Oturum açOturum aç / Parola hatırlat Üye olÜye ol

  
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

Bir Numaralı Koltuğun Sahibi Efkan Ala Kimdir?

1965'te Erzurum'da doğan, Siyasal'ı bitiren, kaymakamlıklar sonrasında Diyarbakır'a Vali olan Efkan Ala, 8 Eylül 2007 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kararname ile Başbakanlık müsteşarı oldu. Bürokrasinin en önemli koltuğuna oturan Sayın Ala ile geçtiğimiz günlerde önemli bir röportaj yayımlandı. Bürokrasinin en önemli koltuğuna oturan Sayın Ala'yı tanımak açısından, bu güzel röportajı, memurlar.net ziyaretçilerinin ilgisine sunuyoruz...
10 Eylül 2007 00:30
Yazdır

'Usule hakim olmayan esasa mahkum olur...'

Edebiyat insan için bir limandır. Edebiyatla ilişki hayatın anlamlı seyrinin bir şartıdır. "Cana Rakibi Handan Edersin"i Müzeyyen Senar okusun, dinleyelim değil mi? Bunlar sadece dinlendiren değil, alıp başka yerlere götüren eserler...

Başbakanlık Müsteşarlığı'na atanan Vali Efkan Ala, Diyarbakır'daki son gününde konutunda ağırladı beni. Kahvaltı ettik, bahçede keyif kahvesi içtik ve kelimenin tam anlamıyla "hoşbeş ettik".

- Sizi bilen biliyor da sokaktaki adama nasıl tanıtacağız?

- Benzetmek gibi hadsizlik olmasın. Merhum Cemil Meriç'e "Kendinizi tanıtın" demişler. "Yazar ve hocayım. Düşünür ve düşündüklerimi topluma aktarırım" demiş. Bir düşünür elbet ki böyle tanımlar kendisini.

- Bürokratın tanıtması da farklıdır değil mi?

- Bir bürokrat ise, mesela ben; "1965'te Erzurum'da doğdum, Siyasal'ı bitirdim, kaymakamlıklar yaptım, vali oldum" diye anlatabilirim ancak. Ama bu çok anlamlı değil.

- Niye ki?

- Çünkü az gelişmiş ülkelerde, toplum, sadece unvanlara güvenerek ağır maliyetler ödemiştir. Önemli olan ne olduğunuz değil, ne yaptığınız. Hangi üretim süreçleri sonunda bu unvan size verilmiştir. Onların derdiyle dertlenen, onayladıkları iradenin verdiği görevleri yapmaya ve yaparken de onları hiç unutmayan bir tavrı sergileyen olmak, çok önemlidir.

- Yeni görev de çok ağır, Allah kolaylık versin.

- Büyük sorunların büyük çözümleri ve çözmek için de büyük fırsatları olur. Sorunları değil çözümleri çoğaltan olmak önemli.

DİYARBAKIR'DA İLK İŞ...

- Diyarbakır'da mesela ilk neyi çözmeye çalışmıştınız?

- İlk iş, "Sorunların ne olduğunu tespite yurttaşlarla birlikte karar verelim ve birlikte yollar arayalım" diye sıvadım kolları...

- Ama Vali sizsiniz, mühür sizde...

- Mecellede bir hüküm vardır: " Usule hakim olmayan esasa mahkum olur."

- !!!!!

- Yani sorunu ben tek başıma tespit edersem olur mu? Birlikte tespit etmeli ve çözüm yollarını bulma konusunda yöntem mutabakatı sağlamalısınız. O zaman, yöntemi uygularken karşılaştığınız sorunlarda o kesimleri yanınızda görürsünüz.

- Yöntem bu muydu yani?

- Milletin seçtiklerini, sivil toplum kuruluşlarını, özel sektörü ve idarecileri bir araya topladık. "Sorun ne, kaynağımız ne kadar, nasıl çözeriz, yöntem ne olmalı" dedik ve kısa zamanda yararlı sonuçlar aldık.

- Siz yarın müsteşar koltuğuna oturacaksınız. Sizin için bir kapalı kutu mu orası. Önünüze neler gelecek, tahmin var mı?

