlenen iki tür öldürme suçu vardır. Kan davası ve namus cinayetleri. Bunlardan kan gütme saikiyle öldürme, ilkin 1953 yılında ceza kanununda yapılan bir değişiklikle idam cezasını gerektiren öldürme suçu olarak kabul edilmiş; namus cinayetlerinden ise töre saikiyle işlenenler yeni kanun ile hukuk sistemimize girmiştir.

Hukukumuzda idam cezası kaldırıldığından, gerek kan gütme amacıyla ve gerekse töre saikiyle işlenen cinayetler normal öldürmeye nazaran daha ağır bir ceza ile yani ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılacaklardır (md. 82).

52- Yeni TCK'da soykırımın suç haline getirilmesi, Türkiye bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilir mi?

Yeni kanunda kabul edilen yeni suç tiplerinden biri de 76. maddede düzenlenmiş bulunan soykırım suçudur.

Öncelikle ifade etmek gerekir ki, tarihimizde soykırım söz konusu olmadığından böyle bir hükümden çekinilmesini gerektirecek haklı bir gerekçe bulunmamaktadır. Kaldı ki, kanunlar yürürlüğe girdikten sonra işlenecek suçlara uygulanacağından, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara bu hüküm uygulanmayacaktır.

İkinci olarak vurgulamak gerekir ki, 76. maddede yaptırım altına alınan eylemler, bu suç tipi olmasa dahi, eski kanunumuza göre de, yeni kanunumuza göre de zaten öldürme, yaralama vb. suçları gerçekleştirdiğinden, cezalandırılabilmekteydi.

Yani bu eylemler ilk defa 76. madde ile yaptırım altına alınan eylemler olmayıp, 76. maddedeki koşullar çerçevesinde artık bu eylemler soykırım adı altında cezalandırılacaktır.

53- Ötanazi suç mudur?

Ötanaziye ilişkin kanunumuzda açık bir hüküm yoktur. Buna karşılık, ölmek isteyen bir kimseye aktif bir hareketle yardım etmek, intihara yardım olarak cezalandırılır.

Ölmek isteyen bir kimseyi aktif bir hareketle öldürmek ise öldürme suçundan dolayı sorumluluğu gerektirir.

Buna karşılık, kişinin kendi geleceğini belirleme hakkı bulunduğundan, hasta kimseler tedaviyi reddetme hakkına da sahiptir. Dolayısıyla, tedaviye devam edilmesini istemeyen bir hastanın tedavisini yapmayan, yani pasif bir tutum takınan hekim öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulamaz. Kimse tedavisi için zorlanamaz.

54- Kimler sınır dışı edilebilir? Vatandaşın 'sınır dışı' edilmesi mümkün müdür?

Öncelikle belirtmek gerekir ki, suç işlese de vatandaş sınır dışı edilemez.

Sınır dışı etme tedbiri ancak suç işleyen yabancılar hakkında uygulanabilir. Bunun için de yabancının işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm edilmesi gerekir.

Kanunun ilk şeklinde mahkeme tarafından yabancının, cezanın infazından sonra derhal sınır dışı edilmesine ilişkin hüküm verileceği açıklanmıştı. Buna karşılık, 31 Mart'ta yapılan değişiklikle sınır dışı edilme konusunda yetki İçişleri Bakanlığı'na verilmiştir (md. 59).

Güvenlik tedbirleri ve adli para cezası

55- Güvenlik tedbirleri nelerdir?

Suç işleyen kimseye yukarıda belirtilen cezaların yanı sıra güvenlik tedbirleri de uygulanabilir. Bunlardan önemlileri şunlardır:

1. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma

2. Müsadere,

3. Tekerrür ve özel tehlikeli suçlulara yönelik tedbirler,

4. ve sınır dışı edilme.

56- Suç işleyen kişi, hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılabilir?

Suç işleyen herkes hak kullanmaktan yoksun bırakılmaz. Hak yoksunluğu için işlenen suçun kasıtlı bir suç olması, yani taksirle işlenmiş bir suç olmaması ve suç neticesinde hapis cezasına mahkûm edilmesi gerekir.

Adli para cezasına mahkûmiyet durumunda da hak yoksunluğu söz konusu olmaz.

Böylece, kasıtlı bir suç işleyip de hapis cezasına mahkûm edilen kimse aşağıdaki hakları kullanmaktan yoksun bırakılır (md. 53):

1. Kamu görevinin üstlenilmesi.

2. Seçme ve seçilme ehliyeti ile diğer siyasi hakları kullanmak.

3. Velayet hakkı; vesayet veya kayyumluğa ait bir hizmette bulunmak.

4. Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzelkişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmak.

5. Kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğunda icra etmek.

Eski kanunumuz bazı haklardan mahrumiyeti ömür boyu mahrumiyet olarak kabul etmiş ve bunların ancak yasak hakların geri verilmesi muhakemesi sonucunda mahkemece kaldırılabileceğini öngörmüştü. Yeni kanun ise isabetli olarak bunların ancak cezanın infazı süresince geçerli olacağını, infaz bitince kural olarak hak yoksunluklarının da otomatikman sona ereceğini kabul etmiştir.

57- Hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen de hak yoksunluklarına tabi olur mu?

Kural olarak evet. Ceza ertelense ve hükümlü koşullu salıverilse de kişi belirtilen hakları kullanamaz. Ancak bu iki halde, hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri bakımından hak yoksunluğu söz konusu olmaz.

Cezası ertelenen hükümlü hakkında izne tabi bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğunda icra etmek yoksunluğuna karar verip vermemek konusunda ise hâkime takdir yetkisi tanınmıştır.

Ancak, ertelenen ceza kısa süreli hapis cezası ise, yani 1 yıl veya daha az hapis cezası ise, bu takdirde hak mahrumiyeti söz konusu olmaz.

58- Adli para cezalarında kanunun getirdiği yenilik nedir?

Öncelikle mahkemeler tarafından bir suç sebebiyle hükmedilen para cezalarını, idari para cezalarından (örneğin trafik polisinin yazdığı ceza gibi) ayırmak için, para cezalarına adli para cezası adı verilmiştir. Eski kanunumuza para cezaları sistemi konusunda yöneltilen en büyük eleştiri, enflasyonla beraber para cezaları miktarlarının erimesi ve bunun önüne geçmek için memur maaş katsayısı vs. gibi ölçütlerle cezaların yükseltilmesi idi.

'Gün para cezası' sistemi

Yeni kanunumuz birçok yabancı ülkede başarıyla uygulanan 'gün para cezası sistemi'ni benimsemiştir (md. 52). Buna göre kanunda para cezalarının miktarı belirtilmemiş, sadece günü belirtilmiştir. Örneğin, dolandırıcılık suçunun cezası hapis cezasının yanı sıra 5 bin güne kadar adli para cezasıdır (md. 157). Hâkim 5 bin güne kadar adli para cezasından, beş günden az olmamak kaydıyla bir günü belirleyecektir. Örneğin, 100 gün adli para cezasına karar verecektir. Ondan sonra failin ekonomik durumu önem kazanacaktır.

Hâkim her gün için belirli bir miktar belirleyecektir. Bu miktar 20 ile 100 lira arasında bir miktar olacaktır. Örneğin hâkim günlüğü 50 lira olarak belirlemiş olsun. Bu durumda, 100 gün x 50 lira= 5 bin lira. Böylece adli para cezasının toplam miktarı 5 bin lira olacaktır. Diyelim ki, dolandırıcılık suçunu işleyen kimsenin maddi durumu iyidir. O takdirde hakim 100 günü belirledikten sonra, maddi durumu iyi olduğu için günlüğü örneğin 95 lira olarak belirleyebilecektir. Bu durumda 100 gün x 95 lira= 9 bin 500 lira. Böylece adli para cezalarının caydırıcı olması sağlanacak, adil bir cezaya hükmedilebilecektir. Kişinin maddi ve şahsi durumuna göre cezanın miktarı yükselebilecek, dolayısıyla ekonomik yönden zayıf bir kimse için daha düşük; buna karşılık kuvvetli bir kimse için daha yüksek bir para cezasına hükmedilebilecektir.

Bu suretle, zengin olduğu için para cezalarından etkilenmeyebilecek kimselerin, suç işlemeleri önlenmiş olacaktır. Aslında yabancı ülkelerde bizdeki gibi 20 ile 100 lira arasında bir miktar şeklinde bir belirleme yapılmamakta, failin ekonomik durumuna göre hâkime bu konuda takdir hakkı tanınmaktadır. Ancak ülkemizde kayıt dışı ekonominin boyutları ve herkesin gerçek gelirinin saptanmasının güçlüğü dolayısıyla böyle bir yola gidilmiştir.

Zordaki kişiye bizzat yardım gerekmese de eşler için şart

59- İhmalîdavranışla insan öldürülebilir mi?

Evet. Bıçaklanan birine yardım etmeyen veya plajda boğulmak üzere olan çocuğa yardım etmeyen kimse ihmalî hareketiyle bu kişilerin ölümüne yol açmıştır. Ancak kanunumuz her yardım etmeyenin öldürme suçundan sorumlu tutulmasını doğru bulmamış, bu nedenle ancak hukuksal olarak hareket etmekle, yardım etmekle yükümlü olanların meydana gelen neticeden sorumlu tutulmasını benimsemiştir.

Kamu görevi veya sözleşme

Peki hukuken harekete geçmekle, yardım etmekle yükümlü olanlar kimlerdir? Kanunumuza göre öncelikle bir kanun yardım etmek yükümlülüğü getirebilir. Örneğin Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu polise vatandaşın canını, ırzını ve malını koruma yükümlülüğü getirmektedir. Dolayısıyla bu tür durumlarda yardım etmeyen polis meydana gelen neticeden sorumlu olacaktır.

Keza Medeni Kanun anne-babaya, eşlere yardım yükümlülüğü getirir. Çocuğu boğulurken seyirci kalan anne veya baba; eşi suda çırpınırken yardım etmeyen koca, meydana gelen neticeden dolayı cezalandırılır.

İkinci olarak bir sözleşme ile de yükümlülük yüklenebilir. Örneğin, plajdaki cankurtaran; çocuğa bakan bakıcı vs. de sözleşme ile yükümlülük üstlenmişlerdir. Plajdaki cankurtaranın boğulanlara yardım etmemesi; çocuk bakıcısının çocuğu ocağın üzerinde kaynayan suya doğru giderken engellememesi halinde sorumlu olacakları açıktır.

Tehlikeyi yaratanın görevi

Son olarak önceden yapılan yükümlülüğe aykırı tehlikeli bir hareket de kişiyi meydana gelen neticeyi engellemekle yükümlü kılabilir. Örneğin, arabasıyla yanlışlıkla çarptığı bir kimseye yardım etmeyip, hastaneye götürmeyen kişi meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulacaktır (md. 83).

Burada akla şöyle bir soru gelmektedir. Bir neticeyi önlemek konusunda hukuksal yükümlülüğü olmayan kişi, tehlikede olan birine yardım etmediği takdirde cezalandırılamayacak mıdır? Kanunumuz bunu da düzenler. Hukuksal yükümlülüğü olan kimseler yardım etmedikleri takdirde öldürme veya yaralama suçundan sorumlu tutulurken; hukuksal yükümlülüğü olmayan kimselerin yardım etmemesi durumunda 'yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi' suçu (md. 98) oluşacaktır. Örneğin bir trafik kazasını görüp de olay yerinde durup yardım etmeyen veya durumu yetkili mercilere bildirmeyen diğer araç sürücüleri bu madde hükmüne göre bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Bir kimsenin ihmalinden ötürü sorumlu tutulabilmesi için hareket olanağının bulunması gerekir. Örneğin, boğulmakta olan birisine yardım etmeyen kimse yüzme bilmiyorsa, yardım etmemekden dolayı cezalandırılamaz, doğal olarak.

60- İntihar suç mudur?

Hayır. İntihar etmek veya intihara teşebbüs suç değil. Ancak başkasını intihara azmettirmek, teşvik etmek veya başkasının intiharına yardım suç. Bir kimse hastalığı dolayısıyla çektiği ıstıraplar dolayısıyla yardım istese dahi, bu kişinin intiharına yardım suçtur (md. 84).

Kanunumuzda yeni getirilen bir hüküm de, başkalarını alenen intihara teşvik etmeyi cezalandırmaktadır. Örneğin satanistler gibi grupların aleni olarak intihara teşvik etmeleri, yardım veya azmettirme olmasa dahi yaptırım altına alınmıştır.

61- Bırakılan, 'İntiharımdan şunlar sorumlu' yazısı, suçlanan kişilere ceza gerektirir mi?

Kural olarak hayır. Bir kimse serbest iradesiyle intihar etmişse, intiharına neden olanlar, intiharı teşvik etmedikçe, intihar kararını kuvvetlendirmedikçe veya intihara yardım etmedikçe sorumlu tutulamazlar.

Bir kimsenin başkalarına kızarak intihar etmesi durumunda, kızdığı kimselere yüklenecek bir sorumluluk yoktur.

62- "Sevdiğime vermezseniz intihar ederim" dedi, etti, kimler sorumlu?

Bir kızın erkek arkadaşını terk etmesi sonucunda, terk edilmesine üzülerek erkeğin intihar etmesi; ya da kızın, beni sevdiğime vermezseniz intihar ederim deyip de intihar etmesi hallerinde de cevap yukarıdaki soruya verilen cevapla aynıdır. Bu tip hallerde, erkek arkadaşını terk eden kızın, kızı sevdiğine vermeyen anne-babanın kural olarak cezalandırılması söz konusu olmaz.

63- İntihar etmek isteyene 'Atla, atla' diye bağırmak suç mu?

Bir kimseyi intihara teşvik etmek yeni Türk Ceza Kanunu'na göre suç sayılmıştır (madde 84).

Ölüm orucunda kritik 'bilinç'

64- Kimse tedavisi için zorlanamaz dedik, peki cezaevlerindeki açlık grevleri?

Kural bu olmakla beraber anayasamız, kanunda yazılı hallerde kişinin vücut bütünlüğüne dokunulabileceğini açıklamaktadır (md. 17).

Bu çerçevede Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 82. maddesi, hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi durumunda öncelikle bunun sonuçları hakkında bilgilendirileceği, bundan sonuç alınamaması halinde ise kurum hekimince belirlenen rejime göre beslenmelerine başlanacağını; bu hükümlülerden hayati tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu hekim tarafından belirlenenler hakkında, isteklerine bakılmaksızın muayene, tedavi ve beslenme gibi tedbirlerin alınacağını hükme bağlamaktadır (md. 82).

Ancak, kanımca, bu olması gereken hukuk açısından doğru değildir. Herkesin kendi geleceğini belirleme hakkı vardır. Eğer bir örgüt baskısı vs. olmadan açlık grevi yapılıyorsa, bu bir haktır ve kişi zorla beslenemez.

