Disiplin soruşturmalarında zamanaşımı konusu yanlış uygulanıyor!

Kamu kurumları, 657 sayılı Kanunun 127. maddesinde yer alan hükümler uyarınca, öğrenildiği tarihten itibaren 1 ve 6 ay disiplin soruşturmasına başlamalı, her halükarda da fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ceza vermelidir. Bu süreler geçirilirse ne disiplin soruşturması açılabilir ne de disiplin cezası verilebilir.

Kaynak : Memurlar.Net - Özel
Haber Giriş : 14 Aralık 2017 00:05, Son Güncelleme : 03 Haziran 2020 13:34
Disiplin soruşturmalarında zamanaşımı konusu yanlış uygulanıyor!

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun;

"Zamanaşımı:

Madde 127 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/33 md.)

Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;

a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına,

Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar."

Maddesine göre iki ana başlıkta incelememiz gerekir.

1- SORUŞTURMAYA BAŞLAMA AÇISINDAN,

2- SORUŞTURMANIN BİTİRİLMESİ AÇISINDAN,

Birincisine kısaca değindikten sonra ikincisini ele alacağız.

1- SORUŞTURMAYA BAŞLAMA AÇISINDAN,

Kanunun maddesinde bu konuda iki husus var:

i- Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları için

ii- Memurluktan çıkarma cezası için

İkisine de bakacak olursak;

i- Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezaları için

Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;

a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

.....

başlanmadığı taktirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Yani bir fiil işlediniz bunu da amir öğrendi ve aradan iki ay geçtikten sonra soruşturmaya başladı o zaman zaman aşımına uğramış olur. Örneğin bir öğretmen derse girmedi, müdür de bunun farkında ve ders defterini dahi kapatmış hatta nöbet defterine bile yazdırmış buna rağmen bir ay içinde soruşturma başlatmazsa zamanaşımı olur ve o dosya tabir yerinde ise düşer. Soruşturma yapılamaz.

Başka bir örnek: Amirden gizli bir şeyler olmuş ve amir geç öğrenmişse fiilin işlendiği değil öğrendiği tarihten itibaren bir aylık süre başlar. Örneğin bir okulda öğrenci ile bir sorun yaşandı ve bu da disiplin cezası gerektiren fiillerden. Öğrenci ya da bir başkası o anda durumu haberdar etmemiştir. Birkaç ay geçtikten sonra veli öğrenip şikayetçi olmuştur. O zaman idarenin öğrenme tarihi devreye girer ve velinin şikayetinden itibaren bir ay içerisinde soruşturma başlatılmak zorundadır.

ii- Memurluktan çıkarma cezası için

Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;

.....

b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına

başlanmadığı taktirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Yani 657 sayılı DMK nın 125 E ye göre bir suç işlerseniz ki bu suçlar devlet memurluğundan çıkarmayı gerektiren suçlardır. Bu durumda da 6 ay içerisinde disiplin kovuşturmasına başlanmış olması gerekir.

Burada da geç öğrenme varsa öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay kuralı işler.

Şimdi gelelim ikinci ana başlığımıza;

2- SORUŞTURMANIN BİTİRİLMESİ AÇISINDAN,

Kanunda yer alan;

"Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar."

Maddesi geçerlidir.

Örnek 1: Amir fiili işlendiği gün olan 01.02.2015'de öğrenmiştir. Soruşturmanın ya da kovuşturmanın tamamlanması için 2 yıllık zaman vardır. Bu zaman fiilin işlendiği tarihtir. Yani 28.02.2017'de bile soruşturma başlamış olsa bu dosyanın ceza verme dahil 01.02.2017' ye kadar bitirilmesi gerekir.

Yani soruşturmaya başladıktan sonra değil fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl hesaplanmalı.

Örnek 2: Amir 01.02.2015'te işlenen bir fiili 01.07.2015'te öğrenirse ve zamanında soruşturma başlatılırsa soruşturmanın bitirilmesi için iki yıl kalmamıştır. Artık fiilin üstünden 6 ay geçtiğinden 1,5 yıl vardır. Bu durumda da bu dosyanın ceza verme dahil 01.02.2017'e kadar bitirilmesi gerekir.

