Anasayfa

Üniversitede 'Azami öğrenim süresi' sınırı Anayasa'ya uygun bulundu

Anayasa Mahkemesi, öğrenim süresi altı yıl olan lisans programlarında (tıp gibi) öğrencilerin azami dokuz yıl içinde mezun olma zorunluluğunu Anayasa'ya aykırı bulmadı. Karar, 6 Ağustos 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

Haber Giriş : 2026-08-06T00:28, Son Güncelleme 2026-08-06T00:29

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun azami öğrenim süresini düzenleyen hükmünü esastan inceledi ve itirazı oybirliğiyle reddetti.

İtiraz, Ankara 19. İdare Mahkemesi tarafından yapıldı. Mahkeme önüne gelen davada, azami öğrenim süresinin dolduğu gerekçesiyle yükseköğretim kurumuyla ilişiği kesilen bir öğrencinin bu işlemin iptali istemiyle açtığı dava görülüyordu. Uyuşmazlığı çözerken uyguladığı kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu kanısına varan mahkeme, konuyu AYM'ye taşıdı.

İtiraza konu kural, Kanun'un 44. maddesinin (c) fıkrasında yer alıyor. Buna göre öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç olmak üzere, kayıt oldukları programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere her dönem için kayıt yaptırıp yaptırmadıklarına bakılmaksızın belirli bir sürede mezun olmak zorunda. Bu süre, öğrenim süresi iki yıl olan önlisans programlarında dört yıl, dört yıllık lisans programlarında yedi yıl, beş yıllık programlarda sekiz yıl, altı yıllık programlarda (tıp, diş hekimliği gibi) ise dokuz yıl olarak belirlenmiş durumda. Süre sonunda mezun olamayan öğrencinin kurumla ilişiği kesiliyor.

Mahkemenin itiraz gerekçesi

Başvuran mahkemeye göre kural, öğrenim görülen bölümün niteliğini, öğrencilerin farklı öznel ve nesnel koşullarını dikkate almadan tek tip bir azami süre öngörüyor ve bu sürelerin nasıl belirlendiği açık değil. Ayrıca zorunlu bir mazeret nedeniyle süreyi aşan öğrencinin de ilişiğinin kesilmesinin ve bir öğrencinin eğitimini süresinde tamamlayamaması halinde doğrudan ilişik kesme gibi ağır bir yaptırıma başvurulmasının, daha hafif önlemler yerine orantısız bir araç olduğu ileri sürülerek kuralın Anayasa'nın 2., 13. ve 42. maddelerine aykırı olduğu savunuldu.

AYM: Kanun koyucunun takdir yetkisi aşılmadı

AYM, kararında eğitim ve öğrenim hakkının Anayasa'nın 42. maddesiyle güvence altına alındığını, ancak bu hakkın mutlak ve sınırsız olmadığını hatırlattı. Mahkemeye göre kanun koyucu, yükseköğretim süresine ilişkin düzenleme yaparken geniş bir takdir yetkisine sahip ve bu yetkinin kullanımı, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ile eğitim kalitesinin korunması gibi meşru bir amaca dayanıyor.

Kararda, dokuz yıllık sınırın normal altı yıllık öğrenim süresine üç yıl daha eklenerek belirlendiği, bu süre içinde mezun olamayan öğrencilerin sistemden çıkarılmasının kamu kaynaklarının israfını önlediği vurgulandı. AYM ayrıca, Kanun'da öğrencilere tanınan ek sınav hakları ve sınırsız sınav imkanı gibi mekanizmaların, azami süre kuralının öğrenciye yüklediği külfeti hafiflettiğine dikkat çekti. Bu çerçevede kuralın hem amaca ulaşmaya elverişli hem de gerekli olduğu, öngörülen sınırlamanın öğrenciye aşırı bir yük getirmediği için orantılılık ilkesine de aykırı olmadığı sonucuna varıldı.

Kuralın belirli ve öngörülebilir nitelikte olması nedeniyle kanunilik şartını taşıdığı da kararda ayrıca belirtildi. AYM, bu değerlendirmeler ışığında kuralın Anayasa'nın 13. ve 42. maddelerine aykırı olmadığına, 2. madde yönünden ise ayrı bir inceleme yapılmasına gerek bulunmadığına karar verdi.

Memurlar.Net - Özel