AK Parti Sözcüsü Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Suriye'deki son gelişmeleri ve yayınlanan yeni kararnameyi değerlendirdi.
Çelik, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın yayınladığı kararnamenin 1. maddesinde yer alan, "Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir" ifadesine dikkat çekerek, bu adımın Suriye'deki tüm etnik ve mezhebi gruplara yönelik kapsayıcı bir yaklaşımın kanıtı olduğunu vurguladı.
"Esad rejiminin inkar politikaları sona ermiştir"
Kürtlerin yıllarca temel haklarından yoksun bırakıldığını hatırlatan Çelik, şu ifadeleri kullandı;
Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan kararname ile Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarının teminat altına alınması çok önemlidir. Esad yönetimi tarafından yıllar boyunca temel haklarından yoksun bırakılmış Kürt kardeşlerimizin hukuk temelinde elde ettiği kazanımlar sevindiricidir.
Cumhurbaşkanı Şara'nın yayınladığı kararnamede (Madde 1) "Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve kültürel ve dilsel kimlikleri, çeşitli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır" maddesi, Suriyeli Kürt kardeşlerimize dönük Baas rejimi dönemindeki tüm ret ve inkar politikalarının bitirildiğinin açık ifadesidir. Bu adım Suriye'deki tüm etnik ve mezhebi gruplara dönük aynı yaklaşımın üretileceğinin de kanıtıdır.
Bu vesileyle, Cumhurbaşkanımızın Başbakan olduğu zamanlardan itibaren, Esad rejiminin henüz katliamlara başlamadığı dönemlerde, Esad'la yaptığı görüşmelerde Suriye'deki Kürt kardeşlerimizin haklarını da ısrarlı şekilde gündeme getirdiğini tekrar hatırlatalım.
Suriye Yönetimi devrimden sonra pek çok zorlukla karşı karşıya kaldı. Bunların başında terör örgütlerinin istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri gelmektedir. DEAŞ terör örgütüyle mücadelenin kesintisiz sürmesi açık bir gerçek ve gerekliliktir. Ayrıca SDG terör örgütünün faaliyetleri ve "talimatıyla hareket ettiği odakların siyasi hedefleri" hem Suriye hem Türkiye için tehdit teşkil etmektedir.
"Suriye'de devlet içinde devlet olmaz"
SDG'nin "devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu" gibi hareket etmeyi hedeflemesi, kötülük üretmek isteyen odaklar tarafından kendisine verilen bir görevdir. Ama bu Suriye gerçeklerine ve "tek Suriye ve tek ordu" ilkesine aykırıdır. Defalarca söylediğimiz gibi "devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu olmaz." Bir ülkede "iki devlet ve iki ordunun" varlığı herkese kötülük getirecek bir iç savaştır. Terör örgütlerinin "paralel devletçik" ve "paralel ordu" gibi hareket etmesi ise kötülük üretmeye çalışan odakların aparatı olduklarının delilidir. Bundan Kürt, Arap ve Türkmen fayda elde etmez, kimin fayda elde edeceği de malumdur.
"Terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" iç içe süreçlerdir; birbirinden ayrılamaz. SDG 10 Mart Mutabakatı'na uymayarak Suriye'deki Kürt kardeşlerimizi ve tüm Suriye'yi hedef alan kötülük projesinin aleti olmuştur. Böylece "terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge" hedefimize de sabotaj düzenlemiştir. SDG/PKK'nın "terörsüz bölge" hedefine suikast ve "terörsüz Türkiye" hedefini akamete uğratma girişimi, Suriye Yönetiminin terörle mücadele operasyonlarıyla engellenmiştir. SDG'nin "terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge" ilkemizi hedef alan "darbe girişimi" durdurulmuştur. SDG'nin aleti olduğu "darbe mekanizması" işlevsiz kalmıştır.