- Kapalı kutu değil. Çünkü bir süredir istikrarlı bir Türkiye oturdu artık. Yönetim şeffaf bürokrasi hedefi koymuş, epey yol alınmıştı. Bu hedefe giderken biz de bir yarar sağlayabilir miyiz, o önemli. Nereye gittiğimizden çok ne yapacağımız konusu önemli. Zaten iyi bir noktaya gelmiş olan o noktayı daha geliştirme çabası yani...

'BAŞBAKAN MÜSTEŞARI NE DEMEK?'

- Cehaletimi bağışlayın, Başbakan Müsteşarı ne yapar tam olarak?

- Siyasi iradenin bir kararı vardır. Mesela bürokrasinin yeniden yapılandırılması, daha aktif olması, kamu hizmetlerinin daha şeffaf, daha reformist ve hızlı çalışması. Buradaki mekanizmaları etkin tutarsanız, "Bürokrasideki en etkili yer" sözünü hak eder.

'Demek ki güven vermişim' deyip çok gururlandım

- Lacivertlikten arındırayım bu sohbeti. Edebiyata yatkınlığınızı biliyoruz...

- Edebiyat insan için bir limandır. İnsanın gördüğü her kareyi resmin tama zannetmesini engeller ayrıca. Resmin tamamını görenin de detayları ihmal etmemesini sağlar. Edebiyatla ilişki, hayatın anlamlı seyrinin bir şartıdır.

- Siz hangi limanlara sığınırsınız daha ziyade?

- O andaki psikolojiye bağlı. 18 Yüzyıl'da bir gezintiye çıkmak, Balzac'la bir sohbet etmek istiyorsanız, o sizi kendi dünyanızdan çıkartır. 18 Yüzyıl'da muhteşem bir atmosfere davet eder.

- Etkileyici...

GEÇMİŞE YELKEN AÇMAK...

- Çok daha derin bir sohbete dalmak istiyorsanız, Aristo'ya, İbni Sina'ya konuk olabilirsiniz. Eflatun'la yasaları konuşabilirisiniz. Coğrafi değişiklik istiyorsanız, Cemil Meriç'in üslubu yardımıyla Hint dünyasına açılıp Tagor'la birkaç dize paylaşabilirsiniz. Bugünün dünyasında gezinti yapmak isterseniz, bilim felsefesine ya da tamamen soyut bir dünyaya yelken açmak isterseniz, Feyrebend'le bir sohbete girişebilirsiniz.

- Yanıtlarınız da edebi değer taşıyacak ne güzel.

- Bu insanlar, ölmüş ya da yaşayan, her biri çok uzun yaşanmışlıklardan bu ürünleri ortaya koymuşlar. Onlara zaman zaman müracaat etmek ne hoştur. Ben kütüphaneme girdiğimde, kitapların dile gelip birbirleriyle konuştuklarını düşlerim bazen. Davet ettiklerini, "Benimle ilgilen, bak, derdini çözerim" dediklerini düşlerim.

GÜL YÜZLÜLERİN ŞEVKİNE GEL

- Bizden kimse yok mu davet sahipleri içinde?

- Olmaz mı? Nezaket gereği isim söylemek istemiyorum. Düşün emeği kutsal bir emektir. Bu emeği vermişlerden hiç kimseyi cümlemin dışında tutmak istemem. Hepsini cümleme sığdırmaya da gücüm yetmez. Sinemaya ilgi duyarım. İyi bir izleyiciyim. Ama esas vurgun olduğum Türk sanat musikisidir.

- Siz de icra eder misiniz?

- Kötü bir sesle ne kadar söylenebilirse, o kadar. Şimdi bakın ne diyor şarkı: "Gül Yüzlülerin Şevkine Gel"

- Harikadır o...

- "Cana Rakibi Handan Edersin"i Müzeyyen Senar okusun, dinleyelim değil mi? Bunlar sadece dinlendiren değil, alıp başka yerlere götüren eserler.

- Bir süredir Müzeyyen Senar'la ilgili çalışmalar yapıyorum.

- Biliyorum, izliyorum. Allah şifalar versin. Onlar büyük değerler.

