1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

Aksakallı: Darbe olduğunu anlayınca emirlerimi yerine getirdiler

15 Temmuz darbe girişiminde Semih Terzi'yi öldüren Ömer Halisdemir'in şehit edilmesiyle ilgili davada ifade veren Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı olaydan sonra Mihrali Atmaca ve ona bağlı askerlerin emirlerini yerine getirdiğini söyledi. Aksakallı, ilk kalkışma bilgisi geldiğinde kışlaları 'terketmeyin' emri verilseydi FETÖ'cülerin açığa çıkacağını da belirtti
21 Mart 2017 08:20
Yazdır
Aksakallı: Darbe olduğunu anlayınca emirlerimi yerine getirdiler

HABER MERKEZİ

15 Temmuz darbe girşimişiminde emir astsubayı Ömer Halisdemir'e 'Semih Terzi'yi vur' emri veren Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı Ankara'da görülen davada ifade verdi. Halisdemir'in şehit edilmesiyle ilgili davanın dünkü duruşmasına katılamayacağı için 17 Mart'ta yapılan ara celsede ifade veren Aksakallı, olaydan sonra Üsteğmen Mihrali Atmaca ve komutasındaki özel kuvvetler timinin emirlere uyduğunu, darbecileri gözaltına aldığını anlattı. Aksakallı'nın ifadesiyle Ömer Halisdemir öldürüldükten sonra darbecilere karşı mücadele ettiklerini söyleyen Mihrali Atmaca ve emrindeki askerlerin savunmaları örtüştü. Aksakallı emri olmadan bir birliğin sevkinin mümkün olmadığını belirterek Diyarbakır'dan Ankara'ya nakledilen tim personelinin kanunsuz emri sorgulamasının mümkün olmadığını belirtti.

Aksakallı bu konuda sanıklardan tabur komutanı Binbaşı Fatih Şahin'i suçladı. Aksakallı'nın 17 Marat'ta yapılan ara celse ile verdiği ifadesi şöyle: "Saat 2:30 sıralarında Fırat Çelik aradı ve Diyarbakır'dan Semih Terzi ile birliket gelen tim komutanı Ahmet Kemay Yüzbaşı ile onun emrindeki bir grup astsubayın, Etimesgut'ta özel hava alayında kaldığını. Yılmaz'ın bizden emir beklediğini söyledi. Hatırladığım kadarıyla saat 2:54 gibi bu kez Ahmet Kemal Yüzbaşı bizi doğrudan aradı olayı anlattı. Ben de kendisine Semih Terzi'nin, Ümit Bak'ın, Mehmet Ali Çelik'in darbeci olduğunu söyledim.

DERHAL ETKİSİZ HALE GETİRİN

Bunun üzerine Semih Terzi ile ÖKK'ya helikopter ile giden tim içerisinde çok güvendiği personellerinin olduğundan bahsetti. Ben de biraz önce ismini zikrettiğim kişilerin etkisiz hale getirilmesi emrini verdim. Hatırladığım kadarıyla 2:54'teki konuşmamızdan sonra, Ahmet Kemal Yüzbaşı ile 5 kez daha telefonla konuştum. Ahmet Kemal Yüzbaşı'nın da bu konuşmamızdan sonra o an için ÖKK'ya gitmiş olan güvendiği personelle telefon irtibatı kurduğunu öğrendim. Olayın sonrasında Diyarbakır'tan 12. ÖKK Taburu'nun Ankara'ya getirildiğini öğrendim. Gelirken seçilen 1 ve 3 nolu timlerin teknik imkanları ve kabiyetine göre seçildiğini anladım. Zira birinci tim keskin nişancı ağırlıklı, 3. tim teknik imkanlar yönünden güçlüydü. 1 ve 3. timlerin seçilmesi nedeniyle bu tim personelinin emir komuta zinciri içerisinde gerçekleşmiştir. ÖKK'da kalkışmaya fiilen iştirak edenlerin ÖKK mevcuduna oranı yüzde 5.4'tür. Bunlardan 12. ÖKK Taburu ve nizamiyedeki uzman erbaşlar hariç, diğerlerinin birlik bütünlüğü içerisinde hareket etmedikeri ve TSK'nın yasal emir komuta zinciri içerisinde hareket etmediklerini öğrendim.

ÖKK'ya Terzi ile birlikte gelen ve o an için Mihrali Üsteğmen'in komutasında bulunan tim personeli bizim Kemal Yüzbaşı vasıtasıyla kendisine yönelttiğimiz emirleri yerine getirdiler. Bu kapsamda, Albay Ümit Bak, Yarbay Mehmet Ali Çelik, gözaltına alınıp etkisiz hale getirildi. Hatta Albay Ümit Bak'ın gözaltı alınması sırasında darbeci olduğundan tereddüt etmediğimiz Nedim Şahin, bu tim tarafından gözaltına alınma işlemine karşı geldiği için öldürüldü. Benim talimatımla birliğe sızan albaylar, Ömer Faruk Bozdemir ve Fırat Çelik, Yılmaz Sayar, Oğuz Tozak sabaha doğru nizamiyedeki darbeci güçlerin gözaltına alınma hadiselerini bizzat yaşadılar. Onların da tanık olarak dinlenmesi olayın aydınlığa kavuşmasına katkı sağlayacaktır.

