1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

Tarımın gelişmesinin önündeki engel kendimiz miyiz?

Tarım ve Hayvancılığın Gelişmesinin Önündeki Engel Kendimiz miyiz?
12 Ekim 2017 00:06
Yazdır
Tarımın gelişmesinin önündeki engel kendimiz miyiz?

Tarımda Bilinçlenememe Sendromları!

Çok Tarımsal Sorular/Sorunlar Bunlar!

M. Murat GÜN

"Daha çok kar etmek için daha çok üretmeye" dayalı tarımsal sisteme teslim mi olmalıyız? Daha çok kar etmek için kaynakları israf etmek rahatsız edici değil mi?

Uluslararası tarımsal yapılanma alanlarında ve kuruluşlarında varlığımızı hissettirmememizin nedeni nedir?

Yeni bitki çeşitleri kayda alınırken, hastalıklara dayanıklılığına öncelikli olarak bakılmamasının bitkisel ilaç sektörüyle bir ilgisi olabilir mi?

Bitki ıslahında tarımsal biyoteknolojiyi kullanmadaki gevşekliği nasıl açıklayalım?

Hayvancığımızın gelişmesinin önündeki en büyük engel nedir?

Bu organik denen ürünler ne kadar organik?

Laboratuarda testi geçen tohum tarlada niye kaybediyor?

İsrail'den tohum gelince kötüde başka yerden gelince iyimi?

Yabancı menşeili çeşitlere ait tohumları ülkemizde çoğaltıp dışa satmak ne kadar milli?...

Uzmanlar; küresel ısınma, bölgesel savaşlar, hastalıklar ve tarım ilaçları nedeniyle insanların temel besin kaynaklarının tehlike altında olduğunu belirtiyor. Ve bu durumu "6'ncı kitlesel nesil tükenişi" olarak adlandırıyor. Bu da özelde gıdanın, genelde tarımın ne kadar önemli olduğunu ve ciddiye alınması gerektiğini anlatmaya yetiyor sanırım. Bizler bu gerçeğin farkında mıyız? Elbette farkındayız. Yoksa farkındaymış gibi yapar mıyız?!

- Tarımsal üretimde "daha çok kar etmek için daha çok üretmeye" dayalı sistem; toprağı, suyu, çevreyi ve doğal yaşamı hoyratça kullanmaya zorluyor. Bunu bilmek ve üzülmek yeterlimi?

- Tarımsal kurumlar ve unsurların, dış etkilere fazla maruz kalması ve sermaye sahiplerinin güdümüne girme tehlikesini yaşaması, bu sektörün eşgüdümlü çalıştırılamamasından kaynaklanıyor olabilir mi?

- Literatürde ülkemizin biyoçeşitliliğinin 10.000 tür olarak geçtiğini belirten araştırmacılar, bu türlerin hızla azaldığına dikkat çekmektedirler. Tarımsal çeşitliliğimizin yok olmasına engel olmak için, birkaç lokal projenin dışında yapabileceğimiz bir şey yok mu?

- Gıda açığını kapatmak ve gelecekteki ihtiyaçları karşılamak için, Araştırma Enstitüleri ve üniversitelerin ilgili bölümleri, bitki ıslahında tarımsal biyoteknolojiyi kullanmadaki gevşekliğini nasıl açıklayalım? Yeni bitki çeşidinde, yabancı özel sektörün pazarı olmaktan kurtulmanın en önemli yollarından biri de, bitki ıslahında biyoteknolojiyi etkin bir şekilde kullanmak değil midir?

- AB ülkelerinde tarımsal üretici birliklerinin oluşma süreci 100 yıldan fazla sürede ve doğal sürece uygun gerçekleşmişken, Tohumculuk Kanununda geçen, ayakları yere basmayan birliklerin oluşumunda ve yetki taleplerinde bu kadar aceleci davranılmasının sebebi hikmeti nedir?

- Tarımda Teknoloji ihtiyaca göre talep edilmeli değil midir? Kendimiz üretemediğimiz ve maddi külfeti olan teknolojiyi getirip, ardından da ihtiyaç hasıl etmek anlaşılabilir bir durum mudur?

- Tarım ülkesi olarak uluslararası tarımsal yapılanma alanlarında ve kuruluşlarında varlığımızı hissettirmememizin nedeni, yetkililerimizin yurt dışı gezme hevesleri olabilir mi?

- Milli çeşit listesine alınan ve çiftçiye ekmesi için tavsiye edilen, çeşitlerin (bitki çeşitleri) hastalıklara dayanıklılığına öncelikli olarak bakılmamasının bir sebebi de bitkisel ilaç vs... satmak olabilir mi?

- GDO'nun önemine binaen, bir çok ülkede çok ciddi çalışmalar yapılırken, insan ve diğer canlı neslinin sağlıklı bir şekilde varlığını sürdürmesine önem veren bizler bu konuya gereken ciddiyeti niye hala vermez? Başkalarının bu konuda bir şeyler bulup, kendi istek ve şartlarına göre bize sunmalarını bekleme alışkanlığından kurtulmanın yolu nedir?