Çünkü tıbbi müdahale bakımından aslolan kişinin rızasıdır. Fakat kişi artık rıza beyan edemeyecek bir safhaya geldiği takdirde, bu andan itibaren müdahale edilebilir.

'Topuktan vurma' için artık özel madde var

65- 'Topuktan vurma' diye ünlenen saldırganlığın ayrı cezası var mıdır?

Türk Ceza Kanunu'nun 106/3. fıkrasına göre, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, tehdit suçunun dışında ayrıca bu suçlardan dolayı da ceza verilecektir.

Böylece aslında tehdit amacına yönelik olarak bir kimsenin ayağından kurşunlanması veya malına zarar verilmesi gibi eylemler yapıldığında, fail sadece yaralama veya mala zarar verme suçundan dolayı değil, ayrıca tehdit suçundan dolayı da cezalandırılacaktır.

66- Eşini zorla tutanlara daha ağır cezalar mı var?

Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilirken; eşin, çocuğun, anne-babanın zorla tutulması veya cinsel amaçla bir kimsenin hapsedilmesi veya kaçırılması durumlarında ceza artırılacak (md. 109).

İşkenceyi görmemek suç

67- Hilkat garibesini öldürmek suç mudur?

Bir insandan canlı doğan her varlık insandır ve bunu öldürmek insan öldürme suçunu oluşturur. Yaşama kabiliyeti olmasa da böyle bir bebeği öldürmek suç.

68- Anne karnındaki bebeği düşürtmek 'öldürme' suçu mu?

Hayır. Anne karnındaki bebeği düşürme durumunda, öldürme değil, çocuk düşürme veya düşürtme suçu söz konusu olabilir. Öldürme suçunun oluşabilmesi için ceninin doğması ve en azından bir kere nefes alması gerekmektedir. Ancak bu andan sonra cenin insan olmaktadır.

69- Gayrimeşru bebeği öldüren anneye indirim var mı?

Eski ceza kanunumuz, namusunu kurtarmak amacıyla yeni doğmuş çocuğunu öldüren annenin cezasında indirim öngörmekteydi. Yeni kanun bu indirimi kaldırmış olup, aksine anne kendi çocuğunu öldürmekten dolayı normal bir kimseyi öldürmeye nazaran daha ağır ceza alacaktır.

Bu düzenleme isabetlidir, doğum kontrol yöntemi kullanmayan ya da ilk 10 haftalık gebeliği yasal sınırları içinde sonlandırmayan ya da 10 haftadan sonra da insan öldürmeye nazaran daha az cezayı gerektiren çocuk düşürme suçunu işlemeyen bir annenin, çocuğun doğmasını bekleyip de ondan sonra öldürmesi halinde cezasının indirilmesinde haklı bir neden yoktur.

70- Çocuk düşürmek suç mudur?

Kanun çocuk 10 haftalık oluncaya kadar kadının rızasıyla çocuğunun alınmasına olanak tanır. 10 haftadan sonra bir çocuğun alınması ancak tıbbi bir zorunluluğun varlığı halinde yasal olacak, aksi takdirde cezalandırılacaktır. Yeni kanun yeni bir hüküm de getirmiştir:

Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde, süresi 20 haftaya kadar olan gebelikler kadının rızası olmak ve uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmek kaydıyla cezalandırılmayacaktır (md. 99). Bu suretle, tecavüze uğrayan kadına bebeğini aldırmak için daha geniş bir imkân tanınmıştır.

71- İşkenceyi yapan bulunamazsa kimse ceza almaz mı?

Bu, suçun ihmalî davranışla işlenmesidir. Böylece örneğin bir karakolda işkence yapılırken seyirci kalan polis memurları da ihmali hareketleri dolayısıyla sorumlu tutulabilecekler, bir yerde işkence yapıldığında, kimin yaptığı ispat edilemese bile, görevli polis memur ve amirleri, ihmallerinden ötürü cezalandırılabilecek (md. 94).

72- 'Eziyet etmek' suç mudur?

Yaralama, hakaret, tehdit, cinsel taciz gibi eylemlerin sistematik bir şekilde ve süreklilik arz eder şekilde işlenmesi, yeni bir suç tipi olarak 'eziyet' suçuna vücut vermektedir (md. 96).

73- Cinsel saldırı suçu nedir?

'Irza tecavüz' suçunun adı artık 'cinsel saldırı' suçudur.

Suç, dokunma, okşama, otobüste, dolmuşta veya kalabalık yerlerde kadınları (ve elbette erkekleri de) sıkıştırmak gibi vücut dokunulmazlığını ihlal eden hareketlerle yapılabileceği gibi; vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle de işlenebilecek. Bu ikinci halde, faile daha ağır bir ceza verilecektir.

Kadınlar da fail olabilir!

Bu suç bakımından eski Türk Ceza Kanunu'na göre en önemli fark şudur: Eski kanuna göre bu suçun sadece erkekler tarafından işlenebileceği kabul edilirken, yeni kanunumuza göre bu suçun faili hem erkekler hem de kadınlar olabilmektedir.

Yine eski kanun örneğin oral ilişkiyi 'ırza tasaddi' olarak değerlendirerek daha hafif cezalandırırken, yeni kanunumuz oral ilişkiyi de cinsel saldırı suçu olarak kabul etmektedir. Ayrıca oral, anal ya da vajinaya cisim sokulması da cinsel saldırı suçunu oluşturacaktır.

Suçun mutlaka karşı cinse karşı işlenmesi gerekmemekte, aynı cinsler arasında da bu suç işlenebilmektedir.

Dolayısıyla hemcinsler veya karşı cinsler arasındaki anal ilişki de cinsel saldırı suçunun kapsamına girmektedir.

Cinsel suçlarda yenilik çok

Yeni kanunun bu konuda getirdiği önemli bir hüküm de, evlilik içi zorla cinsel ilişkilerin de cinsel saldırı suçu olarak kabul edilmesidir. Bu takdirde fail 7 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilecektir. Ancak bu suçun eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdur eşin şikâyetine bağlı kılınmıştır (md. 102).

75- Reşit olmayanlarla cinsel ilişki nasıl düzenlenmiştir?

Yeni kanunun 104. maddesine göre 15 yaşını bitirmiş çocukla rızasıyla cinsel ilişkide bulunan kimse altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Burada, cinsel ilişkiye girenlerin ikisinin de 15 yaşından büyük ve fakat 18'den küçük olmaları halinde fail ve mağdurun kim olduğunu tespit bakımından ortaya bir sorun çıkar. Hüküm hatalıdır. Uygulamada daima erkek çocukların fail, kızların ise mağdur sayılmaları gibi sakıncalı bir sonuca yol açabilecektir. Ayrıca verdiğim örnekte fail ve mağdur belirsiz olduğundan, şikâyet hakkını kimin kullanacağı da belirsiz. Failin mağdurdan beş yaştan daha büyük olması durumunda, failin cezasının iki kat artırılacağı öngörülmüştür.

76- Kanunumuzda ensest suçu var mı?

Ensest suçu birçok Batılı ülkelerden farklı olarak kanunumuzda düzenlenmemiştir. Bunun sonucu olarak reşit çocuklarıyla rızalarıyla ilişkide bulunan anne veya baba (veya diğer yakınlar) cezalandırılamaz. Reşit çocuklarıyla zorla ilişkiye giren anne-babaya ise normal kimselere nazaran daha ağır bir ceza verilir (md. 102/3-c).

Ancak ensest suçunun düzenlenmemiş bulunması, 15-18 yaş arasındaki çocuklarıyla rızasıyla da olsa ilişkiye giren anne veya babanın cezalandırılmasına engel değildir. Ayrıca bu durumda 'reşit olmayanla cinsel ilişki' suçunu oluşturan bu eylemden dolayı ebeveynin cezası iki kat artırılacaktır (md. 104). 15- 18 yaş arasındaki çocuğuyla zorla veya hile veya tehdit veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak ilişki kuran ebeveyn ise 'cinsel istismar' suçundan dolayı cezalandırılır ve başka bir kimseye nazaran ebeveyne daha ağır bir ceza verilir (md. 103).

15 yaşından küçükler bakımından ise, bunların rızası da olsa suç 'cinsel saldırı' suçu olarak kabul edilir ve normalde 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası anne veya baba bakımından yarı oranında artırılarak uygulanır. Bu ağırlaştırıcı neden üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren vb. kimseler bakımından da uygulanır. 15 yaşından küçükler ile cebir veya tehdit kullanılarak cinsel ilişki kurulması halinde ceza tekrar yarı oranında artırılacaktır. Suç sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması durumunda verilecek hapis cezası 15 yıldan az olamayacaktır (md. 103).

77- Halk arasında 'cinsel taciz' denilen şey kanunda farklı mı düzenlendi?

Bir kimseye dokunmak veya cinsel ilişki kurmak şeklindeki hareketler cinsel saldırı suçunu oluştururken, bir kimseye dokunmaksızın cinsel amaçlı olarak taciz edilmesi cinsel taciz suçunu oluşturmaktadır. Böylece bu suçun genellikle laf atma şeklinde işleneceği anlaşılmaktadır. Kanun bu durumda faile üç aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilmesini öngörmüş bulunmaktadır. Erkeklere de laf atılması durumunda faile aynı ceza uygulanacak.

İşyerinde taciz: Bu suçun hiyerarşi veya hizmet ilişkisinden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi durumunda, ceza artırılacak; bu fiil nedeniyle mağdur işi terk etmek mecburiyetinde kalmış ise, verilecek ceza bir yıldan az olamayacaktır (md. 105). Böylece patron ya da yöneticinin çalışanlarını taciz etmesi, aynı işyerinde çalışanların birbirine yönelik tacizleri durumunda ceza artırılacaktır.

Ayrıca eğitim ve öğretim ilişkisinden ya da aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılarak bu suç işlendiği takdirde de ceza artırılacaktır

Katile 'katil' diyemezsiniz

Hırsıza 'hırsız' diyemezsiniz. Ekmek çalmak bazen affolur

78- Katile 'katil' demek suç mudur?

Suçtur. Katile 'katil', fahişeye 'fahişe' demek hakkına kimse sahip değildir. Bu doğru olsa bile. Zaten yalan ise, belirli şartlarla iftira suçu söz konusu olabilir. Dolayısıyla bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek söz söylemek, yakıştırmada bulunmak 'hakaret' suçunu oluşturur.

Doğru olan hakaretin ispatına kural olarak kanun imkân vermez. Ancak suç oluşturan fiil bir kimseye yüklenerek hakaret edilmişse, örneğin 'Sen falanca tarihte, falanca kimseden rüşvet aldın' gibi, bu takdirde suç oluşturan fiilin ispatı halinde kişiye ceza verilmez. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak kişiye yüklenen fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararının bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlı. Kamu görevlisinin rüşvet aldığı ispat olunca hakarette bulunana ceza verilmeyecek ise de, hakaret eden kişi ispat edilmiş fiilinden söz ederek kişiye yine hakarette bulunursa, cezaya hükmedilecektir (md. 127).

Hakaret suçu kişinin yüzüne karşı işlenebileceği gibi, yokluğunda da işlenebilir. Kanunumuz bu ikinci hususa 'gıyabında hakaret' demekte ve bu tür hakaretin cezalandırılabilmesi için en az üç kişiye hakareti oluşturan sözlerin söylenmesini aramaktadır. Dolayısıyla bir veya iki kişiye bir kimse hakkındaki tahkir edici sözlerin söylenmesi suç oluşturmamakta. Bu üç kişinin bir arada olması veya her birine ayrı ayrı söylenmesi mümkün (md. 125). Hakaret mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle de işlenebilir (md. 125/2). Hakaret aleni olarak işlenirse, yani belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olursa, faile verilecek ceza artırılacak; basın ve yayın yoluyla hakarette de daha ağır ceza verilecektir (md. 125/4).

79- Hakaret ve sövmenin cezası nedir?

Bir kimsenin yüzüne karşı onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut fiil ve olgular isnat eden veya yakıştırmalarda bulunan veya söven kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 125).

Bu ceza hem erteleme sınırı içindedir, hem de hapis yerine adli para cezası veya kamu yararına bir işte çalışma gibi bir tedbir de uygulanabilir.

80- Ad vermeden hakaret de suç mu?

Olur. Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya bir kimseye bir fiili işlediği isnadı üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa hakaret suçu oluşacaktır (md. 126).

81- Kızdığı için küfreden de ceza alır mı?

Hakaret, haksız fiile tepki de olsa suç.

Ancak kanun bu durumda cezanın indirilmesine olanak tanıdığı gibi, hâkime ceza vermeme yetkisini de vermiştir (md. 129/1). Kasten yaralamaya tepki olarak hakerete ceza verilmez. (md. 129/2).

Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir (md. 129/3).

82- Ölüye hakaret suç mudur?

Bu suça 'kişinin hatırasına hakaret' adı verilir. Hakaret oluşturan sözlerin en az üç kişiye söylenmesi gerekmektedir (md. 130/1).

83- Şantaj nedir, cezası ne kadardır?

Bir kimsenin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidiyle menfaat temini; failin hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz etmesi şantaj olarak tarif edilir. Örneğin, kişinin suç işlemiş birini, ihbar edeceğinden bahisle, kendisine bir menfaat teminine zorlaması halinde şantaj suçu oluşur. Yine, bir gazetecinin siyasi bir şahsiyeti kendisine belli bir miktar para verdiği takdirde hakkında öne sürülen yolsuzluk iddialarını haber konusu yapmayacağından bahisle, menfaat teminine zorlamasıyla şantaj suçu oluşur (md. 107).

Kadına ev kiralamayana ne olur?

84- Haksız arama nedir?

Hukuken şartları gerçekleşmemesine rağmen bir kimsenin üstünün veya eşyasının aranması durumunda, aramayı yapan kamu görevlisi cezalandırılacaktır (md. 120).

85- Dilekçe hakkını kullanmayı engelleyene ne olur?

Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi suçtur (md. 121).

86- Ayrımcılık suçu nedir?

Kanunda yeni düzenlenen suç tiplerinden biri de 'ayırımcılık suçu'dur. Kanunumuzun 122. maddesine göre, kişiler arasında dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım yaparak,

a) bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, bir hizmetin icrasını engelleyen veya kişinin işe alınmasını-alınmamasını yukarıda sayılan hallerden birine bağlayan,

b) besin maddelerini vermeyen, kamuya arz edilmiş bir hizmeti yapmayı reddeden,

c) kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Böylece örneğin kadınlara ev satmayan, kadınları cinsiyetleri dolayısıyla işe almayan veya Türk olmadığı için bir kimsenin pazarda çalışmasına müsaade etmeyen kimseler suç işlemiş olacaklardır.

İnsan denek olur mu?

Tedavi amaçlı deneme şartları: Bilinen tıbbi yöntemler işe yaramıyor olacak, hasta onay verecek ve tedavi hastane ortamında uzman hekim tarafından uygulanacak

87- İnsan üzerinde deneme ve deney yapmak suç mudur?