- Sayın Başbakan da sanat müziği tutkunu. Öyleyse ilk torpili, pozitif ayrımcılığı, Müzeyyen Hanım'a yapsın Sayın Başbakan. Devlet korumasına alsın bu eşsiz sanatçımızı.

'BAŞBAKANIMIZ SORUNLARI İVEDİLİKLE ÇÖZÜYÖR'

- Sayın Başbakanımız, bir sorun iletildiğinde ivedilikle hemen çözen yapıda bir lider. Bunu ilk günümde kendisine ileteceğimden emin olsun değerli sanatçımız.

- Siz nasıl haber aldınız Müsteşar olduğunuzu?

- Bir süredir basın organlarında telaffuz ediliyordu. Elbette konuya ilişkin bir şey söylemek hiç şık olmazdı. Sağ olsun Sayın Başbakanımız teveccüh gösterdi.

- Telefon açıp bizzatsöyledi?

- (Yanıtlamıyor. Yüzündeki zarif mahcubiyeti "Evet" olarak algılıyorum.)

- Telefon kapanınca ne düşündünüz? İlk kiminle paylaştınız?

- Eşim ve çocuklarımla elbette. Sonra da yakın çalışma arkadaşlarımla.

- Hanımefendi ne dedi?

- Tabii ki memnuniyet gösterdi. Tabii ki sevindik bir insan olarak. Bir teveccüh, bir layık görüş ve fark ettiğim kadarıyla milletin de iyimser bir beklenti içinde olması. Geçmişte yapılanların doğruluğunun onayı ama yapılacak olanların da ağır sorumluluğu...

TAYYİP BEY EZBERİ BOZDU

- Ezberi bozan bir tercihi oldu Tayyip Bey'in değil mi?

- Savaş Bey, hep "ilişki yönetiminden" söz edilir ya. Oysa burada anlaşıldı ki ilişki yönetimi değil de ülke yönetimi, il yönetimine ilişkin değerlendirmeler baz alındı. Sayın Başbakan, gerçekten de kim olduğuna değil ne yaptığına bakıyor idarecinin. Kendisine güvenen, risk alan, yöneticilerin koyduğu hedefe ulaşmakta uygun adım atabilecek kadrolar, milletle birlikte başarmak isteyenlere bir teveccüh olarak geçiyor. Bu, tüm bürokratlar üzerine çok olumlu bir tesir yaptı. Demek ki liyakat esastır.

- Ziya Paşa limanına sığınırsak; "Ayinesi iştir kişinin. Lafa bakılmaz" durumu hasıl oldu öyle mi?

- Kemal Tahir; "Yapacaklarım biterse hatıralarımı yazarım" demiş ya. Neler yaptığımız artık önemli değil. Paylaşarak, ortak akıllar ve emeklerle neleri yapacağımız çok daha önemli.

- Allah utandırmasın, hayırlı olsun.

- Teşekkürler...

Takvim

Yeni Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, NTV'ye konuştu: Vatandaşa güven esastır. Kişilerin suçlu olup olmadığına mahkemeler karar verir. Yönetici hiç kimseyi başta suçlu ilan edip ona göre davranamaz.

Başbakanlık Müsteşarlığı'na atanan Diyarbakır Valisi Efkan Ala bölgedeki beş yıllık görev süresini NTV'ye değerlendirdi. Bölgedeki olaylara ve halka yaklaşımıyla, sivil toplum örgütleri ve DTP'li belediye başkanlarıyla kurduğu ilişkilerle, OHAL'in (olağanüstü hal uygulaması) çözüm olmadığını savunmasıyla, ?Coptan başka enstrüman tanımayanların devri geçti? sözleriyle dikkat çeken Ala, yeni görevine başlamadan önce NTV'ye önemli açıklamalar yaptı.

