Anasayfa

PKK terörü 1999'da bitecekti! Türkiye'ye 27 yıl kaybettirdiler

Öcalan, Kenya'dan getirilince PKK'yı feshetmeye hazırdı. Ancak devreye giren "çözümsüzlük lobisi" teröristbaşının bu adımı atmasına izin vermedi. PKK tekrar toparlanırken, gecikmenin bedelini Türkiye ödedi.

Haber Giriş : 2026-09-28T07:55, Son Güncelleme 2026-09-28T07:25

Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirildikten sonra örgütü tasfiye etmek istediği ancak devlet içindeki bazı yapıların buna engel olduğu belirtiliyor. Gazetemize konuşan uzmanlar, önce Şemdin Sakık ve ardından PKK elebaşı Öcalan'ın yakalanması ile oluşan zeminin çözümsüzlük lobisi tarafından sabote edildiğini söyledi. İsmini vermek istemeyen kaynaklar, Albay Hasan Atilla Uğur ve FETÖ olmak üzere sorunun çözümünü istemeyen odakların oynadığı role dair önemli bilgiler verdi.

UĞUR, KENYA EKİBİNDE YOKTU

Daha çok Doğu ve Güneydoğu'da yaşanan "beyaz toros", "asit kuyuları" ve "bıçak timleri" ile ismi anılan eski JİTEM Albayı Hasan Atilla Uğur, terör örgütü elebaşının yakalanması sonrası da kritik bir rol oynadı. Kamuoyunda "Öcalan'ı Kenya'dan getiren Albay" olarak ünlenen Hasan Atilla Uğur'un gerçekte operasyon ekibinde yer almadığı ortaya çıktı.

Gazetemize konuşan dönemin tanıklarından Emekli Kıdemli Albay Mithat Işık, Abdullah Öcalan'a "Memlekete hoş geldin" diyen Türk subayının Albay Abdullah Soyluoğlu olduğunu söyledi. Işık, Öcalan'ı getirmek üzere Antalya Karpuzkaldıran Askeri Kampında hazırlanan Özel Kuvvetler ekibinin son anda değiştirildiğini aktardı. Karpuzkaldıran'da hazırlanan operasyon ekibinin Şemdin Sakık'ı alan tim olduğunu aktaran Işık "Aralarında Fransızca bilen bir tercüman, bir doktor ve iki pilotun da yer aldığı başka bir ekip oraya gitti. Öcalan'ın Türkiye'ye indiği andan itibaren Hasan Atilla Uğur devreye girdi ve sorgulara katıldı. Operasyon öncesi ve sonrasında Özel Kuvvetler neden devre dışı bırakıldı bilemiyorum ancak teröristbaşı ile ilgili tüm inisiyatif jandarmaya devredildi" dedi.

SİYASET SAF DIŞI TUTULDU

AK Parti kurucularından Ersönmez Yarbay da Öcalan yakalandıktan üç yıl sonra kurulan ve iktidar olan partilerinin uzun yıllar bu dosyadan uzak tutulduğunu söyledi. İlk dönemlerinde cumhurbaşkanlığı seçimi, e-Muhtıra ve parti kapatma gibi hayati sorunlarla mücadele ettiklerini kaydeden Yarbay "Öcalan'ın yakalanması önemli bir hadiseydi. Ancak siyaset, bu süreçte saf dışı tutularak başka bir dizayn gerçekleştirildi. Terör illetinden kurtulmak adına o günkü şartlar şimdikinden çok daha müsaitken yaşanan krizler sebebiyle olaylar bugünlere kadar geldi" diye konuştu.

ŞARTLAR DAHA ELVERİŞLİYDİ

Akademisyen Prof. Dr. Ali Kemal Özcan, Öcalan'ın o günlerde örgütün tasfiyesi için adım atmaya hazır olduğunu ifade ederek "1999 şartları bugünlerden çok daha elverişliydi. Öcalan, o dönem bugün gelinen noktayı temellendirmişti. Hasan Atilla Uğur ve benzeri sivil, resmi isimler aslında derin devlet görünümlü Türk CHP'siydi. Onlara Kürt CHP'si HADEP ve o çizginin partileri ile FETÖ de katıldı ve barış iklimi, ihtimali sabote edildi. 2019 yılında Öcalan ile tüm bu konuları konuştum. Devleti temsil edenlerle kendi arasında o dönem kalın duvarlar örüldüğünü söyledi. Hatta Öcalan'ı Erdoğan'ı yıkmak için kullanmak istediler. Sadece 1999 değil, Oslo Komplosu ve birinci Barış Süreci aynı odaklar eliyle provoke edildi. Çözümsüzlük lobisi kazandı" diye konuştu.

KAYBIMIZ ÇOK BÜYÜK

Prof. Dr. Adem Palabıyık da Türkiye'nin önünün tıkandığını ve dökülen kan yanında yüzlerce milyarlık kayıpların yaşandığını belirterek şunları kaydetti:

PKK ve FETÖ gibi yapılarla mücadele hem çok zaman aldı hem de kalkınma projelerinin önünü tıkadıkları için savunma sanayisinde atılan adımlar gecikti. Bugünkü gelişmeler, PKK ve iş birlikçileri olmasaydı çoktan tamamlanmıştı. Türkiye'nin önünü tıkayan o lobiler FETÖ ile iş birliği yaptı. Yabancı istihbarat servisleri ile ortak hareket etti. Terör saldırıları ile ülkenin enerjisi tüketildi. Yüzlerce milyarlık ekonomik kayıp yaşadık. İç dengeleri zorlayan zorunlu göçe maruz kalındı. Toplumsal güven zedelendi. Demokratik gelişim aksadı.

SORUMLU MAKAMLARA İLETİLMEDİ, SİLAHLAR BIRAKILACAKTI

Dönemin üst düzey bir güvenlik kaynağı, Hasan Atilla Uğur'un özel imtiyazlarla İmralı'ya getirildiğini anlattı. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, şunları anlattı:

Karpuzkaldıran'daki ekibin değişimi ve Hasan Atilla Uğur'un sorgudan sorumlu isim olması Kenya operasyonu öncesi Ankara'ya gelen yabancı bir ekibin isteği ile gerçekleşti. Elbette içeriden de destek gördüler. Öcalan ısrarla örgütün bitirilmesi, dağdan indirilmeleri, silah bırakma zemininin oluşturulması gibi konuları gündeme getirirken, Uğur ve arkadaşları güncelliği olmayan sorularla zaman geçirdi. Ayrıca sorgu süreçleri 'bilgi çarkı' olarak nitelendirilen değerlendirme aşamalarından geçirilmedi. Tam anlamı ile kısır bir döngü hakim oldu. Öcalan, ısrarla devletin taleplerini duymak istediğini ve kendi yapabileceklerini söyledi. Ancak Uğur ve ekibi, bu konuşmaları ilgili ve sorumlulara iletmedi. Devlet, elindeki terör örgütü elebaşını etkin kullanamadığı için de PKK yeniden toparlandı. Devletin talepleri değil Hasan Atilla Uğur ve arkasındaki kişi ve kurumların istedikleri oldu.

Türkiye