TEDMEM Direktörü Dr. Sabiha Sunar ile Boğaziçi Üniversitesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Köklü, Türkiye'nin PISA 2025 performansını AA muhabirine değerlendirdi.
Türkiye'nin PISA 2025 fen bilimleri, matematik ve okuma alanlarının üçünde birden performansını yükselttiğini belirten Sunar, fen bilimlerinde 494, okumada 472 puanla ilk kez OECD ortalamasının belirgin şekilde üzerine çıkıldığını, matematikte ise 462 puanla ortalamanın yalnızca 1 puan altında olunduğunu kaydetti.
Bu iyileşmenin tek döngüyle sınırlı olmadığını dile getiren Sunar, "2022'den 2025'e Türkiye, OECD ülkeleri arasında her üç alanda birden performansını istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artıran tek ülke olmuş, son on yıllık dönemde de aynı başarıyı gösteren tek OECD üyesi olarak öne çıkmıştır." ifadesini kullandı.
Katılımcı ülke sayısının 81'den 91'e yükseldiği dönemde, Türkiye'nin fen alanında 34. sıradan 19'a, okumada 36. sıradan 18'e çıkmasının, ilerlemenin uluslararası konumunda da gerçekleştiğini gösterdiğine işaret eden Sunar, şu değerlendirmede bulundu:
"Pek çok ülke bugün performanslarındaki düşüşü konuşurken, bizim yükselen performansımızı görmemiz eğitim sistemimiz adına oldukça sevindirici. Bu genel yükselişin en anlamlı boyutu, iyileşmenin yeterlik dağılımının her iki ucunda birden görülmesidir. 2015'ten 2025'e temel yeterlik düzeyinin altında kalan öğrenci oranı fen alanında yüzde 44,4'ten yüzde 19,4'e gerilemiş, aynı dönemde üst düzey (5. ve 6. düzey) performans gösteren öğrenci oranı yüzde 0,3'ten yüzde 7,4'e yükselmiştir. Bir başka deyişle Türkiye hem tabanı güçlendirmiş, hem de en üst dilimi büyütmüştür."
- "Matematik temel yeterlikler açısından en kırılgan alan"
Fen bilimlerindeki güçlü performansın stratejik bir boyutunun da bulunduğunu dile getiren Sunar, "Fen alanında dünya genelinde üst düzey performans gösteren yaklaşık 1,9 milyon öğrencinin oluşturduğu havuza Türkiye yüzde 3,6'lık payla katkı sunarak beşinci sırada yer almaktadır. Bu öğrenciler arasında gelecekte STEM (fen, teknoloji, mühendislik ve matematik) alanlarında çalışmayı hedefleyenler dikkate alındığında Türkiye'nin payı yüzde 4,5'e yükselmektedir." diye konuştu.
Bununla birlikte, matematiğin temel yeterlikler açısından en kırılgan alan olmayı sürdürdüğüne dikkati çeken Sunar, öğrencilerin yaklaşık üçte birinin temel matematik yeterliklerinden yoksun olduğunu, bilgi işlemsel problem çözmede de Türkiye'nin 473 puan alarak 500 puanlık OECD ortalamasının gerisinde kaldığını söyledi.
Sunar, Türkiye'deki öğrencilerin her dilimde OECD ülkeleri genelinde benzer sosyo-ekonomik düzeye sahip öğrencilerin ortalamasından daha yüksek puan ortalamalarına sahip olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"En alt sosyo-ekonomik dilimdeki öğrencilerin fen puan ortalaması Türkiye için 466 iken OECD ülkeleri için 414'tür. Türkiye'nin yakaladığı ivmenin kalıcı bir kazanıma dönüşmesi, temel becerilerin tüm öğrencilerimiz için güçlendirilmesine, fırsat eşitliğinin sağlanmasına yönelik adımların kararlılıkla sürdürülmesine ve fen bilimlerindeki bu yetenek birikiminin nitelikli yükseköğretim ve kariyer olanaklarıyla desteklenmesine bağlıdır."
- "Türkiye, nadir grup içinde ayrıca öne çıkıyor"
Boğaziçi Üniversitesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Oğuz Köklü de Türkiye'nin 2003'te PISA'ya ilk kez katılmasından bu yana kademeli bir iyileşme sergilediğini vurguladı.
Bu iyileşmenin, PISA 2025'te en belirgin biçimini aldığını vurgulayan Köklü, "2015-2025 arasındaki on yılda Türkiye fen bilimleri okuryazarlığında 69, okuma becerilerinde 44, matematik okuryazarlığında 42 puan yükseldi." dedi.
Aynı süreçte OECD ülkelerinin ortalamalarının sırasıyla 11, 32 ve 27 puan gerilediğini aktaran Köklü, şunları kaydetti:
"İki eğilimin bu denli zıt yönlerde ilerlemesi, Türkiye'nin tabloya özgün bir biçimde dahil olduğunu göstermektedir. Türkiye, 91 ülke arasında fen bilimlerinde 34. sıradan 19. sıraya, okuma becerilerinde 36. sıradan 18. sıraya, matematikte ise 39. sıradan 28. sıraya çıktı. Tek bir döngüde, üç alanda birden bu ölçüde ilerleme kaydedilmesi, PISA tarihinde istisnai bir durumdur.
PISA 2025 döngüsünün ağırlıklı alanı fen bilimleri. Türkiye, 476 puandan 494 puana yükseldi. OECD ortalaması 482, tüm ülkeler ortalaması 443, Türkiye her ikisinin de üzerinde. PISA raporu, bu alanda puan yükselten ülkelerin küresel ölçekte azınlıkta kaldığına dikkati çekerek Türkiye'yi bu nadir grup içinde ayrıca öne çıkarıyor. On yıllık birikimli artışın 69 puana ulaşmış olması, bu sonucun tek bir döngüye özgü olmadığını ortaya koymaktadır."
- "Tablonun rastlantısal olmadığına işaret ediyor"
Köklü, okuma becerilerinde Türkiye'nin 456'dan 472 puana çıktığını, OECD ortalamasının ise 14 puan gerilediğini belirterek, şunları ifade etti:
"Yönler birbirinin tam tersi. Cinsiyet açısından bakıldığında kız öğrenciler erkeklerden 22 puan önde, OECD genelinde bu fark 30 puan. Türkiye'deki uçurumun görece dar kalması, dikkat çekici bir ayrıntıdır. Matematik okuryazarlığında artış 8 puan, 454'ten 462'ye. OECD ortalaması ise 9 puan düştü, şu an 463'te. Türkiye ile arasında yalnızca 1 puanlık fark kaldı. 429 puanlık tüm ülkeler ortalaması açısından bakıldığında ise Türkiye'nin konumu daha belirgin, bu ortalamadan 33 puan yukarıda. Üç alana birlikte bakıldığında ortaya çıkan tablo şudur, Türkiye fen bilimleri okuryazarlığında OECD ortalamasını geçmiş, okuma becerileri ve matematik okuryazarlığında ise bu çizgiye yakınsamıştır.
PISA 2025'in Türkiye için üç alanda eş zamanlı yükseliş, on yıla yayılan süreklilik ve OECD ortalamasıyla belirgin yakınsama ile sonuçlandığını dile getiren Köklü, "Bu üç unsurun bir arada gerçekleşmesi, tablonun rastlantısal olmadığına işaret etmektedir. Bununla birlikte PISA verileri, başarıyı belirleyen yapısal etkenleri sosyoekonomik bağlam, bölgesel eşitsizlikler, öğretmen nitelikleri, müfredat değişkenleri görünmez kılan bir anlık fotoğraf sunar. Gözlemlenen yükselişin arkasındaki mekanizmaların ortaya konulması, politika tartışmalarının sağlıklı zemine oturması için zorunludur." dedi.