Anasayfa

Hakan Fidan'dan acil görev çağrısı: İlk işimiz ateşi söndürmek!

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ADF 2026'nın açılışında yaptığı konuşmada, ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimde öncelikli görevin "ateşi söndürmek" olduğunu belirterek, 2 haftalık ateşkesin kalıcı barışa tahvil edilmesi çağrısında bulundu. Bakan Fidan, İsrail'in son 3 yılda Gazze'den başlayarak Lübnan, Suriye ve İran'a uzanan yayılmacı politikalarının tüm dünyada "istikrarsızlık ihraç ettiğini" ve uluslararası toplumun buna "dur" demesi gerektiğini vurguladı.

Haber Giriş : 2026-04-17T17:02, Son Güncelleme 2026-04-17T17:18
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olarak yer aldığı, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026'nın resmi açılışında katılımcılara hitap etti.

ADF'nin 5 yıl önce ilk başlatıldığında bölgesel sorunlara stratejik perspektifle çözüm üretecek bir küresel dönüşüme özgün katkı sunan, yenilikçi ve zamanın ruhunu okuyan bir forum olmasını hedeflediklerini kaydeden Fidan, "Bugün çok şükür Sayın Cumhurbaşkanım, sizin öncülüğünüzde beş yıl sonra görüyoruz ki büyük bir memnuniyetle forumumuz farklı kıtalardan ve siyasi geleneklerden aktörlerin buluştuğu küresel bir markaya dönüştü." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, forumu benzerlerinden ayıran özelliklerinden birinin sahip olduğu bu eşsiz buluşturma gücü olduğunu belirterek, "Bu yönüyle bugün diplomasinin nabzı Antalya'da atmakta." görüşünü paylaştı.

Forumun bu yılki temasını "yarını tasarlarken belirsizliklerle baş etmek" olarak tanımladıklarını aktaran Fidan, "Belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde asıl soru geleceği hangi akılla, hangi iradeyle ve ne tür bir vizyonla şekillendireceğimizdir. Tam da bu amaçla küresel ve bölgesel meseleler Antalya'da tüm yönleriyle masaya yatırılacak, çözümler ortak akıl ve hikmetle burada inşallah şekillenecektir." diye konuştu.

Bakan Fidan, her gün birbirini tetikleyen eş zamanlı ve çok boyutlu krizlerle karşı karşıya olduklarına değinen, "belirsizlik ve krizlerin uluslararası sistemin geçici bir arızası olmaktan çıkıp bizzat çağın baskın bir karakteri" haline geldiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen yıl aynı kürsüden uluslararası sisteme yönelik en büyük tehdidin kuralsızlık, belirsizlik ve başına buyrukluğun hakim olduğu karanlık bir gelecek olduğunu ve aklı selime, adalete ve etkin diplomasiye her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu söylediğini hatırlatan Fidan, "Bölgemizin içinde bulunduğu bu son buhran maalesef bu tespitlerinizin ne derece haklı ve isabetli olduğunu acı bir şekilde teyit etmiştir." dedi.

"Ateşkesin sahada tam olarak uygulanması samimi temennimizdir"

Fidan, geçen yıl forumun gündemine "devam eden Gazze soykırımı ve küresel etkilerinin" oturduğunu, bu yıl ise forumun gündemine küresel etkilere neden olan İran'daki savaşın eklendiğini söyledi.

Bakan Fidan, "Uluslararası sistemdeki ağır tahribat ve sürekli artan tırmanma bölgemizi yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu süreçte insanlık savaşın kazananının olmayacağını ağır bedellerle bir kez daha tecrübe etmiştir. Şüphesiz bu savaştan başta bölge ülkeleri olmak üzere herkesin çıkaracağı tarihi dersler bulunmaktadır." ifadelerine yer verdi.

Böylesi dönemlerde ilk ve acil görevin "ateşi söndürmek" olduğunu vurgulayan Fidan, "Sağlanan ateşkesin sahada tam olarak uygulanması ve sürecin kalıcı bir barışa tahvil edilmesi samimi temennimizdir." yorumunu yaptı.

"Diplomasi, yangını daha fazla yayılmadan durdurma iradesidir"

ABD ve İran arasındaki 2 haftalık ateşkes için başta Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif olmak üzere bütün emeği geçenlere teşekkür eden Fidan, şöyle devam etti:

"Fakat sağlanan bu sükunet ortamı sorunun asıl kaynağını gözden kaçırmamalıdır. Özellikle son üç yılda Gazze'deki soykırımla başlayan, ardından Lübnan ve Suriye'ye sıçrayan İsrail yayılmacılığı küresel güvenliği doğrudan tehdit eder hale gelmiştir. Eğer bölgemizde ve ötesinde kalıcı bir barış arzu ediliyorsa, tüm dünyada istikrarsızlık ihraç eden bu yayılmacılığa acilen uluslararası toplumun dur demesi gerekmektedir."

Fidan, uluslararası toplumun savaşın durdurulması için nadir görülen bir anlayış birliği sergilediğini vurgulayarak, "Böylesine kıymetli bir zeminin diyalog ve diplomasi lehine değerlendirmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Esasen Antalya Diplomasi Forumu'nun özünde de bu yaklaşım bulunmaktadır, diplomasiyi yeniden işler hale getirmek." diye konuştu.

Bakan Fidan, "Bizim anlayışımıza göre diplomasi, yangını daha fazla yayılmadan durdurma iradesidir. Kopmuş bağları sabırla onarma kabiliyetidir. Düşmanlıkları kader olmaktan çıkarma cesaretidir. Ortak geleceğe dair asgari zemini korumak ve büyütme sanatıdır. Yani diplomasi yarını tasarlamaktır." değerlendirmelerini yaptı.

"Yarını tasarlamak" vizyonunun iki ana konuya bağlı olduğunu belirten Fidan, "Birinci ayak küresel düzeyde kurumsal reformdur. Uluslararası yönetişim sisteminin acilen daha kapsayıcı, şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesi şarttır. Temsil kabiliyeti zayıf ve meşruiyeti aşınmış yapılarla krizleri yönetmenin mümkün olmadığı artık daha da açık hale gelmiştir." dedi.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adalet eksenli vizyonuyla uluslararası karar alma mekanizmalarındaki tıkanmayı ve temsildeki adaletsizliği yıllar evvel teşhis ettiğini hatırlatarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ithafen, "Küresel vicdanı yaralayan çifte standartlara defaatle ama defaatle dikkat çektiniz. Daha adil bir dünya çağrınızla uluslararası sistemin izlemesi gereken istikameti tekrar tekrar ortaya koydunuz. Bugün görüyoruz ki birçok ülke krizler nihayet kendi kapılarına dayandığında sizin işaret ettiğiniz noktaya geliyorlar." ifadelerini kullandı.

İnsanlığın ödediği ağır bedellerin ardından bir hakikati yeniden hatırladığını söyleyen Fidan, şunları söyledi:

"Adil olmayan bir uluslararası sistem krizleri çözemez, onları sadece erteler, derinleştirir ve daha da yıkıcı hale getirir. Uluslararası toplumun önünde artık ertelenemez bir vicdani muhasebe bulunmaktadır. Küresel düzeyde atmamız gereken ortak adımlar, almamız gereken tutumlar var. Barış süreçleri düzen bozucu aktörlerin insafına bırakılmamalıdır."

Fidan, barış süreçlerinin uluslararası toplum tarafından güçlü bir irade ile sahiplenilmesi ve süreçlerin sabote edilmesine müsaade edilmemesi gerektiğine işaret ederek, "Küresel ekonomik refah paylaşımının adil hale getirilmesi elzemdir. Aynı şekilde yapay zeka kısıtlı sayıda aktörün elinde yeni eşitsizlikler üreten yeni bir tahakküm aracına dönüşmemelidir. İnsanlık bu teknolojik imkandan birlikte faydalanmalı, hiç kimse hiçbir coğrafya geride asla bırakılmamalıdır."

"Coğrafyamız eş zamanlı krizlerin baskısı altındadır"

Fidan, geleceğe yönelik sınamalarla da eş zamanlı mücadele etmek zorunda olduklarını, iklim değişikliği ve kuraklığın, insan hayatının her noktasına dokunan varoluşsal bir sorun halini aldığını vurguladı.

"Eğer insanlık bugün paylaşımın, sorumluluğun ve faydanın müşterek zeminini kuramazsa, on yıl sonra ihtilaflar bugünkünden çok daha kontrol edilemez ve çok daha yıkıcı olacaktır." diyen Fidan, küresel düzeydeki reform ihtiyacı kadar hayati olan ikinci ayağın bölgede barış ve refahın kalıcı biçimde mümkün kılacak stratejik adımlar olduğunu söyledi.

Fidan, şöyle devam etti:

"Antalya'yı merkeze alan geniş bir jeopolitik okuma yaptığımızda karşımıza birbiriyle bağlantılı çok katmanlı kriz dinamikleri çıkmakta. Coğrafyamız eş zamanlı krizlerin maalesef baskısı altındadır. Kuzeyimizde 5. yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı, Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel jeopolitik dengeleri derinden sarsan yapısal bir sınamaya dönüşmüştür. Güneydoğumuzda ise İsrail'in pervasız saldırganlığı Gazze sınırlarını çoktan aşmıştır. Suriye'ye, Lübnan'a ve son olarak İran'a uzanan bu tırmanma hattı bölgemizi geniş bir çatışma girdabına sürüklemiştir. Daha güneyde, Afrika Boynuzu'nda hassasiyetle takip ettiğimiz gelişmeler bir diğer endişe kaynağı olmuştur. Sudan'da devam eden iç çatışmaların yol açtığı yıkım ile bölge ülkeler arasındaki ihtilaflar muazzam bir kalkınma potansiyeli taşıyan bu stratejik coğrafyayı güvenlik tehditleriyle baş başa bırakmıştır."

Bu kriz haritasının neredeyse tamamında sahadaki tüm taraflarla aynı anda ve güven temelinde konuşabilen, ara buluculuk rolü üstlenebilen ender ülkelerden birinin Türkiye olduğuna işaret eden Fidan, burada meselenin teknik anlamda ara buluculuk rolü üstlenmenin çok ötesinde olduğunu ve bölgenin karşı karşıya olduğu sınamaları yüreklerinde hissettiklerini aktardı.

Fidan, her krizin yükünü, acısını ve doğuracağı sonuçları derinden kavradıklarını, bu anlayışla bugüne kadar bölgenin selameti için daima ellerini taşın altına koyduklarını ve koymaya da devam edeceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü liderliği ve çizdiği dış politika vizyonunun istikametlerini belirlemeye devam edeceğinin altını çizen Fidan, bölgenin artık savaşlara, işgallere, teröre ve iç savaşlara tahammülü kalmadığını söyledi.

Fidan, bölge ülkeleri olarak bölgesel barış ve istikrarı güçlü bir bölgesel sahiplenme vizyonuyla hayata geçirmek zorunda olduklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu.

"Bu vizyonu ortak çıkar alanlarında daimi ve sonuç odaklı bir diyalogla bölge ülkelerinin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygıyla etnik, kültürel ve mezhepsel çeşitliliğin birleştirici bir unsur olarak görülmesiyle bölgesel aktörlerin savunma kapasitelerini birbirlerine karşı değil birbirlerinin güvenliği için bir araya getirmesiyle, bölgemizde devlet dışı aktörlerin kullanılması arayışlarından bütünüyle vazgeçilmesinden, neredeyse bölgemizdeki tüm sorunların temel kaynağı olan Filistin meselesinde iki devletli çözüm yönündeki meşru beklentiyi ve hemen hayata geçirebiliriz. Bu bölgesel mimari uzun vadeli barış ve refahın sürdürülebilmesi için gerekli kurumsal kapasiteyi de temin edecektir."

Kalıcı barış ve istikrarın krizlerin en derinleştiği anlarda atılan cesur adımlarla ortaya çıktığına dikkati çeken Fidan, bu minvalde ortak akla dayanan çözümleri bugünden kurguladıklarını ve hayata geçirmek için adımlar attıklarını 5. ADF'nin bu arayışın en anlamlı zeminlerinden birini teşkil ettiğini sözlerine ekledi.

Anadolu Ajansı