Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin 22 sanıklı davada dosyası ayrılan sanık Mustafa Ensar Aykal ile Ateş'e ait kişisel bilgileri temin ettikleri öne sürülen ve dosyaları birleştirilen diğer 9 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, sanıklar mazeret bildirerek katılmazken, taraf avukatları, Sinan Ateş'in eşi müşteki Ayşe Ateş ile yakınları duruşmada hazır bulundu.
Mahkeme başkanı, bilirkişi raporunun dava dosyasına geldiğini belirterek, duruşmaya tanık beyanıyla devam edileceğini bildirdi.
Ana davada "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ceza alan Eray Özyağci'yı teşhis ettiği belirtilen ve tanık olarak dinlenen C.Y, şu beyanda bulundu:
"Recep Küçükerturan uzaktan akrabam olur. Ben boya işleri yaparım. 2023 yılında Recep'in bungalov işletmesinin vernik işini yaptım. Emniyete ifadeye çağırıldığımda teşhis ettiğim kişiyi hatırlamıyorum, kullandığım malzemede dolgu verniği, selülozik tiner içeriği mevcuttu, bu zehirli madde kafamı bulandırıyordu. Fatih'e sormuştum bana şahsın Kars'ın Digor ilçesinden olduğunu ve cezaevinden kaçtığını söylemişti. Yalnızca söz konusu şahsın kolunun sargılı olduğunu hatırlıyorum. Emniyette verdiğim ifadeyi de yaptığım teşhisi de hatırlamıyorum."
Mahkeme heyetinin söz konusu maddelerin zihin bulanıklığına neden olabilecek nitelikte olmadığını belirtmesinin ardından, zehirlenme şüphesiyle hastaneye gidip gitmediğini sorması üzerine tanık C.Y, "Hayır, gitmedim." yanıtını verdi.
Tanık beyanının ardından söz verilen sanık avukatları, aleyhe beyanları kabul etmeyerek, mahkemeden adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını ve müvekkillerinin beraatını talep etti.
Sinan Ateş'in ablası Sevda Ateş, dosyaya gelen bilirkişi raporuna itiraz ederek, "Katillerin hak ettikleri cezayı almalarını talep ediyorum. Adalet mülkün temelidir yazısı sadece duvarda asılı kalmasın. Gereğinin yapılmasını istiyorum." ifadelerini kullandı.
Sinan Ateş'in ablası Selma Ateş Kazanç ise tanık C.Y'nin sürekli zehirli maddeyle uğraştığını ve kafasının bulanıklaştığını belirttiğini, ancak bu işi uzun zamandır yaptığı için bu tarz maddelere bünyesinin alışmış olması gerektiğini, bu sebeple teşhis ettiği kişiyi ve verdiği ifadeyi hatırlamamasının mantıklı olmadığını söyledi.
Sanıkların duruşma esnasında salonda olmadıklarını dile getiren Kazanç, "Sanıkların tutuksuz yargılanmalarını istemiyorum. Buraya gelmemek için rapor alıp hasta numarası yapıyorlar, sokakta geziyorlar. Sinan Ateş cinayetinde sadece silahı tutan kişi suçlu değil, bütün sanıklar suçlu. Bu sanıklar tutuklanmadıkça suç işlemeye devam edeceklerdir." diye konuştu.
Söz verilen müşteki avukatları, mevcut bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, dosyaya gelen bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirterek, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yeni bir rapor alınmasını talep etti.
Ayrıca tanık beyanlarının çelişkili olduğunu ve tanık hakkında suç duyurusunda bulunulması gerektiğini söyleyen müşteki avukatları, sanıklar Burak Kılıç, Suat Yılmazzobu ve Mustafa Ensar Aykal'ın adli kontrol tedbirlerini mazeretsiz ihlal ettiğini ileri sürerek, bu sanıklar hakkında tutuklanma kararı verilmesini istedi.
Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanık Gürsel Horat'ın gelmediği takdirde zorla getirileceğini bildiren bir davetiye çıkarılarak tarafına gönderilmesini ve sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
Ara kararını açıklayan mahkeme, adli kontrol tedbiri uygulanan sanıkların tutuklu yargılanması talebinin reddine karar vererek, sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.
Duruşma 18 Kasım'a ertelendi.
- Davanın geçmişi
Doç. Dr. Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin davada 2 Ekim 2024'te kararını açıklayan Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi, "tetikçi" Eray Özyağci, olayda kullanılan motosikletin sürücüsü Vedat Balkaya ve cinayet mahallinde keşif yapan Suat Kurt'u, "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, müşteki Selman Bozkurt'a yönelik "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan ise 13'er yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Mahkeme ayrıca Özyağci'ye "ruhsatsız tabanca bulundurmak ve taşımak" suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası vermişti.
Doğukan Çep ve Tolgahan Demirbaş ise "tasarlayarak kasten öldürmeye azmettirme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmişti.
"Tasarlayarak öldürmeye yardım" suçundan sanıklar Aşkın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak ve Emre Yüksel'e 18'er yıl, sanık Mustafa Uzunlar'a ise 15 yıl hapis cezası veren mahkeme, sanık Alper Atay'ı da "suçluyu kayırma" suçundan 2 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Sanıklar Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Osman Bayraktar, Caner Günay, Umut Ersoy, Çağlar Zorlu, Aytaç Ataç ve Erdem Karadeniz'in üzerine atılı suçlardan beraatine karar veren mahkeme, sanık Günay hakkında "suçluyu kayırma" suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına hükmetmişti.
Mahkeme, Öktem ve Aykal'ın dosyasını ayırmıştı.
Öte yandan, Sinan Ateş'e ilişkin bazı bilgileri öldürülmeden önce temin etmek ve cinayetin ardından olaya karışanların gizlenmesine yardımcı olmakla suçlanan Burak Kılıç, Suat Yılmazzobu, Gürsel Horat ve görevden uzaklaştırılan Komiser Talha Atalay'ın da aralarında bulunduğu 8 sanık hakkında da Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi, Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesinin talebi üzerine, dosyanın Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin 22 sanıklı ana dava dosyasından ayrılan Aykal ve Öktem'in yargılandığı dava ile birleştirilmesine karar vermişti.
Birleştirme kararının ardından dosyada yargılanan sanıkların sayısı 10'a yükselmişti ancak mahkeme, sanık Serdar Öktem'in 6 Ekim'de İstanbul'da öldürülmesinin ardından dosyasının ayrılmasına karar verdi.
Böylelikle dosyada yargılanan sanıkların sayısı 9 oldu.