AYM Genel Kurulu, hizmet birleştirmesiyle emekli olanların ikramiyesini kıdem tazminatı şartına bağlayan 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesine yönelik 6 başvuruyu bugün ilk incelemede görüşüyor.
5434 sayılı Kanun için altı başvuru, üç idare mahkemesi
Anayasa Mahkemesinin 24 Eylül'de ilan ettiği gündemde 89. maddeye ilişkin üç dosya vardı. 28 Eylül'de ilan edilen ek gündemle bu sayı altıya çıktı. Ankara 25. İdare Mahkemesi dört ayrı dosyayla başvurdu: E.2026/229, E.2026/234, E.2026/236 ve E.2026/237. Ankara 15. İdare Mahkemesinin dosyası E.2026/232, Ankara 3. İdare Mahkemesininki ise E.2026/243 esas numarasıyla kayda alındı. Altı başvurunun tamamı gündemde "İlk İtiraz Başvurusu" olarak yer alıyor. Hepsinde iptali istenen kural aynı: 6270 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 89. maddenin ikinci fıkrası.
İptali istenen fıkranın tam metni
Fıkra şöyle: " Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir."
5434 madde 89 ikinci fıkra ne anlama geliyor
Maddenin birinci fıkrası, bütün hizmeti Emekli Sandığına tabi geçenlere her tam hizmet yılı için bir aylık tutarında ikramiye veriyor. Bunun için başka bir şart aranmıyor.
İkinci fıkra ise farklı bir grubu düzenliyor. Memurluğun yanında SSK veya Bağ-Kur hizmeti olan ve hizmetleri birleştirilerek emekli olan kişiler bu grupta. Bunlara memurlukta geçen süre için ikramiye ödenmesi, memuriyetin kıdem tazminatı gerektirecek şekilde sona ermiş olmasına bağlanıyor.
Uygulamadaki sonucu şöyle: Bütün hizmeti Emekli Sandığında geçen biri, kamu görevinden nasıl ayrılmış olursa olsun ikramiye alıyor. Hizmeti birleştirilen kişi ise yalnızca memuriyetten kıdem tazminatı şartlarına uygun biçimde ayrılmışsa ikramiye alabiliyor. Bu nedenle memuriyeti kamu görevinden çıkarılmayla sona eren birleştirmeli emekliler ikramiyeden yararlanamıyor. İstifa ederek memurluktan ayrılıp özel sektörde çalışmaya devam edenler de aynı durumda kalabiliyor.
Ayrıca bu gruba ödenecek ikramiyenin tutarı da farklı hesaplanıyor. Hesaplama, kişinin görevden ayrıldığı tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden, aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak yapılıyor.
İlk inceleme ne demek, esas inceleme ne demek
Anayasa Mahkemesinde norm denetimi iki aşamada yürüyor. Bugün 89. madde için yapılacak olan ilk inceleme. Bu aşamada kuralın Anayasa'ya uygun olup olmadığı tartışılmıyor. Yalnızca başvurunun usule uygun olup olmadığına bakılıyor.
İlk incelemede önce şu soru sorulur: Başvuran mahkemenin elinde görev alanına giren, usulüne göre açılmış bir dava var mı? İkinci soru, iptali istenen kuralın o davada uygulanacak bir kural olup olmadığıdır. Uygulanacak kural, davanın çeşitli aşamalarında çıkan sorunların çözümünde ya da davanın sonuçlandırılmasında olumlu veya olumsuz etki yapacak nitelikteki kural olarak tanımlanıyor.
Başvuru belgeleri de ayrıca kontrol edilir. Mahkemenin gerekçeli kararında, aykırılığı ileri sürülen her hükmün Anayasa'nın hangi maddesine, hangi nedenle aykırı olduğunu ayrı ayrı göstermesi gerekiyor. Eksiklik bulunursa ne olacağı İçtüzük'te yazılı. Bu durumda esas incelemeye geçilmeden başvuru reddediliyor. Ancak bu ret kararı, mahkemenin eksikleri tamamlayıp yeniden başvurmasına engel değil. Açıkça dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan başvurular için de aynı yol izleniyor. Bu başvurular 6216 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca esasa girilmeden, gerekçesiyle reddediliyor.
