Anasayfa

Devlet Bahçeli: Özgür Özel ateşe körükle gitmemeli

CHP'de grup toplantısı tartışmaları sürerken konuya ilişkin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nden Özgür Özel'e çağrı geldi. Devlet Bahçeli, "Özgür Özel ateşe körükle gitmemeli, keskin sirke küpüne zarar verir." dedi.

Haber Giriş : 2026-06-09T10:46, Son Güncelleme 2026-06-09T12:25

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısına katıldı.

Devlet Bahçeli'nin buradaki konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

"Dünyanın neresinde bir milletin barış ve huzuru iklimi hedef alınsa orada yalnızca o ülkenin değil, bütün insanlığın imtihanı başlamış demektir. Atalarımız 'Ateş düştüğü yeri yakar' demiştir. Ancak bugün durum böyle değildir. Siyasi tecrübelerimizle duruma Ankara'daki penceremizden baktığında durumun vahim olduğunu görüyoruz.

"KÜRESEL SİSTEMİN ÇİVİSİ ÇIKTI"

Bölgenin kalbine düşen her kıvılcım, ihtimalle yeni cephelere, yeni göçlere neden olmaktadır. Barış çağrısı gölgesinde yeni cepheler açılıyor. Küresel sistemin çivisi çıktı. Adalet terazisinde denge kaçtı, güç dengeleri yerinden oynadı. Ortadoğu'da kazan kaynamaktadır. Bölgemizin kalbine hançerler saplanıyor.

Mesele Tahran'ın meselesi değil. Yarım kalmış emperyal hesaplar var. Türk milleti köşeye sıkıştırılamaz. Türk milletinin karşısına yedi düvel de gelse tarih sahnesinden silinemez. Küresel şer çeteleri iş başında. Gaflete düşmeyeceğiz, fesata karışmayacağız, aynı bayrağın altında yürüyeceğiz.

"İSRAİL BARIŞ MEYDAN OKUYOR"

Siyonist İsrail Lübnan'a yeniden saldırıyor. Gazze'deki işgalci zihniyet Lübnan'da da aynı hain planı uyguluyor. İsrail barışa meydan okuyor. Barış masası kuruluyormuş gibi yapılıyor."

CHP'DE GRUP TOPLANTISI KRİZİ

Cumhuriyet Halk Partisi, yönetim buhranı içine düştü. Yerelde başlayan çözülme CHP Genel Merkezi'nin çatısına düştü. Hukuki süreçler, meydan okuyucu bir üslupla gölgelenmektedir.

"CHP YÖNETİM BUHRANI İÇİNE DÜŞTÜ"

Hakikatin aynasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü yönetim buhranı da bütün çıplaklığıyla görülmektedir. CHP'li belediyeler etrafında uzun süredir biriken şaibe süreçleri, rüşvet, görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kamu gücünün menfaat ilişkilerine alet edildiği yönündeki peş peşe patlayan vakalar hepimizin malumudur. Vatandaşa hizmet makamı olması gereken belediyelerin, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında rant iddialarıyla, yönetim zafiyetleriyle ve kamu emanetini taşıyamama garabetiyle anılır hale gelmesi başlı başına ibretlik bir tablodur.

"BU TABLO TESADÜF DEĞİLDİR"