Gece Genelkurmay'da bulunan ve darbeci olmayan subaylara darbeci olanları silahlarından arındırıp gözaltına alınmaları talimatı verdim. Birçok birimle bu şekilde konuştum. Sabah saat 10'a doğru ÖKK'ya gittim. Gittiğimizde nizamiyede gözaltına alınmış darbeci askerleri gördüm. Gözaltına alan askerlere teşekkir ettim. Karargah'a gittim. Karargah'ın girişindeki beton zemin üzerinde şehidimiz Ömer Halisdemir cansız yatıyordu. Üzerinde bir örtü vardı. Örtüyü kaldırdım ve alnındam öptüm. Karargah'ın önünde darbeye karşı gelen rütbeli arkadaşlarım toplu olarak bulunuyordu. Onlara bir teşekkür konuşması yaptım. Bireysel olarak orada bulunan hiç kimseye teşekkür etmedim. Topluca bir teşekkür konuşması yaptım. Daha sonra Karargah'ın içerisine girdim, gözaltına alınan darbeci olduğu düşünülen askeri personeli gördüm.

KARARGAH TALİMATI UYGULASAYDI DARBECİLER DEŞİFRE OLURDU

Aksakallı mahkeme heyetinin sorularını da yanıtladı. ÖKK'da darbe öğrenildikten sonra ne gibi tedbirler alınabileceği sorusuna Aksakallı "TSK'da kriz ve olağanüstü durumlarda ilk haber alınır alınmaz tedbir olarak 'personel kışlayı terketmesin' emri verilir. Birlik komutanları kışlalarında, mesaiye devam edilir. Her zaman uygulanan bu temel ve basit kural 15 Temmuz'da ilk haber alındığı zaman uygulanmamıştır. Uygulansaydı darbe girşimi baştan açığa çıkardı" dedi. 15 Temmuz'da bitmesi gereken, ÖKK'ya ilişkin kursun bir gün önce 14 Temmuz'da bitirilmiş olmasının nedeni de soruldu. Aksakallı şu açıklamayı yaptı "Kurs bitişi 42 haftalık kursun planlandığı tarihten itibaren bellidir. Kurs kapanış kursuna teşrifleri için Genelkurmay İkinci Başkanı'na konuyu arz ettiğimde Genelkurmay Başkanımızı kastederek onu da davet edelim katılabilir dedi. Ardından Genelkurmay Başkanımızın 15 Temmuz'da programının müsait olmadığını söyledi. Genelkurmay İkinci Başkanımız da bu durumu Genelkurmay Başkanımıza aktardı. Genelkurmay Başkanımızın emrini alarak kurs kapanış törenini 14 Temmuz perşembe günü yapılmasına karar verildi."

YOLUMUZU KESTİLER HELİKOPTERDEN ATEŞ ETTİLER

Orduevi'nden ana yola çıkışa yaklaşık 30-40 metre kala siyah renkli minibüsün önlerini kestiğini belirten Aksakallı, yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: "Silahlı iki kişi araçtan inip 'Komutanım, bizimle geleceksiniz, sizi götüreceğiz' dedi. Sonra çekiştirmeye başladılar. Eşim kolundan yaralandı. Bunun üzerine, 'Şerefsizler, durun, iniyorum, geliyorum.' dedim. Kapıyı açtım ve önde durana tekme attım. Bunlar sendeleyince şoförüm ani bir refleksle geri vitesle hareket etti, bu şahıslardan kurtulduk. Kirazlıdere girişindeki polis noktasına ulaştık. Kendimi tanıttım. Olayı anlattım, yardımcı oldular. Eve döndüm. Beni almaya gelen zırhlı araca helikopterden ateş edildi. Koruma timindeki Üsteğmen Mustafa Koyuncu yaralandı. Uzman Çavuş Osman Gül'ün bacağı kasık bölgesinden koptu. Koyuncu'nun darbeci olduğunu, Albay Ümit Bak tarafından görevlendirildiğini sonrü tespit ettim.

'HALİSDEMİR'İ BEN ASTSUBAY YAPTIM'

Gece MİT Müsteşarlığından bir yetkili aracılığıyla saat 01.11'de TGRT ve 01.47'de NTV televizyonlarına canlı yayın bağlantısı yaptığını belirten Aksakallı, ifadesini şöyle sürdürdü: "Semih Terzi'yi aradım. Koruma astsubayım ile dalga geçer gibi cevaplar verdiğini ve hatta, 'Ben seni anlamıyorum ama sen konuşmaya devam et. Anlat, anlat...' şeklinde konuştu. Ben arayınca da 'Sesiniz duyulmuyor, anlaşılmıyor.' şeklinde beyanlarda bulunarak telefonu kapattı. Konuşma sırasında Terzi'nin Özel Hava Alayı'nda olduğunu değerlendirdim. ÖKK makamında koruma nöbetçisi Ömer Halisdemir'i arayarak darbeci Albay Ümit Bak ve Mehmet Ali Çelik'in etkisiz hale getirilmesi talimatını verdim. Bu şekilde Halisdemir ile sekiz kez görüştüm. Terzi'nin hain ve darbeci olduğunu söyleyerek onu öldürmesi emrini verdim. Sonrada helalleştik. Halisdemir, uzman çavuş olarak yanımda mesleğe başladı, operasyona birlikte katıldık. Silahlı Kuvvetlere faydalı olduğunu bildiğim için astsubay olmasını ben tavsiye etmiştim. Hatta astsubaylık sınavlarına bizzat ben götürdüm."

Kaynak: Karar Gazetesi

Bu haberi oylayabilirsiniz 0 8
Bu haber 9,821 defa okundu. 3 Yorum yapıldı
YORUMLAR
ANKET
Öğrenci ve veliler, öğretmenlere not vermeli mi?
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam