Anasayfa

İş kazası ve trafik kazası tazminatlarında faiz hesabı değişiyor

12. Yargı Paketi ile çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz hesaplama sistemi köklü biçimde değiştiriliyor. Tüm tazminat tutarına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi uygulamasına son veriliyor. Bunun yerine bilinen dönem ve bilinmeyen dönem ayrımına dayanan yeni bir sistem kuruluyor. Düzenleme iş kazası, trafik kazası ve ölümlü kazalarda açılan milyonlarca davayı doğrudan etkiliyor.

Haber Giriş : 2026-06-22T13:44, Son Güncelleme 2026-06-22T13:45

Mevcut Sistemde Ne Oluyor?

Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca haksız fiil nedeniyle tazminatla yükümlü olan borçlu, haksız fiilin işlendiği gün temerrüde düşüyor. Bu düzenleme gereği mahkemelerce hükmedilen tazminatlara haksız fiilin gerçekleştiği günden itibaren temerrüt faizi işletiliyor.

Bu uygulama pratikte şu sonucu doğuruyor: İş kazası geçiren bir işçinin ya da trafik kazasında hayatını kaybeden kişinin yakınlarının açtığı davada mahkeme, mağdurun ileriki yıllarda elde edeceği varsayımsal kazancı da hesaba katarak toplam tazminat miktarını belirliyor ve bu tutarın tamamına olay tarihinden itibaren faiz işletiyor.

Oysa söz konusu tutarın önemli bir bölümü henüz elde edilmemiş, geleceğe yönelik varsayımsal kazançlardan oluşuyor. Yani borçlu, mağdurun henüz kazanmadığı paraların faizini de olay tarihinden itibaren ödemek zorunda kalıyor. Bu durum tazminat yükünü ciddi oranda ağırlaştırıyor.

Bilinen Dönem ve Bilinmeyen Dönem Nedir?

12. Yargı Paketi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine eklenen yeni fıkrayla tazminat hesabı ikiye bölünüyor.

Bilinen dönem, hesaplamanın yapıldığı tarih itibarıyla zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının belirlenmesine esas alınan verilerin açık olarak bilindiği dönemi ifade ediyor. Örneğin iş kazasının gerçekleştiği tarihten bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihe kadar geçen süredeki kazanç kaybı bu kapsama giriyor.

Bilinmeyen dönem ise zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının belirlenmesine esas alınan verilerin açık olarak bilinememesi nedeniyle bilinen son ücretten hareketle hesaplanan dönemi kapsıyor. Yani mağdurun gelecekte elde edeceği varsayılan kazanç bu kategoride değerlendiriliyor.

Faiz Nasıl Hesaplanacak?

Yeni sisteme göre faiz hesabı şu şekilde işleyecek:

Bilinen döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren kanuni faiz işletilecek. Bilinmeyen döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecek.

Bu düzenlemeyle gelecekteki varsayımsal kazançlar üzerinden olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi uygulamasına son veriliyor. Borçlunun henüz gerçekleşmemiş zararlar için yıllarca geriye dönük faiz ödemesi yükümlülüğü ortadan kalkıyor.

Peşin Sermaye Değeri Mahsubunda da Değişiklik

Düzenleme yalnızca faiz hesabıyla sınırlı kalmıyor. Tazminattan mahsup usulünde de önemli bir değişikliğe gidiliyor.

Mevcut uygulamada dava açılmadan önce yapılan ödemelerin tazminattan mahsubu konusunda mahkemeler arasında farklı yöntemler uygulanıyor. 12. Yargı Paketi ile bu konuda uygulama birliği sağlanıyor. Buna göre tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecek.

Oransal mahsup yöntemi tahkikata kadar yapılan ödemelerle sınırlı tutuluyor. Tahkikatın başlamasından sonra yapılan ödemeler bakımından ise oransal mahsup hesabı yapılmayacak; yapılan ödeme işlemiş kanuni faiziyle birlikte toplam tazminattan mahsup edilecek.

Kimler Etkilenecek?

Düzenleme son derece geniş bir kesimi kapsıyor. İş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan işçiler ve aileleri, trafik kazası mağdurları ve yakınları, destekten yoksun kalan eş ve çocuklar ile bu davalarda borçlu konumundaki işverenler, sigorta şirketleri ve kamu kurumları yeni sistemden doğrudan etkilenecek.

Borçlu açısından bakıldığında düzenleme tazminat yükünü önemli ölçüde azaltıcı bir etki doğuruyor. Alacaklı açısından ise bilinen döneme ait tazminat üzerindeki hak korunurken bilinmeyen döneme ait tutarda faiz kaybı yaşanabiliyor.

Ne Zaman Yürürlüğe Girecek?

Geçiş hükmü uyarınca değişiklik, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacak. Bu tarihten önce gerçekleşen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar bakımından maddenin değişiklikten önceki hükümlerinin uygulanmasına devam edilecek.

MADDE METNİ

"MADDE 19- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 55 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.

Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir."

MADDE GEREKÇESİ

"Kanunun 117 nci maddesinde, haksız bir fiil neticesinde meydana gelen zararları tazmin etmekle yükümlü bulunan borçlunun, haksız fiilin işlendiği gün temerrüde düşeceği açıkça belirtilmiştir. Bu düzenleme uyarınca haksız fiil veya zararı doğuran olay nedeniyle mahkemelerce hüküm altına alınan tazminatlara haksız fiilin işlendiği veya zarar doğuran olayın gerçekleştiği günden itibaren temerrüt faizi işletilmektedir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatı ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan tazminatlarda söz konusu hükmün ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan tazminatlar, zarara uğrayanların olay tarihinden sonra malvarlıklarında ve kazançlarında meydana geleceği varsayılan eksilme üzerinden; ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradığı zararlara bağlı tazminatlar ise haksız fiil veya zarar doğuran olayın mağdurunun gelecekte elde edeceği varsayılan kazancı üzerinden hesaplanmaktadır. Her iki durumda da henüz elde edilme zamanı gelmeyen kazançlar da karşılanması gereken zarar olarak kabul edilmekte ve peşin olarak ödenmesine hükmedilmektedir. Dolayısıyla henüz elde edilme zamanı gelmeyen ve varsayıma dayalı olarak belirlenen bu tazminatın toplamına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi, tazminat yükünü ciddi oranda ağırlaştırmaktadır.

Bu kapsamda maddeye eklenen üçüncü fıkrayla, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına olay tarihinden; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletileceği esası kabul edilmektedir.

Maddeye eklenen yeni dördüncü fıkrayla, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlardan mahsup edilmek üzere, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemelerin, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edileceği hüküm altına alınmaktadır. Oransal mahsup yöntemi, taraflar arasındaki menfaat dengesinin sağlanması bakımından daha elverişli olması nedeniyle tercih edilmiş olup, kanuni düzenlemeyle uygulama birliğinin sağlanması ve zararın bir an önce karşılanması amaçlanmıştır."

Memurlar.Net - Özel