Anasayfa

AYM'nin süresiz nafakayı iptal eden kararı Resmi Gazetede

Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'ndaki süresiz yoksulluk nafakası düzenlemesini Anayasa'ya aykırı buldu. Mahkeme, Kanun'un 175. maddesindeki "süresiz olarak" ibaresini iptal etti. Karar bugün Resmi Gazete'de yayımlandı. İptal hükmü dokuz ay sonra, 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek.

Haber Giriş : 2026-09-30T00:16, Son Güncelleme 2026-09-30T00:18

Kararla yoksulluk nafakası kaldırılmadı. İptal edilen yalnızca nafakanın süresiz olmasını öngören ibare. Mahkemeye göre nafakanın süresi her olayın kendi şartlarına göre hakim tarafından belirlenebilmeli. Hangi durumlarda ömür boyu nafakaya hükmedileceği de kanunda açıkça yazmalı. Mahkeme, yasal boşluk oluşmaması için dokuz aylık süre tanıdı. Bu süre içinde TBMM'nin yeni kuralları belirlemesi bekleniyor.

Yoksulluk nafakası nedir? TMK 175. maddede süresiz nafaka nasıl düzenleniyordu?

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden geçim sıkıntısına düşen eşe diğer eşin yaptığı düzenli ödemedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla bu nafakayı isteyebiliyor. Nafaka, ödeyecek kişinin mali gücü oranında belirleniyor. Maddeye göre nafakayı ödeyecek kişinin kusurlu olması da gerekmiyor.

Kanunda "yoksulluk" kelimesinin tanımı yok. Yargıtaya göre yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak geliri olmayan kişi yoksul sayılıyor.

Nafaka bugünkü sistemde ancak belirli hallerde sona eriyor. Nafaka alan kişi yeniden evlenirse ya da taraflardan biri ölürse nafaka kendiliğinden kalkıyor. Alacaklının evlenmeden biriyle evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi halinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılıyor. Bu durumlar gerçekleşmedikçe nafaka borcu ömür boyu sürebiliyor.

Süresiz nafaka kuralı 1988'de getirilmişti

Eski Medeni Kanun'un ilk halinde yoksulluk nafakası bir yılla sınırlıydı. Bu süre sınırı 1988'de 3444 sayılı Kanunla kaldırıldı ve nafakanın süresiz istenmesinin önü açıldı. 2001'de yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu da aynı düzenlemeyi korudu.

Antalya 12. Aile Mahkemesi süresiz nafakayı Anayasa Mahkemesine taşıdı

Kural, bir boşanma davasına bakan Antalya 12. Aile Mahkemesinin itirazı üzerine Anayasa Mahkemesinin gündemine geldi. İtiraz yolunda, davaya bakan mahkeme uygulayacağı kuralı Anayasa'ya aykırı bulursa Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor.

Aile Mahkemesine göre süresiz nafaka, ödeme yükümlülüğünü kişinin hayatının sonuna kadar uzatabiliyor. Bu da kişinin yeniden evlenmesine, mülk edinmesine ve yeni çocuklarını korumasına engel oluyor. Mahkeme, kuralın özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile mülkiyet hakkını ölçüsüz biçimde sınırladığını ileri sürdü.

Anayasa Mahkemesi 2012'de süresiz nafakayı Anayasa'ya uygun bulmuştu

Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi daha önce de incelemişti. O dosyada itiraz yoluna Kestel Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla başvurmuştu. Mahkeme, başta 2. ve 10. maddeler olmak üzere kuralın Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi 17 Mayıs 2012 tarihli kararıyla bu talebi reddetti. O dönem 17 üyeden oluşan Mahkemede yalnızca bir üye karşıoy kullanmıştı.

2012 kararında süresizliğin, nafaka alacaklısının her durumda ölünceye kadar nafaka alacağı anlamına gelmediği belirtilmişti. Mahkemeye göre kanun koyucunun amacı, yoksulluğa düşen eşin şartlar devam ettiği sürece desteklenmesi ve asgari yaşam ihtiyaçlarının karşılanmasıydı. Kararda yoksulluk nafakasının amacının alacaklıyı zenginleştirmek olmadığı da vurgulanmıştı. Mahkeme, süresiz nafakayı sosyal hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak görmüştü.

Ankara 5. Aile Mahkemesinin 2015'teki itirazı "10 yıl kuralı" nedeniyle incelenmedi

Aynı ibare 2015'te bir kez daha Anayasa Mahkemesinin önüne geldi. Bu kez itiraz yoluna Ankara 5. Aile Mahkemesi başvurdu. Ancak Anayasa Mahkemesi bu başvuruyu esastan incelemeden reddetti.