Başvuru bu aşamayı geçerse Mahkeme "esasının incelenmesine" karar veriyor. Bu karar iptal anlamına gelmiyor. Dosya raportöre gidiyor ve esas inceleme raporu hazırlanıyor. Kuralın Anayasa'ya uygun olup olmadığı daha sonraki bir toplantıda tartışılıyor. İptal ya da ret kararı o toplantıda çıkıyor. Mahkeme ilk incelemede incelemeyi, bakılan davada uygulanacak kısımla sınırlayabiliyor. Aynı kurala yönelik dosyaların birleştirilmesi de sık görülen bir uygulama.
Bir süre sınırı da var. Anayasa'nın 152. maddesine göre Anayasa Mahkemesi itiraz başvurularında beş ay içinde karar vermek zorunda. Bu süre içinde karar çıkmazsa mahkeme davayı yürürlükteki hükümlere göre sonuçlandırıyor.
Gündemde "Esas İtiraz Başvurusu" olarak geçen dosyalar ise ilk incelemeyi daha önce geçmiş durumda. Bu dosyalarda bugün doğrudan iptal ya da ret kararı çıkabilir. Sonuçlar genellikle toplantıdan birkaç gün sonra açıklanıyor. Örneğin 16 Temmuz 2026'daki toplantının sonuçları 21 Temmuz'da ilan edilmişti.
Madde daha önce de AYM'nin önüne geldi
Emekli ikramiyesi ile hizmet birleştirmesi arasındaki sorun uzun bir yargı geçmişine sahip.
İlk adım 2009'da atıldı. Anayasa Mahkemesi 5 Şubat 2009 tarihli kararıyla (E.2005/40, K.2009/17), 2829 sayılı Kanun'daki "son defa Emekli Sandığına tabi görevden emekliye ayrılma" şartını iptal etti. Mahkeme bu şartı hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı buldu.
Yasa koyucu 2010'da benzer bir kural getirdi. Anayasa Mahkemesi bu kuralı da 12 Mayıs 2011 tarihli kararla (E.2010/81, K.2011/78) iptal etti. Gerekçe, kuralın önceki iptal edilen düzenlemeyle aynı nitelikte olmasıydı.
Bugün tartışılan kıdem tazminatı şartı ise 2012'de 6270 sayılı Kanun'la getirildi. CHP milletvekilleri bu şartın iptali için dava açtı. Anayasa Mahkemesi davayı 8 Kasım 2012'de karara bağladı (E.2012/33, K.2012/174). Karar 21 Eylül 2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Kıdem tazminatı şartı iptal edilmedi ve yürürlükte kaldı.
Bu noktada Anayasa'daki bir süre kuralı önem kazanıyor. Anayasa'nın 152. maddesine göre Mahkeme esasa girerek bir başvuruyu reddettiğinde, aynı hükme on yıl boyunca itiraz yoluyla yeniden başvurulamıyor. On yıl, ret kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihten itibaren işliyor. 2012 kararı açısından bu süre 2023'te doldu. Yerel mahkemelerin bugün aynı hükmü yeniden Anayasa Mahkemesine taşıyabilmesinin önündeki engel bu sayede kalkmış durumda.
Anayasa Mahkemesi aynı maddeye başka bir açıdan da müdahale etmişti. Mahkeme 25 Aralık 2014 tarihli kararında (E.2013/111, K.2014/195), ikramiye hesabında 30 yıldan fazla hizmetin dikkate alınmamasına ilişkin ibareleri inceledi. Bu karar sonrasında 30 yılı aşan hizmetler için de ikramiye ödenmesinin yolu açıldı.
Bireysel başvuruda ihlal kararı
Konuyu yeniden gündeme taşıyan gelişmelerden biri 2025'te verilen bir bireysel başvuru kararı oldu. Anayasa Mahkemesi 25 Şubat 2025 tarihli ve 2019/41241 başvuru numaralı kararında mülkiyet hakkının ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine hükmetti. Mahkeme ihlalin doğrudan 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesinden kaynaklandığını tespit etti. Kararın bir örneğini de kanun değişikliği yapılması gerektiği gerekçesiyle TBMM'ye gönderdi.