- Hibrit tohum, tohumculuğun bir gerçeğidir. Onu bulan akıl "siz zahmet etmeyin biz size göndeririz" diyor! Bu alanda pazar olmaktan öteye gidemeyecek miyiz?

- Her bölgede, hatta her havzada yetiştirilmesi düşünülen bitki türlerinin, hangi çeşidinden daha üstün verim elde edileceği tespiti hala niye yapılmamıştır? Hangi çeşidin daha iyi verim verdiği tespit edilmeden desteklemelere yüklenmek ne kadar doğrudur?

- Türkiye de tohumcu firma sayısı 800 aştı. Fransa da bu sayı 300 civarında ve bir kısmı da dünya çapında. Bizdekilerin çoğu uluslararası firmaların yövmiyecisi konumunda. Bu durumda, firma sayısından çok, firmanın niteliğini öne çıkaracak ve uluslararası alanda kendine yer bulacak firmaların önünü bizzat kendileri tıkamış olmuyor mu?

- Hayvansal gıdada, özellikle et ithalatında yabancı eti, yabancı firma getiriyor! Artık midemize kadar yabancılar girdi! Belki de kursağımıza giren yabancı lokmalar bizi biz olmaktan çıkarıyor! Bu tatlı parayı kazanmaya başlayan firmalar yerli hayvancığımızın gelişmesinin önündeki en büyük engel değil midir?

- Teknik kurumlar ve birimler kendilerini güncelleme ve yenileme hususunda herhangi bir gündemleri niye yok?

- Haftalarca yapılan toplantılar, çalıştaylar, bir türlü gereği gibi uygulamaya ve projeye dönüşmüyor. Bir süre sonra tartışılan, üzerinde çalışılan konular unutuluyor. Çalışmalarda ve projelerde, alınan kararlarda niye verimlilik ve süreklilik yakalanamıyor?

- Bir "organik tarım" dır, "organik ürün" dür, tutturuldu gidiyor. Su aynı, toprak aynı, tohum aynı, döllenme ortamı aynı, ekim mesafeleri belli. Peki nasıl oluyor da organik oluyor? Bu organik denenler, gerçekten organik mi? Bu organikse ötekiler ney?

- Yapılan, çimlenme testlerinde %90 çimlenen, %100 safiyeti olan tohum neden tarlada bu değeri yada bu değere yakın bir değeri tutturamıyor? Tüm suç; toprağın, iklimin veya kuşların mı?

- İsrail'den tohum geliyor denince, niye sadece, Akdeniz de küçük bir ülkeden tohum geldiği anlaşılıyor? İsrail menşeili firmalar dünyaya dağılmışken!

- Dışarıdan gelen, yabancı bitki çeşitlerini, kendi ellerimizle tescil ediyoruz. Kendi topraklarımızda taşeronluk yaparak çoğaltıyoruz. Sonrada yurt dışına tohum olarak ihraç ediyoruz. Yabancı menşeili tohumları, ülkemizde çoğaltıp iç ve dış pazara satmak ne kadar milli bir durum?

- Üretim - pazarlama dengesi ve organizesi oluşturulamadığından üretici o yıl hangi ürün iyi para ederse diğer yılda onu ekmekte, bu sefer de o ürünün fiyatı düşmekte ve üretici mağdur olmakta, az ekilen ürün pahalı olduğu için tüketicide pahalılıktan dolayı mağdur olmaktadır. Yetkililer ve tarımsal STK'lar, bu kadar hassas bir konuda, niye gerçekçi bir çalışma ve yeterli bir pazar organizasyonu ortaya koymazlar?

Tarımda ithalatı azaltıp, ihracatı artırmak ve kendi kendimize yeter konumda olmak için kısaca dengeyi kurmak ve korumak için birbirini tamamlayan unsurları dikkate alarak strateji geliştirmek zorundayız.

Ülkemizde bir çok alanda olduğu gibi tarımda da kapsayıcı kurumlar yeterince vardır. En büyük sorun, bu kapsayıcı kurumları kapsayıcılığına uygun işletememektir. Bunun için; kendi bünyemize uygun, kısa, orta ve uzun vadeli planlar yaparak, kapsayıcı ve çoğulcu kurumlarımızı, sömürücü global firmaların güdümüne ve bazı alanlarda da onların tekeline bırakmayacak yol izlemek zorundayız. Aksi takdirde, tarımsal manada miras yedi konumuna düşmemiz kaçınılmazdır.

Memurlar.Net
Bu haberi oylayabilirsiniz 2 24
Bu haber 4,142 defa okundu. 2 Yorum yapıldı
YORUMLARTüm Yorumlar Popüler Yorumlar
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam