Memurların internet üzerinden gelir elde etmesine ilişkin değerlendirmelerini daha önce memurlar.net'e aktaran Dr. Öğr. Üyesi Onur Çağdaş Artantaş, bu kez kamu görevlilerinin şirket ortaklıklarını değerlendirdi. Artantaş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun memurların sermaye şirketlerinde pay sahibi olmasına izin verdiğini, ancak bu ortaklıkların doğurduğu çıkar çatışması riskini denetleyecek düzenlemelerin yetersiz kaldığını vurguladı.
Etik ilkeler ve ihale yasakları çıkar çatışmasını önlemeye yetmiyor
Artantaş, Tarım ve Orman Bakanlığı personelinin bir tohum şirketine, bir hekimin özel hastaneye veya bir öğretmenin özel okul ya da kursa ortak olmasının, 657 sayılı Kanun'un 28'inci maddesindeki kazanç yasağından bağımsız olarak çıkar çatışması ve görevle çatışma riski doğurduğunu söyledi.
5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikteki çıkar çatışmasından kaçınma ilkesinin, kamu görevlisinin menfaat durumunu üstlerine bildirmesini ve bu tür ilişkilerden uzak durmasını öngördüğünü hatırlatan Artantaş, kamu ihale mevzuatında da belirli yasaklar bulunduğunu belirtti. Artantaş, mevcut düzenlemelere ilişkin şu eleştiriyi yaptı:
"Şu eleştiriyi getirmem gerekli, mevcut etik ilkeler ve ihale yasakları riski karşılamaya yetmiyor. Çıkar çatışması konusunda da mevzuat reformu şart görünüyor."
Artantaş, kuruma karşı iş alma, makamı kullanarak menfaat sağlama veya görevle çatışan işlem yapma gibi durumların kazanç getirici iş yasağından daha kritik ihlaller olduğunu ve bu hallerde daha hassas davranılması gerektiğini ifade etti.
Şirket adına alınan mal, mal bildirimine yansımıyor
3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamında kamu görevlisinin kendisine, eşine ve velayeti altındaki çocuklarına ait, belirli eşiği aşan hisse senetlerini ve payları bildirdiğini belirten Artantaş, şirket adına alınan taşınmaz, araç ve diğer varlıkların ise bildirim konusu olmadığını söyledi. Şirketin eş veya yakınlar üzerine kurulmasının da mümkün olduğunu ifade eden Artantaş, şöyle konuştu:
"Bu durum, mal bildiriminin haksız mal edinmeyi ortaya çıkarma ve şeffaflık amacını önemli ölçüde zayıflatıyor. Kontrol edilen şirketlerin varlıklarının veya en azından pay oranı ve temel varlıkların bildirime dahil edilmesi yönünde düzenleme ihtiyacı mevcut."
Artantaş, yürürlükteki mevzuata göre bildirim yapılmış olmasının, fiili yönetim veya çıkar çatışması yönünden inceleme yapılmasına engel olmadığını, bu konularda denetim ve soruşturma yürütülebileceğini de vurguladı.
Görevden ayrılan kamu görevlileri için yasal boşluk
Artantaş, 2531 sayılı Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Kanun'un, kamu görevinden ayrılanların ayrılmadan önceki iki yıl içinde çalıştıkları kurumlara karşı üç yıl süreyle, o kurumun görev alanıyla ilgili konularda doğrudan veya dolaylı iş almasını yasakladığını hatırlattı. Bu yasağın önemli olduğunu, ancak uygulamada görmezden gelinmeye çalışıldığını belirten Artantaş, şunları söyledi:
"Görev sırasında ilişkili bir şirkete ortak olup ayrıldıktan sonra o şirkette yönetici olmak, bu yasağın kapsamına doğrudan girmeyebilir. Görev sırasındaki ortaklık ile görev sonrasındaki kısıtlamalar arasında boşluk var."
Artantaş, bu boşluğun denetim ve olay bazında değerlendirmeyle kısmen kapatılabileceğini, ancak görev sırasındaki ortaklıkların bildirilmesi ve ayrılış sonrası kısıtlamaların netleştirilmesi için mevzuat reformunun faydalı olacağını kaydetti.
Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü düzenli mütalaa vermeli
Memurların şirket ortaklıklarının denetimine ilişkin Artantaş, kurumlar etkin bir iç denetim yürütmediğinde ve şikayetlere karşı eylemsiz kaldığında tutarsız uygulamaların ortaya çıktığını söyledi. İdarenin şikayete gerek olmadan re'sen tespit yapıp soruşturmacı atayabileceğini hatırlatan Artantaş, Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün kamu personeli mevzuatına ilişkin düzenli mütalaa vermesinin uygulamadaki boşluğu azaltacağını ifade etti.