Bugün görüyoruz ki yerelde başlayan bu çözülme dönüp dolaşıp Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin çatısına çökmüştür. Ecdadımız, "Balık baştan kokar." demiştir. CHP'li belediyelerde kendini gösteren savrukluk, şaibe ve yönetim aczi bugün genel merkeze sirayet etmiş, parti yönetiminin içine düştüğü dağınıklığı bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur. Cumhuriyet Halk Partisi bugün milletin karşısına kendi iç hesaplaşmasının, koltuk kavgasının, mahkeme süreçleriyle düğümlenen yönetim krizinin ve kurumsal aklını tüketen hizip mücadelesinin gölgesiyle çıkmaktadır. Bu tablo tesadüf değildir. Bu tablo, siyaseti millete hizmetin şerefli yolu olmaktan çıkarıp kişisel ikbalin, hırsın, öfkenin ve güç gösterisinin dar patikasına sıkıştıran anlayışın neticesidir.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir siyasi partinin kendi hukukunu, geleneğini, kurumsallığını ve meşruiyet zeminini nasıl aşındırdığına dair vahim bir manzara vardır. Sağduyuyla karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okuyucu bir üslupla gölgelenmesi siyasi kıyametin büyük alametlerindendir. Parti içi arınma ve durulma ihtiyacının tehditkar cümlelerin gölgesinde kalması idari iflasın vesikasıdır. İş düğümleri çözmek yerine yağlı urganlara sarılmak, kementleri ülke gündeminin boynuna ısrarla dolamak aziz milletimize ne fayda getirir? Buradan açıkça ifade ediyoruz. Bizim meselemiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü dağınıklıktan siyasi kazanç üretmek değildir. Bizim meselemiz Türkiye'de siyaset kurumunun ağırlığını, millet iradesinin saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumaktır. Ancak görünen köy kılavuz istememektedir.

"ÖZGÜR ÖZEL ATEŞE KÖRÜKLE GİTMEMELİ, AKLISELİMLE HAREKET ETMELİ"

Cumhuriyet Halk Partisi bugün iki ayrı yön, iki ayrı dil, iki ayrı merkez ve iki ayrı meşruiyet iddiasıyla muhalefetin gidişatı bakımından kaygı verici bir gerçek olarak karşımızdadır. Bir tarafta hukuki zemine dönme ihtiyacı toparlanma isteğiyle buluşmaktadır. Diğer tarafta meydan okuma üzerinden güç gösterileri sergilenmekte, sokak dili ile parti içi krizi büyütme hevesi gündemin üzerine ağır bir sis misali çökmektedir. Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve Sayın Özgür Özel'e düşen, ateşe körükle gitmek değil, aklıselimle hareket etmektir. Zira keskin sirke küpüne zarar verir.

"CHP'NİN ÖNÜNDE İKİ YOL VAR"

Cumhuriyet Halk Partisi kendi içindeki çetrefilli ihtilafı meydanların hararetine terk etmemelidir. Serinkanlılıkla yürütülmesi gereken hukuki süreci kalabalıkların gürültüsüne bırakmamalıdır. Cumhuriyetle yaşıt bir siyasi parti olmanın ağırlığını ve kurumsallığını niteliksiz sokak diline havale etmek, ölü gözünden yaş beklemekten farksızdır. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde iki yol vardır. Ya kendi iç meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır.

Ülke gündemi, siyasi partilerin iç hesaplarının yükünü taşıyacak bir hamal değildir. Siyasette her sözün bir sonucu, her tavrın bir karşılığı, öfkeyle kalkılan her oturuşun bir maliyeti vardır. Bu hesabın sonunda mahcup olmamak, milletin vicdanına borçlu kalmamak isteniyorsa gaflet uykularından uyanılmalı, gözler dört açılmalıdır. Siyaset, millete hizmet etme yolunda feraseti fevriliğe, aklı asabiyete, süküneti saldırganlığa tercih etme sanatıdır. Bu sanatın sanatkarı olmak isteniyorsa sözlerimize kulak verilmelidir.

Bu sebeple Sayın Özgür Özel'e tavsiyemiz şudur. CHP'nin iç gerilimini sırtlanıp meydanlara taşımaktan, CHP bünyesindeki çatlağı memleket sathına yaymaktan, mevki yarışını demokrasi kahramanlığı gibi servis etmekten vazgeçilmelidir. Genel merkezdeki eksik başlılık, teşkilatlara sirayet eden huzursuzluk ve Türkiye Büyük Millet Meclisi koridorlarına taşan buhran ayan beyan ortadadır. Kaynayan kazanı kapakla bastırmaya çalışmak akıl karı değildir. Hararet yapan bir aracın gazına basarcasına CHP'yi daha büyük bir savruluşa sürüklemekten yüz çevrilmelidir. Motoru yakmadan, direksiyonu kilitlemeden, yoldan büsbütün çıkmadan bu gidişata bir an evvel nizam verilmelidir."

Memurlar.Net