Anasayfa

AYM'den haciz işleminde 'Haline Münasip Ev' kararı

Anayasa Mahkemesi, İcra ve İflas Kanunu'nda borçlunun oturduğu evi haczedilmezlik kapsamında koruyan ama evi bulunmayan borçlulara bu yönde bir imkan tanımayan düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmadı. Karar, 6 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

Haber Giriş : 2026-08-06T00:23, Son Güncelleme 2026-08-06T00:25

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun borçlunun "haline münasip evi"nin haczedilemeyeceğini düzenleyen hükmünü esastan inceledi ve itirazı oybirliğiyle reddetti.

Haline Münasip Evin Haciz Edilememesi Davanın konusu oldu

İtiraz, Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme önüne gelen davada, borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde bir taşınmazla ilgili haczedilmezlik şikayeti gündeme gelmiş, mahkeme de bu sırada uyguladığı kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına vararak konuyu AYM'ye taşımıştı.

İtiraza konu kural, İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12 numaralı bendi. Bu bende göre borçlunun haline münasip evi haczedilemiyor; kıymeti fazla olması halinde ise ev satılıp bedelinden borçluya yeni bir ev alabilecek miktar bırakılıyor, kalanı alacaklıya veriliyor.

Mahkemenin itiraz gerekçesi

Başvuran mahkemeye göre kural, evi bulunan borçluyu koruma altına alırken evi olmayıp da parası, işyeri veya arsası haczedilen borçluya haline münasip bir ev alabilmesi için gerekli tutarın haciz dışı bırakılması yönünde herhangi bir imkan tanımıyor. Bu durumun, evi olan ve olmayan borçlular arasında eşitsizlik yarattığı, evi bulunmayan borçluların etkili biçimde hak arama imkanından yoksun kaldığı ileri sürülerek kuralın Anayasa'nın 2., 10., 35. ve 40. maddelerine aykırı olduğu savunuldu.

AYM: Kanun koyucunun takdir yetkisi aşılmadı

AYM, kararında alacaklının mülkiyet hakkı ile borçlunun barınma, özel hayat ve aile hayatına saygı hakkı arasında bir denge kurulması gerektiğini, bu dengenin kurulmasında kanun koyucunun belli ölçüde takdir yetkisine sahip olduğunu vurguladı. Mahkemeye göre kanun koyucu, haciz sırasında borçlunun barınma ihtiyacını karşılayan mevcut bir konutu koruma altına almakla birlikte, henüz sahip olunmayan ve haline münasip nitelikte bir konutun bedelini haciz dışı tutma yükümlülüğü altına girmek zorunda değil.

Kararda ayrıca, evin haczedilebilir nitelikte olup olmadığına ilişkin uyuşmazlıklarda hem alacaklının hem borçlunun icra mahkemesine şikayet yoluyla başvurabildiği, mahkemenin de tarafların delillerini inceleyerek karar verdiği hatırlatıldı. Bu çerçevede alacaklının mülkiyet hakkının tamamen işlevsiz bırakılmadığı, kuralın tarafların çatışan menfaatleri arasındaki makul dengeyi bozmadığı sonucuna varıldı.

AYM, kuralın Anayasa'nın 5., 20., 35. ve 41. maddelerinden kaynaklanan devletin pozitif yükümlülükleriyle çelişen bir yönü bulunmadığına, dolayısıyla Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmetti. Yürürlüğün durdurulması talebi de aynı gerekçeyle reddedildi.

Memurlar.Net - Özel