2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan 367 krizine ve ilk tur oylamasına katılmama kararına değinen Erkan Mumcu, sürecin parti içi güç mücadeleleri ve kumpaslarla şekillendiğini belirtti. Mumcu, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören anayasa değişikliği mutabakatını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte sağladıklarını vurgulayarak, "Rejimi değiştiren, vesayet sistemini milli iradeye teslim eden değişimi Tayyip Erdoğan'la beraber yaptık. Birinci tur oylamaya girmedim çünkü ikinci tura gerek kalmadığını Cumhurbaşkanı Erdoğan ile vardığımız mutabakat belirledi" ifadelerini kullandı.
"Erdoğan ile Yüz Yüze İki Kez Görüştüm"
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aktif siyaset sonrasındaki iletişimine dair detaylar paylaşan Erkan Mumcu, süreç içerisinde ikisi yüz yüze olmak üzere görüşmeler gerçekleştirdiğini açıkladı. İlk yüz yüze buluşmanın Erdoğan'ın daveti, ikincisinin ise kendi talebi doğrultusunda gerçekleştiğini ifade eden Mumcu, şu ifadeleri kullandı:
"Yüz yüze iki kez buluştuk ve konuştuk. Bunun dışında telefon görüşmelerimiz de oldu. Bunların hepsi memleket meselelerine dair görüş alışverişi şeklinde gerçekleşti. Görüşmelerimiz karşılıklı helalleşme ve muhabbet havasında geçti. Kendisine hakkımı helal ettiğimi belirttim, O da helal etti."
"Cumhurbaşkanı Erdoğan Olduğu Gibi Bir Adam"
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile aktif siyaset sonrasında ikisi yüz yüze olmak üzere görüşmeler gerçekleştirdiğini aktaran Mumcu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Görüşmelerimiz memleket meseleleri üzerine karşılıklı helalleşme ve muhabbet havasında geçti. Sayın Erdoğan ne görünüyorsa odur; arkasında onu sevk ve idare eden başka bir akıl yoktur. Gücünü ve iktidarını doğrudan milletin iradesine bağladığı için olduğu gibi görünen bir dava adamıdır."
"Libya ve Karabağ Hamleleri Siyasi Bağımsızlığın Göstergesi"
Türkiye'nin geçmişteki pasif dış politika anlayışını aşarak bölgesinde kendi iradesiyle hareket eden bir aktör haline geldiğini belirten Mumcu; Batı'nın engelleme girişimlerine rağmen Libya ve Mavi Vatan ekseninde sergilenen duruşun, Karabağ zaferi ve Zengezur Koridoru sürecinde elde edilen kazanımların stratejik önemine dikkat çekti. Türkiye'nin bölgesel bazda barış ve refah üretecek bir model olma potansiyeline sahip olduğunu kaydeden Mumcu, bu vizyonun hayata geçirilmesi noktasında entelektüel ve zihinsel hazırlıkların artırılması gerektiğini ifade etti.
Ekonomi ve Eğitim Politikalarına Eleştiri
Dış politikada yakalanan ivmeye karşın iç politikada çözüm bekleyen alanlar olduğuna değinen Mumcu, ekonomi ile eğitim alanındaki uygulamaları eleştirdi. Mumcu, "Böyle bir hedefe bu ekonomik politikalarla varılmaz. Özgün bir ekonomi politikası yok AK Parti'nin, hatta bir ekonomi politikası bile yok. Bu son derece üzüntü verici... İki, AK Parti'nin bir eğitim politikası yok, kültür politikası da yok." değerlendirmesinde bulundu.
1999 Depremi ve Mülki İdare Vurgusu
1999 Marmara Depremi dönemindeki devlet yönetimine dair tanıklıklarını da paylaşan Mumcu, afet anlarında koordinasyonun önemine işaret ederek, "Bir afet yaşandığında, benzer tecrübelere sahip mülki idare amirleri derhal bölgeye görevlendirilmeli ve yetkiyle donatılmalıdır" şeklinde konuştu.