Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına, Aydınlıları selamlayarak başlarken, "Sizleri bu anlamlı buluşmada en kalbi duygularımla selamlıyorum. Tüm ilçeleriyle, mahalleleriyle, haneleriyle Aydınlı kardeşlerimize buradan selam ve sevgilerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün hayatını kaybeden 24, 25, 26 ve 27. dönem Uşak Milletvekili Mehmet Altay'ı rahmetle anarak, "Ege'nin yiğit evladı Mehmet Altay kardeşimize Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Rabbim ruhunu şad, mekanını cennet eylesin. Mehmet kardeşimi samimiyeti, gayreti, ülkesine ve milletine hizmet aşkıyla her zaman özlemle yad edeceğiz." dedi. Erdoğan, Altay'ın ailesine, Uşak teşkilatına ve tüm sevenlerine başsağlığı dileklerini iletti.
"Aydın, Türkiye'nin yüz akı şehirlerinden biridir"
Aydın'ın, Büyük Menderes'in bereketiyle, pamuğuyla, zeytiniyle, inciriyle, çalışkan insanıyla Türkiye'nin yüz akı şehirlerinden biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü;
Adnan Menderes'in demokrasi bayrağını yükselttiği ve kalesi olarak gösterdiği Aydın'ın bizim gönlümüzde her zaman müstesna bir yeri vardır. Bir kez daha tarih ve medeniyet kokan ovasıyla, dağıyla, deniziyle eşsiz güzelliklere sahip bu güzel şehirde olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Öncelikle her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bizi bağrınıza bastınız, bizi kucakladınız. Bugün bir kez daha Efeler şehri, merhum Menderes'in şehri olduğunuzu gösterdiniz. Coşkunuz için, dayanışmanız için, sevginiz, heyecanınız, ahde vefanız için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
"Gece gündüz demeden çalışıyoruz"
Sizin şu güveninizi boşa çıkarmamanın çabası içindeyiz. Aydın'a mahcup olmamak, Aydın'ı mahcup etmemek için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Büyükşehir belediyemiz bir taraftan, valiliğimiz diğer taraftan, bakanlıklarımız öbür taraftan Aydın için seferber olmuş durumdalar. Devletimizin tüm kurumları tam bir işbirliği içinde, koordinasyon içinde Aydın'ı daha da güzelleştirmenin, kalkındırmanın mücadelesini veriyor.
İşte bugün toplam değeri 87,5 milyar lirayı aşan yatırımları şehrimizin hizmetine sunuyoruz. Biliyorsunuz, "Ev Sahibi Türkiye" sloganıyla bir konut projesi başlattık. Projemizle ülkemiz genelinde toplam 500 bin sosyal konut inşa edeceğiz. Ayrıca 500 mahalle konağını, 500 anaokulunu, aile sağlığı merkezlerini, gündüz bakımevlerini, taziye evlerini, misafirhaneleri ve spor salonlarını da sosyal konutlarla birlikte Türkiye'mize kazandıracağız. Yüzyılın konut projesinin kura çekimlerine geçen ay başladık. Bugün de Aydın'da merkezde 2100, ilçelerde 4873 olmak üzere toplam 6973 konutun kurasını çekiyoruz. Konutlarımızın ilk teslimatlarını 2027 yılının Mart ayından itibaren yapmak niyetindeyiz. Sosyal konutlarımız şimdiden Aydınlı kardeşlerimize hayırlı uğurlu olsun. Rabbim bizlere bu konutların anahtarlarını hak sahibi kardeşlerime bizzat teslim etmeyi de nasip eylesin.
Şimdi ana muhalefetin genel başkanı yine çıkıp "bu evleri bitiremezler" diyecektir. Kendisinin bile inanmadığı bir sürü abuk sabuk argümanı öne sürerek bu evlerin niçin yapılamayacağını millete anlatmaya çalışacaktır. Bunu nereden mi biliyorum? Değerli Aydınlılar, aynısını deprem bölgesinde yaptı da ondan biliyorum. Hatırlayın, 6 Şubat depreminden sonra bize neler neler söylediler. "Hükümet bu enkazın altında kalır" dediler. "Bunlar enkazı kaldıramaz" dediler. "Evleri inşa edemezler" dediler.
Aynı şeyi İzmir için de söylediler. Peki, İzmir'de o depremde biz bütün enkazı kaldırdık mı? Ve vatandaşlarımızı hamdolsun o konutlara yerleştirdik mi? Dünyanın en büyük şantiyesini deprem bölgemizde kurarak 7 gün 24 saat esasıyla çalıştık, çabaladık, millete mahcup olmamak için adeta çırpındık. 27 Aralık'ta yani yıl bitmeden 455 bininci konutun anahtarlarını Hatay'da hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik.
"Milletimize söz verdik, sözümüzü yerine getirdik"
Yani milletimize söz verdik, hamdolsun sözümüzü de yerine getirdik. Avrupa'sı dahil dünyada hemen hiçbir ülkenin altından kalkamayacağı bir yükü alnımızın akıyla sırtlandık. Şimdi bakınız, geçenlerde nasıl olduysa CHP Genel Başkanı'nın yolu Hatay'a düşmüş. Baktım orada kendince yaşadığı utancı gizlemeye çalışıyor. Hatay'da yapılan işleri gördükçe; konutları, yolları, caddeleri, okulları, hastaneleri, ticarethaneleri gördükçe vakti zamanında ettiği o büyük laflar aklına geliyor ve herhalde onların altında eziliyor. Normalde bizden açıkça özür dilemesi gerekirken lafı eğip bükerek işin içinden ayrılmak istiyor, sıyrılmak istiyor. Daha fazla pot kırmasa aslında bu yaptığı anlaşılabilir; fakat bu zat depremin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra çıkıyor "deprem bölgesini yalnız bırakmayacağız" diyor. İyi hoş da sormazlar mı sana; 3 yıldır neredeydin Özgür efendi?