Anasayfa

Bir Program 26 Devlet Üniversitesinde Sıfır Çekti!

ÖSYM tarafından açıklanan 2026-YKS yerleştirme sonuçları, yükseköğretim sistemimizin üzerinde dikkatle durması gereken önemli bir tabloyu ortaya çıkardı. ÖSYM verileri üzerinden yaptığımız incelemeye göre, 26 devlet üniversitesinde Fen Bilgisi Öğretmenliği programına bir öğrenci dahi yerleşmedi.

Haber Giriş : 2026-08-19T09:13, Son Güncelleme 2026-08-19T09:59

Türkiye genelinde devlet üniversitelerinin örgün programlarında doluluk oranının yüzde 99'un üzerinde gerçekleştiği bir yılda ortaya çıkan bu sonuç, Fen Bilgisi Öğretmenliği açısından çok daha dikkat çekici hale geliyor. YÖK'ün açıkladığı verilere göre devlet üniversitelerindeki 481 bin 684 örgün öğretim kontenjanının 479 bin 392'sine yerleştirme yapılırken yalnızca 2 bin 292 kontenjan boş kaldı.

Dolayısıyla Fen Bilgisi Öğretmenliğinde yaşanan durum, yükseköğretim sisteminin genelindeki bir kontenjan boşluğu problemiyle açıklanabilecek nitelikte görünmüyor.

26 üniversitede "sıfır" çeken bir program

ÖSYM'nin 2026-YKS yerleştirme verileri incelendiğinde; Aksaray Üniversitesinden Amasya Üniversitesine, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinden Fırat Üniversitesine, Kütahya Dumlupınar Üniversitesinden Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesine kadar Türkiye'nin farklı bölgelerindeki 26 devlet üniversitesinin Fen Bilgisi Öğretmenliği programlarına hiç öğrenci yerleşmediği görülüyor.

Burada üzerinde durulması gereken husus yalnızca boş kalan birkaç yüz kontenjan değildir.

Asıl mesele, öğrencisi bulunmayan veya öğrenci talebi son derece sınırlı hale gelen bölümlerin mevcut akademik ve kurumsal yapısının ne şekilde sürdürüleceğidir.

Fen Bilgisi Öğretmenliği, geçmişte eğitim fakültelerinin önemli ve talep gören programlarından biriydi. Ancak son yıllarda öğretmen istihdamında bu alana ayrılan kontenjanların azalması, mezunların atanma beklentilerinin zayıflaması ve öğrencilerin istihdam imkanı daha yüksek alanlara yönelmesi programlara olan talebi önemli ölçüde etkilemiş durumda.

Nitekim sorun yalnızca 2026 yılına özgü de görünmüyor. Önceki yılların yerleştirme sonuçlarında da çok sayıda üniversitedeki Fen Bilgisi Öğretmenliği programının kontenjanlarını dolduramadığı görülüyordu. Bu nedenle bugün karşılaşılan tabloyu geçici bir tercih eğilimi olarak değerlendirmek yerine, yapısal bir dönüşüm ihtiyacının işareti olarak okumak gerekiyor.

Yüzlerce akademisyen görev yapıyor

Meselenin üzerinde durulması gereken bir başka boyutu daha bulunuyor.

Söz konusu üniversitelerin eğitim fakültelerinde Fen Bilgisi Eğitimi alanında görev yapan yüzlerce öğretim elemanı bulunuyor. Profesörler, doçentler, doktor öğretim üyeleri, araştırma görevlileri ve diğer akademik personel düşünüldüğünde ortada ciddi bir akademik insan kaynağı var.

Bu akademisyenlerin önemli bir bölümü fizik, kimya, biyoloji, çevre bilimleri, fen eğitimi, laboratuvar uygulamaları ve bilim eğitimi gibi alanlarda önemli bir bilgi birikimine sahip.

O halde sorulması gereken soru şudur:

Öğrencinin artık tercih etmediği programları aynı isim, aynı müfredat ve aynı akademik organizasyonla yıllarca sürdürmek doğru mudur?

