Eğitim-Bir-Sen, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın üniversitelerdeki aşırı ders yükünün ve tekrar eden içeriklerin azaltılmasına yönelik çağrısını "yerinde ve önemli" bulduğunu açıkladı.
Özvar'ın çağrısı neydi?
Özvar, son günlerde çeşitli platformlarda yaptığı açıklamalarda müfredatların sadeleştirilmesi, nicelik yerine niteliğe ve derinlemesine öğrenmeye odaklanılması ve uygulamalı eğitime daha fazla yer verilmesi gerektiğini söylemişti. Özvar ayrıca yoğun ders programlarının lisans öğrencilerinin araştırma, proje, sosyal ve kültürel faaliyetlere yeterince zaman ayırmasını engellediğine dikkat çekmişti.
"Sadeleştirme, müfredat reformuna dönüştürülmeli"
Eğitim-Bir-Sen, ders sayısının azaltılmasının tek başına çözüm olmadığını belirtti. Sendikaya göre süreç; alan uzmanları, ölçme-değerlendirme ve program geliştirme uzmanlarının yanı sıra kamu ve özel sektör temsilcilerinin de katılımıyla, tamamen bilimsel verilere ve işgücü piyasasının gerçeklerine dayanan bir reform olarak tasarlanmalı.
Açıklamada, farklı derslerde tekrar eden içeriklerin ayıklanıp birleştirilmesinin öğrencileri sınav odaklı ezbercilikten kurtaracağı da vurgulandı. Haftada 10-13 ders ile yoğun programlar nedeniyle gençlerin bilimsel çalışmalara, sosyal, sportif ve kültürel etkinliklere zaman bulamadığı ifade edildi.
Lisans süresi tartışmaya açıldı
Açıklamada UNESCO verilerine de yer verildi. Buna göre yükseköğretimde okul yaşam beklentisi en yüksek ülke Yunanistan (7,7 yıl), ardından Türkiye (5,2 yıl) geliyor. Türkiye'de yükseköğretime gidecek gençlerin ortalama 6,5 yıl öğrenim görmesi bekleniyor. Eğitim-Bir-Sen, bunun en önemli nedenlerinden birinin lisans süresinin birçok ülkede 3 yıl olmasına karşın Türkiye'de 4 yıl olması olduğunu belirtti. Sendika, elverişli lisans programlarının sürelerinin yeniden ele alınmasını isteyerek, böylece mezunların iş hayatına daha erken atılabileceğini savundu.
Eğitim-Bir-Sen'in önerileri
Sendika, yükseköğretimde atılmasını istediği adımları şöyle sıraladı:
- Aşırı ders yükü ve tekrar eden içerikler belirlenerek, kamu ve özel sektör temsilcilerinin de yer alacağı komisyonlarca bütüncül bir müfredat reformu yapılmalı.
- Lisans programlarının ders sayıları ve müfredatları, Avrupa Yükseköğretim Alanı'ndaki eşdeğer programlarla karşılaştırılmalı.
- Ders sayısının azaltılması, öğrenme yükünün diğer derslere aktarılması anlamına gelmemeli; AKTS, haftalık ders saatleri ve bağımsız çalışma süreleri birlikte değerlendirilmeli.
- Haftalık ders temposu hafifletilerek öğrencilere araştırma, proje, bağımsız öğrenme ve erken dönem saha uygulamaları için zaman açılmalı.
- Ezber odaklı sınavlar yerine araştırma, proje, uygulama, eleştirel düşünme ve problem çözmeyi ölçen yöntemler yaygınlaştırılmalı.
- Lisans öğretim süreleri uluslararası örnekler, öğrenme çıktıları ve mesleki yeterlilikler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmeli; uygun programlarda daha kısa sürede mezuniyet imkanları araştırılmalı.
- Üniversite toplulukları, kültürel ve sportif faaliyetler ile sosyal sorumluluk projeleri aracılığıyla öğrencilerin çok yönlü gelişimi desteklenmeli.
- Düzenlemelerde fırsat eşitliği gözetilmeli; çalışan, sosyoekonomik açıdan dezavantajlı ve imkanları sınırlı öğrencilerin ihtiyaçları ile üniversiteler arası farklılıklar dikkate alınmalı.
- Öğretim elemanlarının araştırma, danışmanlık, uygulamalı eğitim ve nitelikli geri bildirime daha fazla zaman ayırabileceği çalışma koşulları oluşturulmalı.
- Süreç, her disiplinin özgün dinamikleri gözetilerek akademisyenler, öğrenciler ve mezunların ortak görüşüyle şekillendirilmeli; değişiklikler önce pilot uygulamalarla başlatılıp etkileri bilimsel yöntemlerle izlenmeli.
Eğitim-Bir-Sen, ders sayısından ziyade eğitimin niteliğini ve derinliğini esas alan bu yaklaşımın "geleceğin nitelikli beşeri sermayesini inşa etmek adına tarihi bir eşik" olacağına inandığını kaydetti.