Kanunumuz özellikle ilaç denemeleri bakımından kötüye kullanmaları önlemek açısından yeni bir hüküm getirmiştir. Buna göre, insan üzerinde bilimsel bir deney ile tedavi amaçlı deneme yapılması kural olarak serbest olmakla beraber, bunun kanunda yazılı şartlara uygun olarak yapılması gerekmektedir.

Tedavi amaçlı denemeden kasıt, hasta olan bir insan üzerinde yapılan denemedir. Burada bilimsel amaçlı deney sonuçları, henüz bir kesinliğe varmasa da, hastalığın tedavisi konusunda ulaştığı bazı somut faydalarından yola çıkarak hasta bir insana uygulanmaktadır. Bunun suç oluşturmaması için, hastanın rızasının olması ve bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin sonuç vermeyeceğinin anlaşılması gerekir. Tedavinin de uzman hekimce bir hastane ortamında yapılması şarttır.

Menfaat teminiyle deney yasak

Deney terimi, bilimsel çalışmanın ilk aşamaları için kullanılır. İnsan üstünde deney koşulları:

Kişinin rızası olacak, menfaat temin edilmemiş olacak, önceden izin alınacak, deney insan dışı ortamda veya hayvanlar üzerinde yapılmış olacak, bilimsel veriler deneyin insana uygulanmasını gerekli kılacak, deney insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmayacak, insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntem yasak ve varılmak istenen amaç, kişiye yüklenen külfete daha ağır basacak....

'Çok açtım, ekmek çaldım'

88- Hırsızlığın cezası nedir?

Hırsızlığın cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir (md. 141). Ancak kamu kurumlarında, ibadete ayrılmış yerlerde, halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde hırsızlık suçu işlenmesi durumunda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Aynı ceza âdet gereği açıkta bırakılmış eşya (otomobiller gibi), bir afetin zararlarını önlemek veya hafifletmek amacıyla hazırlanan eşya hakkında ve elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi halinde de verilecektir (md. 142/1).

Yankesicilik, kapkaç, taklit anahtar, bilişim sistemlerini kullanarak hırsızlık suçunun işlenmesi halinde fail üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaktır (md. 142/2).

Yine hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde verilecek ceza artırılacaktır (md. 143).

89- Çalınan malın değeri az olsa bile ceza gerekir mi?

Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, hâkime tamamen ceza vermekten vazgeçme hakkı da tanınmıştır.

90- Ekmek çalan da ceza alır mı?

Kural olarak evet.

Ancak, kanunumuz bu konuda bir imkân tanımıştır. Buna göre, hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir (md. 147).

'Ben bir dedektifim de...'

91- Dedektiflik soyut olarak Türk Ceza Kanunu'nda bir suç olarak düzenlenmemiştir. Ancak dedektiflik faaliyeti içerisinde yapılabilecek bazı faaliyetlerin suç olacağı açıktır.

Örneğin, telefon dinleme, aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi suçları dedektiflik faaliyeti çerçevesinde işlenebilecek suçlardandır. Hatta, kanunumuzun 133/3. maddesi kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suretiyle elde edilen bilgilerden yarar sağlanması veya bunların başkalarına verilmesi veya diğer kişilerin bilgi edinmelerinin temin edilmesini cezayı artıran bir sebep olarak düzenlemiştir.

Bu nedenle, özel bir mevzuat ile dedektiflik faaliyeti hukuka uygun kılınmadığı müddetçe, dedektifliğin bizzat kendisi değil, ancak yukarıdaki faaliyetleri suç oluşturacaktır.

İletişim özgür mahremiyet koruma altında

92- Israrlı telefonlar ve gürültü suç mu?

Sırf huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya başka bir hukuka aykırı davranışta bulunması halinde faile 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecektir (md. 123).

93- Haberleşme gizliliğini ihlal nedir?

Posta kutusundaki mektupların yırtılması, bir kişiye gönderilen mektupların ilgilisine verilmeyerek çöp kutusuna atılması, telefon hatlarının kesilmesi veya oluşturulan manyetik alanla telefon görüşmelerinin yapılamaz hale getirilmesi gibi fiiller bu suçu oluşturacaktır (md. 124).

Maddede ayrıca her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi de cezalandırılmaktadır. Böylece bir gazete veya derginin dağıtımının ya da bir radyo veya televizyon yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi durumunda bu suç oluşacaktır (md. 124/3).

94- Telefon dinlemek suç mudur?

Evet. Telefon dinleme Ceza Muhakemesi Kanunu 135. madde gereğince ancak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanık hakkında uygulanabilecek bir tedbirdir.

Bu madde dışında, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali kanunumuz tarafından suç olarak belirlenmiştir. Haberleşme içeriğinin hukuka aykırı olarak ifşası durumunda ise faile verilecek ceza artırılacaktır. Aynı şekilde kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kimseye de altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilecektir. Haberleşme içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayımlanması halinde ise ceza yarı oranında artırılacaktır (md. 132).

95- Konuşma kaydetmek suç mudur:

Aleni konuşmaları kaydetmek suç değildir. Buna karşılık kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinlemek veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydetmek iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Kişi aleni olmayan söyleşinin tarafı da olabilir, yani söyleşiye katılan kimselerden biri de olabilir. Bu durumda da diğer konuşanların rızası olmadan söyleşiyi kayda almak suç oluşturmaktadır. Bu dinleme veya kayıtları kullanarak yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi de altı aydan iki yıla kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (md. 133).

Konuşmanın aleni olup olmadığını belirlemek bakımından, konuşmanın başkaları tarafından ancak özel gayret gösterilerek duyulabilecek olması aranır. Dolayısıyla kamuya açık bir yerde de iki kişi arasında yapılan özel konuşmalar aleni değildir.

96- Özel hayatın gizliliği var mıdır, nedir?

Eski kanunumuzda bu konuda bir hüküm bulunmamakta ve sorun ancak tazminat hukuku (veya hakaret suçu) çerçevesinde ele alınmaktaydı. Yeni kanunumuz ise böyle bir suç tipi kabul etmiş bulunmaktadır.

Buna göre gizli yaşam alanına girerek veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve kaydedilmesi cezalandırılmaktadır (md. 134/1).

Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin ifşa edilmesi durumunda, bu görüntü ve sesler hukuka uygun olarak da, hukuka aykırı olarak da elde edilmiş olsun, suç oluşturmaktadır (md. 134/2).

97- Kişiler hakkında bilgi toplamak suç mudur?

Kişilerle ilgili bilgiler ancak mevzuat tarafından izin verilen hallerde kayıt altına alınabilir. Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi halinde faile altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilecektir (md. 135/1).

Yine kanunlarda özellikle suçlulukla mücadele bağlamında, suç ve suçluların ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla izin verilen hallerde, kişinin ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgilerin kayıt altına alınmasına izin verilebilir. Bu hallerin dışında kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgilerin kişisel veri olara kaydedilmesi suç oluşturmaktadır (md. 135/2).

Ruhsatsız binadan hapse

Geçici hırsızlık da suç, 'Aldım, iade ettim' diyen sadece indirimden yararlanabilir. Zararlı gıda satan ölüme yol açarsa, 'öldürme'den yargılanır. Son pişmanlık nadiren fayda eder

98- Geçici bir süre için mal çalınması da hırsızlık mıdır?

Evet. Ancak kanunumuz bu durumda failin cezasının indirilmesini öngörür. Bununla beraber, mal suç işlemek için kullanılmışsa, örneğin bir otomobilin banka soymak için çalınmasındaki gibi, bu takdirde faile otomobil hırsızlığı dolayısıyla verilecek cezada indirim yapılmayacaktır (md. 146).

99- 'Gasp'ın cezası nedir?

Kanunumuz gasp suçuna 'yağma' adını vermektedir. Buna göre bir kimseyi tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (md. 148/1). Bir kimseden zorla senet alan veya senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya olan bir senedi imhaya zorlama halinde de ceza aynıdır. (md. 148/2).

100- Kişi kendi hakkını polise başvurmadan kendisi alabilir mi?

Örneğin, borçlusundan borcunu kişi kendisi alabilir mi? Hayır. Hukuk düzeni böyle bir şeye müsaade etmez. Kişi alacağını hukuksal yollardan temin etmelidir.

Buna karşılık alacağını kendisi zor kullanmadan alması durumunda hırsızlık; zor kullanarak alması durumunda yağma; hile kullanarak alması durumunda ise dolandırıcılık suçu oluşur.

'Hakkımı aldım, hırsız oldum'

Ancak elbette, bu tür hallerde esasen kişinin bir hakkını alması söz konusu olduğundan failin cezası normal hırsızlık, gasp veya dolandırıcılığa nazaran daha hafiftir.

101- Akıl hastasını başıboş bırakan cezalandırılabilir mi?

Kanunumuza göre, akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde ihmal eden kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 175).

Bu suçun gerçekleşebilmesi için başkasının hayatına, sağlığına veya malvarlığına bir zarar gelmesi aranmamakta, bu haklara yönelik bir tehlikenin bulunması yeterli görülmektedir.

102- Hayvanları başıboş bırakan da cezalandırılabilir mi?

Elbette. Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 177). Burada henüz bir kimseye zarar verilmemesine rağmen kişinin cezalandırılması söz konusudur.

Buna karşılık serbest bırakılan veya kontrol altına alınmayan hayvan bir kimseye zarar vermiş, örneğin ısırmışsa, o takdirde fail artık bu maddeden değil, başkasını yaralamadan ötürü sorumlu tutulur.

103- Halka bozuk gıda satmanın cezası nedir?

Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her türlü yenilecek veya içilecek şeyleri veya ilaçları satan, tedarik eden, bulunduran kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir (md. 186).

Bu şeylerden dolayı kişilerin sağlığına veya hayatına yönelik bir zarar meydana geldiği takdirde, fail yaralama veya öldürmeden dolayı sorumlu tutulacaktır.

Cüzdandan para alan evlat

104- Babasının cüzdanından para çalan evlat cezalandırılır mı?

Evladın bu eylemi aslında hırsızlık suçunu oluşturmaktadır.

Ancak kanunumuz eşler, üstsoy ile altsoy ve aynı konutta beraber yaşayan kardeşler arasında hırsızlık suçunun cezalandırılmayacağını hükme bağlamıştır (md. 167/1).

105- Son pişmanlık fayda eder mi?

Kanunumuza göre kural olarak 'son pişmanlık fayda etmez.'

Pişmanlığın işe yaradığı yerler

Ancak bazı suçlar bakımından pişmanlığa değer tanınır. Örneğin, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlarda, suçlar tamamlandıktan, fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararın geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi halinde cezanın indirilmesi mümkün (bkz. md. 168).

İş sahibi, tedbir almaya mecbur

106- İnşaat sırasında tedbir almamak suç mudur?

Evet. İnşaat veya yıkım faaliyeti sırasında insan hayatı veya beden bütünlüğü bakımından gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Bu tedbirler alınmadığı takdirde kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 176).

107- Gerekli işaret ve engelleri koymayan karayolu görevlileri, belediye yetkilileri veya inşaat sahipleri de cezalandırılabilir mi?

Herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret veya engelleri koymayan kişi iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Bu işaret veya engelleri kaldıran veya bunların yerini değiştiren kimseler de aynı şekilde cezalandırılacaktır (md. 178).

'Yalancı kooperatifçi'

108- Kooperatifler veya şirketler hakkında yanlış bilgi sunanlar suç işlemiş olur mu?

Kooperatifler veya şirketler hakkında kamuya yapılan beyanlarda veya genel kurula sunulan raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler veren veya verdiren ilgili kimseler altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 164).

Belediyeler iki yıl sonra çevreci olacak!

109- Zararlı atıkları Türkiye sınırlarından sokan kişiler cezalandırılabilir mi?

Evet. Kanunumuza göre, atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (madde 181/2).

110- Çevreyi kirleten belediye ve fabrikalara ceza verilebilecek mi?

Evet. İlgili kanunlarda belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi önceden sadece idari yaptırıma tabi tutulurken, artık altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecektir (md. 181).

Ne var ki kanunumuzun getirdiği bu yaptırım ancak iki yıl sonra uygulanabilecektir. Zira belediyelerin ve fabrikaların hazırlanması bakımından bu hükmün yürürlüğü iki yıl ertelenmiştir (md. 344).

Gecekonduya ceza devri

111- Gecekondu inşa etmek Türk Ceza Kanunu'na göre suç mu?

Kanunumuzun 184. maddesi hükmünden önce gecekondu yapmak suç oluşturmamakta, sadece gecekondu yıkılmakta ve gecekondu sahibinin tazminat sorumluluğu bulunmaktaydı. Ancak Türkiye'de yaygınlaşan imar kirliliği ile etkin mücadele bakımından kanunumuz artık yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapma veya yaptırmayı suç olarak belirlemiş bulunmaktadır.

112- Belediyelerin gecekondulara ilişkin sorumlulukları neler?

Henüz yapı ruhsatiyesi olmaksızın başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi de imar kirliliği suçu işlemiş olur (md. 184).

Ancak burada henüz şantiye durumunda olan yerlere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılması cezalandırılmaktadır. Buna karşılık bitmiş binalara bu bağlantıların yapılması bu suçu oluşturmayacaktır. Bu tip yerlere telefon, su veya elektrik bağlantısının yapılması görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur (md. 257).

'Komşuya su bağladı, hapiste'

Bu bağlantılar kamu görevlileri tarafından değil de, örneğin komşu tarafından da yapılmış olursa, bu kez bu kimseler söz konusu madde gereğince sorumlu olacaklardır. Ancak burada da 'son pişmanlığın fayda ettiği' hallerden biri vardır.

Buna göre, kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, hatta kişi mahkûm olmuşsa, ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.

113- Yağmurlu günlerde aracıyla kaldırımdaki yayalara kasten su sıçratan kimse ceza görebilir mi?

Evet. Bu durumda başkasının malını kirletme söz konusu olur ve fail dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Başkasının binasının duvarına yazı yazma, afiş veya ilan yapıştırma veya resim yapma durumunda da aynı suç işlenmiş olur (md. 151/1).

114- Parası olmadığı halde bir lokantada yemek yiyip ücretini ödemeyen kişi suç işlemiş olur mu?

Olur. Burada kanunumuz dolandırıcılık suçunun oluştuğunu kabul etmektedir ve faile bir yıldan beş yıla kadar hapis ve ayrıca adli para cezası verilir (md. 157).

115- Bulduğu bir şeyi kullanan kişi suç işlemiş olur mu?

Evet. Kaybedilmiş olması nedeniyle sahibinin elinden çıkmış olan veya hata sonucu ele geçirilen eşyanın iade edilmesi veya yetkili mercilere bildirilmesi gerekir.

Bunları yapmaksızın eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunan kişi bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 160).

116- Telefon hatlarına saplama yapmak, otomatlardan ödeme yapmadan yararlanmak, şifreli yayınları ücretsiz izlemek suç mudur?

