Anasayfa

Gürlek: Yargılama aceleye getirilmeyecek kadar hassas, uzatılmayacak kadar önemli

Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'daki OECD Adalete Eşit Erişim Toplantısı'nda yargılamaların aceleye getirilmeyecek kadar hassas, uzatılmayacak kadar önemli olduğunu belirterek İsrail'e karşı küresel adalet çağrısı yaptı.

Haber Giriş : 2026-10-21T09:45, Son Güncelleme 2026-10-21T09:46

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen 2026 OECD Adalete Eşit Erişim Toplantısı'nda yargılama sürelerinin hem hız hem de özen gerektirdiğini söyledi. Gürlek, "Yargılamaların aceleye getirilmeyecek kadar hassas, uzatılmayacak kadar da önemli olduğu konusunda hepimiz hemfikiriz." dedi. Bakan, konuşmasında yargıda yapay zeka kullanımından adli yardım bütçesine, uluslararası adli iş birliğinden Filistin'e kadar birçok konuya değindi.

OECD Adalete Eşit Erişim Toplantısı İstanbul'da başladı

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından düzenlenen toplantı 21-23 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul'da yapılıyor. Toplantıya Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı ev sahipliği yapıyor.

İstanbul'u doğunun batısıyla batının doğusunun buluştuğu, medeniyetlerin kucaklaştığı ve kültürlerin hoşgörüyle yoğrulduğu bir şehir olarak tanımlayan Gürlek, konukları bu şehirde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Toplantının konu başlıkları çerçevesinde çeşitli çalışma gruplarının istişarelerde bulunacağını belirten Gürlek, çalışmaların ortak akıl ve evrensel değerler temelinde sonuç vereceğine inandığını ifade etti.

Yargılama süreleri: Ne acele ne uzatma

Bakan Gürlek, uzun bekleme sürelerinin yargının en yaygın sorunlarından biri olduğuna dikkat çekerek bu konuda ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Yargılamaların hem özen hem de hız gerektirdiğini belirten Gürlek, reform çalışmalarını 2025-2029 Yargı Reformu Stratejisi kapsamında sürdürdüklerini söyledi.

Gürlek, insan odaklı bir yaklaşımla hazırlanan stratejideki projelerin uygulamaya konulduğunu ifade etti. Bakan, katılımcı ülkelerin farklı tecrübelere sahip olduğunu ancak ortak sorumluluğun aynı kaldığını belirterek bu sorumluluğu "insanların haklarını kullanabilmesini sağlayan, güven veren ve zamanında işleyen bir adalet düzenini güçlendirmek" olarak tanımladı.

Yargıda yapay zeka: "Amaç değil araç"

Gürlek, yargıdaki dijitalleşmenin başarısını hak aramayı ne ölçüde kolaylaştırdığına göre değerlendirdiklerini söyledi. Vatandaşların Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) Vatandaş Portalı üzerinden dosyalarını adliyeye gitmeden takip edebildiğini hatırlattı.

Artan iş yükü ve karmaşıklaşan uyuşmazlıklar karşısında yapay zeka dahil yeni teknolojilerden yararlanılması gerektiğini belirten Gürlek, bir sınır da çizdi. Bakan, "Teknolojinin ve yapay zekanın yargılamada amaç değil, araç olduğunu asla unutmamalıyız." dedi.

Adli yardım bütçesi ve arabuluculukta yeni imkan

Gürlek, adalet önünde eşitliğin yalnızca aynı hukuki imkanları sunmakla sağlanamayacağını, herkesin bu imkanlardan etkin biçimde yararlanabilmesi gerektiğini söyledi. Bu amaçla barolara hazineden aktarılan payı ve adli yardım bütçesini artırdıklarını açıkladı.

Ekonomik imkanları yetersiz kişilerin arabuluculuk hizmetlerinden de adli yardım kapsamında yararlanabildiğini belirten Gürlek, çocuklar ve kırılgan durumdaki mağdurlar için yapılan düzenlemelere de değindi. Bakan, bu kişilerin özel ihtiyaçlarının gözetildiğini ve adli görüşme odalarında güvenli, uygun koşullarda dinlendiklerini ifade etti.

"Adalete erişim her sınırda yeniden başlamamalı"

Konuşmasında uluslararası adli iş birliğine geniş yer ayıran Gürlek, adalete erişim sorumluluğunun ülke sınırlarında sona ermediğini söyledi. Bakan, bir suçun failinin ya da mağdurunun bir ülkede, dijital delilinin başka bir ülkede, suçtan elde edilen gelirin ise üçüncü bir ülkede bulunabildiğine dikkat çekti.

Delillerin korunması, suç gelirlerinin izlenmesi ve adli yardımlaşma taleplerinin zamanında karşılanması gerektiğini belirten Gürlek, bu iş birliğinin temel haklara, hukuki güvencelere ve uluslararası yükümlülüklere bağlı kalınarak yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Gürlek, "Adalete erişim her sınırda yeniden başlamamalıdır." dedi.

İş birliğinin gücünün yalnızca imzalanan metinlerle değil, somut bir talebe zamanında ve etkili şekilde verilen karşılıkla ölçüldüğünü söyleyen Gürlek, merkezi makamlar arasında doğrudan iletişimi önemsediklerini belirtti. Bakan, OECD'nin adalete erişim ve insan odaklı adalet sistemlerine ilişkin tavsiye kararının ortak çalışmalar için değerli bir çerçeve sunduğunu da ifade etti.

Gürlek'ten Filistin ve İsrail vurgusu

Konuşmasında Gazze'deki duruma da değinen Gürlek, Batı dünyasının tutumunu eleştirdi. Bakan, Filistinlilerin hukuka en çok ihtiyaç duyan halk olduğunu vurgulayarak OECD ülkelerini Gazze'de yerinden edilen yaklaşık 1 milyon insanın hakları için daha güçlü ses çıkarmaya çağırdı.

Gürlek, Filistinlilerin zeytin ağaçlarına dahi tahammül edemeyen İsrail'e ve devlet destekli yasa dışı yerleşimcilerin saldırılarına "dur" diyecek küresel bir adalet sistemine ihtiyaç olduğunu söyledi. Bakan, tarihin ve gelişmiş dünyanın bu duruma tanıklık edeceğini belirtti.

Sığınmacı meselesine de değinen Gürlek, bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin sığınmacılara kota uyguladığını, Türkiye'nin ise ayrım gözetmeden kapılarını açarak 4 milyonu aşkın sığınmacıyı kabul ettiğini hatırlattı.

Memurlar.Net