Anasayfa

Arpaguş: Camiye yabancılaşma, kendi kimliğine yabancılaşmadır

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası'nda cami, cemaat ve ibadet bilincinin önemine dikkat çekerek Müslümanların kendi değerleriyle bağını koparmaması gerektiğini söyledi. Hızlı kentleşme ve bireyselleşmenin insanları yalnızlaştırdığını belirten Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, camiye yabancılaşmanın kişiyi kendi kimliğinden ve öz değerlerinden uzaklaştıracağını vurguladı.

Haber Giriş : 2026-10-01T16:58, Son Güncelleme 2026-10-01T17:01

Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle "Cami ve Sosyal Hayat" teması çerçevesinde gerçekleştirilecek programlarla, asr-ı saadetten bu yana camilerin bireysel ve toplumsal hayattaki yerini ve önemini yeniden tefekkür etme imkanını bulacaklarını belirtti.

Arpaguş, Başkanlıkta düzenlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası Tanıtım Toplantısı'nda, haftanın Diyanet mensupları, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti.

Bu yıl Camiler ve Din Görevlileri Haftası temasını "Cami ve Sosyal Hayat" olarak belirlediklerini aktaran Arpaguş, "Hafta münasebetiyle söz konusu tema çerçevesinde gerçekleştireceğimiz programlarla, asr-ı saadetten bu yana camilerimizin bireysel ve toplumsal hayattaki yerini ve önemini yeniden tefekkür etme imkanı bulacağız. Peygamberimizin örnekliğinden hareketle camilerimizin temsil ettiği değerleri çağın imkan ve şartları çerçevesinde hayata taşımanın yollarını arayacağız." diye konuştu.

Camilerin, İslam inancının en görkemli sembolleri olduğunu vurgulayan Arpaguş, "Her bir cami, bir ibadet mekanı olmanın yanında, bir istikamet pusulası, tevhit nişanesi ve vahdet merkezidir. Birlik, beraberlik, dostluk ve kardeşlik duygularını pekiştiren, gönülleri kaynaştıran ülfet ve muhabbet mekanıdır. Bu yönüyle camiler, sahip oldukları manevi atmosferin de etkisiyle, tarih boyunca sosyalleşmenin en güçlü zemini olmuştur. Bu kutlu mekanlar, Müslümanların ruhunu ilim, irfan ve hikmetle beslemiş, onlara İslam'ın ufkuyla hayata bakmayı öğretmiş ve aynı zamanda kulun rabbiyle irtibatına bir derinlik ve süreklilik kazandırmıştır." ifadelerini kullandı.

- "Camiler, tüm sosyal hayatı kuşatan konumlarıyla temayüz etmiştir"

Hz. Muhammed'in Medine'de inşa ettiği Mescid-i Nebevi örneğinde olduğu üzere İslam medeniyetinde toplumsal düzen ve şehirleşmenin daima mabet merkezli bir şekilde gelişim gösterdiğinin altını çizen Arpaguş, şöyle devam etti:

"Mescid-i Nebevi ve Medine örnekliğinden hareketle Müslümanlar, geçmişten bugüne evlerini bir mabedin çevresine ve genellikle ezan sesinin işitildiği bir menzile inşa etmişlerdir. Mahallelerin sınırlarını da mabede olan mesafelerine göre belirlemişlerdir. Böylece camiler, hayatın tam kalbinde yer alan, tüm sosyal hayatı kuşatan, birleştirici ve bütünleştirici konumlarıyla temayüz etmiştir. İslam toplumlarında sosyal hayatın cami merkezli seyretmesinin bir uzantısı olarak iktisadi hayatın da cami etrafında temerküz ettiğini görüyoruz. Nitekim camileri çevreleyen arastalar, bedestenler ve dükkanlar, yüzyıllar boyu ticaretin nabzının attığı önemli mekanlar haline gelmiştir. Bu durum ise ticaretin, camilerin temsil ettiği ahlaki sınırlar içerisinde işlemesini sağlamıştır. Günde beş vakit minarelerden okunan ezanlar, Müslümanlara Allah'ı hatırlatmış, cemaate davet etmiş, namazı ve zekatı ikame etmelerini temin etmiş ve onları ahiret hayatına hazırlamıştır."

