1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Tümü

Aldatma (Zina) nedeniyle boşanma davası

Avukat Serpil Çınar, aldatma ve zina nedeniyle boşanma davası özelindeki soruları cevapladı.
25 Haziran 2020 09:44
Yazdır
Aldatma (Zina) nedeniyle boşanma davası

Evlilik birliği kuran eşler birbirlerinin hayatını paylaşmakta ve birbirlerine karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Eşlerin birbirine olan yükümlülüklerinden birisi de sadakat yükümlülüğüdür. Eş, evlilik birliği boyunca diğer eşe duygusal ve cinsel anlamda sadık kalmalıdır.

Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesinin son fıkrasında belirtildiği üzere "Eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar." olarak düzenlenmiştir.

Eşlerin birbirine sadık olmasına ilişkin genellikle yanlış bilinen bir düşünce bulunmaktadır, eşin bir başka kimseyle cinsel birleşme olmadığı takdirde duygusal anlamda gerçekleşen eylemlerin aldatma niteliğinde olmadığıdır. Halbuki eşlerin başkasıyla cinsel birliktelik yaşamaması gerektiği gibi duygusal bir bağ kurarak duygusal anlamda aldatma da gerçekleştirmemelidir. Sonuç olarak duygusal da olsa cinsel de olsa aldatma, aldatmadır.

Aldatmanın türüne göre aldatılan eşin açacağı boşanma davasında boşanma sebebi de değişkenlik gösterecektir. Kanunda belirtilen özel boşanma sebeplerinden birisi olan zina nedeniyle boşanma davasında eşin üçüncü bir kimse ile cinsel birleşme yaşaması halinde açılacaktır. Cinsel birleşme olmadan gerçekleştirilen duygusal aldatma ise güven kırıcı hareketlere girmektedir ve evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davasında kusur olarak ileri sürülebilmektedir.

Güven Kırıcı Hareketler Nelerdir?

Kanunda güven kırıcı hareketlerin neler olduğu belirtilmemiştir. Ancak Yargıtayın birçok kararında ve duygusal olarak aldatma niteliğinde olan tüm davranışlar güven kırıcı hareketlere girmektedir. Örneklemek gerekirse;

- Eşin karşı cinsten bir kimseyle dudaktan öpüşmesi,

- Sosyal medya hesabı üzerinden karşı cinsten kişilerle samimi sohbetlere girmesi, ondan hoşlandığını belirtmesi veya sevdiğini söylemesi,

- Eski eşi ya da sevgilisiyle yeniden görüşmesi,

- Karşı cinsten birisiyle el ele tutuşması,

- Başka birisine aşık olduğunu söylemesi,

- Chat sitelerinde ve Tinder gibi eş bulma uygulamalarını aktif olarak kullanması,

- Karşı cinsten birisine flört etme talebinde bulunması gibi sözler güven kırıcı hareketlere girmektedir.

Eşinin güven sarsıcı hareketlerine rastlayan kişi, evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle (eski adıyla şiddetli geçimsizlik) boşanma davası açarak eşinin kusurlu davranışlarını delilleriyle birlikte dilekçesinde belirtmelidir.

Zina Nedeniyle Boşanma Davası Nedir?

Zina nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu'nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Zinaya dayanarak açılacak olan boşanma davasının belli koşulları bulunmaktadır:

1-) Dava açmaya hakkı olan eş, boşanma sebebini öğrenmesinden itibaren 6 ay ve her halde sebebin doğumu üzerinden 5 yıl içerisinde dava açmalıdır.

Kanunda belirtilen bu süre içerisinde davacı dava açmadığı takdirde dava açma hakkı düşecektir. Süre eşin zinayı öğrenmesinden itibaren başlayacaktır. Ancak zina eylemi devam ediyor ise hak düşürücü süre geçmiş sayılmayacaktır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/9952 Esas, 2018/1484 Karar sayılı kararında; "Davacı-karşı davalı erkeğin uzun süreden beri bir başka kadınla birlikte yaşadığı, aynı kadınla ilişkisinin halen devam ettiği yapılan soruşturma ve dinlenen tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. Zina eylemi devam ettiğine göre, hak düşürücü süre geçmiş sayılmaz. Toplanan delillerden, davacı-karşı davalı erkeğin zinasının temadi ettiği anlaşılmaktadır. O halde, kadının davasının da kabulü gerekirken reddi doğru olmamıştır." olarak düzenlenmiştir.