Meclis tarafında da bir hareketlilik var. 2026 yılında TBMM'ye sunulan bir kanun teklifi 89. maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarını yeniden düzenlemeyi öneriyor. Teklifin gerekçesinde, en son tabi olunan sigortalılık kolu veya kamu görevinden ayrılış biçimi esas alınarak ikramiye hakkının sınırlandırılmasının hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurduğu belirtiliyor.
Bugünkü AYM toplantısında ne olabilir
Başvurular ilk incelemeyi geçerse dosyalar esas incelemeye alınacak. Esas incelemenin sonunda iptal kararı çıkarsa, Anayasa'nın 153. maddesi gereği bu karar geriye yürümeyecek. Mahkeme iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yıla kadar erteleyebilir.
Mahkemelerin fıkranın tamamının iptalini istemesi de ayrıca dikkat çekiyor. Uyuşmazlığın asıl konusu kıdem tazminatı şartı. Fıkranın tamamı iptal edilirse, birleştirmeli emeklilere ikramiye ödenmesinin yasal dayanağı da ortadan kalkabilir. Bu nedenle Mahkemenin incelemeyi kıdem tazminatı şartıyla sınırlayıp sınırlamayacağı izlenecek.
Gündemdeki diğer dosyalar: Hangi kurallar AYM önünde?
Değişik İşler: Yeni Parti
E.2026/9 numaralı dosyada, Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun hükümsüz sayılması talebi var. Talep, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılık gerekçesine dayanıyor. Aynı Kanun'un 104. maddesi uyarınca partinin sicilden terkini de isteniyor.
Yargı Paketi'ne (7589 sayılı Kanun) yönelik başvurular
7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. Kanun yürürlüğe girer girmez hem soyut hem somut norm denetimine konu oldu.
E.2026/240: Kanun'un bazı hükümleri için iptal ve yürürlüğü durdurma istemiyle dava açıldı. Dosya "İlk İptal Davası" olarak gündemde. İlk incelemede dava açma süresi, davacıların sıfatı ve dilekçenin usule uygunluğu değerlendirilecek.
E.2026/226 (Birecik Kadastro Mahkemesi): Başvuru, HMK'nın davaların birleştirilmesine ilişkin 166. ve 168. maddelerine yönelik. Yeni düzenlemeye göre ilk davanın açıldığı mahkeme, birleştirme kararıyla ancak karar kesinleştikten sonra bağlı oluyor. Aynı düzey ve sıfattaki mahkemeler arasındaki birleştirme kararlarına karşı yalnızca istinaf yoluna gidilebiliyor. İlk derece mahkemelerinin ayırma kararlarına karşı ise ancak hükümle birlikte istinafa başvurulabiliyor. Birleştirme kararının kesinleşmesinin beklenmesi, özellikle birbirine bağlı dosyaların yoğun olduğu kadastro yargılamasında süreci uzatabilecek bir unsur olarak görülebilir.
E.2026/230 (Kocaeli 16. Asliye Ceza Mahkemesi): Başvuru, TCK 158'e eklenen (4) numaralı fıkraya yönelik. Kamuoyunda "IBAN kiralama" olarak bilinen düzenleme bu. Buna göre dolandırıcılığa iştirak, başkasına banka veya kredi kartı, hesap bilgisi ya da kripto varlık hesabına erişim aracı vermekle sınırlıysa ceza yarı oranında indiriliyor. Mahkemenin itiraz gerekçesi gündemde yer almıyor.
E.2026/231 (Batman 9. Asliye Hukuk Mahkemesi): Başvuru, TBK 55'e eklenen fıkraya yönelik. Yeni kurala göre çalışma gücü kaybı ve destekten yoksunluk tazminatlarında, kazancın bilindiği döneme ait tutara olay tarihinden faiz işliyor. Kazancın bilinmediği döneme ait tutara ise ancak karar tarihinden itibaren faiz işletiliyor. Uzun süren davalarda bu ayrım zarar görenin aleyhine önemli bir fark yaratabilir. Mahkeme ayrıca yürürlüğün durdurulmasını da istedi. Değişiklik yalnızca yürürlükten sonra meydana gelen olaylara uygulanıyor.
