Anasayfa

Öğrenciler yaz döneminde yurtlarda eşyalarını bırakabilir mi?

Yurtlarda yaz döneminde eşya bırakma yasağı esnetilip esnetilemeyeceğine, hangi öğrencilerin geçici ayrılma dönemlerinde yurtlarda eşyalarını bırakıp bırakamayacağına dair Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 15/09/2026 tarih ve 2026/18444-S.26.25133 sayılı kararı.

Haber Giriş : 2026-09-22T00:10, Son Güncelleme 2026-09-21T09:47

Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 15/09/2026 tarih ve 2026/18444-S.26.25133 sayılı kararında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran; Erzincan Kız Öğrenci Yurdu'nda kaldığını, idarenin yaz tatilinde oda ve dolapların tamamen boşaltılması talebinin kayıt sırasında zorunlu olarak imzalatılan maktu taahhütnameye dayandırıldığını ve bu durumun hukuka aykırı olduğunu, şehir dışından gelen ve kısıtlı ekonomik imkanlara sahip bir öğrenci olarak eşyalarını taşımasının imkansız olduğunu, CİMER başvurusundan olumsuz yanıt aldığını ifade ederek; öğrencilere depo/bavul alanı sağlanmasını, kilitli alanların eşya muhafazasına tahsis edilmesini veya boşaltma kuralının esnetilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü'nün E- - - sayılı yazısında özetle;

2.1. Öğrencilerin yurt kayıtları esnasında dijital olarak onayladıkları taahhütnamenin 21'inci maddesi uyarınca; yaz aylarında belirlenen yurt kapanma tarihi itibarıyla öğrencilerin oda ve dolaplarını boşaltmalarının zorunlu olduğu ve yurtta herhangi bir eşya bırakılamayacağı,

2.2. Yurt odaları ile valiz odalarının öğrencilere münhasır ve sürekli kullanım hakkı sağlayacak şekilde tahsis edilmediği,

2.3. Yaz döneminde yurtlar; yaz okulu, staj, ulusal ve uluslararası gençlik projeleri gibi programlar kapsamında yeniden tahsis edilebildiği, ayrıca binalarda kapsamlı bakım, onarım, temizlik, yangın güvenliği ve deprem güçlendirme çalışmalarının yapıldığı,

2.4. Sonuç olarak, tesis edilen işlemlerin hukuka ve hizmet gereklerine uygun olduğu, eşya bırakma talebinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

11. Başvuran, yaz tatilinde yurt odalarının zorunlu olarak boşaltılması uygulamasının yarattığı mağduriyete karşı, öğrencilere eşya muhafazası için kilitli alanlar tahsis edilmesini veya boşaltma kuralının esnetilmesini talep etmektedir.

12. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğü, öğrencilerin kayıt sırasında onayladıkları taahhütname uyarınca yaz aylarında oda ve dolapların boşaltılmasının zorunlu olduğunu; yurt alanlarının öğrencilere sürekli kullanım hakkı sağlayacak şekilde tahsis edilmediğini, yaz döneminde bu binaların yaz okulu, staj, gençlik projeleri gibi faaliyetler için kullanıldığını ve ayrıca kapsamlı bakım, onarım, temizlik ile deprem güçlendirme çalışmalarının yapıldığını belirterek, idarenin genel müdürlük talimatı dışında inisiyatif alamayacağını ve eşya bırakma talebinin ilgili mevzuat ve hizmet gerekleri doğrultusunda karşılanmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir.

13. Anayasa'nın 2'nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri olan "hukuki güvenlik ilkesi" bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını, idarenin keyfi uygulamalarından korunmalarını ve devletin eylem ve işlemlerinde belirli ve öngörülebilir olmasını gerektirir. İdare, kamusal yetkileri kullanırken ve bireylerin taleplerini değerlendirirken, mevzuatın kendisine çizdiği sınırlar içinde kalmalıdır. Danıştay'ın istikrar kazanmış kararlarında belirtildiği üzere idare, kendisine tanınan takdir yetkisini mutlak ve sınırsız bir biçimde değil, "kamu yararı" ve "hizmet gerekleri" sınırları içinde, birey yararı ile kamu yararı arasındaki dengeyi gözeterek kullanmalıdır. Bu kapsamda, idarenin yönetimi ve tasarrufu konusundaki işlemleri de anayasal ve yasal sınırlar çerçevesinde denetime tabidir. (AYM; E. 2014/35 sayılı 25.12.2014 tarihli) (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu; E.2024/1270, K.2025/859)