2-) Eşler arasında resmi nikah bulunması halinde zina kusurundan bahsedilebilecektir. Birlikte yaşayan sevgililer veya resmi nikahı bulunmayan, imam nikahı olan kişilerin arasında resmi anlamda geçerli bir evlilik ilişkisi bulunmamaktadır. Boşanma davası açmak isteyen kimseler her şeyden önce resmi nikahlı olmalıdır. Resmi nikahlı olup ayrı yaşayan veya boşanma davası açılan kimselerin geçerli bir evliliği olduğundan sadakat yükümlülüğü de devam edecektir. Mahkeme eşlerin boşanmasına karar vermiş, boşanma kararı adına istinafa başvuruda bulunulmuş olsa dahi karar henüz kesinleşmediğinden taraflar evli sayılacaktır. Tarafların boşanma kararı kesinleşmediği müddetçe sadakat yükümlülüğü de devam edecektir.

3-) Karşı cinsten bir kimse ile cinsel birlikte bulunması halinde zina kusurunda bulunulmuş olacaktır. Zina nedeniyle boşanma davasında en önemli şarttır. Cinsel birlikteliğin olmadığı ancak duygusal olarak sadakat yükümlülüğünü zedeleyen eylemler zina değil, güven kırıcı hareketlere girmektedir. Öpüşme, sarılma, el ele tutuşma, yanak yanağa poz verme, sevişmek zina değildir. Eşinin başka birisiyle cinsel ilişkide bulunduğunu iddia eden eş, açmış olduğu davada iddiasını da ispatlamalıdır. Ayrıca Yargıtayın yerleşmiş kararlarında zina eyleminin karşı cinsle olan cinsel birliktelik olacağıdır, hemcinsi ile girmiş olduğu cinsel birliktelik boşanma sebebi olacaktır ancak zina kusuruna dahil olmamaktadır.

4-) Zina eylemini gerçekleştiren eş "kusur"lu olmalıdır. Eşin ayırt etme gücüne sahip olmalı, bir başkasının zorlaması veya ayırt edemeyecek duruma getirerek zina eylemini yaptırması zina fiili oluştuğunu göstermeyecektir.

Aldatma Nasıl İspatlanır?

İspat, davadaki iddiasını veya savunmasını delillerle somutlaştırmasıdır. Aldatma nedeniyle açılan boşanma davalarında eş, aldatıldığına dair belirttiği iddiasını ispatlamalıdır.

Deliller hukuka uygun olması şartıyla her türlü delil ile ispatlanabilecektir. Güven kırıcı hareketler olarak adlandırılan duygusal aldatmanın ispatı zina kusurundan daha kolaydır. Sarılma, öpüşme, el ele tutuşma gibi eylemler fotoğraf, tanık, sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlar, mesaj dokümanları, ses kaydı gibi delillerle kanıtlanabilir. Tüm bu deliller özel hayatın gizliliğini ihlal etmemesi koşuluyla ve hukuka uygun olarak elde edilen deliller olmalıdır.

Zina nedeniyle boşanma davasında da her türlü delil ile zina kusuru ispatlanabilir. Ancak eşinin karşı cinsten birisiyle cinsel birliktelik yaşadığına dair ispatı elbette daha zor olacaktır. Yargıtay bazı durumlarda eşin 3. kişiyle olan münasebetindeki detaylarda zinanın oluştuğunu belirtmiştir. Bunlar:

- Başka bir kadın/erkek ile aynı evde yaşaması,

- Eşi dışında başka birisiyle otelde tatil yapması,

- Başka bir erkek/kadının ortak konuta alınması,

- Üçüncü kişi olan kadının hamile kalması gibi hallerdir. Eşinin başka bir kimse ile bu denli samimi münasebeti, eşi gibi birlikte yaşaması veya tatile gitmesi gibi eylemler de her türlü delil ile kanıtlanabilir. Otel kaydı, fotoğraf, güvenlik kamera görüntüsü, tanık gibi delillerle kanıtlanması mümkündür.

Dedektif Delilleri Hukuka Uygun Mudur?

Eşinin kendisini aldattığından şüphelenen eş, aldatıldığından emin olmak ve açacağı davada delil sunmak adına hazırlanmak için özel dedektif ile anlaşmaktadır. Dava açılmadan önce somut deliller elde edilmesi için eşinin gizli bir şekilde takip edilmesi, eşinin bir kimseyle otele veya başka bir eve baş başa gitmesi halinde fotoğraf ya da video kayıtlarının alınması gibi dedektiften hizmet almaktadırlar. Bu noktada önemli olan bir durum vardır, özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi halinde dedektif ve dedektife talimat veren eş suç işlemiş olacaktır. Özellikle bilgi elde etmek amacıyla ofise ya da eve kamera veya ses sistemi kurdurulması, kamuya açık alanda da olsa kişinin özel hayatının gizliliğini ihlal eden fotoğraflar çekilmesi hukuka uygun delil niteliğinde olmayacaktır.

Anayasanın 38. maddesinde belirtilmiş olduğu üzere "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez". Hukuka aykırı delillerin sunulması halinde mahkeme hükme esas almayacaktır. Ayrıca karşı taraf, delillerin korunan hukuki değerlerini ihlal ettiğini ileri sürerek delilleri elde etmede yardımcı olan ve delilleri sunan kişi aleyhine soruşturma başlatılması yönünde talepte bulunabilecektir.

Eşini Affeden Kişi Aldatmaya Dair Boşanma Davası Açabilir Mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinin 3. fıkrasında "Affeden tarafın dava hakkı yoktur" olarak belirtilmiştir. Zinada bulunan eşin affedilmesi halinde affeden eşin dava açma hakkının olmayacağı bilinmelidir. Dava açmadan önce zina eylemini bilen eş, eşini affettiğini belirtir ise dava açtıktan sonra davalı eş zamanında bu eylemi nedeniyle affedildiğini söyleyerek davanın reddini talep edebilecektir.

Bunun yanında dava açıldıktan sonra davacı eş, zinada bulunduğunu iddia ettiği eşe yönelik olarak

- Seni özledim,

- Evliliğimize bir şans daha verelim,

- Çocuklarımız için bir kez daha deneyelim,

- Seni çok seviyorum

- Kimseyi bu kadar çok sevmedim, seni hala seviyorum

- Senden başkasıyla olmaz, yeniden barışalım gibi sözler sarf etmesi, mesaj veya mail göndermesi halinde affetmeye ilişkin hükümler uygulanabilecektir. Dava açıldıktan sonra aynı evde yaşamaya başlanması, birlikte tatile gidilmesi ve yeniden beraber yaşanması halinde eş, affetmiş sayılacaktır.

Aldatan Eşe Çocukların Velayeti Verilir Mi?

Evlilik birliği içerisinde müşterek çocuğun velayeti her iki ebeveyndedir, ortaktır. Tarafların boşanma sürecine girmesi halinde ise velayet hakkı anne veya babadan birisine verilmektedir. Mahkeme velayet kararı verir iken her daim çocuğun üstün yararını göz önünde tutacak, çocuğun bakımı hangi ebeveyn tarafından daha iyi yerine getirileçeğini araştıracaktır. Elbette evlilik birliğindeki olaylar dolaylı olarak velayet kararını da etkileyebilmektedir. Ancak sadece eşini aldatması velayet kararını olumsuz yönde etkilememektedir.

Mahkeme çocuğun yaşı, eğitim yeri, sağlığı gibi hususları gözeterek karar verecektir. İstisnai durumlar hariç olmak üzere anne bakımına muhtaç bir yaşta ise (0-3 yaş arası süt ve emzirme dönemi, tuvalet eğitimi aldığı süreç gibi) çocuğun velayeti anneye verilmektedir. Ancak annenin psikolojisinin uygun olmaması veya çocuğa bakmaya elverişli bir sağlığının olmaması halinde çocuğun velayet hakkı babaya verilecektir.

