Numan Kurtulmuş, TBMM'nin, milli iradenin tecelligahı, Türkiye demokrasisinin kalbi olduğunu ifade etti.
Programın yapıldığı salonda gerçekleştirilen toplantılara işaret eden Kurtulmuş, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun toplantılarını da burada gerçekleştirdik. Ümit ederim ki yarın son toplantısını yaparak komisyon çalışmalarımızı, raporumuzu nihayete erdirmiş olacağız." diye konuştu.
Valilik makamının devletin taşrada görünen yüzü olduğunu anımsatan Kurtulmuş, "Vali, sırça köşkünde oturan, halka tepeden bakan, halktan ayrı bir yönetici sınıfının temsilcisi, eski anlayışla yönetici elitlerin ildeki temsilcisi değil, halkın vicdanının ve irfanının devlete yansıyan yüzüdür. Bu şekilde valilerimizin üzerine, özellikle yeni dönemde büyük sorumluluklar düştüğünü görüyorum. Arkadaşlarımızın bu dönemin şartlarına uygun, bu anlayış içerisinde bunları yerine getirmekte olduğunu görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum." ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, valiliğin özellikle Türkiye gibi önemli ülkelerde güvenlikle özgürlük arasındaki dengeyi en iyi şekilde koruyan hassas bir el olması gerektiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:
"Eğer güvenlik ve özgürlük dengesinde, terazinin dengesi kaçarsa hem valilerin işi çoğalır hem devletin ve milletin esenliği zedelenmiş olur. Ayrıca valilerin en önemli özelliklerinden birisi, devlet geleneğimizde, 'vilayet makamı hacet kapısıdır.' Halkın ne talebi, ne ihtiyacı varsa, neyi söyleyecekse ve nasıl söyleyecekse edebi içerisinde bunu gelip söylemeli ve bu hacet kapısı da her daim sadece günün belli saatlerinde, sadece haftanın belli günlerinde değil, günün bütün saatlerinde ve haftanın her gününde açık kalan bir yer olmalıdır. Makamın değerini artıran, kapının kapalı olması değil, hacet kapısının her zaman açık olmasıdır.
Kimseye ayrımcılık yapmadan, kimseyi de ayırmadan, kayırmadan şehrin bütün halkını kucaklayan, halkın her bir ferdinin 'Bu vali benim insanım, benim ailemden birisi' diyebildiği, yakınlık duyabildiği birisi olmalıdır. Bu özellikleriyle yeni dönemde devlet-millet kaynaşmasını pekiştirecek olan en önemli odak noktalarımızdan birisinin valilik makamı olduğunu ifade etmek isterim."
"Son dönemlerde yaşadığımız bazı gelişmeler, sadece bir tesadüften ibaret değildir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, dünyada büyük değişimlerin, büyük türbülansların yaşandığı bir süreçten geçildiğine işaret ederek, bu sefer değişimin sadece bir bölge veya bir ülkeyle değil, hayatın bütün alanlarında yaşandığını söyledi.
Kurtulmuş, ekonomiden teknolojiye, toplumsal hayattan kültürel anlayışlara kadar birçok alanda yaşanılan değişimlerin yanı sıra küresel sistemlerin de altüst olduğu bir dönemin söz konusu olduğunu belirtti.
Uluslararası ilişkilerde yaşanan gelişmelere de işaret eden Kurtulmuş, Birleşmiş Milletler'den NATO'ya kadar birçok uluslararası kuruluşun bir fonksiyonunun ve dünyada sorun çözebilme kapasitesinin kalmadığını söyledi.
Bütün kuralların altüst olduğu, hatta kuralsızlığın kural haline geldiği, orman kanunlarının uluslararası kuralların önünde tutulduğu yeni dönemin tam da başında bulunulduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Özellikle son dönemlerde yaşadığımız bazı gelişmeler, sadece bir tesadüften ibaret değildir. Venezuela Devlet Başkanı'nın gece yarısı makamından kaldırılıp başka bir ülkeye götürülmesi 'kuralsızlık dönemi'nin alarm veren çok kuvvetli bir sinyalidir. Aynı şekilde herhangi bir ülkenin egemenlik haklarına karşı sözlü ya da fiili saldırının artık ahvali adiyeden bir hale gelmesi uluslararası sistemin işlemediğini ve bundan sonra kolay kolay yerli yerine oturmayacağını göstermektedir." şeklinde konuştu.