Örnek 3: Amir 01.02.2015'te işlenen bir fiili 01.02.2017'de öğrenirse üzerinden iki yıl geçtiği ve böylece bu fiil zamanaşımına uğradığından disiplin soruşturması yapılamaz.

FİİLİN İŞLENDİĞİ TARİH ÖNEMLİDİR.

Örneklerde de görüleceği üzere fiilin işlendiği tarih esas alınması gerekir. Oysa bu durum; idare ne zaman öğrenirse o zaman iki yıllık süre başlar diye algılanmakta ve uygulamada da sorun yaşanmaktadır.

Örneğin bir ilmizde yapılan bir çok soruşturmada zamanaşımı olduğu halde öğretmenler hakkında memuriyetten çıkarma cezaları dahi teklif edilmiştir.

Örneğin; Öğretmen 2014 yılında facebook'tan paylaşımda bulunmuş ve idare 2017'de soruşturma açmıştır. Oysa ki soruşturma zamanaşımı olduğu için soruşturma açılmaması gerekirdi.

Kanun maddesine tekrar bakacak olursak;

"Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar."

Şeklindedir. Yani idarenin öğrendiği değil fiilin işlendiği tarih önemlidir.

İKİ YIL GEÇMİŞ DOSYALARA HİÇ BİR ŞEY YAPILAMAZ MI?

Fiil tarihi üstünden iki yıl geçmiş ise Disiplin cezası yönünden hiçbir işlem yapılamaz. Memurluktan çıkarma cezası gerektiren fiiller dahi işlense mümkün değil. Fakat bu durum, ceza davası açılmasına engel değil.

Örnek 1: Facebook'ta hakaret suçu işlenmiş ve iki yıl sonra öğrenilmişse disiplin cezası verilemez ama ceza (adli) davası açılabilir.

Örnek 2: Zimmet suçu işleyen bir memurun bu fiili iki yıldan sonra öğrenilmişse disiplin cezası verilemez ama ceza davası açılabilir ve ceza alırsa zimmet memuriyet şartlarını kaybetme gerekçesi olduğundan memuriyetten de çıkarılabilir.

Aşağıda iki yıllık zamanaşımı ile ilgili Danıştay kararlarını sizlerle paylaşıyoruz.

Maksut BALMUK


T.C.

DANIŞTAY

12. DAİRE

E. 2009/6216

K. 2010/4901

T. 12.10.2010

DİSİPLİN CEZASININ İPTALİ İSTEMİ ( İki Yıllık Zamanaşımı Süresi Geçirildikten Sonra Tesis Edilen İşlemde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı - İşin Esasına Girilerek Verilen Davayı Reddi Yolundaki İdare Mahkemesi Kararında Hukuki İsabet Görülmediği )

DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA ( Siyasi Partiye Girme Eyleminin En Son İşlendiği Tarih Olarak Davacının Bu Partiden İstifa Ettiği Tarihin Kabul Edilmesi Gerektiği - Belediye Meclisi Üyeliği Görevinin Sona Erdiği Tarihin Sonuna Kadar Bu Eylemin İşlendiği Yolundaki İdare Mahkemesi Kararında Hukuki İsabet Bulunmadığı )

ZAMANAŞIMI ( Davacının Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Cezasıyla Cezalandırılmasını Gerektiren Siyasi Partiye Girme Eyleminin En Son İşlendiği Tarih Olarak Davacının Bu Partiden İstifa Ettiği Tarihin Kabul Edilmesi Gerektiği - İki Yıllık Zamanaşımı Süresi Geçirildikten Sonra Tesis Edilen İşlemde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı )

657/m.125/E/c,127

ÖZET : Dava, Milli Eğitim İl Müdürlüğünde inşaat mühendisi olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-c maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Olayda, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılan davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası cezasıyla cezalandırılmasını gerektiren siyasi partiye girme eyleminin en son işlendiği tarih olarak davacının bu partiden istifa ettiği tarihin kabul edilmesi gerekeceği açık olup, davacının bağımsız olarak sürdürdüğü belediye meclisi üyeliği görevinin sona erdiği tarihin sonuna kadar bu eylemin işlendiği yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, 657 Sayılı Kanun'un 127.maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu sebeple işin esasına girilerek verilen davayı reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

İstemin Özeti : İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 27.5.2009 günlü, E:2009/20, K:2009/928 Sayılı kararın dilekçede yazılı sebeplerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu sebeple istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi : Olayda davaya konu disiplin cezasının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, davaya konu işlemin iptali gerekirken davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı Düşüncesi : Davacının, Devlet memurluğundan çıkarılma cezasıyla cezalandırılmasına dair 27.7.2005 gün ve 2005/173 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-c maddesinde, siyasi partiye girmek fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiillerden olduğu, hükme bağlanmış, aynı Kanunun 127. maddesinde de, bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında bu fiil ve halin öğrenildiği tarihten itibaren memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezasının zamanaşımına uğrayacağı disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı hükmüne yer verilmiştir.

Bakılan davada; davacı hakkında açılan disiplin soruşturması sonucu davacının Devlet memuru olarak görev yapmakta iken 18.3.1994-18.4.1999 tarihleri ile 18.4.1999-18.4.2004 tarihleri arasında belediye meclisi üyeliğine bir siyasi partiye bağlı olarak seçildiği, söz konusu siyasi partiden 15.3.2002 tarihinde istifa ederek kalan sürede bağımsız olarak görevi sürdürdüğü hususunun tespitine bağlı olarak, siyasi partiye girme eylemi sebebiyle davaya konu işlemin tesis edildiği anlaşılmıştır.

Ancak, davacının 15.3.2002 tarihinde bağlı bulunduğu siyasi partiden istifa ederek belediye meclisi üyeliğini bağımsız olarak sürdürdüğü dikkate alındığında, ceza verilmesine dayanak olarak alınan eylemin bu tarih itibariyle sona erdiğinin kabulü gerekeceğinden, bu tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Bu durumda, bakılan uyuşmazlıkta ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı hususu dikkate alınmaksızın işin esasına girilerek verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz konusu kararın bozulmasına karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince 5525 Sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca davacının davaya devam dilekçesi gözönüne alınarak işin gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, İstanbul Milli Eğitim İl Müdürlüğünde inşaat mühendisi olarak görev yapan davacının, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-c maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına dair 27.7.2005 tarihli ve 2005/173 Sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İstanbul 2. İdare Mahkemesi'nin 27.5.2009 günlü, E:2009/20, K:2009/928 Sayılı kararıyla; inşaat mühendisi olarak görev yapan davacının, memuriyet görevini yürütmekte olduğu dönem içerisinde bir siyasi partiye girerek 2004 yılına kadar bu siyasi partinin belediye meclisi üyesi sıfatıyla faaliyet göstermiş olduğu iddiasıyla ilgili olarak yapılan soruşturma sonucu davacının üzerine atılı bulunan eyleminin sabit olduğu ve 2004 yılı Mart ayı sonrası siyasi faaliyetini sona erdirmiş olması hususunun disiplin suçunu ortadan kaldırmayacağından bahisle davaya konu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı; İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-c maddesinde, siyasi partiye girmek Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış, aynı Kanunun zamanaşımını düzenleyen 127.maddesinde ise; bu Kanunun 125.maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren ;