7590 sayılı Kanun
E.2026/241: 7590 sayılı Kanun'un bazı hükümleri için iptal davası açıldı. Dosya ilk inceleme aşamasında. Bu torba kanun vergi, çalışma hayatı, kamu ihale sistemi, ulaştırma, eğitim, elektronik haberleşme ve sosyal güvenlik alanlarında değişiklikler içeriyor.
Kadro kararnameleri
E.2026/238 numaralı dava, 199 sayılı CBK ile Emniyet Genel Müdürlüğü için ihdas edilen kadrolara yönelik. E.2026/239 numaralı dava ise 200 sayılı CBK ile 2 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında CBK'ya eklenen ek 4. maddeye yönelik. Her iki dava da ilk inceleme aşamasında.
Ceza hukukuna ilişkin itirazlar
E.2026/235 (Erzurum BAM 9. Ceza Dairesi, ilk inceleme): Başvuru CMK 286/2-a'ya yönelik. Bu hüküm, ilk derece mahkemesinin verdiği beş yıl veya daha az hapis cezaları ile her miktardaki adli para cezalarında, istinaf başvurusunun esastan reddine dair BAM kararlarını temyiz edilemez hale getiriyor. Tartışma, temyiz yolunun kapanmasının hak arama özgürlüğüyle bağdaşıp bağdaşmadığı üzerinde yoğunlaşabilir.
E.2026/228 (Yenice Asliye Ceza Mahkemesi, ilk inceleme): Başvuru, TCK 135/1 ve 136/1'deki "kişisel veriler" ibarelerine yönelik. TCK'da "kişisel veri" kavramının tanımı bulunmuyor. Bu nedenle itirazın suçta kanunilik ve belirlilik ilkesi ekseninde olması muhtemel.
E.2026/242 (Yalova 7. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk inceleme): Başvuru, TCK 167/1'in (b) bendine ve bentleri bağlayan hükme yönelik. Bu hüküm, yağma dışındaki malvarlığına karşı suçlar bir üstsoy, altsoy veya evlatlık ilişkisindeki akrabanın zararına işlendiğinde, ilgili akrabaya ceza verilmemesini öngörüyor. Mağdurun korunması açısından tartışmalı bir şahsi cezasızlık hali bu.
E.2026/73 (Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesi, esas): Başvuru, TCK 145/1'e yönelik. Bu hüküm, hırsızlıkta malın değerinin azlığı nedeniyle cezanın indirilmesine veya ceza verilmemesine imkan tanıyor. Dosya esas aşamasında olduğu için bugün karar çıkabilir.
E.2026/100 (Ankara BAM 6. Ceza Dairesi, esas): Başvuru, TCK 75/4'teki "yukarı sınırı altı ayı aşmayan" ibaresine yönelik. Fıkra, hapis cezası ile adli para cezasının seçimlik olduğu ve hapis cezasının üst sınırının altı ayı aşmadığı hallerde, önödeme miktarının adli para cezası esas alınarak hesaplanmasını öngörüyor. Aynı daire bu ibare için daha önce de iki kez başvurmuştu. Her iki başvuru da hakaret davalarına ilişkindi. Başvurular E.2025/174 ve E.2026/11 numaralarıyla kayda alındı ve ilk incelemede sonuçlandırıldı. Üçüncü başvuru ise esas incelemeye kadar ilerledi.
E.2025/146 (Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesi, esas): Başvuru iki kurala yönelik. Birincisi CMK 191/3-(b). Bu bent, duruşmada iddianame yerine suçlamanın dayanağı olan eylemlerin, delillerin ve hukuki nitelendirmenin anlatılmasını düzenliyor. İkincisi, 2547 sayılı Kanun'un öğretim elemanları hakkındaki ceza soruşturması usulünü düzenleyen 53. maddesinin (c) fıkrası.
Özel hukuk ve usul hukukuna ilişkin itirazlar
E.2026/227 (İstanbul 2. Aile Mahkemesi, ilk inceleme): Başvuru, İİK 72/7'ye yönelik. Bu hüküm, borçlu olmadığı parayı icra takibi nedeniyle ödemek zorunda kalan kişiye, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde paranın geri alınması için dava açma hakkı tanıyor. Tartışma bir yıllık süre üzerinde yoğunlaşıyor.