Mahkeme velayet konusunda karar verebilmek için uzmanlardan yararlanacak ve pedagog aracılığıyla bir sosyal inceleme raporu düzenlenmesini isteyecektir. Çocuğun velayetine ilişkin görüşünü bildirmek üzere uzman ilk olarak ebeveynler ile ayrı ayrı görüşecek, gerekirse çocuğun bakımının hangi evde yapılacağı ve ev içerisinde odasının olup olmadığı, odası var ise odasının nasıl olduğuna dair araştırma gerçekleştirecektir. Çocuk idrak yaşında ise (8 yaş ve üzeri) uzman, çocuğa annesinin mi yoksa babasının yanında mı mutlu olduğuna dair dolaylı yoldan sorular sorarak kimin yanında kalmak istediğini öğrenecektir. Tüm bunlar gerçekleştirildikten sonra çocuğun velayetine ilişkin görüşünü raporda sunacaktır. Mahkeme uzmanın belirtmiş olduğu rapor sonrası kararını verecektir.

Aldattığı 3. Kişiye (Sevgiliye) Tazminat Davası Açılabilir Mi?

Aldatılan eş, eşinin aldattığı kimseden maddi ya da manevi yönden zararını karşılaması adına tazminat davası açma hakkı olup olmadığı konusu çok merak edilmektedir. Üstelik günümüzde bu konuya dair çok fazla görüş bulunmaktadır. Bir kısım görüş sevgilinin tazminat ödemesi gerektiğini belirtir iken diğer bir görüş ise sevgilinin evlilik sözleşmesinde taraf olmadığı nedeniyle tazminat ödememesi gerektiğini savunmaktadır.

Türk Medeni Kanunu'nda eşin aldattığı kimse olan 3. kişiye yönelik tazminat davası açılıp açılmayacağı yönünde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak yine de şimdiye kadar üçüncü kişinin haksız fiil işlediği iddiasıyla birçok tazminat davası açılmış ve halen açılmaktadır. Yargıtay açılan tazminat davalarında üçüncü kişiden tazminat alınabileceği, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eşin evli olduğunu bildiği halde birlikte olmasında verdiği zararlardan sorumlu olduğu yönünde kararlar vermekte idi; fakat son zamanlarda görüşünü değiştirmiştir.

Yargıtay son tarihli kararında, sadakat yükümlülüğünün yalnızca eşler arasında olduğu ve sadakat yükümlülüğünün ihlalinde müteselsilen (birlikte) sorumlu olduğuna dair bir hüküm olmadığından sorumlu tutulamayacağını belirtmiştir.

Zinanın İspatı Halinde Mal Paylaşımına Etkisi Olur Mu?

Taraflar evlilik içerisinde edinmiş olduğu mallara ilişkin mal rejiminin tasfiyesi talebiyle dava açmaktadır. Mal paylaşımı davası, boşanma davası kesinleşmeden karara çıkmamaktadır, bu nedenle mal paylaşımı davası boşanma davasını bekletici mesele olarak bekletecektir.

Zina nedeniyle açılan boşanma davası da mal paylaşımı davası için önemlidir. Eşin zina yaptığına dair kesin bir karar verilmesi halinde hakim, zina yapan eşe mal rejiminde hakkı olan artık değerdeki payının azaltımına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilecektir.

Evlilik Sözleşmesine Aldatma Maddesi Konulabilir Mi?

Evlilik sözleşmesi düzenlemesi ülkemizde bulunmamaktadır. Kişiler evlenmeden önce veya evlendikten sonra kanunda belirtilen mal rejimlerinden hangisini tercih ediyor ise ortaklaşa karar vererek mal rejimini tercih edecektir. Mal rejimine dair yapılacak olan tercih noter huzurunda gerçekleştirilmektedir. Evlilik sözleşmesi uygulaması olmadığından evliliğe dair detaylı düzenlemede bulunulamayacak ve aldatmaya ilişkin maddeler konulamayacaktır. Kanun ve içtihatlar ile eşlerin yasal hakları zaten düzenlenmiştir.

