Bakan Tekin, Türk Eğitim-Sen'in bir otelde düzenlenen 8. Olağan Merkez Genel Kurulu'na katıldı. Buradaki konuşmasında genel kurulun eğitim camiası için hayırlar getirmesini dileyen Tekin, yaklaşık iki yıl önce eğitim çalışanlarına yönelik şiddete karşı, üye sayısı en yüksek dört sendikanın temsilcisini Bakanlığa davet ettiklerini anımsattı.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen ile Türk Eğitim-Sen genel başkanlarının bu davet üzerine Bakanlığa gelerek kameraların karşısına geçtiğini, eğitim çalışanlarına, öğretmenlere yönelik şiddete karşı alınacak tedbirler konusunda birlikte hareket edileceğini belirttiğini aktaran Tekin, "Ama diğer iki sendikanın temsilcisi bu konuda bizimle ortak hareket etmeyi kabul etmedi. Şimdi böyle sendikalar var. Bir de bu şekilde fikir ayrılıkları olsa dahi temsil ettiği kitlenin problemleri gündeme geldiği zaman birlikte hareket eden sendikalar var. O yüzden Türk Eğitim-Sen ailesi benim için önemli." diye konuştu.
Her eğitim öğretim döneminin başında milli birlik ve beraberliği temsil eden ortak değerlere vurgu yapmak üzere okullarda farkındalık haftası oluşturmaya çalıştıklarını vurgulayan Tekin, bu eğitim öğretim yılının ikinci döneminde okullarda "Bayrak Sevgisi" temalı bir dizi etkinlik yapıldığını hatırlattı.
Okullarda ramazan ayına yönelik de etkinlikler yaptıklarına ancak bazı eğitim sendikalarının bu durumdan rahatsız olduğunu belirttiğine dikkati çeken Tekin, "Şimdi bir onlar var, bir de Türk Eğitim-Sen var veyahut bu anlamda milli birlik ve beraberliği önemseyen sendikalarımız var. O yüzden ben bu vesilelerle özellikle teşekkür etmek istiyorum." ifadesini kullandı.
"Çocuklarımızın milli kültür, milli değerler konusunda eğitilmesi için çaba sarf edeceğiz"
Göreve başladığı günden bugüne aldıkları bazı kararları anlatan, alınan kararlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin önemine değinen Tekin, "Bu iki önemli devlet adamının, iki önemli siyasetçinin ve önümüzdeki yüzyılı Türkiye Yüzyılı yapmak için çaba sarf eden bu iki değerli insanın bize açtığı yol, bizim bu şekilde davranmamızı, bu şekilde cesaretle, özgüvenle davranmamızı, milli birliğimizi, beraberliğimizi, iç cepheyi tahkim edecek adımlar atmamıza vesile oluyor." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'de kardeşliği, milli birliği, beraberliği tahkim etmeyi hedefleyen "Terörsüz Türkiye" sürecindeki yolu öğretmen, öğrenci ve velilerle birlikte yürüyeceklerini belirten Tekin, şöyle devam etti:
"Milli Eğitim Bakanlığının asli işi toplumda eğitim işi. Yani bizim bakanlığımızın adı öğretim bakanlığı değil. Bizim bakanlığımızın adı Milli Eğitim Bakanlığı. Peki neyi, hangi konuda eğiteceğiz? Çocuklarımızın milli kültür, milli değerler konusunda eğitilmesi için çaba sarf edeceğiz. Bazen çok masum olduğu zannedilen kavramlar içimizden bir şeyleri alır götürür. Sokakta, ekranlarda duyduğunuz, 'küresel değerler' diye bize dayatılan değerler, içimizde bize ait olan değerlerin yerine başka değerlerin konulmasını bize çok masum cümlelerle dayatıyor. Başta ana dilimiz olmak üzere milli kültürümüzün bizim açımızdan çok önemli olduğunu biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak biliyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz."
"Çocuklarımız geleneksel çocuk oyunlarını öğrensinler diye bir dizi faaliyete başladık"
Öğrencilerin, Türkçeyi hayatının merkezine alması için Türk dili ve edebiyatı derslerini dört temel beceri üzerinden ölçen ve 70 puanla geçilen bir ders haline getirdiklerini vurgulayan Tekin, çocukların hem milli kültürü içselleştirmesi hem de akademik başarılarını güçlendirmesi açısından ana dile vakıf olarak yetişmelerinin, politikalarının merkezinde olduğunu söyledi.