a- ) Uyarma, kınama ,aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

b- ) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar" hükmüne yer verilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden;17.1.1997 tarihi itibariyle stajyer öğretmen olarak göreve başlayan, 17.1.1998 tarihi itibariyle stajerliği kaldırılan ve 15.11.2002 tarihinden itibaren sınıf ve unvan değişikliği ile mühendis olarak görev yapan davacının, hakkında açılan disiplin soruşturması sonucu Devlet memuriyeti görevini sürdürmekte olduğu dönem içerisinde, 18 Mart 1994-18 Nisan1999 tarihleri ile 18 Nisan 1999-18 Nisan 2004 tarihleri arasında, belediye meclisi üyeliğine bir siyasi partiye bağlı seçilerek göreve başladığı ve bu görevini sürdürürken bağlı bulunduğu siyasi partiden 15.3.2002 tarihinden istifa ederek kalan sürede bağımsız olarak bu görevini sürdürdüğü anlaşılmaktadır.

Olayda, 27.7.2005 tarihli ve 2005/173 Sayılı işlemle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılan davacının, Devlet memurluğundan çıkarma cezası cezasıyla cezalandırılmasını gerektiren siyasi partiye girme eyleminin en son işlendiği tarih olarak davacının bu partiden istifa ettiği 15.3.2002 tarihinin kabul edilmesi gerekeceği açık olup, davacının bağımsız olarak sürdürdüğü belediye meclisi üyeliği görevinin sona erdiği tarih olan 2004 yılı Mart ayına sonuna kadar bu eylemin işlendiği yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığından, yukarda hükmüne yer verilen 657 Sayılı Kanun'un 127.maddesinde öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Bu sebeple işin esasına girilerek verilen davayı reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz talebinin kabulüyle İstanbul 2. İdare Mahkemesince verilen 27.5.2009 günlü, E:2009/20, K:2009/928 Sayılı kararın 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 Sayılı yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 12.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

DANIŞTAY

12. DAİRE

E. 2010/2373

K. 2010/2743

T. 21.5.2010

İsteğin Özeti : Sakarya 2. İdare Mahkemesince verilen 29.12.2009 günlü, E:2009/485, K:2009/1063 Sayılı kararın, davacı tarafından dilekçede yazılı sebeplerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi ile İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmakatadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : Erhan DEMİR

Düşüncesi : Dava konusu işleme dayanak teşkil eden fiil tarihlerinin bir kısmının 5525 Sayılı Kanun kapsamında olduğu, bir kısmının iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, 2007 yılının 12. ayı için de davacının sorumluluğunun araştırması yapılmadığından, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı : Gül Filiz E. ASLANTAŞ

Düşüncesi :İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince; dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeden, işin esası hakkında gereği düşünüldü:

KARAR : Dava, Bolu İli Mudurnu İlçe Hastanesi Ayniyat Saymanı olarak görev yapan davacının, Düzce İli Akçakoca Devlet Hastanesindeki görevi sırasında işlediği iddia edilen eylemi sebebiyle 657 Sayılı Kanun'un 125/C- a maddesi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Sakarya 2. İdare Mahkemesi'nin 29.12.2009 günlü, E:2009/485, K:2009/1063 Sayılı kararıyla; davacının soruşturmaya konu dönemde hastane müdürü olduğu ve yapılan döner sermaye ek ödemeleri ile ilgili olarak görevinin bulunduğu, disiplin cezasına konu döner sermaye tutarının personele dağıtılmasına dair işlemlerde davacının imzasının olduğu, Sağlık Bakanlığına Bağlı Kurum ve Kuruluşlarda Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik ile diğer ilgili mevzuat uyarınca döner sermaye ödemelerinin anılan mevzuat uyarınca yapılan kesintilerden sonra hastane net gelirinin % 50 sini aşmayacak şekilde komisyonca belirlenen tutarda dağıtılması gerekirken hastane net gelirinin %50'sinin üzerinde (2006 yılında 215.040,85 TL, 2007 yılında 374.577,49 TL ) fazla dağıtıldığının tespit edildiği, davacının diğer görevlilerle birlikte sorumluluğunun olduğu, bu fiilinin de kasıtlı olarak görev mahallinde kurumca belirlenen esas ve usulleri yerine getirmemek fiilini oluşturduğundan bahisle, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, döner sermaye ek ödemeleri dağıtımında birinci soumluluğun hastane başhekiminde olduğu, davaya konu işlemin gerekçesi olan eylemlerin işlendiği tarihleri dikkate alındığında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı ileri sürmekte, kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-a maddesinde, "Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak" fiileri aylıktan kesme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.