14. Anayasa'nın sosyal devlet ilkesini yansıtan ve devletin maddi imkanlardan yoksun öğrencilere öğrenimlerini sürdürebilmeleri için gerekli yardımları yapma yükümlülüğünü düzenleyen 42'nci maddesine dayanılarak çıkarılan 351 sayılı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri bir bütün olarak incelendiğinde; temel amacın fırsat eşitliği temelinde yükseköğrenim öğrencilerinin eğitim hayatlarını kolaylaştırmak, barınma (ibate), beslenme (iaşe), sağlık ve sosyo-kültürel ihtiyaçlarını güvenli bir ortamda karşılamak olduğu görülmektedir. Bu yasal çerçeve, yurtlar yapmak ve işletmek konusundaki asli görev ile yetkiyi doğrudan Gençlik ve Spor Bakanlığı ile bünyesindeki Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğüne tevdi ederek; yurtlarda barınacak öğrencilerin başvuru ve kabul şartlarından, alanların sevk, idare ve düzenlenmesine kadar tüm işleyişin tasarlanması ve bu kamu hizmetinin yürütülmesine dair gerekli ikincil mevzuatın hazırlanması hususunda idareyi tam yetkili kılmakta, sunulan barınma hizmetinin temel hukuki dayanağını ve kurumsal sorumluluk sınırlarını çizmektedir.

15. Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarında belirtildiği üzere, devletin kamu hizmetlerini sunma konusundaki pozitif yükümlülüklerinin sınırları belirlenirken, kamusal kaynakların etkin kullanımı hususundaki idari takdir yetkisi ile özellikle sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı grupların üzerinde oluşan külfet arasında makul ve adil bir "külfet dengesi" kurulması elzemdir. Devlet, hizmetlerin sunuluş yöntemini ve kapsamını belirleme hakkına sahip olmakla birlikte; bu takdir yetkisini kullanırken dezavantajlı bireylerin idari işleyiş karşısında ezilmemesini gözetmeli, hizmete erişimlerini orantısız şekilde zorlaştıracak aşırı bir külfet yüklemekten kaçınmalıdır. Nitekim Yüksek Mahkemenin içtihatlarında da vurgulandığı üzere, dezavantajlı grupların kamu hizmetlerine ulaşıp bu hizmetlerden fırsat eşitliği temelinde yararlanabilmeleri bağlamında; devlet için bir görev ve kişiler için de temel bir hak olan bu amacın gerçekleştirilmesinde, haktan yararlanmayı zayıflatıcı veya kısıtlı imkanlara sahip bireyler aleyhine fiili engeller yaratıcı idari düzenlemeler Anayasa'nın sosyal devlet ilkesine aykırı düşmektedir. (AYM GK; E: 2024/48161 sayılı 19.02.2026 tarihli ve E: 2016/69236 sayılı 03.07.2019 tarihli kararları), (Danıştay; E.2012/2512, K.2015/4746 ve E.2013/6827, K.2016/1402 sayılı kararları.)

16. İdare hukukunun temel ilkeleri uyarınca, idareye tanınan kamusal yetkilerin yegane varlık sebebi, toplumun her kesiminin, özellikle de engelli ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bireylerin haklarını ve ihtiyaçlarını gözeten üstün kamu yararının sağlanmasıdır. Bu bağlamda, idari yetkiler hiçbir surette idarenin özel gereksinimli gruplara sunması gereken hizmetlerin maliyetlerini düşürmek veya bu bireylere yönelik pozitif yükümlülüklerden doğan maddi ve hukuki külfetlerden kurtulmak amacıyla kullanılamaz. İdarenin, engelli ve dezavantajlı öğrencilerin yaşam koşullarını kolaylaştıracak tedbirleri almak yerine, sırf organizasyonel sorumluluktan kaçınmak veya daha az masrafa katlanmak saikiyle tek taraflı işlem yetkisini araçsallaştırması, söz konusu işlemin maksat unsuru yönünden hukuka aykırı olması (yetki saptırması) sonucunu doğurur. Kamu gücü ayrıcalıkları, idarenin kendi idari ve mali yükünü hafifletmek için değil, münhasıran dezavantajlı bireylerin kamu hizmetlerine fırsat eşitliği temelinde erişimini tesis etmek de dahil olmak üzere sosyal faydaya hizmet etmek için tanınmış hukuki araçlardır. Bu yetkilerin, engelli ve sosyoekonomik dezavantajlı gruplara yönelik külfetten kaçınma aracı olarak kullanılması, sosyal hukuk devleti ilkesiyle ve idari faaliyetin asli amacıyla hiçbir şekilde bağdaşmaz. (Tan, T. (2018). İdare hukuku: İdarenin kuruluşu, faaliyet türleri, işlemleri, sorumluluğu, kamu görevlileri, kamu malları, yargısal denetim, s.353-354.)

