Anasayfa

Kamu Zararına Neden Olan Tutarın Ödenmesi, Memur Açısından Mülkiyet Hakkına Müdahale Midir?

Anayasa Mahkemesi, memurun Sayıştay tarafından sorumlu tutulmasının keyfi olmadığını, başvurucunun savunmalarını ileri sürebildiğini ve kendisine aşırı bir külfet yüklenmediğini belirterek Anayasa'nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Haber Giriş : 2026-06-19T00:10, Son Güncelleme 2026-06-17T12:44

5018 sayılı Kanun'un "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde, "Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması esas alınır. Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir...."

5018 sayılı Kanun'un "Harcama talimatı ve sorumluluk" başlıklı 32. maddesinde, "Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur."

375 sayılı KHK'nın ek 15. maddesinde; "Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebilir. Sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarı, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ve il özel idaresi ile ilgili belediye ve il özel idaresinde en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanun'da öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenir."

4688 sayılı Kanun'un geçici 14. maddesinin ilgili kısmında ise "...15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32. madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz... ...Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararına müstenit olmamak kaydıyla, 15/3/2012 tarihine kadar, memur temsilcileri ile toplu iş sözleşmesi akdederek veya başka bir tasarrufta bulunarak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idarelerde çalışan kamu personeline her ne ad altında olursa olsun ek ödemede bulunmaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında idari veya mali takibat ve yargılama yapılamaz, başlatılanlar işlemden kaldırılır." hükümlerine yer verilmiştir.

4688 sayılı Kanun'un "Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması" başlıklı 32. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "...27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince, il özel idaresinde valinin teklifi üzerine il genel meclisince karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendikanın genel başkanı veya sendika yönetim kurulu tarafından yetkilendirilecek bir temsilcisi ile belediyelerde belediye başkanı, il özel idaresinde vali arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen üç ay içerisinde sözleşme yapılabilir. Bu sözleşme bu Kanun'un uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılmaz ve bu kapsamda Kamu Görevlileri Hakem Kuruluna başvurulamaz..."

Denilmektedir.

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu önüne gelen başvuru (2020/5754), belediyede imar ve şehircilik müdürü olarak görev yapan başvurucunun, Sayıştay denetimi sonucunda tespit edilen kamu zararından sorumlu tutulması ve tazminle yükümlü kılınması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

Olayda, Keçiören Belediyesi ile yetkili sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesine sonradan eklenen hükümlerle emekli olan personele ek sosyal denge tazminatı ödenmiş; Sayıştay ise bu ödemelerin mevzuata aykırı olduğunu ve kamu zararına yol açtığını değerlendirmiştir.

Sayıştay, sosyal denge sözleşmesine 2016 yılında eklenen maddelerle emeklilere yapılan ödemelerin yeni bir mali yükümlülük doğurduğunu, bunun da 5018 sayılı Kanun ve 4688 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle oluşan ve 553 bin TL'yi aşan kamu zararının belediye başkanı, harcama yetkilileri ve diğer sorumlulardan tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu da harcama yetkilisi sıfatıyla ödeme belgelerini imzaladığı için sorumlu tutulmuştur.

Başvurucu ise sosyal denge sözleşmesinin tarafı olmadığını, yalnızca görevi gereği ödeme belgelerini imzaladığını, kamu zararının oluşmadığını ve hatta emekliliğe teşvik sayesinde belediyenin personel giderlerinde tasarruf sağlandığını ileri sürmüştür. Ayrıca kendisine etkili bir savunma imkanı tanınmadığını ve kusuru bulunmaksızın mali sorumluluk yüklendiğini savunmuştur.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ödemekle yükümlü tutulduğu tutarın mülkiyet hakkı kapsamında "mülk" niteliğinde olduğunu ve kamu zararının tazmini nedeniyle mülkiyet hakkına müdahale edildiğini kabul etmiştir.

Ancak Mahkeme; müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğunu, kamu zararının önlenmesi gibi meşru bir amaca hizmet ettiğini ve ölçülü olduğunu değerlendirmiştir. Kararda özellikle, harcama yetkililerinin gerçekleştirdikleri ödemelerin mevzuata uygunluğunu denetleme sorumluluğuna sahip oldukları, başvurucunun da bu yükümlülüğünü yerine getirmediğinin Sayıştay tarafından ortaya konulduğu vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamu zararının tazmini amacıyla başvurucunun mali sorumluluğuna gidilmesini mülkiyet hakkına yönelik meşru ve ölçülü bir müdahale olarak değerlendirerek ihlal bulunmadığına karar vermiştir.

Bu doğrultuda, benzer uyuşmazlıklarda harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin mevzuata uygunluk denetimini titizlikle yapmaları ve sorumluluklarının kapsamını dikkate almaları gerektiği değerlendirilmektedir.

Memurlar.Net