Aynı Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde bu Kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı hükme bağlanmıştır.

Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında 5525 Sayılı Kanun'un 1.maddesiyle; Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlarına fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 68. maddesinin ikinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve 69. maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23.4.1999 tarihinden 14.2.2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezalarının bütün sonuçları ile affedildiği hükmü yer almıştır.

Dosyanın incelenmesinden, Düzce İli, Akçakoca Devlet Hastanesinde Şubat 2005- Ağustos 2007 yılları arasında davacının da hastane müdürü olarak görev yaptığı dönemde, döner sermaye ödemelerinde usulsüzlük yapıldığı yönündeki şikayetler üzerine başlatılan tahkikat neticesinde tanzim olunan 21/07/2008 tarihli ve 159/1 Sayılı Soruşturma Raporunda; Eski Mutemet (...) Ayniyat Saymanı (...), Mutemet (...), Müdür Yardımcısı (...), Başhekim Yardımcısı ve Hastane Müdürü olarak görevli davacının 2006-2007 yıllarında ek ödeme bordrolarının tanziminden sonra üzerinde keyfi olarak oynamak/oynanmasına müsaade etmek ve bu konuda duyarsız kalmak suretiyle kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarınca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek fiilini işleyen davacı ile yukarda unvanı geçen bir kısım personelin 657 Sayılı Kanun'un 125/C-a maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası ile tecziyesi, Mart 2006 - Ağustos 2007 ayları arasında laboratuar ve röntgen teknisyenlerinin her ay belli bir kısmına acil servisteki görevliler için belirlenen katsayı üzerinden ek ödeme verilmesini öngören kararları almak ve ek ödeme bordrolarında belirtilen personelden her ay bir kısmına fazla ödemede bulunulmasını sağlamak ve Ocak 2006-Ağustos 2007 ayları arasında personele taban puan verilmesi uygulaması kaldırıldığı halde bu konuda karar alarak ödeme yapmak suretiyle kamu zararına sebep olmak ve kişilerin yararını hedef tutan davranışlarda bulunmak fiilini işleyen bir kısım personel ile davacının 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyeleri, Sağlık Bakanlığı'na bağlı diğer kurum ve kuruluşlardan hastanede geçici olarak görevlendirilen personel ve başka kurumlarda geçici olarak görevlendirilen personele hatalı ek ödeme yapılması suretiyle kişi yararını hedef tutan davranışlarda bulunduğundan bahisle bir kısım personel ile davacının 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyeleri, 2004-2007 yılları arasında personelin ek ödemeye esas çalışma sürelerinin yanlış tespiti ve ek ödeme bordroları yanlış girilmesi hususlarını kontrol etmemek, uygunluğunu denetlememek suretiyle kişilerin yararını hedef tutan davranışlarda bulunmak fiili sebebiyle bir kısım personel ile davacının 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesi, başhekim yardımcılığında 2005 Şubat ayında Kaymakamlık oluru ile görevlendirilen Dr.Kamil Eyüpoğlu'na (valilik oluru ile görevlendirilenlere döner sermaye ödemesi yapılabilecek olmasına karşın) Kaymakamlık oluruna rağmen ödeme yapmak suretiyle adı geçene yersiz ödeme yapılması fiilinden dolayı bir kısım personel ile davacının hakkında zamanaşımı sebebiyle disiplin yönünden yapılacak bir işlem bulunmadığı, davacının Müdür Yardımcısı, Mine Özer'in Müdür Vekili olarak görev yaptığı dönemde müdürler için öngörülen ek ödeme katsayısı kullanılarak fazla ödemede bulunmak, hastanede görevli personelin döner sermaye ek ödeme katsayılarının ve ek puanlarının yanlış girilmesi suretiyle fazla ödeme yapılmasına neden olmak fiili, disiplin cezası alan personele fazla ödeme yapılması döner sermaye ek ödeme bordrolarına dair hatalı formül kullanılması, mevzuata uygunluğunun kontrol edilmemesi, programların yenilenmemesi döner sermaye ek ödemelerinden mevzuata uygun gelir ve damga vergisi kesilmemesi, SSK'dan devredilen personelden eksik fark tahsilatı yapılması fiilleri sebebiyle kamu zararına sebep olduğu ve kişi yararını hedef tutan davranışlarda bulunduğundan bahisle anılan fiilleri sebebiyle 657 Sayılı Kanun'un 125/D-ı maddesi uyarınca her bir fiil için ayrı ayrı kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesi ve 2004-2007 yılları arasında mevzuata aykırı olarak kendilerine ve diğer personele fazla döner sermaye ek ödemesi gerçekleştiren bu konudaki sorumluluklarını göz ardı etmek suretiyle kamu zararına sebep olan ve kendilerine birden fazla kademe ilerlemesinin durdurulması cezası teklif edilen davacının hastanedeki görevlerinden alınarak il dışına tayin edilmesi teklifinin getirildiği, teklif uyarınca davacının birden fazla fiili sebebiyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması tekliflerinin Düzce İl Disiplin Kurulunca reddi üzerine davacının " 2006-2007 yılları arasında döner sermaye komisyonunda dağıtılmasına karar verilen tutarların üzerinden meblağın dağıtıma tabi tutulması fiili" sebebiyle davalı idarenin 11.05.2009 tarih ve 92765 Sayılı işlemi ile 657 Sayılı Kanun'un 125.maddesinin (C-a) bendi uyarınca 1/8 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılması üzerine, bu işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu edilen işlem, 01.01.2004- 31.12.2007 yılları arasında mevzuata aykırı bir şekilde döner sermaye ek ödemelerinin usulsüz dağıtıldığı gerekçesiyle tesis edildiğinden, bu dönemlere dair davacı eylemlerinin, 5525 Sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun, zamanaşımı müessesesi, davacının anılan tarihlerde görevde bulunup bulunmadığı ve ek ödeme için düzenlenen bordrolardan sorumluluğu olup olmadığı yönlerinden değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.

Davacının, 2004 yılı ile 14.2.2005 tarihine kadar gerçekleştirmiş olduğu iddia edilen yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı olarak yapılan döner sermaye ödemeleri ile ilgili eyleminin yukarda hükmüne yer verilen 5525 Sayılı Kanun kapsamında yer aldığı, eylem tarihi itibariyle Af Kanunu kapsamına giren bu fiilerin disiplin cezasına dayanak olamayacağı, anılan Kanun'un yürürlük tarihinden sora tesis edilen işlemin bu tarihlere dair olan kısmının bu sebeple hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.

Kaldı ki, davaya konu işlemin tarihinin 11.05.2009 olduğu dikkate alındığında 2004 yılı ile 14.02.2005 tarihlerine dair olarak iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği de açıktır.

Olayda, davaya konu işlem 11.05.2009 tarihinde tesis edildiği için 657 Sayılı Kanun'un 127. maddesi uyarınca işlem tarihinden geriye doğru iki yıl gidildiğinde, yani 11.05.2007 tarihinden önceki dönemleri kapsayan eylemler için de zamanaşımı süresinin dolduğu görülmektedir.

Bu durumda, 657 Sayılı Kanun'un zamanaşımı başlıklı 127. maddesinde düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri kamu düzenine dair olmaları sebebiyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan disiplin cezaları için anılan yasada öngörülmüş olan iki yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra 11.05.2007 tarihinden önceki eylemleri gerekçe gösterilerek işlem tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Davacının hukuka aykırı olduğu iddia edilen eylemlerinden zamanaşımına uğramamış olan 11.05.2007- 31.12.2007 yıllarına dair sorumluluğuna gelince,

Dava dosyasında yer alan davacının hizmet cetvelinin ve dava dilekçesi ekinin incelenmesinden; Akçakoca Devlet Hastanesinde hastane müdürü olarak görev yapan davacının, Sağlık Bakanlığının 07.04.2006 tarih ve 70961 Sayılı işlemi ile Bolu Göynük Devlet Hastanesine hastane müdürü olarak naklen atandığı, bu işleme karşı açılan dava sonucunda Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nin 12.09.2007 tarih ve E:2006/1249, K:2009/1715 Sayılı kararı ile naklen atama işleminin iptali edildiği ve 03.12.2007 tarihinde eski görev yerine yani Akçakoca Devlet Hastanesinde hastane müdürlüğü görevine iade edildiği anlaşılmakta olup, bu dönem içerisinde Akçakoca Devlet Hastanesinde hastane müdürü olarak görev yapmadığı açık olan davacını bu dönemlerde mevzuata aykırı olarak döner sermaye ek ödemelerinin dağıtılması fiillerinden sorumlu tutulamayacağı tartışmasızdır.

Öte yandan, davacının Sakarya 1. İdare Mahkemesi'nin 12.09.2007 tarih ve E:2006/1249, K:2009/1715 Sayılı kararı üzerine Akçakoca Devlet Hastanesi Hastane Müdürlüğü görevine iade edildiği ay olan 2007 Aralık ayına dair döner sermaye ek ödeme kesintilerinin kimler tarafından düzenlendiği, davacının imzasının bulunup bulunmadığı, Aralık ayına dair bordroların aynı ay içerisinde mi yoksa bir ay öncesinden mi hazırlandığı hususları, Aralık ayı döner sermaye kesintilerine dair liste dava dosyası ve eklerinde bulunmadığı için, tespit edilemediğinden İdare Mahkemesince bu hususların araştırılması gerekmektedir.