Ala'ya göre katılımcı bir yönetimin olmazsa olmazı vatandaşa güven duymak:

VATANDAŞA GÜVEN OLMAZSA OLMAZ

?Dünya cok hızlı değişiyor. Biz bilim çağındayız, enformasyon devrimi olmuştur. Artık elektronik gelişmeler sınır tanımıyor; bilgisayarla komşularınız değişiyor. Akşam oturup Japonya ya da Amerika'daki tanıdıklarınızla sohbet edebiliyorsunuz. Böyle bir dünyada yönetim hem anlayışını, hem mekanizmalarını, hem kullandığı enstrümanları değiştirmeli, yöneten-yönetilen ilişkisini yeniden tanımlamalıdır. Bunun çabası içerisinde olduk. Katılımcı bir yönetim hedefleri, vatandaşıyla birlikte belirler. Süreçleri birlikte izler, denetimi birlikte yapar. O zaman yapacağınız işlerde faydayı maksimize edersiniz, hatayı minimize edersiniz. Enaz maliyetle, en çok işi yapmaya çalışırsınız. Bu, yönetim anlayışındaki değişikliğe vurgudur. Bunu Diyarbakır'da, Batman'da vatandaşla birlikte uyguladık. Tabii bunun olmazsa olmazı vatandaşa güvendir. Zaten başka seçenek olamaz bir demokratik toplumda. Bir toplumda vatandaş veridir. Siz onlarla birlikte hareket ettiğinizde, işte sanıyorum ki doğru sonuçlar elde edilebiliyor olduğunu burada kanıtladık.?

BÜROKRASİ DE BİLANÇO AÇIKLAMALI

Kamu kurumlarına yönelik eleştirileriyle de dikkat çeken Ala, bürokrasinin de tıpkı özel sektör gibi bilanço açıklamasını istiyor:

?Toplum çok dinamik. İyi olanlar, başarılı yapanlar sürekli taltif edilmeli toplum tarafından. Demokratik bir düzende bu böyle olur zaten. Ama başarısız olanlar da elenmelidir. Şimdi bu başarısız olanların elenmesi mekanizması işlemiyor. Çünkü onların iş garantisi, işlerindeki becerileri değil kadrosudur, maaşıdır. Kanunla verilmiş kadroları. Bunu böyle götüremeyiz. Bir işletme nasıl ki yılın sonunda mali bilançosunu ortaklarına (yani sermayede payı olanlara) açıklıyor, kamu çalışanları ve bürokrasi de (madem ki vatandaşın vergileriyle o işleri yapıyorlar, hizmet ürettiklerini söylüyorlar) hizmet bilançolarını her yılın sonunda açıklamalı. Ne kadar kaynak kullanmışlar, hangi hizmetler talep edilmiş bu kaynaklarla ve hangi hizmetler üretilmiş? Hizmet bilançolarına göre değerlendirilsinler. Bu, toplumdaki dinamizmi, gelişmedeki istikrarı sağlayacaktır. Modern yönetim anlayışı da bunu gerektirir. Burada vasatı yakalarsınız. Yani toplumun talepleriyle yönetimin ürettiği, kamu bürokrasisinin ürettiği çıktılar birbiriyle uyumlu olmak zorunda olur. Birbirinden bağımsız değil.?

KİMSE BAŞTAN SUÇLU İLAN EDİLEMEZ

Yeni Başbakanlık Müsteşarı Ala, Batman'da görev yaparken İl İnsan Hakları Kurulu'na şikayet başvuruları düştü. Görev süresince sivil toplum örgütlerinin yanısıra o dönemdeki DEHAP ve bugünkü DTP'ni programlarına da katılan Efkan Ala hiçbir demokratik toplumda idarecilerin, hiç kimseyi baştan suçlu ilan edemeyeceğini vurguluyor:

?Devlet adamları kendi koyduğu kurallara elbette önce kendileri uyacaklardır. Sizin kurallarınıza, devletinizin kurallarına bir mekanizma işliyorsa bu mekanizmayı ancak kurallarla değiştirebilirsiniz. Bizim orada yaptığımız şey, devletin bir kurumlar kurallar ve kanunlar bütünü olduğunu ortaya koymaktı. Devlet kuraldır. Kuralları ve kanunları da demokratik rejimlerde, Türkiye'de milletin seçtiği platformlar, Meclis ortaya koyar. O kurallar ve kanunlara göre hareket etmek herkesin görevidir. Bunun dışında bir şey zaten düşünülemez. Suç işleyenlerin de Türkiye mahkemelerinde davaları görülür, mahkemeler kişilerin suçlu olup olmadığına karar verir ve gereği yapılır. Hiçbir demokratik toplumda yöneticiler kimseyi baştan suçlu ilan edip ona göre davranamaz. Böyle bir şey zaten tamamen anti-demokratik, anti-insani bir yaklaşım olur. Dolayısıyla aslında yapılan şey, kuralların yeniden hatırlanması ve kuralların uygulanmasıdır.?

