Anasayfa

Kadro Derece Sınırlarının Sınırları Kamu Personel Sisteminde Derece Farklılıkları Hangi Objektif Kıstaslara Dayanıyor?

Kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadroların ihdası, iptali ve kullanılmasına dair esas ve usullerinin düzenlendiği, ekinde kadro ünvanlarının derece sınırlarının belirlendiği 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 2/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 9'uncu maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ve yerine 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi getirilmiştir.

Haber Giriş : 2026-06-13T00:10, Son Güncelleme 2026-06-10T08:30

Cetvellerdeki kadro ünvanlarına ilişkin derece sınırları incelendiğinde kamu personel sisteminde uzun yıllardır varlığını sürdüren ve günümüzde daha görünür hale gelen bazı çelişkiler dikkat çekmektedir.

Örneğin memur, bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni gibi kamu hizmetlerinin yürütülmesinde aynı görev düzeyinde yer alan kadroların ulaşabilecekleri derece sınırları birbirinden farklıdır. Aynı hizmet grubunda yer alan bu ünvanlardan bilgisayar işletmeni ve veri hazırlama ve kontrol işletmeni üçüncü dereceye kadar yükselebilirken memur beşinci derecede kalmaktadır. Bu farklılığın hangi objektif ölçüte dayandığı ise net olarak ortaya konulamamaktadır.

Eğer ölçüt, eğitim düzeyi ya da görevin niteliği ise aynı ya da benzer şartlara sahip kadrolar arasında farklı uygulamalar bulunmaktadır. Eğer ölçüt sorumluluk düzeyi veya hiyerarşik yapı ise bu kez de sistem kendi içinde farklı örnekler üretmektedir.

Yine birçok kurumda yöneticiliğin ilk basamağı olarak kabul edilen şef kadrosu, emrinde bulunan personelin sevk ve idaresinden, iş ve işlemlerin koordinasyonundan ve hizmetlerin yürütülmesinden sorumludur. Buna rağmen şef kadrosu üçüncü derecenin altına inemezken, hiyerarşik olarak altında yer alan bilgisayar işletmeni, veri hazırlama ve kontrol işletmeni gibi bazı kadrolar da aynı dereceye kadar yükselebilmekte, hatta ayniyat saymanı, sayman gibi bazı kadrolar ise birinci dereceye kadar ulaşabilmektedir.

Bu durumun doğru veya yanlış olduğu yönündeki tartışmadan önce cevaplanması gereken temel soru şudur: Mevcut derece sınırları hangi esaslara göre belirlenmiştir ve bugün hala aynı gerekçeler geçerliliğini korumakta mıdır?

Çünkü derece sistemi gerçekten kariyer basamaklarını, sorumluluk seviyesini ve hiyerarşik yapıyı yansıtıyorsa, mevcut cetvellerdeki bazı farklılıkların açıklanması güç görünmektedir. Buna karşılık derece sınırları bu amaçları taşımıyorsa, günümüz kamu personel sisteminde bu sınırların varlığını sürdürmesinin gerekliliği de ayrıca tartışılmalıdır.

Nitekim bugün kamu personel rejiminde ünvanlar arasındaki farklılıklar yalnızca kadro dereceleriyle belirlenmemektedir. Ek göstergeler, özel hizmet tazminatları, zam ve tazminatlar, görev sorumlulukları, kariyer yapıları ve diğer özlük hakları zaten birçok ünvan arasında farklılaşmayı sağlamaktadır. Dolayısıyla aynı öğrenim şartlarını taşıyan, aynı hizmet süresini tamamlayan ve mevzuatın öngördüğü diğer koşulları sağlayan personelin yalnızca kadro ünvanı nedeniyle farklı derece sınırlarına tabi tutulmasının günümüzdeki karşılığı sorgulanmayı hak etmektedir.

Belki de artık tartışılması gereken konu, belirli bir ünvanın derece sınırının yükseltilmesi değildir. Asıl tartışılması gereken husus, kadro derece sisteminin bütüncül olarak yeniden ele alınmasıdır. Eğer derece sınırları korunacaksa bunun objektif, ölçülebilir ve tüm ünvanlara eşit şekilde uygulanabilir kıstaslara bağlanması gerekir. Eğer bu kıstasların oluşturulması mümkün değilse öğrenim durumu, hizmet süresi ve diğer yasal şartları taşıyan tüm personelin kadro ünvanından bağımsız olarak birinci dereceye kadar yükselebilmesine imkan sağlayacak yeni bir yaklaşım değerlendirilmelidir.

Çünkü kamu personel sisteminde adalet yalnızca ücretlerde değil, kariyer imkanlarında, yükselme süreçlerinde ve özlük haklarının dağılımında da sağlanmalıdır. Aynı sistem içerisinde yer alan personelin hangi gerekçeyle farklı derece sınırlarına tabi tutulduğunun açıklanamadığı bir yapının ise günümüz kamu yönetimi anlayışı açısından yeniden gözden geçirilmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Memurlar.Net