Okulların bahçesinde çocukların oynaması için bir dizi etkinlik yaptıklarını hatırlatan Tekin, "Modern toplumlarda kültür aktarımının en temel ögelerinden bir tanesi çocuk oyunlarıdır. Her toplum, her ülke, her millet kendi geleneklerine, kendi birikimine göre oyun kültürü geliştirir ve bu oyun kültürü de çocuklara kuşaktan kuşağa aktarılır. Bu oyunlar vesilesiyle de çocuklar o milli kültür, evrensel değerlere karşı mücadele edecek milli değerler konusunda yetiştirilir. Siz çocuklarınıza 'Barni Moloztaş, Fred Çakmaktaş' diye bir oyun öğretirseniz o çocuklarınızdan milli kültüre sahip çıkmasını bekleyemezsiniz. O yüzden çocuklarımız geleneksel çocuk oyunlarını öğrensinler, okul bahçelerinde bu oyunları oynasınlar diye 2023 yazından itibaren bir dizi faaliyete başladık. Ayrıştırıcı unsurları dışarıda tutan, bizi bir arada tutan referans değerleri çocuklarımıza verebilmek, yaptığımız her şeyin odağında bu var." görüşünü paylaştı.
"Yaptığımız şeylerin içerisinde ayrıştırıcı hiçbir şey yok"
Bakan Tekin, aldıkları bazı kararlara gelen eleştirileri anlamakta zorlandığını belirterek, şöyle konuştu:
"Mavi Vatan'ı müfredata koyduk. 15 gün boyunca Yunanistan'da tartışıldı. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi tartıştı. Şaşırıyorum, anlamakta zorlanıyorum. Mesela Lozan'da Ege Denizi diye bir kavram yok. Adalar Denizi var. Biz Adalar Denizi dedik. Yemediğimiz hakaret kalmadı. Ben anlamıyorum, neye itiraz ediyorsunuz? Nedir itiraz edilen şey? Yaptığımız şeylerin içerisinde ayrıştırıcı hiçbir şey yok. Tam tersine Milli Eğitim Bakanlığına yakışır bir biçimde içeriği, herkesin etnik ya da dini kimliğine bakmaksızın, Alevi, Sünni, azınlık hiçbir özelliğine bakmaksızın Türk, Kürt, Çerkez ayrımı yapmaksızın herkesin altında bulunmaktan onur duyduğu bu bayrağın, bu ülkenin bir vatandaşı olma gururunu, bir arada yaşama arzusunu çocuklarımıza vermeye çalışıyoruz. Buna itiraz eden varsa etsin. Biz doğru bildiğimiz yolda sizlerle, öğretmen arkadaşlarımızla yürümeye devam edeceğiz. Bu konuda hiç geri adım atmayacağız."
Gittikleri her ilde ve ziyaret ettikleri her okulda öğretmenlerle sohbet ettiğini, böylelikle istişare kültürü oluşturmaya çaba sarf ettiğini belirten Tekin, YÖK'le birlikte de yükseköğretim camiasında akademisyenler, üniversite öğrencileri için adımlar attıklarına dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la dün Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni'ne katıldığını anımsatan Tekin, "Ben anlamakta zorlanıyorum. Boğaziçi Üniversitesine hem Ar-Ge desteği olarak hem fiziki kapasite olarak Sayın Cumhurbaşkanımız bir sürü müjde verdi, açılışlar yaptı. Bir tarafta bunları yapan var. Bir taraftan da Boğaziçi Üniversitesindeki öğretim üyeleri üzerinden siyaset yapmaya çalışan, hiçbir icraatları olmayan kişiler var. Biz bütün bu adımları atarken problem çözmeye, ülkemizde taş üstüne taş koymaya çalışan bir felsefeyle hareket ediyoruz." sözlerini sarf etti.
"Sonra da oturuyorlar, 25 bin derslik yaptık 2,5 yılda, bunu eleştiriyorlar"
Yusuf Tekin, "asrın felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerin meydana geldiği 11 ilde yıkılan yaklaşık 9 bin 700 dersliğin yerine şu anda 15 bin civarında dersliğin yapıldığını bildirdi.
Bu sayının eylül ayında 25 bine çıkacağını söyleyen Tekin, şunları kaydetti:
"Yani yıkılan 9 bin dersliğin yerine 25 bin derslik yapmışız, eleştiriyorlar. Nasıl eleştiriyorlar? Ben onu da anlamıyorum. Bakın bir örnek vereyim, 2020 Elazığ depreminde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi, 'biz de birer okul yapalım' demişler, teşekkür ediyoruz. 6 yıl önce bu taahhütte bulunmuşlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 24 derslikli bir meslek lisesi, Gazi Meslek Lisesini yapacağım demiş. Ne zaman yaptı? Bu yıl ocak ayında teslim etti, 6 yıl sonra. İzmir Büyükşehir Belediyesi 6 yıl sonra 32 derslikli Atatürk Lisesinin sadece ihalesini yapabildi. Sonra da oturuyorlar, 25 bin derslik yaptık 2,5 yılda, bunu eleştiriyorlar. İnsanda biraz izan olur, biraz utanma olur, biraz ahlak olur."