Camilerin sosyal sorumluluk açısından da önemli fonksiyonlar icra ettiğini belirten Arpaguş, yoksulların gözetilmesi, yetimlerin ve kimsesizlerin himaye edilmesi gibi sorumlulukların, camilerin topluma kazandırdığı ruhla hayat bulduğunu söyledi.

Bilhassa merkezi konumdaki camilerin müştemilatında kurulan imarethaneler, şifahaneler, yetimhaneler ve vakıfların, bu müstesna mekanların söz konusu fonksiyonunu belirgin bir şekilde öne çıkardığını dile getiren Arpaguş, "Bir düğünün sevinci, bir cenazenin hüznü, bir hastanın duası ve bir yoksulun umudu, daima camilerin çevresinde toplumsal bir karşılık bulmuştur. Bu itibarla camiler, İslam medeniyetinin insanı kuşatan ve hayatı bütüncül bir şekilde ele alan yaklaşımının da en bariz sembolü olmuştur." dedi.

- "Camiler, bütün bir hayatın ulvi bir gaye üzere yaşanmasına önemli katkılar sunmuştur"

İslam medeniyetinde camilerin bir diğer işlevinin ise din eğitimi kurumu olarak faaliyet göstermeleri olduğunu ifade eden Arpaguş, "Nitekim geçmişten günümüze Kur'an'ın ahkamı ve ahlakı camilerden hayata taşınmış, toplumun zihin ve gönül dünyası camilerin gölgesinde mamur olmuştur. İnancı ahlaka, ibadeti bilince, kulluğu sorumluluğa, bilgiyi amele ve toplumsal faydaya dönüştüren yönüyle camiler, bütün bir hayatın ulvi bir gaye üzere yaşanmasına önemli katkılar sunmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak bizler, camilerimizin bu rolünü daha da güçlendirmenin gayreti içindeyiz." diye konuştu.

Arpaguş, hızlı kentleşme ve bireyselleşme eğilimlerinin yoğunlaştığı bu günlerde camilerin temsil ettiği değerlerin de zamanla hayatın dışına itildiğine üzülerek şahit olduklarını söyledi.

Bu durumun, aynı inanca sahip gönüllerin arasına yapay duvarlar örülmesine, sosyal bağların gitgide zayıflamasına ve insanların kalabalıklar içinde bile yalnızlık yaşamasına sebep olabildiğine işaret eden Arpaguş, yaratılışı gereği sosyal bir varlık olmasına rağmen pek çok insanın adeta kendi kabuğuna çekildiği böyle bir dönemde inanç, kimlik, aidiyet gibi sabitelerin ve hayatı anlamlı kılan değerlerin muhafazasının daha bir önem arz ettiğini vurguladı.

Arpaguş, bunun da ancak cami, cemaat ve ibadet bilincinin güçlendirilmesiyle temin edilebildiğini belirterek, "Zira bir Müslümanın camiye yabancılaşması, kendi kimliğine ve değerlerine yabancılaşmasıdır. Namazdan uzaklaşması, hayata anlam veren ruh ve mihveri kaybetmesidir. Bunun için öncelikle insanın insanla, toplumla ve mekanla ilişkisinin doğru ve sürdürülebilir bir şekilde yeniden tesis edilmesi elzemdir." şeklinde konuştu.

Din görevlilerinin toplumun manevi önderleri olduğunu vurgulayan Arpaguş, "Bugün 150 bine yakın meslektaşımız, ülkemiz genelinde ve dünyanın farklı bölgelerinde ibadetten eğitime, aileden gençliğe, manevi rehberlikten dini danışmanlığa kadar pek çok alanda hizmet üretmekte ve Başkanlığımızın kuşatıcı perspektifini temsil etmektedir. Toplumsal dayanışma ve bütünleşmenin en önemli harcı olan Diyanet İşleri Başkanlığımızın tüm mensuplarıyla birlikte üstlendiği bu çok boyutlu rol, hiç şüphesiz hem bireysel huzur hem de toplumsal barış açısından büyük bir öneme sahiptir." değerlendirmesini yaptı.

Anadolu Ajansı