Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alınan bilgiye göre, Türkiye, geçen yıl Brezilya'da düzenlenen COP30'daki müzakerelerde yürüttüğü diplomasi sonucunda 196 ülkenin ortak kararıyla COP31'in ev sahipliğini ve başkanlığını üstlendi.
İklim değişikliğiyle mücadelede BM bünyesindeki en önemli organizasyonlardan COP31, 9-20 Kasım'da Antalya'daki EXPO alanında düzenlenecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla COP31 Başkanlığı görevini üstlenen Bakan Kurum, Antalya Zirvesi'ne giden süreçte Türkiye'nin "uygulama COP'u" hedefini uluslararası platformlara taşıyor.
Bu kapsamda Kurum, bugüne kadar 14 uluslararası zirve, forum ve bakanlar düzeyindeki toplantı ile BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi süreçleri kapsamında düzenlenen 10 teknik ve kurumsal etkinliğe katıldı. Kurum ayrıca 12 ziyaret ve özel görüşmeyle Türkiye'nin COP31 vizyonunu muhataplarına aktardı.
Böylece Kurum'un COP31 Başkanlığı kapsamında katıldığı toplantı, etkinlik, ziyaret ve özel görüşmelerin sayısı 36'ya ulaştı.
Diplomasinin ilk önemli duraklarından biri Berlin oldu
Bakan Kurum'un ev sahibi ülke diplomasisi kapsamında katıldığı önemli toplantılardan biri, 21 Nisan'da Almanya'nın başkenti Berlin'de gerçekleştirilen 17. Petersberg İklim Diyaloğu oldu.
Kurum, burada gerçekleştirdiği temaslarda, ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadele konusundaki taahhütlerini somut ve ölçülebilir adımlara dönüştürmesi gerektiğini vurguladı.
COP31 diplomasisinin bir sonraki önemli durağı ise Danimarka'nın başkenti Kopenhag oldu. Kurum, 20 Mayıs'ta düzenlenen Kopenhag Bakanlar İstişareleri Toplantısı'na katıldı.
Toplantı öncesinde, COP31 Başkanlığı sürecindeki müzakereleri Türkiye ile yürütecek Avustralya'nın İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile bir araya gelen Kurum, konferansa yönelik işbirliği ve hazırlıkları ele aldı.
Kurum ayrıca Danimarka İklim, Enerji ve Kamu Hizmetleri Bakanı Lars Aagaard, Avrupa Çevre Ajansı İcra Direktörü Leena Yla-Mononen ile BM Genel Sekreteri Özel Danışmanı ve İklim Eylem Ekibi Genel Sekreter Yardımcısı Selwin Hart'la görüşmeler gerçekleştirdi.
Türkiye'nin COP31 vizyonu Bonn'da dünyaya duyuruldu
Bakan Kurum, 8 Haziran'da Almanya'da düzenlenen Bonn İklim Değişikliği Konferansı'nda ise Türkiye'nin COP31 Başkanlığı dönemindeki yol haritasının temelini oluşturan "COP31 Eylem Gündemi"ni taraflarla paylaştı.
Eylem Gündemi'nin konferanstan aylar önce açıklanmasıyla Türkiye, COP31'e yönelik temel yaklaşımını ve önceliklerini erken aşamada uluslararası kamuoyuna duyurdu.
Türkiye'nin iklim müzakerelerinde söylemden eyleme geçilmesini esas alan yaklaşımı taraflardan olumlu karşılık buldu. Bonn süreci, resmi müzakerelerin ilerletilmesi, paydaşlarla temasların güçlendirilmesi ve Antalya'ya uzanan uygulama yol haritasının şekillendirilmesi açısından kritik bir aşama oldu.
Diplomasi trafiği Antalya'ya kadar devam edecek
Bakan Kurum'un COP31'e yönelik diplomasi trafiğinin Antalya Zirvesi'ne kadar artarak sürmesi planlanıyor.
Bu kapsamda üçüncü COP Başkan Adayı mektubunun yayımlanmasının yanı sıra Bakü İklim Haftası, İstanbul Finans Zirvesi ve Trabzon Okyanus Konferansı gibi organizasyonlarda Türkiye'nin COP31 hedefleri anlatılacak.
Eylül ayında düzenlenecek BM Genel Kurulu Yüksek Düzeyli Haftası ve New York İklim Haftası da COP31 diplomasisinin önemli durakları arasında yer alacak.
Antalya'daki konferans öncesindeki en önemli hazırlık toplantılarından Pre-COP ise 5-8 Ekim'de Fiji'de gerçekleştirilecek.
Bu temaslarla Türkiye, 190'dan fazla ülkenin temsilcisini ağırlamaya hazırlandığı COP31 öncesinde tarafların beklentilerini dinlemeyi, görüş ayrılıklarını azaltmayı ve iklim taahhütlerini uygulanabilir politikalara dönüştürecek ortak bir zemin oluşturmayı amaçlıyor.
Eylem Gündemi'nde 10 öncelik alanı belirlendi
Türkiye'nin COP31 Başkanlığı kapsamında hazırladığı Eylem Gündemi, sıfır atıktan temiz enerji dönüşümüne, iklim dirençli şehirlerden gıda güvenliğine kadar 10 öncelik alanından oluşuyor.
Gündemde, "Sıfır Atık", "Temiz Enerji Dönüşümü ve Elektrifikasyon", "Gıda Güvenliği", "İklim Uygulama Köprüsü", "Okyanuslar ve Denizler", "İklim Dirençli Şehirler", "Gençlik ve Eğitim", "Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri", "Rio Sinerjisi" ve "Yeşil Sanayileşme" başlıkları yer alıyor.
Eylem Gündemi kapsamında 2035'e kadar küresel elektrifikasyon oranının yüzde 35'e çıkarılması, atık üretimindeki artışın yarı yarıya azaltılması ve bina sektöründeki enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 düşürülmesi hedefleniyor.
Üretim ve imalat sektöründeki döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15'e yükseltilmesi, iklim dirençli tarım uygulamaları ile iklim değişikliğiyle mücadele eğitimlerinin toplumun bütün kesimlerine ulaştırılması da hedefler arasında bulunuyor.
Ayrıca ülkelerin Ulusal Katkı Beyanlarının hayata geçirilmesini hızlandıracak ve yatırım yapılabilir proje portföylerini destekleyecek "İklim Uygulama Köprüsü Mekanizması"nın 2035'e kadar yaygınlaştırılması amaçlanıyor.