Anasayfa

Üniversitelerde 'Sertifika Enflasyonu' Öğretim Görevlisi Olmak İçin Üç Ayrı Sertifika!

Üniversitelerin akademik personel ilanlarında her geçen gün yeni bir özel şartla karşılaşıyoruz.

Haber Giriş : 2026-09-25T00:10, Son Güncelleme 2026-09-24T10:32

Bir ilanda belirli bir çalışma konusu, diğerinde oldukça spesifik bir tecrübe, bir başkasında ise çeşitli eğitim ve sertifikalar adayların karşısına çıkıyor. Son örnek Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinden geldi. Üniversite tarafından 21 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ilanda, Rektörlüğe bağlı Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezinde istihdam edilmek üzere bir Öğretim Görevlisi (Ders Vermeyecek) kadrosu ilan edildi. Kadroya başvuracak adaylarda; "Lisans ve yüksek lisans eğitimini sosyal bilimler alanında yapmış olmak. Proje yönetimi anahtarı, insan kaynakları planlaması ve insan kaynakları yönetimi sertifikalarına sahip olmak." şartı arandı.

İşte tam burada üniversitelerde giderek yaygınlaşan "sertifika enflasyonu" yeniden tartışılmalıdır.

BU SERTİFİKALARIN STANDARDI NEDİR?

İlanda üç ayrı sertifika isteniyor. Ancak bu sertifikalarla ilgili cevaplandırılması gereken önemli sorular bulunuyor:

Bu sertifikalar hangi kurumdan alınmış olmalıdır? Eğitimler kaç saat sürmelidir? Uzaktan eğitimle alınabilir mi? Ölçme ve değerlendirme yapılması gerekiyor mu? Üniversitelerin sürekli eğitim merkezlerinden alınan her belge kabul edilecek midir? Özel eğitim kuruluşlarından alınan belgelerin durumu nedir?

En önemlisi de; bu sertifikaların Kariyer Merkezi Öğretim Görevlisi kadrosundaki görevi yerine getirebilme yeterliliğini gösterdiğine ilişkin objektif ölçüt nedir? İlan metninde bunların cevabı görülmüyor.

Bir belge akademik personel alımında adayın başvuru hakkını belirleyen bir kriter haline getiriliyorsa, o belgenin standardının da açık ve denetlenebilir olması gerekir.

SERTİFİKA MI, TECRÜBE Mİ?

Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezleri üniversitelerin öğrencilerle ve mezunlarla doğrudan temas eden önemli birimleridir. Bu merkezlerde öğrencilere kariyer planlaması, iş arama süreçleri, özgeçmiş hazırlama, mülakat teknikleri, iş dünyasıyla ilişkiler, staj ve istihdam olanakları gibi konularda destek sağlanıyor. Dolayısıyla böyle bir merkezde çalışacak öğretim görevlisinde aranabilecek en anlamlı kriterlerden birinin alanla ilgili gerçek ve belgelenebilir mesleki tecrübe olması beklenir.

Örneğin; kariyer danışmanlığı, insan kaynakları, işe alım süreçleri, kariyer planlama, üniversite-sanayi iş birliği veya proje yönetimi alanlarında belirli bir süre çalışmış olmak gibi şartlar doğrudan yapılacak işle ilişkilendirilebilir.

Bunun yerine kaynağı, süresi ve standardı açıkça ortaya konulmayan sertifikaların başvuru şartına dönüştürülmesi ne kadar sağlıklı?

BİRKAÇ GÜNLÜK EĞİTİM, YILLARIN TECRÜBESİNDEN DAHA MI DEĞERLİ?

Sertifika programlarının tamamını değersiz görmek elbette doğru değildir. Nitelikli kurumlar tarafından verilen, belirli bir eğitim süresine sahip, ölçme ve değerlendirme içeren programlar kişilerin mesleki gelişimine önemli katkılar sağlayabilir.

Sorun sertifikanın kendisi değil, sertifikanın personel alımında tecrübenin ve gerçek yetkinliğin yerine geçirilmesidir. Bir aday yıllarca insan kaynakları veya kariyer yönetimi alanında çalışmış olabilir. Yüzlerce işe alım sürecinde bulunmuş olabilir. Öğrencilerle kariyer danışmanlığı çalışmaları yürütmüş olabilir.

Ancak ilanda adı geçen üç sertifikadan biri bulunmuyorsa başvuramayacaktır.

Diğer taraftan söz konusu sertifikaları kısa süreli eğitimlerle edinmiş ancak uygulamada hiçbir mesleki tecrübesi bulunmayan bir aday başvuru şartını sağlayabilecektir.

İşte sorgulanması gereken çelişki budur.

AKADEMİK İLANLAR "SERTİFİKA KOLEKSİYONU"NA DÖNÜŞMEMELİ

Daha önce de farklı üniversitelerin akademik ilanlarında çeşitli sertifika şartlarını gündeme getirdik. Bu uygulama yaygınlaşırsa akademik personel ilanlarında yeni bir sorunla karşı karşıya kalabiliriz:

Sertifika koleksiyonu.

Bugün proje yönetimi...

Yarın insan kaynakları...

Sonra eğiticilerin eğitimi...

Ardından iletişim, liderlik, dijital yetkinlik veya başka bir eğitim...

Üniversiteler kendi ihtiyaçlarına göre her ilana birkaç sertifika eklemeye başlarsa adayların bilimsel ve mesleki yeterliliklerinden çok sahip oldukları belgelerin sayısı konuşulmaya başlanır.

Daha önemlisi, standartları ortak biçimde belirlenmemiş sertifikaların kamuya akademik personel alımında eleme kriterine dönüşmesi, fırsat eşitliği açısından da tartışma yaratır.

YÖK SERTİFİKA ŞARTLARINA BİR STANDART GETİRMELİ

Burada Yükseköğretim Kuruluna da görev düşüyor. Üniversitelerin öğretim elemanı ilanlarında hangi tür sertifikaların özel şart olarak aranabileceği konusunda daha açık ve objektif bir çerçeve oluşturulmalıdır. Bir sertifika gerçekten kadronun görevini yerine getirebilmek için vazgeçilmezse;

eğitimin asgari süresi, içeriği, belgeyi verebilecek kurumlar ve varsa ölçme-değerlendirme şartları açıkça belirlenmelidir. Bunlar belirlenemiyorsa sertifika, akademik kadroya başvurmanın ön şartı haline getirilmemelidir.

OSMANİYE KORKUT ATA ÜNİVERSİTESİ İLANI YENİDEN DEĞERLENDİRMELİ

Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinin Kariyer Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezine personel alırken bu alanda nitelikli bir aday araması son derece doğaldır.

Ancak bunun en sağlıklı yolu, standardı belirsiz sertifikaları üst üste sıralamak yerine kariyer yönetimi, insan kaynakları, proje yönetimi ve benzeri alanlarda gerçek ve belgelenebilir mesleki tecrübeyi ön plana çıkarmaktır.

Üniversitenin başvuru süresi içerisinde söz konusu özel şartları yeniden değerlendirmesi yerinde olacaktır. Çünkü kamuya ve üniversitelere personel alırken sorulması gereken soru;

"Kaç sertifikası var?" değil, "Bu işi yapabilecek bilgi, deneyim ve yetkinliğe sahip mi?"

olmalıdır. Sertifikalar mesleki gelişimin bir aracı olabilir; ancak liyakat ölçüsünün yerine geçmemelidir.

Memurlar.Net