Mahkeme, sendikanın ehliyeti yok kararında ısrarlı

Ankara İdare Mahkemesi, üyelerin ortak menfaati olmadığı gerekçesiyle, sendikanın dava açamayacağına karar verdi.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 27 Haziran 2014 19:06, Son Güncelleme : 27 Mart 2018 00:42
Mahkeme, sendikanın ehliyeti yok kararında ısrarlı

Ankara'da yaşanan bir olayda, bir sendika Kanuni düzenleme sonrasında bazı memurların durumlarına uygun kadrolarına atanmalarını düzenleyen, Genel Müdürlüğün 5443 sayılı yazısının iptali istemiyle dava açmıştır.

Mahkeme, dava konusu işlemle tüm üyeler açısından menfaat ihlalinin söz konusu olmadığını, 4688 sayılı Kanunun 19. maddesinin ortak çıkarlar söz konusu olduğunda sendikalara dava açma yetkisi verdiğini belirterek, ehliyet yönünden davanın reddine karar vermiştir.

Danıştay 5. Dairesi bu kararı bozmuştur.

Dosyayı ele alan Ankara 14. İdare Mahkemesi aynı gerekçelerle kararında ısrar etmiştir.

İdare mahkemesinin bu kararını, bu kez Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu inceleyecek.

İŞTE MAHKEME KARARI

T.C.

ANKARA

14. İDARE MAHKEMESİ

ESAS NO : 2013/1046

KARAR NO : 2013/1197

DAVACI____________ :

DAVALI____________ : Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü /ANKARA

DAVANIN ÖZETİ: Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında genel idare hizmetler sınıfında görev yapan ve kadro unvanları iptal edilen şef, veri hazırlama kontrol işletmeni, sicil memuru, sicil katibi, koruma ve güvenlik görevlisi ve santral memuru unvanlarında görev yapan personelin bulundukları birimlere bilgisayar işletmeni, tapu arşiv memuru unvanında görev yapan personelin bulundukları birimlere arşiv memuru, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan ve kadro unvanları iptal edilen aşçı, dağıtıcı, bekçi ve jaloncu unvanında görev yapan personelin ise bulundukları birimlere hizmetli unvanında atanmalarına ilişkin 22.02.2011 gün ve 5443 sayın işlemin iptali istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Dava konusu işlemle yeni kadrolara atanan personelin özlük haklarında herhangi bir değişiklik olmadığı ve dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Ankara 14. İdare Mahkemesi'nce, Mahkememizin 25.11.2011 tarih ve E:..../...., K:...../.... sayılı kararının Danıştay 5. Dairesi'nin 26/06/2012 tarih ve E:..../...., K:..../..... sayılı kararıyla bozulması üzerine dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

Dava; Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü taşra teşkilatında genel idare hizmetler sınıfında görev yapan ve kadro unvanları iptal edilen şef, veri hazırlama kontrol işletmeni, sicil memuru, sicil katibi, koruma ve güvenlik görevlisi ve santral memuru unvanlarında görev yapan personelin bulundukları birimlere bilgisayar işletmeni, tapu arşiv memuru unvanında görev yapan personelin bulundukları birimlere arşiv memuru, yardımcı hizmetler sınıfında görev yapan ve kadro unvanları iptal edilen aşçı, dağıtıcı, bekçi ve jaloncu unvanında görev yapan personelin ise bulundukları birimlere hizmetli unvanında atanmalarına ilişkin 22.02.2011 gün ve 5443 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin l/a bendinde idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönünden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davası idari dava türü olarak sayıldıktan sonra 14. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendinde dava dilekçesinin ehliyet yönünden inceleneceği, son fıkrasında ilk incelemeye ilişkin hususların sonradan tespiti halinde davanın her aşamasında 15. madde hükmünün uygulanabileceği, 15.maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununun 19. maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendinde; sendika ve konfederasyonların kuruluş amaçlan doğrultusunda üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini ve mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil edeceği veya ettireceği, dava açacağı ve bu nedenle açılan davalarda taraf olacağı hükme bağlanmıştır.