Telefon hatlarından, şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmaksızın yararlanan kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir (md. 163/2).

Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişiye ise iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası verilir (md. 163/1).

'Çektim kafayı, sıktım havaya'

117- Silahla ateş etmek, sadece birine zarar verince mi suç olur?

Öncelikle silah ruhsatsız ise, 6136 sayılı kanuna aykırılık söz konusu olacağından suçtur. İkinci olarak kanunumuz kişilerin hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş edilmesi durumunda, birine zarar verilmese bile failin altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörmektedir (md. 170/1). Buna karşılık, kimsenin bulunmadığı ıssız veya bu iş için ayrılmış mekânlarda ateş edilmesi, bu suçu oluşturmayacaktır.

Cadde yarışı hapis getirir

118- Yeni Türk Ceza Kanunu'nda alkollü araç kullananları caydıracak yaptırımlar var mıdır?

Kanunumuzun 179/3. maddesine göre, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi de iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu ceza başkasına hiçbir zarar verilmese dahi uygulanabilecek bir cezadır.

Eğer alkollüyken dikkatsizlik, tedbirsizlik sonucu bir kimsenin yaralanmasına veya ölümüne sebebiyet verilirse, bu takdirde verilen ceza daha ağır olmaktadır. Bu durumda örneğin bir kimsenin ölümüne sebebiyet verildiği takdirde, normalde 3 yıl olan ceza daha yukarı hadden örneğin 6 yıldan takdir edilebilecek, bu ceza da yarısına kadar artırılabilecek, böylece 9 yıl ceza verilebilecektir. Bu ceza adli para cezasına çevrilemeyecektir (md. 85, 22, 50).

119- Bağdat Caddesi'nde yarış yapan gençler cezalandırılabilir mi?

Evet, hem de ağır bir ceza ile: Türk Ceza Kanunu'nun 179/2 maddesi, bu durumda iki yıla kadar hapis cezası öngörmektedir.

Bu kimselerin cezalandırılabilmesi için ayrıca bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebebiyet vermeleri şartı aranmamaktadır.

Uyuşturucuya karşı politikalar

120- Uyuşturucu kullanan kişiler hakkında ne türlü cezalar var?

Kanunumuz izlenen suç politikası gereği çok radikal bir adım atarak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak değil, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır.

Uyuşturucu kullanan kişi, aslında tedavi ve terapiye ihtiyaç duyan bir kişidir. Bu nedenle uyuşturucu madde kullanan kişinin, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulması gerektiği kabul edilmiştir.

Uyuşturucu madde kullanan bir kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı hükmolunan ceza, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması halinde infaz edilir (md. 191).

İhbarla gelen kolaylıklar

Kullanmak için uyuşturucu madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa hakkında cezaya hükmolunmaz (md. 192/2).

121- Tinercilere tiner satmak suç mudur?

Sağlık için tehlike oluşturabilecek örneğin sigara, alkol, tiner gibi maddeleri çocuklara ve akıl hastalarına veya uçucu madde kullananlara veren veya tüketimine sunan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

122- Elindeki paranın sahte olduğunu anlayan kişi ne yapmalıdır?

Sahte parayı üretmese bile sahte parayı bilerek kabul eden kişi suç işlemiş olur. Bunun dışında, sahteliğini bilmeden kabul ettiği parayı bu niteliğini bilerek kullanan kişi de cezalandırılır (md. 197). Bu nedenle, elindeki paranın sahte olduğunu anlayan kişi, parayı en yakın polis karakoluna götürerek teslim etmelidir.

123- Kullanılmış posta pulunun üzerindeki damgayı silerek tekrar kullanmak suç oluşturur mu?

Olur. Kanunumuza göre damga pulu, posta pulu veya bir vergi veya harcın ödendiğini belgelemek amacıyla kullanılan pulların, üzerindeki kullanıldığına dair işaret silinerek tekrar kullanılması halinde sahte damgayı tedavüle koymak suçu oluşur. Bu suç saptandığında faile bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir (md. 199).

Misyonerlik suç değil hak

Misyonerlik değil, aksine bu tür faaliyetleri engellemek suç

125- Din özgürlüğünü engellemenin cezası nedir?

Bir kimsenin dini, siyasi, sosyal, felsefi düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlamak ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan men etmek; toplu dini ibadet ve ayinleri engellemek 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak (md. 115).

126- Dini değerleri aşağılamak suç mudur?

Kanunumuz halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin aşağılanmasını suç olarak kabul etmiştir. Ancak failin cezalandırılabilmesi için aşağılamanın aleni yapılması ve fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması aranacaktır. Bu nedenle, aleni de olsa yapılan aşağılama fiili toplumdaki barışı bozmaya elverişli değilse suç oluşmayacaktır (md. 216).

127- Misyonerlik suç mudur?

Hayır. Aksine dini düşünce ve kanaatleri yaymaktan men etmek suçtur (md. 115).

128- Hasta olmadığı halde bir kimseye hatıra binaen hasta raporu veren doktor cezalandırılır mı?

Evet. Gerçekte hasta olmayan bir kimseye doktor raporu verilmesi durumunda gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi söz konusudur ve doktor üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belge kişiye haksız bir menfaat sağlıyor veya kamunun ya da kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıyorsa doktor resmi belgede sahtecilikten ötürü cezalandırılacaktır (md. 210).

İzinsiz kredi kartı kullanımı

129- Başkasının banka veya kredi kartının kullanılması hırsızlık suçunu mu oluşturur?

Hayır. Kanunumuz bu konuya ilişkin açık bir düzenleme yapmıştır. Buna göre başkasına ait bir banka veya kredi kartını ele geçiren veya sahibinin rızası olmaksızın kullanarak bir yarar sağlayan kimse üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır (md. 245/1). Banka veya kredi kartı sahte olarak oluşturularak kullanılmış ve bu suretle bir yarar sağlanmışsa faile verilecek ceza dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır (md. 245/2).

130- İşinin olmayacağı veya zor olacağını ima ederek vatandaştan menfaat temin eden kamu görevlisinin eylemi hangi suçu oluşturur?

Memurun normalde yapması gereken işi için vatandaşı para vermeye zorlaması durumunda, rüşvet değil, irtikap adı verilen suç oluşur. Bu olaylarda vatandaş rüşvetten farklı olarak işini para ile gördürmek istememekte, iş yaptırabilmek için para vermek zorunda kalmaktadır. Buradaki zor bir cebir veya şiddet manasındaki zor değil, manevi bir zorlamadır.

'Bıçak parası'

Bu takdirde kamu görevlisine beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. Yargıtay'ın değişik yönde kararları olmakla beraber, bunun tipik örneği hastanelerde ameliyat için doktora verilen 'bıçak parası'dır.

Burada hasta rüşvet vererek ameliyat olmayı istememekte, doktorun 'aksi takdirde ameliyatını yapmam' veya 'asistan doktor yapar' gibi manevi zorlamaları neticesinde parayı vermek zorunda kalmaktadır.

131- Rüşvet suçunu memur olmayanlar da işleyebilir mi?

Rüşvet suçu esasen bir memur, kamu görevlisi suçudur. Kamu görevlisi olmayan kimseler bu suçu işleyemezler.

Ancak kanunumuz yerinde bir düzenlemeyle hukukumuzda ilk defa kooperatifler, halka açık anonim şirketler gibi bazı kurumlar için hukuki ilişki tesis etmeye yetkili kimselerin temin ettikleri menfaati de rüşvet kapsamına sokmuş bulunmaktadır. Böylece örneğin bir kooperatif yöneticisinin ya da anonim şirket yöneticisinin mal alımında haksız menfaat temin etmesi halinde, kendisi memur olmasa dahi rüşvet suçundan dolayı cezalandırılabilecektir (md. 252/4).

132- Tefecilik faaliyeti suç mudur? Suçsa cezası nedir?

Tefecilik suçtur. Tefecilikten anlaşılması gereken, kazanç elde etmek maksadıyla başkasına ödünç para verilmesidir ve bu eylemi yapan kimseler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (md. 241). Bu suç 'senet kırdırma' denen usulle de işlenebilir. Örneğin, henüz vadesi gelmemiş bir bononun vadesinden önce başkasına verilerek karşılığında bono üzerinde yazılı meblağdan daha az bir paranın alınması durumunda tefecilik suçu oluşur. Bu madde ile kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi cezalandırılırken, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır.

Borçtan hapse girilmez

133- Borcumu ödeyemiyorum, hapse girer miyim?

Hayır. Hukuk sistemimizde, borcunu ödememekten dolayı hapis cezası yoktur. Ancak mal beyanında bulunmama durumunda hapis cezası öngörülmektedir. Kişi doğru mal beyanında bulunduğu takdirde kendisine ceza verilmez. Borçlu hakkında malvarlığı varsa ancak haciz işlemi uygulanabilir, ayrıca hapis cezası uygulanamaz. Anayasamızın 38. maddesine göre de, "hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz".

134- Şapka Kanunu'na muhalefet suç mudur?

Evet. Kanunumuzun 222. maddesine göre Şapka İktisası Hakkında Kanun'a aykırı hareket edenlere iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir.

Havada uçak, karada tren

Kara araçlarını kaçırmak bir yıldan üç yıla, deniz veya demiryolu araçlarını kaçırmak iki yıldan beş yıla kadar hapis gerektirir. Hava ulaşım aracını kaçırmanın cezası ise 5-10 yıl arasında hapis

135- Uçak kaçırmanın cezası nedir?

Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (md. 223).

136- Kara, deniz veya demiryolu ulaşım aracı kaçırana ne ceza verilir?

Kara aracını kaçırana bir yıldan üç yıla; deniz veya demiryolu ulaşım aracını kaçırana ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir (md. 223).

137- Kanunlara uymamaya tahrik suç mu?

Evet. Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 217).

Kanunsuzlar övülür mü?

138- Suçu, suçluyu övmek suç olur mu?

Olur. Kanunumuza göre işlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kimseyi öven, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İşlenmiş olan bir suçun failini veya kanuna uymayan kişiliğini, sırf suç işlemesi sebebiyle övme de böylece bu kapsamda değerlendirilecektir. Ancak gerek bir suçun gerekse bir suçlunun övülmesi suçunun gerçekleşebilmesi için övme eyleminin alenen yapılması gerekir. Yani belirsiz sayıda kişinin duyabileceği şekilde olması gerekmektedir.

139- Bir örgüt kurarak suç işleyenler nasıl cezalandırılır?

Kanunumuz, suç sayılan eylemleri işlemek amacıyla örgüt kurmayı veya örgüte üye olmayı, hiç suç işlenmese dahi cezalandırmaktadır. Ancak örgüt kurulduktan sonra örgüt üyeleri ayrıca bir de suç işleyecek olursa, bu suçlardan dolayı da ayrıca ceza verilecektir. Örgüt yöneticileri ise, bizzat kendileri işlemeseler dahi, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı da ayrıca ceza alacaklardır (md. 220). Ayrıca bazı suçların örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi cezayı artıran bir neden olarak öngörülmüştür. Örneğin, organ veya doku ticareti suçu örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenirse, suçun cezası artırılır. Böylece bir örgütün bu suçu işlemesi durumunda, suçu işleyen örgüt üyeleri ağır organ ticareti suçundan ceza alacaklar, ayrıca örgüt üyeliğinden dolayı da ceza alacaklardır. Örgüt yöneticisi de, hem örgüt yöneticisi olmaktan, hem de ağır organ ticareti suçundan ceza alacaktır (md. 91).

140- Örgütü dağıtan, örgütten ayrılana da ceza verilir mi?

Yeni Ceza Kanunu bu bakımdan örgüt üye ve yöneticilerine büyük imkânlar sağlamaktadır (md. 221). Buna göre, örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve suç işlenmeden önce örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında ceza verilmez.

Örgüt üyesi de, herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirirse kendisine ceza verilmeyecektir. Buna karşılık gönüllü olarak ayrılmayıp da, henüz bir suç işlenmeden yakalanan örgüt üyesi, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi verirse, hakkında cezaya hükmolunmayacaktır.

Teşhirciliğin sınırı ve müstehcenlik

141- Teşhircilik suç mudur?

Kanunumuz herkesin önünde cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişiyi altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırmaktadır (md. 225). Kanunumuzda teşhirciliğin ne olduğu açıklanmamaktadır. Ancak öncelikle cinsel organların gösterilmesi teşhircilik olacaktır. Buna karşılık, dekolte kıyafetlerin bu suç kapsamında değerlendirilmeyeceği de açıktır.

142- Müstehcen yayınlar, filmler suç teşkil eder mi?

Kanunumuzun 226. maddesinde 'müstehcenlik' suçu düzenlenir.

Bu hüküm, halk arasındaki anlamıyla müstehcenliği cezalandırmamakta, 18 yaşından küçüklere müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin verilmesi, içeriğinin gösterilmesi, okunması, dinletilmesi; bunların içeriklerinin çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösterilmesi; bu ürünlerin içeriğine vâkıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz edilmesini; bunları bunlara mahsus alışveriş yerleri dışında satanları cezalandırmaktadır. Bu itibarla, bu tür ürünleri bunlara mahsus yerlerde satılabilecektir. Bu eylem, suç oluşturmamaktadır.

Müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlarda yayımlanması ise suç olup, bu eylem karşılığında altı aydan üç yıla hapis cezası öngörülmüştür.

Maddede ayrıca çocuk seks-porno görüntü, film ve seslerinin çekilmesi beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmakta; çocukların kullanıldığı bu tür ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan ve satanların da iki yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezasına çarptırılacağı açıklanmaktadır. Şiddet içerikli; hayvanlarla ve ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin film, görüntü ve seslerin üretimi, satımı da suçtur.

Polis genelevi niye bekler?

143- Parayla cinsel ilişki kurulması suç mudur?

Suç olsa, polis, genelev kapısında durmaz, içerdeki kadınları, erkekleri gözaltına alırdı. Hukukumuzun yasakladığı husus, para karşılığı cinsel ilişkinin bu işler için ayrılmış yerler dışında ve kontrol dışı yapılması ile kişilerin para karşılığı cinsel ilişkiye, yani fuhşa teşvik edilmesi, bunun için tedarik edilmesi vb. fiillerdir.

Kanunumuz çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişinin dört yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmasını öngörür. Aynı eylemlerin bir yetişkin hakkında gerçekleştirilmesi halinde ise faile iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası verilecektir

Fuhşa sürüklenenin kazancından yararlanılarak geçim sağlanması, fuhşa teşviktir. Bir kimse üzerinde cebir veya tehdit kullanarak, hile ile, çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında ise cezaların iki katına kadar artırılacağı öngörülmektedir (md. 227/4).

Oynatan suç işler

144- Kumar suç mudur?

Öncelikle kumarın ne olduğunu belirlemek gerekir. Kanunumuz kumarı tanımlamaktadır:

"Ceza Kanunu'nun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır". Buna karşılık kumar oynamak suç değildir. Fakat kanunumuz, kumar oynayanları cezalandırmamakla beraber, kumar oynanması için yer ve imkân sağlayan kimsenin bir yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmasını öngörmüştür (md. 228).