17. Şikayete konu uyuşmazlık incelendiğinde; Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğüne bağlı yurtların işleyişinin belirli mevzuat ve kurallar çerçevesinde yürütüldüğü görülmektedir. Gençlik ve Spor Bakanlığı Yurt Hizmetleri Yönetmeliği'ne dayanılarak çıkarılan Yurtlarda Alınacak Tedbirler ve Uygulamalar Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 11'inci maddesi gereğince, yurt alanlarının öğrencilere sürekli ve münhasır bir kullanım hakkı sağlamadığı anlaşılmaktadır. Yurtlar, binlerce öğrencinin barındığı toplu yaşam alanları olması hasebiyle, buralarda genel düzenin, hijyenin ve güvenliğin korunması ile hizmet sürekliliğinin sağlanması zorunluluk arz etmektedir. Yaz aylarında binaların kapsamlı bakım, onarım, temizlik, deprem güçlendirme ve yangın güvenliği gibi ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve bu alanların yaz okulu, staj veya uluslararası projeler gibi diğer gençlik faaliyetlerine tahsis edilebilmesi için odaların ve dolapların boşaltılması gerekmektedir. Bu nedenle tahliye işleminin, kamu hizmetinin kesintisiz, güvenli ve sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi adına idari bir zorunluluk olduğu değerlendirilmektedir.

18. Ancak İdarenin bu uygulaması karşısında, öğrencilerin yaz tatiline girerken tüm eşyalarını memleketlerine taşıma mecburiyetinde kalmalarının bireysel bir yük yarattığı açıktır. Kamu hizmetlerinin sunumunda, idari bir işlem nedeniyle bireysel olarak katlanılması gereken külfet ile toplumun genel faydası (sosyal yük) arasında makul bir denge gözetilmelidir. Yurt binalarının yaz aylarında bakıma alınarak daha güvenli ve konforlu bir şekilde yeni eğitim yılına hazırlanması tüm öğrencilerin ve kamunun ortak menfaatinedir. Bu ortak faydanın sağlanabilmesi için alanların boşaltılması meşru ve idari bir zorunluluk teşkil etmekle birlikte; engelli, sosyo-ekonomik imkanları kısıtlı ve uzak şehirlerden gelen öğrencilerin durumu göz önüne alınarak, idarenin hizmet bütünlüğünü sarsmayacak ölçüde bu yükü hafifletecek esnek çözümler üzerinde çalışmasının, vatandaş-devlet ilişkilerini daha da iyileştireceği mütalaa edilmektedir.

19. Kredi ve Yurtlar Genel Müdürlüğüne bağlı yurtların, yaz aylarında gerçekleştirilecek bakım-onarım çalışmaları ile diğer gençlik faaliyetlerine tahsis edilebilmesi amacıyla oda ve dolapların boşaltılmasının istenmesi, binaların kullanıma hazır bulundurulması açısından haklı bir idari yaklaşım olarak değerlendirilebilir. Ancak sosyal devlet ilkesi, idarenin sorumluluğunu yalnızca binaların fiziki şartlarını sağlamakla sınırlı tutmamakta; bilhassa engelli ve sosyo-ekonomik açıdan zor durumda olan öğrencilerin eğitim hayatlarını kolaylaştırıcı pozitif tedbirlerin alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, yaz tatili süresince tüm eşyalarını evlerine taşıma mecburiyetinde bırakılan söz konusu özel gereksinimli ve dezavantajlı öğrencilerin katlanmak zorunda kaldığı ağır ve orantısız bireysel külfetin hafifletilmesi, idarenin asli sorumluluklarının ve hakkaniyete dayalı kamu hizmeti anlayışının ayrılmaz bir parçasıdır.

20. Yurt binalarının yapıları ve kapasiteleri göz önüne alındığında, çok sayıda bağımsız odadan oluşan bu tesislerde halihazırda eşya muhafazası için uygun depo veya belirli alanların tahsis edilmiş olduğu görülmektedir. İdare tarafından fiilen sunulan bu mevcut imkanın, eğitim-öğretim dönemi bitiminde yurdu kalıcı olarak değil geçici olarak terk eden özellikle engelli ve sosyo-ekonomik açıdan zor durumda olan öğrenciler için bu ayrılış dönemlerinde de kesintisiz olarak devam ettirilmesi hakkaniyetin bir gereğidir. Üstelik bu süreçte, eşyaların korunmasına dair doğabilecek olumsuzluklara karşı söz konusu dezavantajlı öğrencilerden bir sorumluluk taahhüdü alınarak mevcut alanların kullandırılmaya devam edilmesi, hem bu özel gereksinimli ve kırılgan grupların yaşayacağı ağır mağduriyetleri önleyecek hem de idareyi olası hukuki yükümlülüklerden koruyacak pratik ve adil bir çözüm yoludur.

21. Söz konusu eşya muhafaza alanlarının belli orandaki engelli ve sosyo-ekonomik açıdan zor durumdaki öğrencilerin kullanımına sunulması, yurdun yaz okulu veya çeşitli gençlik projeleri gibi diğer amaçlarla kullanılmasını engellemeyecektir. Nitekim 351 sayılı Kanun uyarınca yurtların asli varlık sebebi; yükseköğrenim öğrencilerinin eğitim süreleri boyunca huzur, güven ve rahatlık içinde barındırılmasının sağlanmasıdır. Asıl yararlanıcı olan ve durumları gereği pozitif ayrımcılığa ihtiyaç duyan bu dezavantajlı grupların yaşam ile seyahat şartlarını kolaylaştıracak yapıcı adımlar, idarenin yaz dönemi planlamalarına engel olmak bir yana, kamu hizmetinin asıl amacına ve sosyal devlet ilkesine çok daha uygun düşmektedir. Barınma hizmetinden devlet güvencesiyle yararlanan engelli ve dar gelirli öğrenciler, idareden asgari bir destek ve esneklik görecekleri yönünde haklı bir beklenti içindedir. Yurt binalarının yaz aylarında kendi asli fonksiyonu dışındaki amaçlarla kullandırılmasından doğan yer açma gereksiniminin ve bunun getirdiği olağanüstü taşınma külfetinin, halihazırda fiziksel ve maddi zorluklarla mücadele eden fiziksel ve sosyoekonomik durumu yetersiz öğrencilerin omuzlarına yüklenmesi; külfetin adil dağıtımı ilkesiyle ve hakkaniyetle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.

22. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; idarenin katı ve şekilci bir yaklaşım sergilemek yerine, özellikle fiziksel ve sosyo-ekonomik açıdan zor durumda olan öğrenciler ile kamu arasındaki külfet dengesini adil bir biçimde tesis etmesi gerektiği açıktır. İdarenin, tatil dönemlerinde yurt alanlarının tamamen boş bulundurulması yönündeki genel uygulamasını esneterek, en azından bu kırılgan gruptaki öğrenciler için sorumluluk taahhüdü karşılığında eşya muhafazasına yönelik alternatif depo veya kilitli alanlar tahsis etmesi; hem idari hizmetlerin sürekliliğini sekteye uğratmayacak hem de söz konusu dezavantajlı öğrencilerin yaşayacağı ağır mağduriyetleri giderecektir. Sonuç olarak, mevcut uygulamanın fiziksel ve maddi imkansızlıklar içindeki öğrenciler üzerinde yarattığı ölçüsüz külfet göz önüne alındığında, bu durumdaki bireylerin katı kurallara tabi tutularak mağdur edilmesinin ve eşya bırakma taleplerinin toptan reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyet ilkelerine uygun olmadığı kanaatine varılmıştır.

VII. KARAR

-Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,

Bütün öğrenciler yönünden yurtlarda yaz döneminde eşya bırakma yasağının esnetilmesi talebinin REDDİNE,

-Dezavantajlı öğrencilere geçici ayrılma dönemlerinde eşyalarını bırakmaları için yer sağlanması yönünde KREDİ VE YURTLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

-6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu'nun 20'nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ilgili idare tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Bu bilgiler haricinde hukuki gerekçeler ve mevzuat yönünden konuyu detaylı olarak inceleyen Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 15/09/2026 tarih ve 2026/18444-S.26.25133 sayılı kararını bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.

Ahmet KANDEMİR

Memurlar.Net - Özel