E.2026/62 (Ankara BAM 21. Hukuk Dairesi, esas): Başvuru, TTK 446/1-(b)'deki "çağrının usulüne göre yapılmadığını" ibaresine yönelik. Mevcut düzenlemede anonim şirket genel kurul kararına iptal davası açan pay sahibinin, çağrıdaki usulsüzlüğün yanında bu usulsüzlüğün kararın alınmasında etkili olduğunu da ileri sürmesi gerekiyor. İtiraz, çağrı usulsüzlüğü bakımından bu ek şartın kaldırılmasını hedefliyor.
E.2026/115 (Adana BAM 3. Hukuk Dairesi, esas): Başvuru, KTK 104/1'in ikinci cümlesindeki "ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı" ibaresine yönelik. Madde, onarım, bakım veya park amacıyla teslim edilen araçların verdiği zarardan teşebbüs sahibini sorumlu tutuyor. Aynı cümle, işleten ile trafik sigortacısının bu durumda sorumlu olmayacağını da düzenliyor. Aynı daire bu ibare için daha önce de başvurmuştu. Destekten yoksun kalma davasında yapılan o başvuru, 12 Şubat 2026'da yöntemine uygun olmadığı gerekçesiyle reddedilmişti (E.2026/21, K.2026/27). Yenilenen başvuru bu kez ilk incelemeyi geçti.
E.2026/79 (Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi, esas): Başvuru, Avukatlık Kanunu 174/2'nin birinci cümlesine yönelik. Bu cümle, avukatın azli halinde ücretin tamamının ödeneceğini düzenliyor. Avukat kusur veya ihmali nedeniyle azledilmişse ücret ödenmiyor.
E.2026/84 (Hatay 2. İş Mahkemesi, esas): Başvuru, 6356 sayılı Kanun'un 75. maddesinin (6) numaralı fıkrasına yönelik. Yargıtay uygulamasında bu hüküm, grev yapan sendikanın yetki tespiti başvuru tarihindeki üyelerinin dörtte üçünü kaybetmesinin sonuçlarıyla birlikte ele alınıyor. Hükme doktrinde de itirazlar var. Bazı yazarlar hükmün eşitlik, sendika özgürlüğü, toplu sözleşme ve grev hakkına aykırı olduğunu savunuyor.
E.2026/8 (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, esas): Başvuru, Bilirkişilik Kanunu'nda şirketlerin bilirkişi olarak görevlendirilmesini mümkün kılan hükümlere yönelik. İtiraz edilen hükümler dört başlıkta toplanıyor. Birincisi, bilirkişi tanımına özel hukuk tüzel kişilerinin dahil edilmesi. İkincisi, Daire Başkanlığının bu tüzel kişilerin niteliklerini, uzmanlık alanlarını ve yetki çevrelerini belirleme görevi. Üçüncüsü, bölge kurullarının bu tüzel kişilere faaliyet izni verme ve izni iptal etme yetkisi. Dördüncüsü, tüzel kişi bünyesinde çalışanlara aranan şartlar ile raporlarda ad ve imza bulunması zorunluluğu. Tartışma, bilirkişiliğin kişisel ve tarafsız bir görev olması ilkesiyle şirket modelinin bağdaşıp bağdaşmadığı üzerinde yoğunlaşabilir.
İdare ve personel hukukuna ilişkin itirazlar
E.2026/87 (Muğla 2. İdare Mahkemesi, esas): Başvuru, Kabahatler Kanunu 17/4'ün bir bölümüne yönelik. İtiraz edilen bölüm, mahalli idarelerin verdiği idari para cezalarını, aksine hüküm yoksa 6183 sayılı Kanun'a göre kendilerinin tahsil etmesini öngörüyor. Cezayı veren ile tahsil eden idarenin aynı olması tartışmanın odağında.
E.2026/128 (Muğla 2. İdare Mahkemesi, esas): Başvuru, 926 sayılı Kanun'un 79. maddesinin üçüncü fıkrasındaki bir ibareye yönelik. İbare, astsubayların kıdem hesabında "ilk defa astsubay olmak için başvuru yaptıkları tarihteki öğrenim süreleri"nin esas alınmasını öngörüyor. Bu durumda meslek içinde sonradan tamamlanan öğrenimin kıdeme yansımaması, eşitlik yönünden tartışma konusu.