145- Bir faaliyetin yasaklanarak, faaliyetin yapıldığı yerin mühürlenmesi durumunda mühür bozulmaksınız da faaliyete devam edilmesi halinde mühür bozma suçu oluşur mu?

Örneğin bir işyerinde yapılan faaliyete devam edilmemesi için işyeri mühürlenmekte, ancak işyeri sahipleri mühür bozma suç oluşturduğundan, mühre dokunmaksızın mesela işyerine ek bir kapı açarak faaliyete devam edebilmektedirler. Bunu önlemek için yeni kanunumuz durumun değiştirilmemesi hususundaki emre aykırı faaliyetlerin sürdürülmesini de yaptırıma bağlamıştır.

Böylece sadece mührün kaldırılması değil, mührün konuluş amacına aykırı hareket edilmesi de cezalandırılmaktadır (md. 203).

Söyle yalanı, gir hapse

146- Kamu görevlilerine yalan beyanda bulunmak suç mudur? Suçsa cezası nedir?

Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 206).

Ne var ki, her türlü yalan beyan bu suçu oluşturmaz. Bir memura karşı yapılan beyanın doğruluğu düzenlenen resmi belgeyle ispat edilecekse, yalan beyan suçtur.

Ancak beyanı alan memur, beyanın doğruluğunu araştırıp, buna kanaat getirdikten sonra resmi belgeyi düzenlemek ise, yani resmi belge sadece kişinin beyanı üzerine değil de, memurca yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise bu maddedeki suç oluşmaz.

Örneğin, gümrük muayene memuruna, belirli bir malı ithal veya ihraç edeceği yolunda yalan beyanda bulunan kişi, bu maddedeki suçu işlemiş olmaz; zira beyanı alan gümrük muayene memuru sırf bu beyanla yetinmeyip, beyanın doğruluğunu incelemekle yükümlüdür.

'Boş kâğıt imzaladım, yandım'

147- Belli bir amaç için kullanılmak üzere bir kimseye verilen imzalı boş kâğıdın başka amaçla doldurulması suç olur mu?

Olur. Kanunumuza göre, belirli bir tarzda doldurulup kullanılmak üzere kendisine teslim olunan imzalı ve kısmen veya tamamen boş bir kâğıdı, verilme nedeninden farklı bir şekilde dolduran kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (md. 209). Örneğin, acil hallerde izin dilekçesi olarak kullanmak üzere mesai arkadaşına altını imzalayarak verdiği boş bir kâğıdın, bu kimse tarafından, 'ben falancaya şu kadar lira borçluyum' şeklinde doldurulması durumunda bu suç oluşacaktır.

Kötü kaynanaya hapis

Hastanede çocuk değiştiren, 'soybağını değiştirmek'ten ceza alır. Gelinine eziyet eden kaynana sekiz yıla kadar hapis cezası alabilir. 'Terbiye amacıyla dayak' da hapse götürür

148- İmam nikâhlı evlilikler suç mudur?

Esasen hayır. Ancak bunun için öncelikle resmi nikâhın yapılması gerekmektedir. Resmi nikâh olmaksızın imam nikâhı yaptıranlar ile resmi nikâh olmamasına rağmen imam nikâhı kıyan kimseler iki aydan altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (md. 230).

149- Hastanelerde çocukları değiştirenler hangi suçu işlemiş olur?

Hastanelerde çocukları bilerek ve isteyerek değiştirenler 'çocuğun soy bağını değiştirme' suçunu işlemiş olurlar (Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası).

Buna karşılık, gerekli özeni göstermeyerek çocukların karışmasına neden olan kişi ise bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (md. 231).

150- Kaynananın geline sürekli kötü muamelesi de suç mu?

Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarda bulunmak eziyet suçunu oluşturacak ve fail sekiz yıla kadar hapis cezasına çarptırılır (md. 96).

151- Öğretmen, usta, anne baba, çocuğunu terbiye amacıyla dövebilir mi?

Kanunumuzun 232. maddesinin ikinci fıkrasında, "İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir" denmektedir. Bu maddede kullanılan 'sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisi' ifadesi dolayısıyla öğretmen, usta ve annebabaya bir disiplin yetkisinin verildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu disiplin yetkisinin kapsamının ne olduğu açıklanmamaktadır.

Ancak bugün ne annebabanın, ne öğretmenin, ne de ustanın çocuğunu, öğrencisini veya çırağını dövme yetkisinin bulunmadığı kabul edilmektedir. Bu nedenle, dövme eylemi yaralama suçunu oluşturur. Hatta annebaba ve öğretmen bakımından cezanın artırılması da söz konusu olabilir (md. 86/2). Dövme dışındaki, odadan çıkarmama, tahtada bekletme gibi davranışlar ise sınır aşılmamak kaydıyla disiplin yetkisi içinde kabul edilip cezalandırılmazlar.

152- Yurt müdürleri, okul müdürleri, bekâret kontrolü yaptırabilecekler mi?

Hayır. Kanunumuz, bu konuya yönelik kamuoyundaki şikâyetleri göz önünde bulundurarak, ancak hâkim veya savcı kararıyla genital muayene yapılmasına olanak tanımıştır (md. 287).

Hamile eşi terk eden hapse

153- Bir erkeğin kendisinden hamile kalan kadını terk etmesi suç mudur?

Kanunumuz bu konuya ilişkin yeni bir hüküm koymuş bulunmaktadır.

Buna göre hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir (md. 233/2).

154- Bakıma muhtaç anne-babayı terk etmek suç mudur?

Yaşlı veya hasta olması dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan bir kimseyi terk eden kişi üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (md. 97).

155- Velayet yetkisi kendisinden alınmış bulunan çocuğunu kaçıran anne veya baba cezalandırılabilir mi?

Evet, velayeti alınmış çocuğu kaçırmak suçtur. Yeni Türk Ceza Kanunu'na göre velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, 16 yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Cebir veya tehdit kullanılırsa ya da çocuk henüz 12 yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır (md. 234).

156- 'Hacker'lik suç mudur?

Kanunumuz bir bilişim sistemine hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimsenin; bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişinin; bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişinin cezalandırılacağını öngörmektedir (md. 243, 244).

Yetkiyi aşan polis ceza alır

157- Göstericilere karşı yetkisinin sınırlarını aşan polisler suç işlemiş midir?

Evet. Yasadışı gösteri ve toplantıları dağıtma konusunda polise yetki verilmiştir. Ancak bu yetkinin sınırları içinde kullanılması gerekmektedir. Zaten dağılmakta olan bir topluluğa karşı şiddet kullanılması, yere düşmüş göstericilerin tekmetokat dövülmesi veya gereğinden fazla biber gazı kullanılması gibi olaylarda polis zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması dolayısıyla kasten yaralama suçundan dolayı cezalandırılacaktır (md. 256).

158- Başkasının suçunu üstlenmek suç olur mu?

Olur. Yetkili makamlara, gerçeğe aykırı olarak, suçu işlediğini veya suça katıldığını bildiren kimseye iki yıla kadar hapis cezası verilir. Ancak bu suç annebaba, evlat, eş veya kardeşi cezadan kurtarmak amacıyla işlenirse, hâkim verilecek cezayı indirebileceği gibi, hiç ceza da vermeyebilir (md. 270).

159- Önümde bir suç işlendi, bunu ihbar etmekle yükümlü müyüm?

Kural olarak kişilerin suçları ihbar yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak, bunun istisnaları da vardır. İlkin suç, 'işlenmekte olan bir suç' ise, yetkili makamlara bildirmemek suç oluşturmaktadır.

Örneğin, bir kimsenin kaçırılarak belli bir yerde tutulduğunun bilinmesine rağmen, durumdan yetkili makamların haberdar edilmemesi; komşusunun kaçak elektrik kullandığını bilmesine rağmen ihbar edilmemesi bu suçu oluşturacaktır. Aynı şekilde, işlenmiş olmakla birlikte, sebebiyet verdiği neticelerin sınırlandırılması halen mümkün olan suçları da ihbar yükümlülüğü bulunmaktadır. Örneğin, bir hırsızlık sonucunda elde edilmiş malların bir depoda saklandığının bilinmesine rağmen, durumdan yetkili makamların haberdar edilmemesi halinde bu suç oluşacaktır (md. 278).

İkinci olarak, memurların görevleri dolayısıyla öğrendikleri suçları da ihbar yükümlülüğü vardır (md. 279). Örneğin, önüne gelen diplomanın sahte olduğu gören okul müdürü, bu suçu ihbarla yükümlüdür. Bu kapsamda ayrıca sağlık mesleği mensuplarının da, görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmaları halinde, durumu yetkili makamlara bildirme yükümlülüğü vardır (md. 280).

160- Başkasının yerine cezaevine veya tutukevine girmek suç mudur?

Evet. Kendisini, bir hükümlünün veya tutuklunun yerine koyarak ceza infaz kurumuna veya tutukevine giren kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir (md. 291).

Kamuya hak yine yok

161- Kamu görevlilerinin işçiler gibi görevlerini terk etmeleri ya da yavaşlatmaları suç mudur?

Kamu görevlilerinin hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde görevlerini terk etmeleri, görevlerine gelmemeleri, geçici de olsa görevlerini yapmamaları veya yavaşlatmaları suçtur.

Ancak bunun için bu eylemleri gerçekleştiren kamu görevlisi sayısının üçten fazla olması gerekir. Kanunumuz eski kanunda bulunmayan yeni bir düzenleme yapmış bulunmaktadır.

Buna göre, kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak, hizmeti aksatmayacak biçimde, geçici ve kısa süreli iş bırakmaları veya yavaşlatmaları halinde, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza da verilmeyebilir (md. 260).

162- Gecekondularını yıktırmamak için polise direnenler hangi suçu işlemektedirler?

Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi 'görevi yaptırmamak için direnme' suçunu işlemiş olur ve altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (md. 265).

163- Haciz için gelen avukata direnenler hangi suçu işler?

Bu durumda da 'görevi yaptırmamak için direnme' suçu işlenmiş olur. Ancak avukatlar yargı görevi yaptıklarından bu durumda faile verilecek ceza iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıdır (md. 265/2).

164- Bir kimsenin bir suç işlediğini söylemek iftira mıdır?

Hem hayır, hem evet.

Bir kimsenin bir suç işlediğini söylemek iftira suçunu oluşturabilir. Ancak eylemin suç oluşturabilmesi için, bunun yetkili makamlara yönelik olarak söylenmesi gerekir.

Ayrıca kişinin işlemediğini bildiği halde böyle bir ihbar veya şikâyette bulunması şarttır. Aksi takdirde, her suç ihbarında, şüpheli beraat ettiği takdirde ihbarda bulunanı iftira suçundan dolayı cezalandırmak gerekirdi.

Bu nedenle, kişi belirli somut şüphelere dayanarak bir kimsenin suç işlediği şüphesinden bahsederek yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunursa bu suçu işlemiş olmaz.

165- İftira suçu bakımından basınla ilgili yapılan düzenlemeler nedir?

Basında belirli bir suç ile ilgili olarak yapılan yayınlar kovuşturma ile yetkili organlar tarafından ihbar kabul edilerek, ilgili kimseler hakkında soruşturma başlatılmaktadır. Bu itibarla, bu yayınlar da yetkili makamlara yönelik ihbar niteliğinde kabul edilmektedir.

Dolayısıyla basın organlarında bir kimsenin o suçu işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için suç isnadında bulunulması da iftira suçunu oluşturacaktır.

Bu hüküm, basın-yayın organlarında çıkan her türlü haber dolayısıyla yargılanıp da beraat eden kimseler bakımında iftira suçu oluşturmasını gerektirmeyecektir. Ne var ki söz konusu düzenleme basın-yayın organlarının kişilere suç isnadında bulunurken daha dikkatli davranmalarını sağlayacaktır. Ayrıca kaldı ki bu suçun oluşması için 'kişinin suçu işlemediğini bilme' şartı aranmaktadır.

Dolayısıyla basın organlarının belirli şüpheler çerçevesinde hareket ettiği hallerde, suç oluşmayacaktır.

166- Dilencilik suç mudur?

Hayır. Dilencilik ceza kanunumuz kapsamında bir suç değildir. Fakat çocukların, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimselerin dilencilikte araç olarak kullanılması suçtur. Dolayısıyla bu tip durumlarda, dilenci değil, onu kullanan kimse cezalandırılacaktır (md. 229).

167- Fuhuş yaptıran otel sahiplerinin cezası nedir?

Kanunumuz, bir kimseye fuhuş için yer temin eden kişinin iki yıldan dört yıla kadar hapis ve 3 bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılmasını öngörmektedir (md. 227).

168- Yakınlarına fuhuş yaptıranlara daha ağır ceza mı veriliyor?

Çocuğunu, eşini, kardeşini, evlatlığını, öğrencisini, çocuk esirgeme kurumu gibi yerlerde koruma altında olanları fuhuşa teşvik edene verilecek ceza artırılacak (md. 227/5).

18 yaşını doldurmuş kimselerin evli olmadıkları halde cinsel ilişkide bulunmaları suç mudur?

Hayır. Bu eylem eski kanunumuza göre dahi suç oluşturmamaktaydı. Eskiden mevcut olan 'zina' suçu, evli kimselerin eşi dışındakilerle cinsel ilişkisini cezalandırmaktaydı. Buna karşılık, halk dilinde zina olarak bilinen, evli olmayan kimselerin cinsel ilişkisi eski kanunumuza göre de, bu kimselerin 18 yaşını doldurmuş olmaları ve rızaları ile cinsel ilişki kurmaları şartıyla suç oluşturmamaktaydı.

Zorla ilişki suç

Yeni kanunumuz, ister evli ister bekâr olsun, 18 yaşını doldurmuş kimselerin aralarında nikâh olmasa da cinsel ilişkilerinin suç olmadığını kabul eder. Ancak bunun için elbette bu kimselerin rızasının bulunması gerekir. Zorla yapılan cinsel ilişkiler suçtur. Rıza bulunduğu ve taraflardan birisi 18 yaşından küçük olmadığı ve para karşılığı yapılan bir cinsel ilişki bulunmadığı müddetçe, kişiler arasındaki cinsel ilişki özel hayatlarını ilgilendirir ve başkalarının ya da polisin müdahalesini haklı kılmaz.

Sonuç olarak bekâr veya evli bir kimsenin aralarında nikâh olmayan bir başka reşit olan kimseyle veya hemcinsiyle rızaya dayalı cinsel ilişkiye girmesi suç oluşturmamaktadır.

Bayrak coşkusu 'suç'lanamaz

169- Türk bayrağından elbise giymek suç mudur?

Değil. Türk Ceza Kanunu, Türk bayrağını yırtmayı, yakmayı veya başka bir şekilde alenen aşağılamayı cezalandırmaktadır.