Aldatan Eş Nafaka Öder Mi?

Nafakanın türüne ve eşin kusuruna göre aldatan eşin nafaka ödeyip ödemeyeceği konusunda net bir yanıt verilebilir.

- Yoksulluk Nafakası: Diğer adıyla süresiz nafaka olan yoksulluk nafakasının belli koşulları bulunmaktadır. Yoksulluk nafakası evlilik birliğinin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek olan ve evliliğin bitiminde kusursuz ya da daha az kusurlu olan eşe ödenen nafakadır. Aldatan eş, mahkeme tarafından ağır kusurlu veya tam kusurlu bulunur, diğer eş de yoksulluğa düşecek ise yoksulluk nafakasına hükmedecektir. Boşanma davası devam ederken ödenmesine karar verilir ise geçici (tedbir) nafakası adı altında nafaka ödenecektir.

- İştirak Nafakası: İştirak nafakası, çocuk adına ödenen ve eğitim, sağlık, beslenme giderini kapsayan ve ekonomik gücü oranında ödemiş olduğu aylıktır. İştirak nafakası, velayet hakkını almayan ebeveyn tarafından ödenmektedir. Bu nedenle eşin aldatması veya evlilik birliğinde kusurlu olmasının iştirak nafakası ödemekle yükümlü olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Mahkeme tarafından çocuğun üstün yararı gözetildiğinden aldatan eş, çocuğun bakımını ve gözetimini daha iyi yerine getirecek ise çocuğun velayet hakkını o ebeveyne verecektir. Aldatan eş de iştirak nafakası alacaklısı olabilecektir. Boşanma davası devam ederken geçici olarak velayet hakkını vermiş olduğu diğer eşin iştirak nafakası almasına hükmedebilecektir.

(Bu içeriğin bazı bölümleri, boşanma avukatı Serpil Çınar'ın internet sitesinden Av. Serpil Çınar'ın izniyle alınmıştır.)

Kaynaklar:

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4721.pdf

https://www.cinar.av.tr/zina-aldatma-nedeniyle-bosanma-davasi

Memurlar.Net
3 Yorum yapıldı
SON HABERLER
08:14 - Sakarya'da patlama sonrası fabrikanın görüntüsü08:07 - Patlamada hayatını kaybeden 2 kişinin kimlikleri belli oldu08:04 - 2 kişiyi uykularında kafasından vurdu, emniyet alarma geçti07:54 - Konuşmayı değil eylemi tercih ettiler07:47 - Otomobil önce yayaya çarptı ardından da dükkana daldı07:20 - 14 yaşında gözaltına alınan şahıs hayvan istismarcısı çıktı
07:10 - Tarihin en büyük operasyonunda FETÖ'nün elebaşları yakalandı06:50 - AB-Türkiye ilişkileri masada06:40 - Cumhuriyet tarihinin en büyük HES açılışı06:30 - Bazı bölgeler sağanak yağışlı geçecek - Haritalı06:10 - Şiddete karşı eğitim seti06:05 - Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliğinde Değişiklik
05:19 - Barolara ilişkin kanun teklifi TBMM Adalet Komisyonunda ilk 5 maddesi kabul edildi02:06 - Manisa'da 3,7 büyüklüğünde deprem meydana geldi00:04 - 4 Temmuz 2020'den önemli gündem başlıkları00:03 - Emekli olduğu kadro unvanı ortadan kalkan memurun ek gösterge ve makam tazminatı nasıl belirlenir?00:03 - Türkiye'den Mısır'ın ithamlarına cevap: Trajikomik!
23:59 - Manisa il genelinde maske takmak zorunlu oldu
1 2 3 4 5 6 7 Tümü
ANKET
Çoklu baro kanun teklifi hakkında ne düşünüyorsunuz?
ARŞİV
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri veya çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.
Tamam