"Sözünüzle birlikte bileğiniz de güçlü değilse ayakta durmanız mümkün değildir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu dönemde laf anlatmanın sadece güçlülerin işiymiş gibi göründüğünü vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim özellikle hakkı ve hakikati savunan medeniyet perspektifimizle, doğruyu dünyanın her yerinde ve bütün insanlar için anlatmak ve tatbik etmeye gayret etmek gibi bir sorumluluğumuz vardır. Bu anlamda sadece kurallar değil, aynı zamanda kavramlar da değişiyor. Örneğin, savunma kavramı, bundan 20-30 sene evvel başka bir anlama gelirken, başka bir içeriğe sahipken, artık savunma kavramının içerisinde her gün yenilenen teknolojileriyle birlikte yeni kavramlar oluşuyor. Örneğin, siber güvenlik meselesi sadece savunma alanındaki değişikliklerden biri. Çok farklı alanda yeni kavramlarla karşımıza devlet yönetimiyle ilgili yeni gerekler, yeni zorunluluklar ortaya çıkıyor.
Bütün bunları şunun için söylüyorum, hem küresel olarak hem de bölgesel olarak yaşadığımız şartlar Türkiye'yi çok daha güçlü olmaya mecbur bırakmaktadır. Güçlü olmak, güçlü ve büyük bir Türkiye'den bahsetmek, Cumhuriyetimizin ikinci asrında sözü güçlü, gücü tesirli bir Türkiye'nin yüzyılı haline getirmek sadece bir slogan değil, sadece ideolojik bir tercih değil, milli bir zorunluluktur. Bu dünyada sözünüzle birlikte bileğiniz de güçlü değilse artık ayakta durmanız mümkün değildir. Bu coğrafyada sözünüzle birlikte kurduğunuz bütün ilişkileriniz güçlü değilse ayakta durmanız mümkün değildir. Onun için diyoruz ki güçlü Türkiye'den kastımız da sadece ekonomik olarak güçlü, sadece siyasal olarak güçlü, sadece askeri olarak güçlü Türkiye değil, her alana güçlü olan bir Türkiye'dir. Bunu kurmanın ilk yolu ise önce içeride devlet-millet kaynaşmasını sağlamak, içeride o yaygın ve bilinen tabiriyle 'iç kalemizi' tahkim etmek, ayrılığı gayrılığı ortadan kaldırmak, ayrılığa gayrılığa gidecek yolların önünü kapatmaktır. Bunun için Türkiye'de barışı, kardeşliği yeniden çoğaltmak için önümüzde tarihi bir süreç vardır ve ümit ediyorum ki bu tarihi süreçte üzerimize düşeni inşallah gerçekleştireceğiz."
"İçeride birliğimizi tamamıyla tahkim edecek tarihi bir süreç başlamıştır"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, bir asır önce Osmanlı'nın parçalara bölündüğünü, etnik, mezhebi ve dini farklılıklarla bölge halklarının birbirinden uzaklaştırılmaya çalışıldığını hatırlatarak, bütün bu emperyal projelere rağmen bölge halklarının aynı kaderin, aynı coğrafyanın, aynı inancın ve aynı medeniyetin varisleri olarak birbirlerinden kopmadıklarını belirtti.
Emperyalistlerin bütün siyasi manevralarının, bütün askeri güçlerinin ve ekonomik kabiliyetlerinin bu bölge halklarını birbirine düşman etmeye yetmediğini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:
"Şimdi yeni bir dönem başındayız. Türkiye'de, Cumhuriyetin ilk asrının neredeyse 50 yılını kuşatmış olan, bizleri çaresiz ve ayaklarımızdan prangalarla bağlayan terör meselesini Türkiye tamamıyla çözecek. İçeride birliğimizi, dirliğimizi tamamıyla tahkim edecek tarihi bir sürece başlamıştır ve çok büyük bir mesafe almıştır. Allah'a çok şükür, ümit ediyorum ki, yarın burada Türk kamuoyuyla paylaşacağımız nihai raporumuzun takdimiyle birlikte, büyük bir çoğunlukla kabul edilecek ve böylece Meclis olarak üzerimize yüklediğimiz bu tarihi sorumluluğu yerine getirmiş olacağız. Bundan sonra gereği TBMM çerçevesinde yerine getirilecektir."
"Türk'ün, Arap'ın ve Kürt'ün geçmişi ayrı olmadığı gibi geleceği de ayrı değildir"
Kurtulmuş, Suriye'de yeni yönetimin iş başına gelmesiyle birlikte, Suriye'de halklar arasına mesafe koyan anlayışın ortadan kaldırıldığını belirterek, yeni yönetimin Türk, Türkmen, Arap, Kürt ve diğer unsurlarıyla birlikte bütünleşik, iç içe geçmiş yeni bir Suriye'yi gerçekleştirmek için ilk adımlarını attığını dile getirdi.
"Ümit ve temenni ediyoruz ki devrimin hemen ertesi gününden itibaren söylediklerimiz gerçekleşir. Artık Suriye topraklarında bütün halklar kardeşçe, aynı bayrak ve ideal altında yaşar, bütünleşik bir Suriye tesis edilmiş olur." diyen Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:
"Aynı şekilde bölgedeki bütün terör örgütleri ortadan kalkarak silahlı grupların tamamı yeni yönetimin çatısı altında yer alır ve bu ülkenin ekonomik kalkınması, yeniden uluslararası camianın saygın bir devleti olarak yerini alması kısa süre içerisinde tamamlanır. Türkiye olarak ilk andan itibaren bu ana perspektifi, Suriye'deki bütün muhataplarımızla paylaşıyor, orada da birliğin ve beraberliğin temin ve tesis edilmesinin Türkiye'nin de Suriye'nin de bölgenin de hayrına olduğunu ifade ediyoruz. Ümit ediyorum bütün bu gelişmeler, zaten kaderdaş olan, zaten aynı coğrafyanın paydaşı olan, zaten aynı inancın mensupları olan bu bölge halklarının bir arada, barış içerisinde kardeşçe yaşamasına imkan sağlar.
Türk'ün, Arap'ın ve Kürt'ün geçmişi ayrı olmadığı gibi geleceği de ayrı değildir. Bu ortaklık ve kaderdaşlık içerisinde yolumuza devam edeceğiz ve ülkemizin ortaya koymuş olduğu 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle birlikte ümit ve temenni ediyorum ki uluslararası ilişkiler bakımından ders mahiyetinde okutulacak, 'Türkiye modeli' adını vereceğimiz bir model, bütün dünyaya örnek olacaktır."
"Türkiye kendi sorununu çözmek için üçüncü bir göze ihtiyaç duyan bir ülke değildir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Türkiye'nin, kendi içindeki meseleyi çözmek için bir yabancının himmetine muhtaç olmadığına vurgu yaparak, "Türkiye, kendi sorununu çözmek için üçüncü bir göze ihtiyaç duyan bir ülke değildir. Türkiye, ekonomik, siyasi ve kültürel gelişmesini, kalkınmasını sağlamak için başkalarının yardımına muhtaç bir ülke hiç değildir. Türkiye, güçlü bir ülkedir, hedefleri büyük olan bir ülkedir. Millet olarak tarihin nice badirelerinden geçmiş, yoğrulmuş, sağlamlaşmış bir millet olarak yoluna devam eden bir ülkedir." dedi.
Kurtulmuş, dünyanın büyük değişimler yaşadığı, güçlünün ayakta kalmasının mukadder ve muhtemel göründüğü bu dönemde, Türkiye'nin sadece kendi ayakları üstünde kalmayı değil, aynı zamanda mazlum milletlerin de ayakta ve hayatta kalmasını sağlayacak bir büyük güce ve iktidara kavuşmasını ümit ettiğini belirtti.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, programın sonunda İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, milletvekilleri ve valilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.