Dolayısıyla bayraktan yapılan elbiseyi giymek suç oluşturmaz (md. 300/1). Kanunumuz ayrıca İstiklal Marşı'nın da alenen aşağılanmasını cezalandırmaktadır (md. 300/2).

170- Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suç oluşturur mu?

Kural olarak evet. Ancak bunun resmen çekilmiş olan yabancı devlet bayrağı olması gerekmektedir. Bu takdirde faile yabancı devletin şikâyeti şartıyla üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir (md. 341). Ayrıca bu devlette de Türk bayrağına hakaretin cezalandırılabilir olması aranmaktadır (md. 343).

171- Cumhurbaşkanına hakaret suçunun özellikleri nelerdir? Cumhurbaşkanına suikastın cezası nedir?

Kanunumuz cumhurbaşkanına hakaret suçunu, hakaret suçu içinde değil, devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar kısmında düzenlemiştir.

Böylece normal bir vatandaşa hakaretin cezası üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası iken, cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması adalet bakanının iznine bağlı kılınmıştır. Böylece her türlü yerli yersiz iddianın kamuoyu önünde tartışılması önlenmek istenmiştir (md. 299/1).

Cumhurbaşkanına suikastta bulunmanın cezası ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır. Bu eyleme teşebbüs edilmesi halinde de, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur (md. 310).

Cezasız bir suç: Darbe!

Anayasal düzeni aksatma girişimi başarılı olursa bir suç kalmaz!

172- Abdullah Öcalan'ın ve benzer eylemler içinde olan kişilerin cezası nedir?

İşlenen suçun ismi 'devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak'tır. Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını devletin idaresinden ayırmak amacına yönelik fiillerin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıdır (md. 302).

173- Askeri darbelerin cezası ne?

Askeri olsun veya olmasın, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar (md. 309). Kanun bu suretle, bu tür hareketlere teşebbüs edilmesini cezalandırmaktadır. Zaten eylem tamamlanır, başarılı olursa, artık darbecileri cezalandırmak mümkün olmaz, bu nedenle, cezalandırılan husus, bu tür eylemlere, darbeye teşebbüs etmektir.

174- Devlet güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçu nedir?

Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezası verilir (md. 327). Bunun için bilgilerin devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları gereği gizli kalmasının zorunlu olması gerekir. Yani bilgi sır niteliğinde olacaktır. Eğer bilgi, temin olunduğu sırada sır olmak niteliğini kaybetmiş ise sözgelimi temin edilmeden önce açıklanmış veya herkesçe bilinen bir husus haline gelmişse sır sayılmaz.

Sırdan maksat, yetkisiz kişilerin hakkında bilgi sahibi olmaları halinde 'devletin güvenliğinin, milli varlığının, bütünlüğünün, anayasal düzeninin veya iç veya dış siyasal yararlarının tehlikeye düşebileceği bilgiler'dir. Ancak, vurgulamak gerekir ki, suç olgusuna ilişkin bilgi ve belgeler, bir hukuk toplumunda hiçbir surette devlet sırrı olarak koruma altına alınamaz. Bu nedenle, örneğin devlet içindeki suç işlemeye yönelik gizli örgütlenmelere ilişkin bilgileri temin etme durumunda bu suç oluşmayacaktır.

175- Casusluğun cezası ağır mı?

Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasi yararları bakımından, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası verilir (md. 328).

Siyasal casusluktan maksat, yabancı bir devlet yararına, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin veya vatandaşlarının veya Türkiye'de oturmakta olanların zararına olarak bilgilerin toplanması demektir; kamu sağlığına ilişkin, mali veya milletin maneviyatına ilişkin gizli kalması gereken bütün bilgiler casusluğun kapsamı içindedir.

Askeri casusluktan maksat ise, yabancı devlet yararına ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti zararına askeri bilgilerin toplanmasıdır.

176- Bir kamu görevlisinin zimmetine 1000 YTL'yi bir kerede değil de peyder pey geçirmesi cezayı değiştirir mi?

Kanunumuz, böyle hallerde, baştan bir suç işleme kararıyla eylemini bölerek suç işleyen kimseye her eylemi için ayrı ayrı ceza tayini yerine, tümünü tek suç kabul ederek sonuçta verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılmasını öngörmektedir. Ancak bu hüküm kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve gasp suçlarında uygulanmaz. Bunlarda her bir eylemden dolayı faile ayrı ayrı ceza verilir (md. 43).

177- Cezaevinde iyi halli olan bir mahkûm kaç senede çıkabilir?

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun (CGTİK) cezaevindeki infaz süresinin bir kısmını iyi halli geçiren mahkûmun koşullu olarak salıverilmesine (şartlı tahliye) imkân tanımıştır. Buna göre cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda iyi halli olarak geçiren mahkûmlar koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. Bu bakımdan kanunumuz eski kanununa göre süreyi uzatmıştır. Eski kanunumuzda bazı yan hükümlerle birlikte bu süre beşte iki idi. Yani 10 yıl ceza alan 4 yıl sonra salıverilebiliyordu. Şimdi ise 9 yıl alan 6 yıl sonra salıverilebilecektir (CGTİK md. 107). Mahkûm kalan süre içinde yeniden bir suç işlemezse, cezasının infazı bitmiş sayılır. Bu süre içinde kasıtlı ve hapis cezasını gerektiren bir suç işlenecek olursa, hükümlünün sonraki suçu işlediği tarihten itibaren kalan cezasını aynen ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.

178- Müebbet hapse çarptırılanlar ömür boyu cezaevinde mi kalır?

Müebbet hapis alanlar da koşullu salıverilmeden yararlanabilir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilenler 30 yılını; müebbet hapse mahkûm olanlarsa 24 yılını infaz kurumunda iyi halli çektikleri takdirde koşullu salıverilmeden yararlanabilirler (CGTİK md. 107).

179- Abdullah Öcalan da bir gün koşullu salıverilebilir mi?

İnfaz Kanunu'nun 107/16. maddesine göre Abdullah Öcalan'ın da mahkûm olduğu devletin güvenliğine karşı suçlardan birinin, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûmiyet halinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz. Dolayısıyla Öcalan ileride yasalarda bir değişiklik yapılmadığı sürece koşullu salıverilme hükümlerinden yararlanamayacaktır.

180- Özel infaz usulleri var mıdır?

Evet. 6 ay veya daha az süreli hapis cezalarında bu hapis cezasının,

a) her hafta cuma günleri saat 19.00'da girmek ve pazar günleri aynı saate çıkmak suretiyle hafta sonları,

b) her gün saat 19.00'da girmek ve ertesi gün saat 07.00'de çıkmak suretiyle geceleri, ceza infaz kurumlarında çektirilmesine mahkeme karar verebilir.

Kadın veya 65 yaşını bitirmiş hükümlülerin mahkûm oldukları altı ay veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine de karar verilebilir (İnfaz Kanunu md. 110).

181- Türkiye'de ne tür ceza infaz kurumları var?

Türk ceza infaz kurumları şunlar: Yüksek güvenlikli kapalı, kadın kapalı, çocuk kapalı, gençlik kapalı, açık cezaevleri ve çocuk eğitim evleri.

Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarında kalanlar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar ile süresine bakılmaksızın, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya bu örgütün faaliyeti çerçevesinde ceza kanununda yer alan insanlığa karşı suçları, kasten öldürme suçlarını, uyuşturucu suçlarını, devletin güvenliğine karşı suçları veya anayasal düzene karşı suçları işleyen kimselerdir.

182- Tek bir sözle birden fazla kişiye hakaret eden, tek bir suçtan mı ceza alır, yoksa kişi sayısına göre mi?

Kanunumuzun 43/2. maddesine göre, 'Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda' işlenen suç tek suç olarak kabul edilecek, ancak failin cezası dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacaktır. Böylece örneğin, 'bütün hukuk fakülteleri öğrencileri aptaldır' diyen bir kimsenin, Türkiye'deki mevcut hukuk fakültesi öğrencisi kadar hakaret suçundan ötürü değil; tek bir hakaret suçundan ötürü cezası belirlenecek ve artırılacaktır.

183- Hiç mahkemeye gitmeden de cezalandırılabilir mi?

Evet. Hafif suçlarda savcılık tarafından düzenlenen bir ÖN ÖDEME EMRİ ile kişi gösterilen miktarda parayı ödeyerek, kamu davası açılmadan cezasını çekmiş sayılabilir. Kanunumuza göre, sadece adli para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasını yukarı sınırı üç ayı aşmayan suçlarda, cumhuriyet savcılığınca belirlenen miktarı 10 gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz. Kişi suçlu olmadığını düşünüyorsa, bu ödeme emrine uymaz, parayı ödemez, bu takdirde dava açılır ve sonuçta hakkında beraat veya mahkûmiyet kararı verilir (md. 75).

184- Trafik polisinin yazdığı cezaya itiraz edebilir miyim?

Trafik polisinin ehliyete yazdığı cezalar kesindir. Buna karşılık plakaya yazılan cezalara karşı bir hafta içinde Sulh Ceza Mahkemesi'ne itiraz hakkı bulunmaktadır.

185- Zamanaşımı nasıl oluşuyor?

Bir suç işlendikten sonra belirli bir sürede dava açılmadığı takdirde, artık bir daha da o suçtan dolayı dava açılamaz (dava zamanaşımı). Örneğin, babasını kasten öldüren bir kimse hakkında eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren 30 yıl içinde dava açılıp da sonlandırılmadığı takdirde, bu süre geçtikten sonra kişi elini kolunu sallaya sallaya rahatça dolaşabilir, babasını öldürmekten dolayı artık yargılanamaz (md. 66).

Aynı kişiye, babasını öldürmekten dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilse, ancak kişi cezanın infazına başlanmadan kaçsa, hükmün kesinleşmesinden itibaren 40 yıl boyunca bu kişi kaçabilirse, artık o cezanın infazına geçilemez (ceza zamanaşımı) (md. 68).

186- Suçu itiraf mecburiyeti var mı?

Hayır. Hatta sanığın yalan söyleme hakkı vardır. Yalan ifade vermek suç değildir. Ancak elbette bu yalan ifade de suçun başkaları üzerine atılmaması kaydıyla. Aksi takdirde iftira suçu oluşur. Ama kişi, suçu kendisi işlediği halde, suçu işlemediğini, o sırada başka yerde olduğunu vs. söyleyebilir. Sanık herhangi bir şey söylemek zorunda da değildir.

Sanığın susma hakkı vardır. 'Ben konuya ilişkin hiçbir şey söylemeyeceğim' de diyebilir.

Anayasamızın 38. maddesine göre de, 'hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz'. Bu amaçla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 48. maddesinde tanığın, kendisini, nişanlısını, eşini, üstsoy veya altsoyu, evlatlığı gibi kimseleri ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikte olan sorulara cevap vermekten çekinebileceği hükme bağlanmıştır.

187- Polisten kaçmak suç mu?

Suç işleyen kişinin polise teslim olma yükümlülüğü yok. Dolayısıyla bu nedenden ötürü ayrıca ceza olmaz. Ancak polisin 'Dur', 'Teslim ol' gibi ihtarlarına uyma yükümlülüğü vardır.

188- Magandalara ceza yok mu?

Halkta korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş eden kişiler altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar (madde 170). Böylece, önemli maçlardan sonra veya düğünlerde havaya ateş eden kimseler, bundan dolayı insanlar yaralanmasalar veya ölmeseler dahi, sırf bu madde gereğince cezalandırılabilecektir.

Çocuğun suçu aileyi bağlar mı?

189- Kişi, çocuğunun işlediği suçtan dolayı sorumlu olur mu?

Öncelikle çocuk reşit olmuş, yani 18 yaşını doldurmuşsa, ebeveynin bu çocuğun işlediği suçlardan dolayı herhangi bir sorumluluğu yoktur.

Ebeveynin çocuğunun işlediği suçlardan dolayı sorumluluğu ancak 18 yaşını doldurmamışsa düşünülebilirse de, 'cezaların şahsiliği' ilkesi gereğince ebeveyn, çocuklarının işledikleri suçlardan dolayı sorumlu tutulamazlar. Fakat 18 yaşından küçük çocukların işledikleri suçlardan ötürü meydana gelen zararların tazmini ebeveynden istenebilir (Medeni Kanun md. 369).

190- Çocuklarına mendil sattıran anne-babalar sorumlu mudur?

Evet. Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır.

Benzer şekilde, daimi sarhoşluk, uyuşturucu maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlâk, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır (md. 233).

191- Boğulmakta olan komşunun oğlu ile kendi oğlundan sadece birini kurtaracak durumda olan baba, komşunun oğlunu kurtarırsa sorumlu tutulabilir mi?

Soru, insanların yerine getirmekle yükümlü oldukları iki yükümlülükten hangisini tercih ettikleri takdirde cezalandırılmayacaklarını ilgilendirmektedir.

Bu tür durumlarda bakılacak şey şudur: Kişi öncelikle daha üstün değerde olan yararı kurtarmakla yükümlüdür.

Köpek ve insan

Örneğin aynı durumda bir köpek ile bir insan tehlikede olsa, öncelikle insanın kurtarılması tercih edilmelidir.

Ancak verdiğimiz örnekte kurtarılacak olanların ikisi de insandır. Yani eşit değerdedir. Fakat bunlardan birisinin kişinin kendi oğlu olması, onun kurtarılmasının daha üstün nitelikte olduğunu göstermez. Kişi kendi oğlunu da, komşunun oğlunu da kurtarsa, cezalandırılmayacaktır. Kendi oğlu yerine komşunun oğlunu tercih etmesi, hukuk düzeni önünde her ikisinin de yaşamı aynı değerde olduğundan, babanın bu nedenle cezalandırılmasına engel oluşturur.

Tartışılan hak: Hapisten kaçmak!

192- Hükümlü veya tutuklunun kaçması suç mudur?

Bugün ceza hukukunda, kişinin cezaevinden, gözaltında bulunduğu yerden kaçma hakkının bulunup bulunmadığı tartışılmaktadır.

Bir görüşe göre, kişi cezaevinden kaçma hakkına sahiptir ve

bu nedenle kaçtığı takdirde ayrıca bundan dolayı cezalandırılmamalıdır, zira bir kimsenin hürriyetine kavuşma isteği, en doğal bir istektir.

Buna karşılık eski kanunumuz gibi yeni Türk Ceza Kanunumuz

da bu görüşü kabul etmemiş, tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörmüştür (madde 292/1).

193- Başkasının yerine cezaevi veya tutukevine girmek suç mudur?

Evet. Kendisini, bir hükümlünün veya tutuklunun yerine koyarak ceza infaz kurumuna veya tutukevine giren kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir (md. 291).

194- Yurt ve okul müdürleri bekâret kontrolü yaptırabilecek mi?

Hayır. Kanunumuz, bu konuya yönelik kamuoyundaki şikâyetleri göz önünde bulundurarak, ancak hâkim veya savcı kararıyla genital muayene yapılmasına olanak tanımıştır (md. 287).

Suç işlenmesinden infazın bitimine

195- Suçun işlenmesinden infaza kadar geçen aşamalar neler?

1. Suç oluşturan bir eylemin gerçekleştirilmesi.

2. Suç haberinin alınması.

3. Soruşturmanın başlatılması.

4. Suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe varsa, savcı tarafından iddianame ile kamu davasının açılarak kovuşturmanın başlatılması.

5. Duruşmanın yapılması.

6. Karar verilmesi.

7. Karar aleyhine Yargıtay'a temyize gidilmesi.

8. Yargıtay'ın kararı bozması/ Yargıtay'ın kararı onaylaması.

9. Tekrar yargılama yapılması kararının kesinleşmesi.

10. Yargılama sonucunda mahkemenin Yargıtay kararına uyması ve dolayısıyla da kararın kesinleşmesi.

11. Yargılama sonucunda mahkemenin yargıtay kararına uymaması durumunda tekrar temyiz yoluna başvurulması.

12. Tekrar temyiz durumunda dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından görülecektir.

13. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından karar verilmesi. Genel Kurul tarafından verilen kararlar kesindir.

14. Kararın kesinleşmesi.

Kararın kesinleşmesinden sonra infaz süreci başlatılacaktır.

Bir suç işlenmesiyle başlayan süreç, infaz aşamasının da sona ermesiyle tamamlanır.



35 SORUDA CEZA MUHAKEMELERİ KANUNU VE YENİ CEZA USULÜ

Önce hak, sonra gerçek

'Önce gerçek' demek işkence yolunu açabilir, hak önce gelir

1- Hâkim kendi kendine bir olaya el koyup yargılama yapabilir mi?

Hayır. Davasız yargılama olmaz.

Hâkim ancak savcı tarafından açılmış bir davaya bakabilir. Kendiliğinden işe el koyup, davaya bakması mümkün değildir.

2- Ben duruşmaya hiç gitmezsem mahkeme yine de beni yargılayıp ceza verebilir mi?

Kural olarak sistemimizde bir kimsenin savunması alınmadan yargılanarak cezalandırılması mümkün değildir. Bu nedenle, gıyapta duruşma esas itibarıyla yapılamaz. Ancak hakkındaki kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlamak amacıyla yurtiçinde saklanan veya yabancı ülkede bulunan ve bu nedenle mahkeme tarafından kendisine ulaşılamayan kişiler hakkında kovuşturma yapılabilir.

Ne var ki, bu kimseler hakkında da, daha önce sorgusu yapılmamış ise mahkûmiyet kararı verilemez.

Sanık kaçtı, dava biter mi?

Ayrıca belirtmek gerekir ki, mahkemeye gelen sanık kaçar veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir (CMK 194/2).

Sanığın yokluğunda duruşma yapılamamasının bir istisnası da, suçun yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmesidir. Bu durumda, sanık gelmese bile duruşma yapılabilir (CMK 195).

3- Duruşmalara katılmak zorunlu mudur?

Kural olarak zorunludur. Fakat, mahkeme sanığı duruşmalara katılma zorunluluğundan bağışık tutabilir. Ancak bunun için mahkemece sorgusunun yapılmış olması gerekir (CMK 196). Bu takdirde, sanık hazır bulunmasa da, avukatı bütün duruşmalarda hazır bulunabilir (CMK 197).

4- Ceza hukukunda neden hep sanık haklarından bahsediliyor, sanık hakları korunuyor?

Ceza yargılamasının tarihsel süreç içinde geçirdiği gelişim, sanıklara işkence yapmasını dahi kabul edip, işkence sonucu kişi suçluysa zaten ikrar eder düşüncesinin hâkim olduğu bir dönemden geçtiğinden, zaman içinde sanık haklarına önem verilerek, adil bir yargılama yapılması amaçlanmıştır. Ancak ceza yargılamasının son dönemlerinde artık mağdur haklarının ihmal edildiği fark edilerek, modern kanunlarda bu konuya da gerekli önem verilmiştir. Yeni kanunumuz bakımından da mağdur hakları konusunda bazı iyileştirmelerden bahsetmek mümkündür:

Böylece mağdurlar da cumhuriyet savcısından belge örneği isteyebilecek, vekili yoksa baro tarafından kendisine bir avukat görevlendirilmesini talep edebilecek, savcının takipsizlik kararına itiraz edebilecek, davaya katılabilecek ve temyize başvurabilecektir (CMK 234).

5- 'Şühpeden sanık yararlanır' kuralının anlamı nedir?

'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, ceza yargılaması hukukunda geçerli olan ve mevzuatımızda yazılı olarak hükme bağlanmamış bulunan bir ispat kuralıdır.Buna göre, bir suç işlediğiiddiasıyla yargılanankimse hakkında mahkûmiyetkararının verilebilmesi için, o kimsenin o suçu işlediğinin yüzde 100 oranında kesin olması, ispatlanmış bulunması gerekir. Bu noktadaki yüzde 1'lik şüphe dahi, sanığın beraat etmesine yol açar.

Böylece masum bir kimsenin cezalandırılmasındansa, suçlu bir kimsenin serbest bırakılması daha üstün tutulmaktadır. Nitekim jüri sisteminin bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde jürinin tek görevi, sanığın suçu işleyip işlemediği konusunda, yani ispat hususunda karar vermektir. Jüri 11 üyeden oluşmaktadır ve bir kimsenin suçu işlediğine karar verilebilmesi için 11 üyeden, 11'inin de sanığın suçu işlediğine kanaat getirmesi gerekir. 10 üye sanığın suçu işlediği; ancak bir üye işlemediği yönünde oy kullandığı takdirde, sanığın beraatına karar verilir. Bu örnek, şüphenin yüzde 100 oranında yenilmemesi dolayısıyla, sanığın beraatına karar verilmesi gerektiğini göstermektedir.

Ceza yargılamasında amaç

Yargıtay da kararlarında bu ilkeye gerekli önemi vermektedir. Çeşitli kararlarda bu husus şöyle ifade edilmiştir:

Ceza yargılamalarında amaç, gerçeğin hiçbir şüpheye yer bırakılmaksızın ortaya çıkarılmasıdır; şüphenin bulunması halinde, mahkûmiyet kararı verilmesi ceza yargılaması hukukunun genel ilkelerine aykırıdır; şüpheden sanığın yararlanacağı evrensel bir ceza yargılaması hukuku ilkesidir ve varsayımlara dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

6- Her ne pahasına olursa olsun gerçeğin ortaya çıkarılması söz konusu olabilir mi? Delil yasaklarının anlamı nedir?

Anayasamızın 38. maddesine göre, 'kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez'.

Aynı şekilde Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217/2. maddesine göre, 'yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir'. Böylece, örneğin sanığa işkence yapmak suretiyle elde edilmiş bir delil ceza yargılamasında kullanılamaz. Yorma, aldatma, tehditte bulunma, işkence gibi yollarla elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak kullanılamaz. Avukat hazır olmaksızın polis tarafından alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça mahkûmiyete esas yapılamaz (CMK 148/5).

7- Tanık olarak davet edilen bir kişi, polise veya mahkemeye gitmek zorunda mıdır?

Tanık olarak polise gitme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu zorunluluk sadece cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından çağrılma durumunda vardır.

Bu çağrıya uyulmaması halinde zorla getirme kararı verilebilir.

Yeni kanunumuz teknolojik gelişmelere uygun olarak cep telefonu, mesaj veya elektronik posta yoluyla tanıkların davet edilmesine olanak tanımıştır (CMK 43).

8- Kimler tanıklık yapmaktan çekinebilir?

Şüpheli veya sanığın nişanlısı, eşi, üstsoy (annesi, babası, dedesi gibi) veya altsoyu (oğlu, kızı, torunu gibi), üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları ve evlatlık bağı bulunanlar.

Meslek icabı tanıklık yapmama

Ayrıca meslekleri ve sürekli uğraşıları nedeniyle avukatlar, hekimler, mali müşavir ve noterler de görevleri sebebiyle öğrendikleri bilgiler dolayısıyla tanıklıktan çekinebilirler (CMK md. 45, 46).

9- Mafya ve benzeri suçlarda kimse şahitlik yapmak istemiyor, kanunumuz bu konuda bir yenilik getirmekte midir?

Ceza Muhakemeleri Kanunu, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa, kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınacağını hükme bağlamaktadır (CMK madde 58/2).

Aynı şekilde, tanığın hazır bulunanlar huzurunda dinlenmesi tanık için ağır bir tehlike oluşturacak ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse hâkim ses ve görüntülü aktarma yapmak suretiyle, tanığı tek başına dinleyebilir (CMK 58/3).

Avukat yardımı

10- Sanık ne zamandan itibaren avukat yardımından faydalanabilir?

Şüpheli soruşturma ile beraber avukat yardımından yararlanabilir. Başka ifadeyle suç şüphesinin oluşması, suç haberinin alınması anından itibaren yapılacak bütün işlemlerde avukattan yardımı isteyebilir.

Ayrıca kanunumuz mecburi avukatlık sistemine de oldukça yaklaşmış bulunmaktadır. Buna göre,

(1) Şüpheli veya sanık, avukat seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir avukat görevlendirilir.

(2) Şüpheli veya sanık 18 yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olur ve bir avukatı da bulunmazsa istemi aranmaksızın bir avukat görevlendirilir.

(3) Kanunumuza göre üst sınırı en az beş yıl hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarda da şüpheli veya sanığın avukatı bulunmazsa, kendi talebi beklenmeksizin bir avukat görevlendirilir (Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 150).

İşte yasal haklarınız

Yakalanan kişi konuşmak zorunda değil ancak, kimlik bilgilerini doğru beyan etmemek bir suç. Polis, yakaladığına haklarını okumaya mecbur

11- Yakalanan kişiye kelepçe takma zorunluluğu var mıdır?

Yeni kanunumuz bu konuyu açık bir hükümle düzenleyerek, kelepçe takma zorunluluğu öngörmemiştir. Buna göre, yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hallerinde kelepçe takılabilir (CMK 93).

'Kimse bana haklarımı anlatmadı'

12- Türk ceza sisteminde yakalanan kişinin kanuni hakları nelerdir?

Polis yakaladığı kişiye aşağıdaki kanuni haklarını hatırlatmak zorundadır:

1) Kimliğinizle ilgili sorulara doğru cevap vermek zorundasınız.

Kimliğinizle ilgili bilgileri vermemeniz veya yanlış bilgi vermeniz suç teşkil edecektir.

2) İsnat edilen suç hakkında açıklamada bulunmama, yani susma hakkına sahipsiniz.

3) Yakalandığınızı ve/veya gözaltına alındığınızı yakınlarınıza haber verme hakkınız vardır. Haber vermek istediğiniz yakınınıza veya belirlediğiniz bir kişiye veya yazılı olarak karşı çıkmadığınız takdirde büyükelçiliğinize/konsolosluğunuza durum derhal bildirilecektir.

4) Aleyhinize varolan şüpheleri ortadan kaldırmak için lehinize olan hususları öne sürebilirsiniz.

Müdafi tayin hakkı

5) Müdafi tayin hakkınız vardır.

Müdafi tayin edebilecek durumunuz yoksa, baro tarafından tayin edilecek bir müdafiîn hukukî yardımından yararlanabilirsiniz.

Müdafi ile görüşme ve konuşma hakkınız vardır. Müdafiîniz, ifade alma esnasında hazır bulunabilir.

6) Yakalamaya, gözaltına alma işlemine yahut da gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, hemen serbest bırakılmanızı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvuru yapabilirsiniz.

13- Polis, yakalanan bir kişiye haklarını bildirmekle yükümlü müdür?

Evet. Ceza Muhakemeleri Kanunu'na göre kolluk (polis, jandarma, sahil güvenlik ve benzeri) güçleri, yakalanan kişiye gerekli tedbirleri aldıktan sonra, kanuni haklarını derhal bildirmek durumundadır. (CMK madde 90/4).

Tutuklama mecburi bir tedbir değil

14- Gözlem altına alınma ile gözaltına alınma aynı şey midir?

Hayır. Basında genelde karıştırılan bu iki kavram birbirinden farklı kurumları ifade etmektedir.

Gözlem altına alınma suç işlediği yönünde kuvvetli şüpheler bulunan kimsenin akıl hastası olup olmadığını belirlemek üzere resmi bir sağlık kurumunda hâkim kararıyla gözlem altında tutulmasıdır. Gözlem altına alınma üç ayı geçemez (CMK md. 74). Gözaltına alınma ise, suç işlediği şüphesiyle yakalanan kişinin salıverilinceye veya hâkim önüne çıkarılıncaya kadar en fazla 24 saatlik süre için hürriyetinin kısıtlanmasını ifade etmektedir (CMK madde 91).

15- Şüpheli veya sanık üzerinde beden muayenesi yapılabilir mi? Vücuttan örnek alınabilir mi?

Bir suça ilişkin delil elde etmek için, şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi (cinsel organlar ve anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır) yapılmasına ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınmasına hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir.

Muayeneyi polis yapamaz!

İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak hekim veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir. Dolayısıyla polis bu işlemi yapamaz.

İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan örnek alınabilmesi için müdahalenin kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir. Bu işlemler, üst sınırı iki yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda yapılamaz (CMK. md. 75).

16- Mağdur üzerinde de beden muayenesi yapılabilir mi?

Evet. Örneğin bir ırza tecavüz suçunun mağdurunun bedeninde suç izlerini belirleyebilmek maksadıyla tıbbi muayene yapılabilir ve vücuttan örnekler alınabilir (CMK madde 76).

Mağdur bu işlemlere rıza gösteriyorsa, hâkim veya savcıdan karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Aksi takdirde bu işlemlerin yapılabilmesi hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcının vereceği karar ile mümkün olabilir. Mağdur üzerinde beden muayenesi yapılması veya vücuttan örnek alınması sağlığını tehlikeye düşürecek veya cerrahi bir müdahaleyi gerektirecekse, muayene veya örnek alınması yasaklanmıştır.

17- Birkimse hakkında ne zaman tutuklama kararı verilir?

Önceliklebelirtmek gerekir ki, tutuklama Ceza MuhakemesiKanunu'ndaöngörülmüşbulunan en ağır koruma tedbiridir. Zira bir kimsenin kendisine yüklenen suçu işleyipişlemediği kesin olarak bilinmemesine rağmen, sanki o suçtan mahkûm olmuş gibi hürriyeti kısıtlanmaktadır.

Tek yetkili: Hâkim

Bu nedenle, tutuklama tedbirine bir kimsenin suçu işlediğini gösteren kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve kişinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması gerekir. Keza şüpheli veya sanığın davranışları delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme; tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların da varlığı durumunda tutuklama kararı verilebilir. Tutuklama yetkisi sadece hâkime tanınmıştır ve hukukumuzda tutuklama zorunluluğu bulunmamaktadır. Hâkim yukarıdaki şartların mevcudiyetine rağmen, tutuklama kararı vermek zorunda değildir.

