İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne taşınan bir davada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 103. maddesindeki "motorlu bisiklet" tanımının Anayasa'ya uygunluğu sorgulanmıştı. Motorlu bisikletlerin karıştığı bir trafik kazasından doğan zararların tazmini talebi üzerine açılan davada, ilk derece mahkemesi, kanundaki tanımın hukuki belirsizlik yarattığı gerekçesiyle itiraz yoluna başvurmuştu.
Mahkemenin İncelemesi ve Hukuki Değerlendirmesi
Anayasa Mahkemesi, davayı detaylı bir şekilde inceleyerek, "motorlu bisiklet" tanımının mülkiyet hakkı, eşitlik ilkesi ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırı olup olmadığını değerlendirdi. Mahkeme kararında, Karayolları Trafik Kanunu'nun 103. maddesi kapsamında motorlu bisikletlerin hukuki statüsünün genel hükümlere tabi olduğunu ve bu düzenlemenin kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruyacak şekilde yapılandırıldığını belirtmiştir.
Mahkeme, motorlu bisikletlerin karıştığı kazalarda sorumluluk meselesinin, mevcut yasal çerçeve ve yargı içtihatları aracılığıyla çözümlenebileceğini, dolayısıyla kanundaki tanımın Anayasa'ya aykırı olmadığını tespit etmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin bu değerlendirmesi, trafik güvenliğinin sağlanması ile kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması arasında bir denge kurulduğunu göstermektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı, motorlu bisikletlerin trafik hukuku içerisinde tanımlı bir araç kategorisi olarak kabul edilmesini ve bunların karıştığı kazalarda mevcut sorumluluğun genel hükümlere göre belirlenebileceğini ortaya koymaktadır. Karar, trafik kazalarında motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun belirlenmesinde istikrar sağlamıştır.
Pratik Anlamı ve Uygulamalar
Bu karar, motorlu bisiklet sürücülerinin trafik kazalarında sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu'nun genel hükümleri ve Medeni Kanun'un kusur sorumluluğu ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini teyit etmiştir. Mahkemenin oybirliği ile verdiği bu karar, konuya ilişkin hukuki belirsizlikleri gidererek, hem trafik güvenliğinin sağlanması hem de kişilerin hak ve özgürlüklerinin korunması arasında uygun bir denge kurmuştur.
17 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan karar için tıklayınız.