Anasayfa

Merz'den tartışmalı çıkış: İsrail'i sevmeyen Almanya'yı terk etsin

Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in, Holokost'tan doğan tarihsel sorumluluğun İslam ülkelerinden gelenler için de geçerli olduğunu belirterek buna uymayanların ülkeyi terk etmesini istemesi tepkilere yol açtı. Metinde, Merz'in atıf yaptığı eski Cumhurbaşkanı Richard von Weizsacker'in kolektif suçu reddeden doktrinine rağmen belli bir kökene yönelik sınır dışı tehdidinde bulunmasının Alman siyasi ve hukuki geleneğiyle bağdaşmadığı vurgulandı.

Haber Giriş : 2026-11-08T09:48, Son Güncelleme 2026-11-08T09:46

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İsrail'de 4 yılda bir düzenlenen Yahudi spor etkinliği Maccabiah'a katılan Yahudi sporcularla başkent Berlin'de gerçekleştirdiği görüşme sonrası yaptığı konuşmada, Müslümanlara karşı tuhaf bir çıkışta bulundu. Konuşmasında, Holokost'tan doğan sorumluluğun İslam ülkelerinden gelenler için de "birebir aynı şekilde" geçerli olduğunu belirten Merz, buna uymayanlardan ülkeyi terk etmelerini istedi.

Merz'in uyarısı Almanya'nın mükellefiyetleri açısından anlaşılabilir, hassasiyeti de II. Dünya Savaşı'nın ürünü olan Alman hukuk ve devlet anlayışının bir sonucu. Holokost'un tarihi bir gerçek olarak kabulü zaten Almanya'daki Müslüman kesimlerde bir tartışma konusu da değil. Sorun, bu sorumluluğun bir topluluğu toptan hedef alan Almanya Başbakanı tarafından bir tehdide dönüştürülmesi.

Weizsacker Doktrini

Merz, eski Cumhurbaşkanı Richard von Weizsacker'in 8 Mayıs 1985'teki konuşmasını hatırlattı. Oysa o konuşmanın özü, suçun kolektif değil kişisel olduğuydu. Weizsacker sonraki kuşaklara suç değil, hafızayı koruma ve geleceği şekillendirme sorumluluğu yüklemişti. Bu sorumluluğu Almanya'da yaşayan herkes paylaşır. Ancak kolektif suçu reddeden bir doktrinden, belli bir kökene, Müslümanlara yönelik toptan bir "terk et" çağrısı çıkarsa biz de bunu tartışırız. Birincisi, Almanya'da "Müslüman göçmenler" diye bütünsel bir kitle yok. Türkler, Araplar, Afganlar, Boşnaklar farklı tarihlerden ve geleneklerden geliyor. İkincisi, Türklerin tarihinde Yahudilere kapı açan bir gelenek var. Ren boyundaki katliamlardan, 1492'de İspanya Engizisyonu'ndan ve Nazi zulmünden kaçan Yahudiler Osmanlı ve Türkiye'de merhamet buldu. Üçüncüsü, müsebbibi olmadıkları bir tarihin bedeli Türklere ve Araplara sınır dışı tehdidiyle ödetilemez. Antisemitizmle mücadele bireysel suç ve sorumluluk üzerinden yürür, köken üzerinden değil. Dördüncüsü, Alman vatandaşı bir Türk'ün ya da Arap'ın bu gerekçeyle ülkeden çıkarılması zaten mümkün değil. Anayasa'nın 16. maddesi vatandaşlıktan çıkarmayı yasaklıyor.

Asıl Kavga

Nereden bakılırsa bakılsın, acemice ve Alman siyaseti ve hukuku ile Richard von Waizsaecker'in bıraktığı siyasi mirasın ruhu ile barışık olmayan talihsiz bir açıklama diyebiliriz. Asıl kavga Holokost'un reddi değil. Arka planda, Almanya'daki geniş çevrelerin İsrail hükümetinin Gazze'de işlediği soykırıma yönelttiği sert eleştiriler var. Bu eleştirileri yapanların çoğu da bio - deutsche yani biyolojik olarak Alman. Bunlardan birisi de bizzat Merz'in kendisi. Merz de İsrail hükümetinin eleştirilebileceğini kabul ediyor. Hukuk devletinde sınır bellidir. Antisemitizm ve suç teşkil eden söylemler ırkçılık kabul edildiği için Almanya dahil tüm hukuk devletlerinde kovuşturulur, meşru siyasi eleştiri ise ifade özgürlüğünün parçasıdır. Bu ikisini ayırmak yerine bir kökene "Uymazsan git" demek, Weizsacker'in mirasına da Alman hafıza kültürüne de ters düşüyor. Yakışmadı!

Merz ne dedi?

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, dünkü konuşmasında, II. Dünya Savaşı sırasında iktidarda olan Nazilerin Yahudilere uyguladığı katliamlara (Holokost) nedeniyle Almanya'nın yürüttüğü İsrail'i koruma politikasının ülkede yaşayan Müslümanlar tarafından da hassasiyetle sahiplenilmesini dayatmıştı. Merz, konuşmasında Holokost ile ilgili Alman resmi politikasının bu ülkeye gelen göçmenler tarafından da uygulanmasını isteyerek, "İslam ülkelerinden Almanya'ya gelenler için de ülkemizin bu tarihsel sorumluluğu, birebir aynı şekilde geçerlidir. Buna uymayanların ülkemizi terk etmesi gerekir" demişti.

Ahmet Özay

Yeni Şafak