Bunun nedeni Anayasa'nın 152. maddesinin son fıkrasındaki kuraldı. Bu kural 6216 sayılı Kanun'un 41. maddesinde de yer alıyor. Buna göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü esastan inceleyip reddederse, karar Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra 10 yıl geçmedikçe aynı hüküm için yeniden başvuru yapılamıyor. 2012 kararının üzerinden henüz 10 yıl geçmediği için Ankara'dan gelen itiraz incelenmedi. Bu süre dolduktan sonra yapılan Antalya 12. Aile Mahkemesinin itirazı ise esastan incelendi ve iptalle sonuçlandı.

Yargıtay, AYM'nin 2012 kararına rağmen süresiz nafakayı emredici kural saydı

Yeni kararda ise 2012 kararından sonra uygulamanın değişmediğine dikkat çekildi. Yargıtay, ibareyi emredici bir kural olarak görmeye devam etti. Yani hakimin nafakanın süresini belirleme yetkisi olmadığı kabul edildi. Yargıtaya göre nafakayı belli bir süreyle sınırlamak kanuna açıkça aykırıydı. Anayasa Mahkemesi bu yaklaşımın örneği olarak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2017 tarihli bir kararına yer verdi.

AYM 2020'de süresiz nafaka şikayetini bireysel başvuruda esastan incelememişti

Süresiz nafaka, Anayasa Mahkemesinin önüne bireysel başvuru yoluyla da geldi. Antalya'da yaşayan bir kişi, boşandığı eşine ayda 225 lira yoksulluk nafakası ödemeye mahküm edilmişti. Eşinin mali durumunun iyi olduğunu söyleyerek nafakanın kaldırılması için dava açtı. Yargıtayın bozma kararından sonra nafaka kaldırılmadı ama aylık 125 liraya indirildi.

Bu kişi, nafakanın süresiz olması ve kaldırılmaması nedeniyle maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdü. Anayasa Mahkemesi, Eylül 2020'de Resmi Gazete'de yayımlanan kararla başvuruyu kabul edilemez buldu. Mahkemeye göre başvurucu, yargılama sırasında nafakanın süresine hiç itiraz etmemişti. Bu nedenle süresizlik şikayeti için başvuru yolları tüketilmemişti. Nafakanın kaldırılmaması şikayeti ise açıkça dayanaktan yoksun görüldü. Mahkeme, derece mahkemelerinin tarafların ekonomik durumunu incelediğini ve takdir yetkisinin sınırlarını aşmadığını belirtti. Böylece süresiz nafakanın anayasal sorun oluşturup oluşturmadığı o dosyada tartışılmadı.

AYM gerekçesi: Süresiz nafaka, nafaka borçlusuna ağır bir külfet yüklüyor

Mahkeme kuralı Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddeleri yönünden inceledi. Anayasa'nın 17. maddesi herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını güvenceye alıyor. 5. madde de devlete bu konuda görev yüklüyor. Mahkemeye göre devlet, özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda iki tarafın haklarını dengeli biçimde gözetmek zorunda.

Kararda önce belirlilik ilkesine değinildi. Belirlilik, kanunların herkesin anlayabileceği ve sonucunu önceden görebileceği açıklıkta olması demek. Mahkemeye göre kuralın metni her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılmıyor. Ancak yargı uygulaması tam tersi yönde gelişti. Bu nedenle kuralın açık ve belirli olduğu söylenemez.

Mahkeme, boşanmada ağır kusuru olmayan eşe belirli bir parasal destek sağlanmasını makul buldu. Ancak bu yükün hiçbir ölçüt aranmadan süresiz olarak öngörülmesini sorunlu gördü. Kararda, kusurlu olması bile gerekmeyen nafaka borçlusunun ömür boyu bu evliliğin sonuçlarına bağlı kalmasının ağır bir külfet olduğu vurgulandı. Mahkemeye göre bu durum kişinin ruhsal, ekonomik ve sosyal bütünlüğünü olumsuz etkiliyor. Böylece taraflar arasındaki makul denge ortadan kalkıyor.

Nafaka süresi belirlenirken evlilik süresi, yaş, sağlık ve eğitim durumu dikkate alınmalı

Mahkeme, yoksulluk nafakasının kural olarak belirli bir süreyle sınırlanabileceğini belirtti. Bazı durumlarda ise nafaka alacaklısı lehine süre uzatılabilmeli ve ömür boyu nafakaya hükmedilebilmeli.

Kararda hakime nafakanın süresini belirleme yetkisi verilmesi gerektiği vurgulandı. Hakim bu kararı verirken evliliğin ne kadar sürdüğüne bakabilmeli. Nafaka alacak eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu da dikkate alınmalı. Kişinin kendi imkanlarıyla geçimini sağlayıp sağlayamayacağı da önemli bir ölçüt olmalı. Mahkemeye göre bu konuda belirli ve öngörülebilir bir çerçeve kurulmalı. Süresiz nafaka gerektiren durumların ölçütleri de kanunda açıkça yer almalı.

Mahkeme bu gerekçelerle kuralın Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı olduğuna karar verdi. Kuralın 20. ve 41. maddeler yönünden ayrıca incelenmesine gerek görülmedi. Kuralın 10. ve 35. maddelerle ilgisi görülmedi.

