Furkan Ali Çiftçioğlu, "Yanlış Kararın Faturası Neden Hazineye Kalıyor?" başlıklı yazısında kamu yönetiminde hatalı kararı veren ile bedeli ödeyenin farklı kişiler olduğunu vurguladı. Çiftçioğlu'ya göre kararı idareci verirken hatalı kararın faturasını kurum, yani milletin bütçesi ödüyor.
"Ne ceplerinden tek kuruş çıkıyor ne de sicillerine not düşülüyor"
Çiftçioğlu, görüşünü somut bir örnekle açıkladı. Görev tanımında yer almayan bir yükümlülüğü yerine getirmediği gerekçesiyle uyarı cezası alan bir personelin itirazı, kurul tarafından usul eksikliklerine rağmen reddediliyor. Personelin başvurduğu idare mahkemesi ise cezayı hukuka aykırı bularak iptal ediyor ve yargılama giderleri ile vekalet ücretini idareye yüklüyor.
Çiftçioğlu, asıl sorunun dosya kapandıktan sonra başladığını belirterek hatalı cezayı verenlerin ve onaylayanların ne maddi ne de idari hiçbir sonuçla karşılaşmadığını ifade etti ve "Bu ne kadar adil?" diye sordu.
Mevzuat açık, uygulama yok
Sorunun bir mevzuat boşluğundan değil, uygulamadaki alışkanlıktan kaynaklandığını kaydeden Çiftçioğlu, şu düzenlemelere dikkat çekti:
. Anayasa'nın 129. maddesi, kamu görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davalarının idare aleyhine açılmasını, ancak ilgili görevliye rücu edilmesi kaydıyla öngörüyor.
. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. ve 13. maddeleri, memurun kastı, kusuru veya ihmali sonucu idarenin uğradığı zararın ilgili memurca ödenmesini ve kurumun rücu hakkını düzenliyor.
. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi, mevzuata aykırı işlemlerden doğan kaynak kaybını kamu zararı olarak tanımlıyor. Çiftçioğlu, hukuka aykırı bir işlem nedeniyle ödenen vekalet ücretinin tam da bu tanımın içinde kaldığını vurguladı.
Dosya başına 30 bin lira, ülke genelinde milyarlar
Rücunun neden kağıt üzerinde kaldığını da değerlendiren Çiftçioğlu, kurum içi dayanışma refleksini ve bu incelemenin kimseye zorunlu bir görev olarak verilmemesini temel nedenler olarak gösterdi. Tek bir dosyada 30 bin lira civarında olan giderlerin, ülke genelinde her yıl açılan idari davalarla birlikte milyarlarca liraya ulaşabildiğini belirten Çiftçioğlu, bu toplamın kamuoyuyla paylaşılmamasını da eleştirdi: "Ölçülmeyen bir zarar yönetilemez."
Meselenin yalnızca maddi olmadığını da vurgulayan Çiftçioğlu, haksız görevlendirme, keyfi yer değişikliği ve hukuka aykırı disiplin cezalarının memurların ailesini, sağlığını ve mesleki şevkini etkilediğini, yargıdan dönse bile yaşanan psikolojik yıpranmanın telafi edilemediğini ifade etti.
Çiftçioğlu, yöneticilerdeki "nasılsa bedelini ben ödemeyeceğim" rahatlığının kurum kültürünü aşındırdığını belirterek, "Sorumluluğu olmayan yetki, hizmet aracı olmaktan çıkar ve bir güç zehirlenmesine dönüşür" dedi.
"Rücu tehdit değil, güvencedir"
Türkiye Yüzyılı vizyonuna atıfta bulunan Çiftçioğlu, güçlü devletin hesap verebilen yöneticilerle mümkün olduğunu savundu. Hukuka uygun karar veren yönetici için rücunun bir tehdit değil güvence olduğunu, çünkü dürüst yöneticiyi keyfi karar verenden ayıran en somut ölçünün bu olduğunu ifade etti.
Çiftçioğlu'nun altı maddelik çözüm önerisi
1. İdare aleyhine kesinleşen ve ödeme gerektiren her personel davası için hukuk ve iç denetim birimlerince zorunlu kusur incelemesi yapılması,
2. Kademeli sorumluluk: İyi niyetli yorum farkında sorumluluk yüklenmemesi, açık mevzuat ihlali veya içtihada rağmen ısrarda rücunun zorunlu olması, kast ve kötü niyette disiplin sürecinin de işletilmesi,
3. Rücu yoluna gitmeyen yetkilinin de kamu zararından sorumlu tutulması,
4. İdare aleyhine sonuçlanan personel davalarının sayısı ve ödenen tutarın faaliyet raporlarında yer alması, Sayıştay denetimlerinde ayrı başlık olarak incelenmesi,
5. Yöneticilerin iptal edilen işlem sayısının atama ve görevde kalma süreçlerinde dikkate alınması,
6. Davayı kazanan personele yönelik misilleme işlemlerinin önlenmesi ve ağırlaştırıcı kusur sayılması.
Çiftçioğlu, önerilerinin yöneticilere karşı değil, kamu yönetiminin itibarı için yapılmış bir çağrı olduğunu belirterek yazısını şu sözlerle tamamladı: "Hesap verebilirlik bir yöneticiyi zayıflatmaz; onu güçlendirir, meşrulaştırır ve kurumuna güven kazandırır."