Bu durumda, 2004- 2007 yılları arasında döner sermaye ek ödeme kesintilerinin mevzuata aykırı olarak dağıtılması fiilleri ile ilgili olarak yukarda ayrıntılı bir şekilde izah edildiği üzere, 01.01.2004- 14.02.2005 tarihleri arasındaki eylemlerin 5525 Sayılı Kanun kapsamında olması, 14.02.2005 tarihi ile 11.05.2007 tarihleri arasındaki fiilerin ise zamanaşımına uğraması, 11.05.2007 tarihi ile 03.12.2007 tarihleri arasında davacının hastanede görevde olmaması dikkate alındığında, bu tarihler arasında gerçekleşen eylemler sebebiyle davacının sorumluluğu sözkonusu olmadığından ve 2007 Aralık ayına dair davacının sorumluluğunu belirlemeye yönelik araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiğinden, İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, Sakarya 2. İdare Mahkemesince verilen 29.12.2009 günlü, E:2009/485, K:2009/1063 Sayılı kararın, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 Sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 21.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.

D A N I Ş T A Y

ONİKİNCİ DAİRE

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı):

Karşı Taraf : Gelir İdaresi Başkanlığı - ANKARA

İsteğin Özeti : Tekirdağ İdare Mahkemesi'nce verilen 8.12.2010 günlü, E:2010/126, K:2010/1009 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

Savunmanın Özeti : Temyizi istenen kararın usul ve kanuna uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerekeceği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hakimi :

Düşüncesi : Dosyanın incelenmesinden, dava konusu disiplin cezasının 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra verildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, bu nedenle temyiz isteminin kabul edilerek İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı :

Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesi'nce işin gereği düşüldü :

Dava, Tekirdağ Vergi Dairesi Başkanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Yasa'nın 125/D-c maddesi uyarınca brüt aylığından 1/3 oranında kesinti yapılarak uygulanmak üzere iki yıl süre ile kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 29.12.2009 gün ve 2009/72 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

Tekirdağ İdare Mahkemesi'nin 8.12.2010 günlü, E:2010/126, K:2010/1009 sayılı kararıyla; davacıya isnat edilen eylemin sabit olduğu ve bu eylemin "görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" suçu kapsamında bulunduğu, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan olayda mütemadi bir suçun var olması nedeniyle iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği iddiasının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı, İdare Mahkemesi kararının hukuk ve usule aykırı olduğunu öne sürmekte ve kararın temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

657 sayılı Yasa'nın zamanaşımı başlıklı 127. maddesinde; disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.