4688 sayılı Kanun'un anılan hükmü değerlendirildiğinde, kamu görevlileri sendikalarının ve konfederasyonlarının, üç durumda üyelerini veya mirasçılarını temsil etmek ve dava açma yetkisine sahip oldukları ve bu üç halin ise; 1- Üyeleri ile idare arasında ihtilaf doğması, 2- Üyelerinin ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesi, 3- Üyeleri için hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması olduğu görülmektedir.

Sendika veya konfederasyonlarının üyelerini veya mirasçılarını temsil hususunda sahip olduğu yetki değerlendirilecek olursa; sendika üyesi olan kamu görevlilerinin içinde bulundukları statüden kaynaklanan menfaat, hak yükümlülük ve görevlerle ilgili olarak idarece tesis edilen işlemlerden doğacak olan ihtilaflar kamu görevlisinin nakli, sosyal ve mali hakları, disiplini, statüden çıkarılması gibi konulan içermekte olup, bu konularla ilgili idari tasarruflardan doğan ihtilafları sendika üyelerin ortak çıkarlarıyla ilgili olanlar, olmayanlar (sübjektif) şeklinde bir ayrıma gidilerek, ortak çıkarlarla ilgili olanlarda sendika veya konfederasyonlarının üyesi adına avukatları vekaletiyle dava açabileceği, ortak çıkarla ilgili olmayanlarda ise, sendika veya konfederasyonlarının doğrudan üyeleri adına dava açamayacağı, ancak üyelerin dava açma yetkisi vermesi durumunda her bir üye için ayrı dava açabileceği; kuruluş amaçlarına uygun olarak yasada tanımını bulan üyelerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin korunması noktasında sendika veya konfederasyonlarının avukatları vekaletiyle doğrudan dava açabilecekleri sonucuna ulaşılmaktadır.

Dava konusu uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin, 4688 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendinde bahsi geçen, üyeleri ile idare arasında ihtilaf doğması veya üyelerinin ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesi gerekliliğinin ortaya çıkması durumlarından hangisine girdiğinin saptanması gerekmektedir.

Bu bağlamda dava konusu edilen işlem değerlendirildiğinde; davalı idarede görev yapan ve dava konusu işlemle durumlarına uygun kadrolara atanan tüm üyeler açısından menfaat ihlali olmayabileceği, keza üyelerden bazılarının, durumlarına uygun kadroya yapılan atama işlemlerinden menfaatlerinin olumsuz yönde etkilenmeyebileceğinden tüm üyelerin aynı hukuki durumda olmadıkları, bu nedenle de sendika üyelerinin ortak hak ve menfaatlerinin korunması ve izlenmesi gerekliliğinin ortaya çıktığından bahsedilmesine imkan bulunmadığı ancak, davalı idarece yapılan atamalar nedeniyle menfaati ihlal edilen her bir sendika üyesi açısından, idare ile aralarında sübjektif bir ihtilafın doğduğu açıktır.

Bu durumda; sendika üyelerinin ortak çıkarlarıyla ilgili olmayan dava konusu işlemin, menfaatini ihlal ettiği her bir sendika üyesinin, sendikaya dava açma hususunda ayrı ayrı yetki vermesi durumunda, ancak o üye adına dava açılabileceğinden, davacı sendikanın üyelerinin ancak bir kısmını ilgilendiren dava konusu işleme karşı asil olarak dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; Mahkememizin 25/11/2011 tarih ve E:2011/1906, K:2011/1568 sayılı kararında ısrar edilmek suretiyle davanın ehliyet reddine, aşağıda dökümü yapılan 270,55-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 660,00-TL vekalet ücreti ile karar düzeltme aşamasında davalı idarece yapılan 23.00-TL posta giderinin davacı tarafından davalı idareye verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra artan posta avansının taraflara iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren (30) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere, 15/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber