AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Malatya'da düzenlenen "Jeopolitik Önemi Bakımından Terörsüz Türkiye Vizyonu" panelinde konuştu.
Güler, sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da izleneceğini, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında oluşturulan kurulun çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.
Güler, "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" adını taşıdığını belirttiği düzenlemenin yasalaştığını söyledi.
Güler, yasal düzenlemenin ardından silah bırakma ve örgütsel faaliyetlerin sona erdirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Bu kanun 10 Ağustos itibarıyla çıktı. O günden bugüne de yoğun bir tempoda bunun sağlanması için bu devam ediyor."
Düzenlemenin, PKK/KCK ve bağlantılı yapılanmaların fiili varlığına son verilmesi, silah ve mühimmatın teslim edilmesi ve bu işlemlerin ilgili güvenlik kurumlarınca doğrulanması esasına dayandığını anlattı.
Silah bırakma ve güvenlik kurumlarının teyidi ön koşul
Kanunun uygulanmasındaki en önemli aşamanın silah bırakma süreci olduğunu vurgulayan Güler, örgütün feshi ve silahların teslimine ilişkin tespitlerin tamamlanmadan diğer hükümlerin hayata geçirilemeyeceğini ifade etti.
Güler, bu konuda şu açıklamayı yaptı:
"Bu tespit ve teyit olmadan arkadaşlar herhangi bir maddenin başka bir şekilde yürürlüğe girmesi veya hayata girmesi mümkün değil. Önce bu yapılacak."
Güvenlik kurumlarının tespitlerinin ardından Milli Güvenlik Kurulunun yapacağı değerlendirmenin önemine işaret eden Güler, sürecin yalnızca siyasi açıklamalarla değil, somut güvenlik verileriyle ilerlemesi gerektiğini belirtti.
'Kasten öldürme suçları düzenlemenin dışında'
Abdullah Güler, yasal düzenlemenin genel af olarak değerlendirilmesine karşı çıkarak kapsam dışında bırakılan suçlara dikkat çekti.
Örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçlarının ve 2005 öncesindeki belirli örgüt yöneticiliği faaliyetlerinin düzenlemeden yararlanamayacağını söyleyen Güler, şu ifadeleri kullandı:
"Bakın, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasıtlı adam öldürme suçu ile 2005 tarihinden önce örgüt yönetiminde, bu örgütü kuran, talimat veren, büyüten kimler varsa asla bu kişilerin bu kanundan yararlanması mümkün değil"
Güler, askerlerin, polislerin ve sivillerin hayatını kaybettiği eylemlerin bu kapsamda ele alınamayacağını savundu.
Kamuoyunda af iddialarının gündeme getirildiğini belirten Güler, cezasızlık algısı oluşmaması gerektiğini vurguladı.
"Birileri hep böyle uydurdu. Onları affediyorlar, bunları affediyorlar, şunları çıkarıyorlar. Öyle bir şey de olmasın. Kanunda çok net olarak arkadaşlar yazdık"
Ceza ertelemesi hangi koşullarda uygulanacak?
Düzenlemenin örgüt mensuplarının topluma yeniden kazandırılmasına yönelik hükümler içerdiğini anlatan Güler, Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin de hazırlık sürecinde değerlendirildiğini söyledi.
Örgüt üyeliği, propaganda, örgüte yardım ve yöneticilik gibi suçların kasten öldürme suçlarından ayrı ele alındığını belirten Güler, farklı ceza sürelerine ilişkin düzenlemeler üzerinde durdu.
Beş yıla kadar erteleme, 15 yıla kadar olan cezalar, 15 yılın üzerindeki cezalar ve müebbet hapis cezalarına ilişkin ayrımlara değinen Güler, ertelemenin koşulsuz olmadığını ifade etti.
Güler, erteleme süresi içerisinde yeniden terör suçuna karışılması halinde bu uygulamanın ortadan kaldırılacağını belirtti.
"Bu erteleme dönemi içerisinde terör örgütüne yönelik, Terörle Mücadele Kanunu veya TCK'da yer alan örgütlü terör örgütlerine yönelik ceza maddeleri bağlamında bir suça karışması halinde tekrar bu ertelemenin ortadan kaldırılacağı"
Irak'ın Metina, Harput ve Gara bölgelerinde çalışmalar sürüyor
Güler, silah bırakma sürecinin sahadaki gelişmelerine ilişkin de bilgi verdi.
Irak'ın Metina bölgesinde yaklaşık dört veya beş büyük mağara ile eğitim kampının boşaltıldığını söyleyen Güler, Harput ve Gara bölgelerinde örgüt tarafından saklanma alanı, kamp veya silah deposu olarak kullanıldığı değerlendirilen yerlerde çalışmalar yürütüldüğünü aktardı.
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma, İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatının ilgili birimlerinin koordinasyon içinde hareket ettiğini belirten Güler, coğrafi koşulların incelemeleri zorlaştırdığını ifade etti.
Çalışmaların yılbaşına doğru ve sonraki dönemde artarak devam etmesini beklediğini söyledi.
Terörsüz Türkiye Komisyonu 21 toplantı gerçekleştirdi
Abdullah Güler, sürecin Meclis ayağını oluşturan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarına ilişkin verileri de paylaştı.
Komisyonda 51 milletvekilinin yer aldığını, Meclis Başkanıyla birlikte yapının 52 kişiden oluştuğunu belirten Güler, farklı siyasi partilerin milletvekili sayıları oranında temsil edildiğini söyledi.
Komisyonun 21 toplantı gerçekleştirdiğini aktaran Güler, görüşmelerin uzun saatler sürdüğünü belirtti.
"Bu komisyon arkadaşlar, toplama baktığımızda tam 21 toplantı gerçekleştirildi. Her biri en az 5 saat, 6 saat sürüyor. 7 saat, 8 saat sürüyor."
Güler, toplantılarda 137 kişi ve kuruluş temsilcisinin dinlendiğini açıkladı. Bakanlıklar ve güvenlik kurumlarının yanı sıra sendikalar, barolar, akademisyenler, şehit ve gazi aileleri, güvenlik korucuları ve Diyarbakır annelerinin görüşlerinin alındığını söyledi.
18 Şubat 2026 tarihli ortak raporda hangi kararlar yer aldı?
Komisyon çalışmalarının ardından 18 Şubat 2026'da ortak raporun yayımlandığını belirten Güler, raporun yedi ana başlıktan oluştuğunu ifade etti.
AK Parti, CHP, DEM Parti ve MHP'nin kendi değerlendirmelerini sunduğunu anlatan Güler, ortak metnin tek bir siyasi partinin görüşlerinden oluşmadığını vurguladı:
"Mutlak manada bu AK Parti raporu olmaz. Mutlak manada farklı bir partinin de değil. Hepsinin ortaklaşabildiği, hepsine bu uygundur diyebileceği bir rapor."
Ortak raporun altıncı bölümünde örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakmasının temel koşul olarak yer aldığını belirten Güler, bu şart gerçekleşmeden yasal düzenleme yapılmaması yönünde uzlaşı sağlandığını söyledi:
"Silah bırakmadan asla bir düzenlemenin olamayacağı rapora herkesin ortaklaştığı imzayla yansıtıldı."
Güler, sürecin idari koordinasyonu için Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında bir kurul oluşturulduğunu açıkladı.
Kurulda Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Teşkilatı ve Cumhurbaşkanlığının ilgili birimlerinin temsil edildiğini söyledi.
Kurulun bugüne kadar üç toplantı yaptığını belirten Güler, çalışmaların ayrıntılı yürütülmesi amacıyla dört alt komisyon kurulduğunu bildirdi.
Alt komisyonların silah bırakma, adli işlemler, toplumsal bütünleşme ve rehabilitasyon alanlarında çalıştığını aktardı.
TBMM süreci nasıl izleyecek?
Yasal düzenlemenin uygulanmasında TBMM'nin de denetim ve izleme rolü üstleneceğini belirten Güler, Meclisin düzenli olarak bilgilendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi.
Farklı siyasi partilerin temsil edildiği milletvekillerinden oluşacak bir mekanizmanın süreci değerlendirebileceğini ve tavsiyelerde bulunabileceğini ifade etti.
İspanya, İngiltere, Kolombiya, Filipinler ve Güney Afrika'daki çatışma çözümü deneyimlerine değinen Güler, Türkiye'nin dışarıdan bir gözlemci yerine kendi kurumlarını esas alan bir model benimsediğini savundu:
"Bu çalışmaların hepsinde arkadaşlar dışarıdan üçüncü bir göz var. Böyle süreçleri yönetmek ve izlemek gerekiyor. Ama bizim kendi çözümümüzde, kendi bu bakış açımızda ve kanun düzenlememizde bu üçüncü göz diyeceğimiz ana merkez Türkiye Büyük Millet Meclisi."
Terörsüz Türkiye sürecinin siyasi başlangıcını anlattı
Güler, sürecin siyasi geçmişini anlatırken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2024 yılında Ahlat'ta yaptığı konuşmayı hatırlattı.
Erdoğan'ın iç cephenin güçlendirilmesi ve toplumsal kardeşliğin pekiştirilmesine yönelik mesajlarına değinen Güler, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 1 Ekim ve 22 Ekim 2024 tarihlerindeki açıklamalarının da sürecin siyasi zeminini şekillendirdiğini söyledi.
27 Şubat 2025'te İmralı'dan yapılan silah bırakma çağrısının, ardından PKK/KCK yapılanmasının Mayıs ayının ilk haftasında aldığı fesih kararının ve 9-10 Temmuz'da Süleymaniye bölgesinde silahların yakılmasının sürecin önemli aşamaları olduğunu ifade etti.
'Türk Silahlı Kuvvetleri 18 ülkede görev yapıyor'
Konuşmasında Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikalarına da değinen Güler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 18 ülkede farklı uluslararası misyonlar kapsamında görev yürüttüğünü söyledi.
Azerbaycan, Karabağ, Libya, Katar, Somali, Sudan, Kosova ve Uzak Doğu'daki görevleri örnek gösteren Güler, Türkiye'nin uluslararası krizlerde diplomatik ve askeri kapasitesini birlikte kullandığını belirtti.
"Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde de dönem dönem asker gönderme tezkereleriyle karşılık bulan, dünyanın şu anda 18 ülkesinde farklı uluslararası misyonun görevi gereği görev ifa ediyor. 18 ülkeye güvenlik sağlıyor, istikrar sağlıyor"
Güler, Türkiye'nin kendi güvenliği kadar komşu ülkelerdeki istikrarı da önemsediğini belirterek "Terörsüz Türkiye" hedefinin "terörsüz bölge" anlayışıyla birlikte ele alınması gerektiğini savundu.