Dosyanın incelenmesinden; Tekirdağ Vergi Dairesi başkanı olarak görev yapan davacı hakkında yapılan disiplin soruşturmasında, davacının çocuğunu 27.9.2007 tarihinde bir özel dershaneye kaydettirdiği ve 1.200-TL kurs ücretini ödemeyi kabul ettiği, sonrasında ise dershanelerle iyi ilişkisi olduğunu bildiği Çorlu Vergi Dairesi Müdürünü devreye sokarak kurs ücretinin miktarı konusunda bir kolaylık yapılmasını istediği, Çorlu Vergi Dairesi Müdürünün de 27.9.2007 tarihinde söz konusu Dershane yetkililerini tanıyan başka bir dershane sahibiyle durumu telefonda görüştüğü, dershane sahibinin konuyu halledeceğini söylediği, bu görüşmenin Çorlu Vergi Dairesi Müdürünün başka bir olay nedeniyle Çorlu Cumhuriyet Savcılığı'nca yürütülen adli takibat kapsamında teknik takibe konu olduğu ve olayın ortaya çıktığı, söz konusu telefon görüşmesi sonrasında davacıdan kurs ücreti alınmadığı ve borç senetlerinin iptal edildiği, adli takibatın devamında Nisan 2008 tarihinde Çorlu Vergi Dairesi Müdürünün tutuklanması üzerine davacının dershaneye giderek 500-TL tutarında taahhütname imzaladığı, kalan miktarı da önceden ödemiş olduğu iddiasında bulunduğu sonucuna ulaşıldığı ve davacının Tekirdağ Vergi Dairesi Müdürlüğü konumunu kullanarak dershaneye olan kurs ücreti borcunun silinmesini sağladığı, böylece 657 Yasa'nın 125/D-c maddesi uyarınca "görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" suçunu işlediği sonucuna ulaşıldığı ve 29.12.2009 gün ve 2009/72 sayılı dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta; davacıya isnat edilen "görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak" suçunun, dershaneye olan borcunun silinmesi ile gerçekleşmesi, söz konusu borcun da 27.9.2007 tarihinde Çorlu Vergi Dairesi Müdürünün bir dershane sahibiyle yaptığı telefon görüşmesinin akabinde silinmesi karşısında, fiil tarihinin Ekim 2007 tarihi olduğu, nitekim aynı fiil nedeniyle yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen ceza mahkemesi kararında da suç tarihinin Ekim 2007 tarihi olarak belirlendiği görülmektedir.

Sonuç olarak, olayda fiil tarihinden yaklaşık 2 yıl 2 ay kadar bir süre geçtikten sonra 29.12.2009 tarihinde verilen dava konusu disiplin cezası bakımından 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçirilmiş olduğu anlaşılmış olup, davacının Nisan 2008 tarihinde olayı örtbas etmeye yönelik fiillerinin suç tarihini değiştirmeyecek olan ayrı bir fiil olduğu göz önüne alındığında, İdare Mahkemesince yapılan mütemadi suç değerlendirmesinde ve zamanaşımının gerçekleşmediği gerekçesinde hukuki isabet bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda; 657 sayılı Yasa'nın 127. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Tekirdağ İdare Mahkemesi'nce verilen 8.12.2010 günlü, E:2010/126, K:2010/1009 sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine 30,30-TL tutarındaki kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının isteği halinde davacıya iadesine 13.9.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber