Anasayfa

Aynı İşe Farklı Hak! Kamu Personelinde Sessiz Eşitsizlik

Kamu kurum ve kuruluşlarında idari iş ve işlemler, büyük ölçüde memur ile sözleşmeli personel eliyle yürütülmektedir.

Haber Giriş : 2026-04-21T14:00, Son Güncelleme 2026-04-21T14:58

Kamu kurum ve kuruluşlarında idari iş ve işlemler, büyük ölçüde memur ile sözleşmeli personel eliyle yürütülmektedir. Memurlar doğrudan 657 sayılı Kanun hükümlerine tabi iken; sözleşmeli personelin çalışma usul ve esasları, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar çerçevesinde düzenlenmektedir.

Bununla birlikte, aynı veya benzer görevleri ifa eden söz konusu iki personel statüsünün farklı düzenlemelere tabi olması, uygulamada çeşitli eşitsizliklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bu durum, yalnızca bireysel hak ve yükümlülükler bakımından değil; aynı zamanda kurum içi denge, çalışan motivasyonu ve iş barışı açısından da önemli sorunlar doğurmaktadır.

Bu farklılıkların en somut örneklerinden biri refakat izni ilişkin düzenlemelerde göze çarpmaktadır. Şöyle ki; 657 sayılı Kanun'un 105'inci maddesi uyarınca memura bakmakla yükümlü olduğu veya refakat etmediği takdirde hayati tehlike doğacak derecede yakınlarının ağır kaza geçirmesi yahut uzun süreli hastalığı hallerinde, sağlık kurulu raporu ile belgelendirilmesi şartıyla üç aya kadar verilen ve gerekli hallerde bir katına kadar uzatılarak toplamda altı aya tamamlanabilen aylıklı refakat izin hakkı; sözleşmeli personel için Esaslar'ın 9'uncu maddesinde düzenlenmiş olup izin süresi en fazla üç ay ile sınırlı tutulmuştur. Dahası 657 sayılı Kanun'un 108'inci maddesinin (A) fıkrası uyarınca memura aylıklı refakat izin süresinin bitiminden itibaren on sekiz aya kadar verilebilen aylıksız refakat izin hakkı; yine Esaslar'da düzenlenmediği için sözleşmeli personel tarafından kullanılamamaktadır.

Benzer bir durumda doğum sonrası çalışma rejimine ilişkin düzenlemelerde ortaya çıkmaktadır. 657 sayılı Kanun'un 104'üncü maddesine (F) fıkrası uyarınca memurlara; analık izni süresinin bitiminden itibaren başlamak üzere doğum sayısına bağlı olarak iki, dört veya altı ay süreyle tanınan yarım gün çalışma hakkı, Esaslar'a yansıtılmadığından sözleşmeli personel için uygulanamamaktadır.

Aynı nitelikte kamu hizmeti sunan çalışanlar arasındaki bu hak dengesizliği; iş barışını bozulmasına ve motivasyon kaybına yol açmasının yanı sıra, doğrudan aile yaşamına yansıyan ciddi mağduriyetlere de zemin hazırlamaktadır. Kamu istihdam politikalarında son dönemde sözleşmeli personel modeline ağırlık verildiği dikkate alındığında, bu mağduriyetlerin etkisinin her geçen gün daha da derinleşeceği kaçınılmaz bir gerçektir. Bu çerçevede, farklı statüler arasında ortaya çıkan hak dengesizliklerinin giderilmesi, yalnızca bireysel hakların korunması açısından değil, aynı zamanda idarenin ve ailenin bütünlüğü ile hizmetin sürekliliği ilkeleri bakımından da önem arz etmektedir.

Sonuç itibarıyla, aynı veya benzer görevleri yerine getiren memur ve sözleşmeli personel arasında sosyal ve özlük hakları bakımından ortaya çıkan farklılıkların giderilmesine yönelik düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bu doğrultuda, özellikle izin hakları başta olmak üzere ilgili mevzuatta uyumlaştırmaya gidilmesi; eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde kamu personel rejiminin bütüncül bir yaklaşımla yeniden değerlendirilmesi, çalışma barışının tesisine ve kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına katkı sağlayacaktır.

Memurlar.Net