18- Tutuklama yasağı

Sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK 100).

19- Aynı şeyden daha önce yargılandım, tekrar yargılanabilir miyim?

Kural olarak hayır. Kanunumuza göre, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir (CMK 223). Böylece aynı fiil nedeniyle kişinin tekrar tekrar yargılanması önlenmek istenmiştir. Ancak yeni birtakım delillerin ortaya çıkması durumunda, yeniden yargılama yapılabilecektir

Polis gece eve gelemez

Konut, işyeri ve diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılamaz. Bu kuralın üç istisnası var: Suçüstü, gecikmesi sakıncalı haller ve firari takibi. Hâkim veya savcının bıraktığı kişi, yeni delil bulunmadan polis tarafından tekrar gözaltına alınamaz

20- Gözaltı süresi azami ne kadar olabilir?

Gözaltı süresi yakalama anından itibaren (gözaltı süresinden itibaren değil), en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç 24 saattir (yol süresi azami 12 saat olabilir). Ancak toplu suçlarda (üç veya daha fazla kişi tarafından işlenen suçlarda) delillerin toplanmasında güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle her seferinde birer gün olmak suretiyle, cumhuriyet savcısı tarafından bu süre dört güne kadar uzatılabilir (CMK 91).

Bu genel kurala örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu madde imal ve ticareti, mafya faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve devlete yönelik bazı suçlar ile ilgili olarak bir istisna getirilerek, 24 saatlik gözaltı süresinin bu suçlar bakımından 48 saat olacağı hükme bağlanmıştır. Yine olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde yakalanan kişiler hakkında toplu suçlardaki dört günlük süre de yedi güne kadar uzatılabilecektir (CMK 251).

21- Yakalama ve gözaltına alma işlemlerine itiraz edilebilir mi?

Evet. Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı yakalanan kişi veya avukatı, eşi vs. sulh ceza hakimine itiraz edebilir (CMK md. 91).

22- Yakalama ve gözaltına alınma kişinin yakınlarına bildirilir mi?

Evet. Kanunumuza göre, şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında veya göz- altı süresi uzatıldığında, cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir (CMK md. 95).

23- Hâkim veya savcının serbest bıraktığı kişiyi polis tekrar yakalayabilir mi?

Gözaltı süresinin dolması veya sulh ceza hâkiminin kararı üzerine serbest bırakılan kişi, hakkında yakalamaya neden olan fiille ilgili yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve cumhuriyet savcısının kararı olmadıkça bir daha aynı nedenle yakalama işlemi uygulanamaz (Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 91).

Arama koşulları

24- Hangi hallerde arama hâkim kararıyla yapılabilir?

Bir suç ile ilgili yapılacak bütün aramalar (üst, eşya, konut, işyeri) ancak hâkim kararıyla, gecikmede sakınca bulunan hallerde ise savcının yazılı emri ile yapılabilir (CMK md. 119). Savcıya ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile de arama yapılabilir. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama konusunda kolluk amirine yetki verilmemiştir. Bu yerlerde bir suç ile ilgili olarak yapılacak aramalar ancak hâkim veya gecikmede sakınca varsa savcının yazılı emri ile yapılabilir. Burada özellikle bir hususu açıklığa kavuşturmakta yarar vardır. Arama, suç delillerinin elde edilmesi veya yakalama amacıyla yapılır. Dolayısıyla arama saklı olan şeylerin bulunmasına yöneliktir.

Bu nedenle açıkta olan şeyler bakımından arama söz konusu olmaz. Bu bakımdan, üzerindeki silah görünen bir kimsenin bu silahının alınması arama olmadığı gibi, yakalanmış bulunan kimsenin üzerinde iç kısımlara bakmaksızın sıvazlama yöntemiyle silah vb. şeylerin bulunup bulunmadığının kontrolü de arama değildir. Dolayısıyla bunlar hâkim veya savcı kararı olmaksızın polis tarafından da yapılabilir.

25- Polisin karar alınmadan da arama yapabileceği haller var mıdır?

Vardır. Bunlar şöylece özetlenebilir:

a) Hakkında bir tutuklama kararı yahut da yakalama emri veya zorla getirme kararı bulunan kişi ile hakkında gıyabî tutuklama kararı verilen kaçak yakalandığında üstünde, yakalanması amacıyla konutunda, işyerinde, yerleşim yerinde, bunların eklentilerinde ve aracında yapılacak aramada,

b) Hâkim kararı veya cumhuriyet savcısının yazılı emri ile veya polis tarafından doğrudan yakalanan kişinin, kendisine, başkalarına veya yakalama işlemini yapan polis memurlarına zarar vermesine engel olmak amacıyla yapılacak kaba üst aramasında,

c) Gözaltına alınan kişinin, nezarethaneye konulmadan önce yapılan üst aramasında,

d) Herhangi bir sebeple hukuka uygun şekilde yakalandıktan sonra kolluk güçlerinin elinden kaçmakta olan kişilerin veya işlenmekte

olan veya henüz işlenmiş olan veya pek az önce işlendiğini gösteren belirtilerin olduğu suçun failinin yakalanması amacıyla takibi sırasında girdikleri araç, bina ve eklentilerinde yakalanması amacıyla yapılacak aramalarda,

e) Gümrük salonları ve gümrük kapılarında kaçak eşya sakladığından kuşkulanılan kişilerin gümrük kontrolü amacıyla gümrük görevlilerince aranmasında,

f) Suçüstü halinde yapılan aramalarda, toplum için veya kişiler bakımından hayatî tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla veya kapalı yerlerden gelen yardım çağrıları üzerine, konut, işyeri ve yerleşim yeri ile eklentilerine girmek için

g) Suç işlenen yerlerde delillerin aranması, bulunması ve el koyulması için geliştirilmiş bilimsel ve teknik araştırma işlemlerinin, herkesin girip çıkabileceği kamuya açık alanlarda yapılması için, hâkim veya savcı kararı alınmasına gerek bulunmamaktadır.

Arama sırasında hazır bulunacaklar

26- Aramada kimler hazır bulunabilir?

Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir. Kendisi bulunmazsa temsilcisi veya akrabalarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusunun mutlaka hazır bulundurulması gerekir. Ayrıca kişinin avukatı da o sırada oradaysa aramada bulunabilir. Avukat orada değilse, arama işlemine başlanması için gelmesi beklenmez (CMK 120).

'İnceleme' yetkisi savcının

27 -Polis, bir arama sırasında ele geçirilen belgeleri ve kâğıtları inceleyebilir mi?

Hayır. Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya kağıtlarını inceleme yetkisi, cumhuriyet savcısı ve hâkime aittir. Polis, arama sırasında ele geçen belge veya kâğıtlara, suçla ilgisi olup olmadığını tespit amacıyla, incelemeksizin bakabilir. Suçla ilgisi olabileceğinden şüphelendiği anda kanunun öngördüğü şekilde incelenecek belge ve kâğıtları ambalajlayarak mühürler.

28- Geceleri arama yapılabilir mi?

Konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vakti arama yapılamaz.

Ancak suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan haller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalar gece de yapılabilir

(CMK md. 118).

29- Herhangi bir suçla bağlantı kurulmaksızın yapılması gereken aramaların koşulları nelerdir?

Yukarıda belirttiğim koşullar, bir suçla ilgili olarak yapılan aramalar yani adli aramalar bakımından geçerlidir.

'Önleme amaçlı' arama

Belli bir suçun soruşturma veya kovuşturulması ile bağlantılı olmaksızın, önleme amaçlı olarak yapılacak aramalar bakımından ise kurallar daha farklı belirlenmiştir.

Buna göre,

a) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde,

b) Özel hukuk tüzelkişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde,

c) Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde,

d) Her derecede öğretim ve eğitim kurumlarının ve üniversite binaları ve ekleri içerisinde, kurumun imkânlarıyla önlenmesi mümkün görülmeyen olayların çıkması olasılığı karşısında rektör, acele hallerde de dekan veya bağlı kuruluş yetkililerinin kolluktan yardım istemeleri halinde, girilecek üniversite, bağımsız fakülte veya bağlı kurumların içerisinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkış yerlerinde,

e) Umumî veya umuma açık yerlerde veya öğrenci yurtlarında veya eklentilerinde,

f) Yerleşim yerlerinin giriş ve çıkışlarında,

g) Her türlü toplu taşıma veya seyreden taşıt araçlarında,

h) Spor müsabakalarıyla ilgili olarak, müsabakaların yapılacağı spor alanlarının çevresinde, stadyum veya spor salonu girişleri ile turnike girişlerinde,

Hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise mülki amirin (vali, kaymakam) yazılı emri ile arama yapılabilecektir.

Ancak konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan özel işyerlerinde ve eklentilerinde önleme araması yapılamaz.

Havaalanında emirsiz arama

30- Havaalanına, kamu binalarına vs. girerken yapılan aramaların dayanağı ne?

Aşağıdaki hallerde bir karar veya emir olmadan arama yetkisi vardır:

a) Devletçe kamu hizmetine özgülenmiş bina ve her türlü tesislere giriş ve çıkışın belirli kurallara tabi tutulduğu hallerde, söz konusu tesislere girenlerin üstlerinin veya üzerlerindeki eşyanın veya araçlarının aranmasında,

b) Sivil hava meydanlarında, limanlarda ve sınır kapılarında, binaların, uçakların, gemilerin ve her türlü deniz ve kara taşıtlarının, giren çıkan yolcuların X-ray cihazından geçirilerek, gerektiğinde üstünün ve eşyasının aranması ile buralarda görevli kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar personelinin, üstleriyle araç ve eşyalarının aranmasında.

Her suç için gizli izleme yapılamaz

31- Alışveriş merkezlerinde yapılan aramaların yasal dayanağı nedir?

Umuma açık veya açık olmayan özel işletmelerin, kurumların veya teşebbüslerin girişlerindeki kontroller, buralara girmek isteyen kimselerin rızasına bağlıdır. Kontrol edilmeyi kabul etmeyenler, bu gibi yerlere giremezler. Bu gibi yerlerde kontrol, esasta özel güvenlik görevlileri tarafından yerine getirilir. Ancak, bu yerlerin ve katılanların taşıyabilecekleri özel niteliklere göre, önleme aramaları kolluk güçleri tarafından da yapılabilir.

Özel güvenlik görevlileri,

a) Koruma ve güvenliğini sağladıkları alanlara girmek isteyenleri duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle kontrol etme, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme,

b) Toplantı, konser, spor müsabakası, sahne gösterileri ve benzeri etkinlikler ile cenaze ve düğün törenlerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle kontrol etme, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme,

c) Hava meydanı, liman, gar, istasyon ve terminal gibi toplu ulaşım tesislerinde kimlik sorma, duyarlı kapıdan geçirme, bu kişilerin üstlerini dedektörle kontrol etme, eşyaları X-ray cihazından veya benzeri güvenlik sistemlerinden geçirme konularında yetkili kılınmıştır.

32- Kimlerin telefonu dinlenebilir?

Kanunumuzda ancak belirli suçlarla (toplam 17 adet) ilgili olarak telefonların dinlenebilmesine imkân tanınmıştır. Bu suçlara örnek vermek gerekirse, göçmen kaçakçılığı, kasten öldürme, cinsel saldırı, uyuşturucu madde imal ve ticareti, rüşvet, silahlı örgüt vs. Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki, sadece dinleme değil, cep telefonu kullanan şüpheli veya sanığın yerinin tespiti işlemi de yine telefon dinleme prosedürüne bağlı olarak yapılabilir.

Telefon dinleme kararı ancak hâkim tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise cumhuriyet savcısının kararıyla verilir. Savcının kararı derhal hâkimin onayına sunulur ve hâkimin kararı onaylamaması veya 24 saatin geçmesi durumunda tedbir savcı tarafından kaldırılır. Tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan kimselerle olan telefon görüşmeleri kayda alınamaz. Telefon dinleme en fazla altı ay süreyle yapılabilir (CMK md. 135). Ancak örgütlü suçlarda hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin defalarca uzatılmasına karar verebilir.

Telefon dinleme sırasında şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesi veya hâkim onayının alınamaması durumunda dinlemeye son verilir ve tutulan kayıtlar yok edilir. Bu durum da, şüpheliye bildirilir (Ceza Muhakemeleri Kanunu md. 137).

33- 'Neşter 2 Operasyonu'nda Yargıtay, telefonları hâkim kararıyla dinlenen kimselerle konuşan Yargıtay üyeleri hakkında tesadüfen elde edilen delillerin kullanılamayacağı yönünde görüş bildirdi. Kanunumuzun düzenlemesi nedir?

Kanunumuz bu tür hallerde, yukarıda belirttiğim 17 suçtan biri ile ilgili olarak tesadüfen elde edilecek delillerin de kullanılabileceğini açık bir hükümle düzenlemiş bulunmaktadır. Bu durumda tesadüfen elde edilen deliller ancak bu belirtilen 17 suçun dışında bir suç ile ilgili olduğu takdirde kullanılamayacaktır.

Örgütleri takip

34- Polis hangi hallerde gizli izleme yapabilecektir?

Gizli izleme denilen husus, polisin şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerini ve işyerini teknik araçlarla izlemesi, ses veya görüntü kaydı almasıdır. Yasaya göre bu tedbir ancak 14 suç ile ilgili olarak uygulanabilir (göçmen kaçakçılığı, adam öldürme, uyuşturucu madde imal ve ticareti, parada sahtecilik, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, silah kaçakçılığı gibi). Bu tedbire hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı karar verir. Savcı tarafından verilen karar 24 saat

içinde hâkim onayına sunulur. Tedbir en fazla iki ay süreyle uygulanabilir ve kişilerin konutuyla ilgili olarak uygulanamaz (CMK md. 140). Ancak örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir haftadan fazla olmamak üzere sürenin defalarca uzatılmasına karar verebilir.

35- Haksız biçimde uygulanmış tedbirlerden ötürü devletten tazminat istenebilir mi?

Bütün tedbirlerden olmasa da, yakalama, tutuklama, arama ve el koyma tedbirlerinden doğan zararlardan ötürü devletin tazminat yükümlülüğü belirli şartlar altında kabul edilmiştir. Ayrıca İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi içtihatlarıyla uyumlu olarak 'kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede hakkında hüküm verilmeyen' kimselerin de devletten uğradıkları maddi ve manevi zararların tazminini talep etmeleri olanağı sağlanmıştır (CMK 141).

Kimlik sorma

Polis, suç işlenmesini önlemek veya işlenmiş suçların faillerini ele geçirmek için kişilerden 'kendinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra' kimliğini sorabilir. Bu istem karşısında herkes, nüfus hüviyet cüzdanını, pasaport veya resmi bir belgeyi göstererek kimliğini belirlemek zorundadır.

Bu haber 51,271 defa okundu. 1 Yorum yapıldı
YORUMLAR
ARŞİV