VATANDAŞ BİZDEN ÇOK DAHA ÖNDE

Efkan Ala terörle mücadelede de yeni yöntemler geliştirilmesi gerektiği görüşünde. Demokratikleşme ve ekonomide iyileşmeyle birlikte, vatandaşla beraber terörle mücadele edilebildiğinin ve sonuç alındığının Diyarbakır ve Batman'da görüldüğünü anlatan Ala, böylece teröre desteğin kesildiğini söylüyor. Sorun çıkaranla çıkarmayanı ayırmak gerektiğini, bir sorunu çözerken başka sorunlar üretmemeye dikkat etmek gerektiğini savunan Ala, halka güvenmenin ilk şart olduğuna inanıyor:

?Buraya başlarken vatandaşlara güvenmenin sorunların çözümünde ana enstrüman olduğunu ve bunun bizi yanıltmayacağını söylüyor ve biliyordum. Bunda hiç yanılmadığımı hatta vatandaşımızın tahminimden çok çok daha ilerde olduğunu gördüm. Onların, bizim de ufkumuzu aşan bir vicdana sahip olduğunu, bir duruşa sahip olduğunu gördüm. Vatandaş bizden çok önde. İyimser olanların tahmininden çok önde. Bunu ortaya koymuştur.?

ADALET HERKESİ MEMNUN EDER

Göreve başladığında su ve yol sorunu olduğunu belirten Ala, bugün ise Diyarbakır'da bu iki alanda da sorun kalmadığını söylüyor:

?Adaletli davranırsanız, işini yapmadığınız insanı da memnun edersiniz, adaletsiz davranırsanız, bir kaç kişinin işini yaparsınız ama o kadar çok insanın memnuniyetini de bir tarafa itmiş olursunuz. Adalet, işini yapamadığın insanı da memnun etme aracıdır. Bunları hiçbir zaman bir kenarda tutmamak lazım. Biz bu yönetim anlayışını, tekniği realize etmeye çalıştık burada. Vatandaşlarla beraber bunun iyi sonuçlarını aldığımızı zannediyorum, görüyorum. En azından neyi yapmadığımızı da paylaştık.?

KENDİMİZİ YENİDEN FORMATLAYACAĞIZ

Müsteşar Ala yeni görevini değerlendirirken, hükümetin önceliklerine dikkat çekiyor ve kendisinin de ?yeni bir formata gireceğini? belirtiyor:

?Tabii bu çok önemli bir görev, onurlu bir görev. Sayın Başbakanımızın böyle bir tevecühte bulunması onur verici bir durumdur. Fakat sorumluluğu çok büyük bir görevdir. Burada yapılan, ülke yönetimine ilişkin yapılan işler sonucunda, sayın Başbakanımızın böyle bir tasarrufta bulunması, böyle bir onuru vermiş olması tabii bizim sorumluluğumuzu arttırıyor. Görev anlayışımızda yeniden formatlanmamızı zorunlu kılıyor. Umarım başarılı oluruz. Umarım kendimize ve bize güvenenlere mahcup olmayız. Burada birinci dönemde altyapı yatırımlarına, sosyal faaliyetlere ağırlık verildi. Bu dönemde biliyorum ki işsizlik konusunda, istihdam konusunda çok ciddi mesafeler alınacaktır. Sayın Başbakanımız da bu kararlılık içerisindedir zaten. Biz de elimizden geleni fazlalaştırarak ortaya koymaya çalışacağız. Bunu büyük bir onurla büyük bir memnuniyetle yapmaya çalışacağız. Sanıyorumki bir müddet sonra gözle görülür rahatlama istihdam konusunda bu bölgelerde sağlanacaktır.?

NTV
Memurlar.Net
Bu haber 59,024 defa okundu. 44 Yorum yapıldı
YORUMLAR
ARŞİV