Karşılaştırmalı hukukta nafaka süresi: Hollanda'da en fazla 5 yıl, Belçika'da evlilik süresi kadar

Kararda başka ülkelerdeki uygulamalara da yer verildi. İsviçre'de nafakanın miktarı ve süresi her olayın özelliğine göre belirleniyor. Almanya'da eşlerin kendi geçimini sağlaması esas alınıyor. Ancak nafaka için kesin bir azami süre öngörülmüyor. Fransa'da nafaka genellikle toplu ödeme şeklinde yapılıyor. Ömür boyu ödeme ise istisnai olarak mümkün.

Bazı ülkeler ise nafakayı süreyle sınırladı. İngiltere'de taraflar arasındaki ekonomik bağımlılığın makul bir sürede bitmesi amaçlanıyor. Hollanda'da nafaka süresi kural olarak evlilik süresinin yarısı kadar ve en fazla beş yıl. On beş yıldan uzun evliliklerde veya ortak çocuk varsa farklı süreler uygulanıyor. Belçika'da nafaka süresi kural olarak evlilik süresini aşamıyor. Ancak ihtiyaç devam ederse bu süre uzatılabiliyor.

İptal kararı 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek: Mevcut nafakalar ne olacak?

Mahkeme, ibarenin hemen yürürlükten kalkmasının hukuki boşluk yaratacağını değerlendirdi. Bu nedenle iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi. Karar 30 Eylül 2026'da yayımlandığı için iptal hükmü 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar mevcut kural uygulanmaya devam edecek.

Anayasa'nın 153. maddesine göre iptal kararları geriye yürümüyor. Kararda, halihazırda ödenmekte olan nafakaların durumuna ilişkin ayrı bir değerlendirme yer almıyor. Bu konuda TBMM'nin yapacağı yeni düzenleme belirleyici olacak.

Üç üyeden karşıoy: Süresiz nafaka ekonomik olarak zayıf eşi koruyan bir sosyal devlet aracı

Karar oyçokluğuyla alındı. Üyeler Engin Yıldırım, Selahaddin Menteş ve Kenan Yaşar iptal görüşüne katılmadı. Üyeler ortak karşıoy gerekçesi yazdı.

Karşıoy gerekçesine göre yoksulluk nafakasının merkezinde zaman değil ihtiyaç var. Bu yüzden nafaka bir ödül ya da tazminat gibi görülemez. Üyeler, Medeni Kanun'un 176. maddesinin nafaka borçlusunu korumak için yeterli araçlar sunduğunu belirtti. Şartlar değişirse nafaka azaltılabiliyor ya da tamamen kaldırılabiliyor. Üyelere göre ortaya çıkan sorunlar kuralın kendisinden değil, uygulamadaki katı yorumdan kaynaklanıyor. Bu da bir anayasa sorunu değil, uygulama ve içtihat sorunu.

Karşıoy yazısında kadınların durumuna da dikkat çekildi. Üyelere göre kadınların iş hayatına katılım oranı erkeklerden düşük. Ev içi bakım ve görünmeyen emek büyük ölçüde kadınlar tarafından üstleniliyor. Boşanma sonrası gelir kaybı ve yoksulluk riski de kadınlarda daha yüksek. Bu nedenle nafaka, uygulamada kadınların ekonomik korunmasına hizmet ediyor. Üyeler, Türkiye'nin taraf olduğu Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi'ne (CEDAW) de atıf yaptı.

Üyeler ayrıca süreli ya da süresiz nafaka modelinden hangisinin seçileceğinin kanun koyucunun tercihi olduğunu vurguladı. Onlara göre Anayasa'dan zorunlu olarak çıkan tek bir nafaka modeli yok. Çoğunluğun 2012 kararından ayrılmayı gerektiren yeterli bir neden ortaya koymadığını da belirttiler.

Yıldız Seferinoğlu'ndan farklı gerekçe: Sorun belirlilik ilkesinde

Üye Yıldız Seferinoğlu, iptal sonucuna katıldı ancak farklı gerekçe yazdı. Seferinoğlu'na göre sorun, nafaka borçlusu ile alacaklısı arasındaki dengede değil. Sorun, kuralın ne anlama geldiğinin yeterince açık olmaması.

Seferinoğlu, Anayasa Mahkemesinin 2012'deki yorumunun bile uygulamayı değiştiremediğini hatırlattı. Kuralın on yılı aşkın süredir en katı yorumuyla uygulandığını belirtti. Bu durumda evlenen ya da boşanan kişiler nafakanın ne kadar süreceğini önceden bilemiyor. Seferinoğlu'na göre iptal, doğrudan Anayasa'nın 2. maddesindeki belirlilik ilkesine dayandırılmalıydı. Kanun koyucudan da yalnızca nafakanın süresini açık ve öngörülebilir biçimde düzenlemesi beklenmeliydi.

Kararı görmek için tıklayınız.

Memurlar.Net - Özel