Kanaatimizce YÖK'ün bu soruya artık yalnızca "kontenjan azaltma" perspektifinden yaklaşmaması gerekiyor.

Çünkü kontenjanı 40'tan 20'ye, 20'den 10'a düşürmek; 10 kişilik programa dahi öğrenci yerleşmiyorsa sorunu çözmüyor. Bu noktadan sonra tartışılması gereken husus kontenjan sayısından ziyade programın geleceğidir.

Yapay zeka çağında Fen Bilgisi Öğretmenliği yeniden tasarlanmalı

Üstelik yükseköğretim dünyası çok hızlı bir dönüşümden geçiyor.

Yapay zeka, veri bilimi, robotik, kodlama, dijital eğitim teknolojileri ve disiplinler arası STEM uygulamaları yalnızca mühendisliği değil, eğitimin kendisini de yeniden şekillendiriyor.

Bugün ortaokul öğrencisinin karşısına çıkacak öğretmenin yalnızca klasik anlamda fizik, kimya ve biyoloji bilgisine sahip olması artık yeterli olmayacaktır.

Yeni nesil fen eğitiminin; yapay zeka okuryazarlığı, bilimsel veri analizi, robotik ve kodlama, dijital laboratuvarlar, çevre ve iklim bilimleri, STEM uygulamaları, bilim iletişimi ve eğitim teknolojileriyle bütünleşmesi gerekiyor.

Dolayısıyla mevcut Fen Bilgisi Öğretmenliği programlarının önemli bir kısmının "geleceğin fen eğitimi" perspektifiyle yeniden yapılandırılması tartışmaya açılmalıdır.

Burada amaç Fen Bilgisi Öğretmenliği alanını ortadan kaldırmak değildir. Tam tersine, bu alandaki güçlü akademik insan kaynağını geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturmaktır.

Akademik insan kaynağı yeni alanlara yönlendirilebilir

YÖK son yıllarda yükseköğretimde kontenjanların iş gücü piyasası ve öğrenci talebi dikkate alınarak yeniden düzenlenmesine yönelik önemli adımlar atıyor. Nitekim YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 2023-2025 döneminde yükseköğretimde toplam kontenjanın yaklaşık yüzde 23 azaltıldığını ve 2026 yılında da bazı programlarda kontenjan azaltımının devam edeceğini açıklamıştı.

Ancak 2026-YKS sonuçları gösteriyor ki artık bazı alanlarda kontenjan planlamasının ötesine geçilmesi gerekiyor.

Fen Bilgisi Öğretmenliği bunun en somut örneklerinden biridir.

YÖK tarafından kapsamlı bir çalışma yapılarak öğrenci talebinin kalıcı biçimde ortadan kalktığı programlar üniversite bazında incelenebilir. Bu bölümlerin akademik personel kapasitesi, laboratuvar altyapısı, bilimsel uzmanlık alanları ve bölgesel ihtiyaçlar birlikte değerlendirilerek yeni program modelleri oluşturulabilir.

Fen Bilgisi Eğitimi alanında çalışan akademisyenlerin bilgi ve deneyimlerinden; yapay zeka destekli fen eğitimi, STEM eğitimi, eğitim teknolojileri, bilim ve teknoloji eğitimi, çevre ve sürdürülebilirlik eğitimi gibi gelecekte daha fazla ihtiyaç duyulabilecek disiplinler arası alanlarda yararlanılması mümkündür.

Böylelikle yıllardır yetişmiş akademik insan kaynağının atıl kalmasının önüne geçilirken üniversitelerin program yapısı da geleceğin ihtiyaçlarına göre dönüştürülebilir.

YÖK'ün bu uyarıyı dikkate alarak, Fen Bilgisi Öğretmenliğinde görev yapan yüzlerce akademisyenin bilgi birikimini koruyacak ve aynı zamanda ülkemizin gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağını yetiştirecek yeni bir akademik yapılanmayı tartışmaya açmasının zamanı gelmiştir.

Memurlar.Net