Dijital komşuluk, modern mahalle yaşamının en hızlı büyüyen alışkanlıklarından biri haline geldi. Aynı apartmanda yaşayanların kurduğu WhatsApp grupları başlangıçta duyuruların paylaşıldığı, kaybolan anahtarın ya da arızalı asansörün haber edildiği pratik bir iletişim kanalı olarak görülüyordu. Ancak son yıllarda bu gruplar, giderek artan şekilde tartışmaların ve gerilimlerin toplandığı bir alana dönüştü. Temizlik programından aidatlara, otopark kullanımından gürültü şikayetlerine kadar basit görünen meseleler, dijital ortamda hızla büyüyerek komşular arasında ciddi çatışmalara yol açabiliyor.
Bazı apartman gruplarında tartışmalar öyle kontrolden çıkıyor ki, mesajlar yalnızca telefon ekranında kalmıyor; kimi zaman kapı önüne, kimi zaman karakollara kimi zaman ise mahkeme koridorlarına taşacak boyuta geliyor. Sabah Gazetesi'nden Meysa Koç, apartman WhatsApp gruplarında patlak veren bu dijital çatışmaların nasıl geliştiğini, hangi durumlarda yargıya taşındığını ve uzmanların bu yeni komşuluk kültürüne dair değerlendirmelerini ele aldı.
Tuğçe Betül Şenel / Psikolog
"SOSYAL KAYGI SEMPTOMLARINI TETİKLER"
Dijital komşuluk gruplarının bireylerin psikolojisi üzerindeki etkileri nelerdir?
Dijital komşuluk grupları, bireylerde aidiyet, destek ve güven duygusunu artırabileceği gibi; yoğun mesaj trafiği, tartışmalar ve yanlış anlaşılmalar nedeniyle stres ve kaygıyı artırıcı etkiler de gösterebilir. Etkisi, grubun kültürüne ve kişinin mizacına bağlı olarak olumlu ya da olumsuz yönde değişebilmektedir.
Sürekli mesaj ve bildirim almak gerginlik ve kaygı düzeylerini artırabilir mi?
Beyin sürekli uyarı aldığında "acil bir şey var mı?" şeklinde hafif bir tetikte olma hali yaratır. Bu durum özellikle; sürekli bipleme ve titreşim, "mesaj kaçırma" kaygısı, iş- ev dikkatinin bölünmesi gibi sebeplerle gerginlik ve zihinsel yorgunluk oluşturabilir.
Dijital gruplardaki tartışmalar bazı bireylerde sosyal çekingenlik veya kaygı bozukluğu gibi etkiler yaratır mı?
Hassas ve içe dönük kişilerde yoğun eleştiri ya da sert iletişim "Acaba yanlış bir şey söyler miyim?" kaygısını, sosyal geri çekilmeyi hatta bazı vakalarda sosyal kaygı semptomlarını tetikleyebilir.
Çocuk veya gençler, aile içi ve mahalle içi dijital iletişimde nasıl etkileniyor?
Çocuk ve gençler: Yetişkin tartışmalarına maruz kaldıklarında güvensizlik ve kaygı yaşayabilir, ebeveynin ekrandaki gergin tavrını modelleyebilir, sürekli bildirimli bir ev ortamında dikkat dağınıklığı geliştirebilir. Aynı zamanda, olumlu yardımlaşma mesajlarını görmek onlarda topluluk bilinci ve empati gelişimini destekleyebilir.
Size bu sebeple gelen danışanlar oluyor mu?
Son yıllarda oldukça sık olmaktadır. Danışanlar genellikle: Yoğun tartışma olan iş gruplarında yaşadıkları stres, yanlış anlaşılma korkusu, bitmeyen bildirimlerin yarattığı gerginlik, dijital ortamda eleştirilme kaygısı gibi konular seans gündemimizde olmaktadır. Bireyler bu tarz durumlardan oldukça etkilenmekte olup, psikolojik sağlamlılık için süreklilik gerektiren danışmanlık sürecine başlamaktadırlar.
Beyza Sındıraç / Avukat
"CEZA VE TAZMİNAT BOYUTU VAR"
Apartman gruplarında genellikle şu sebeplerle uyuşmazlık çıkar... Hakaret ve küfür iddiaları: "Salak, aptal, terbiyesiz, hırsız, arsız, yalancı vb." kelimeler açık hakarettir. Bir kişiyi küçük düşürmek amacıyla ima yoluyla hakaret de suçtur. Bu tür mesajlar TCK 125 - Hakaret Suçu kapsamında dava konusu olur. Kişisel verilerin izinsiz paylaşılması: Birinin TC kimlik numarasını, sağlık bilgilerini, ödeme geçmişini, özel fotoğrafını paylaşmak KVKK'ya ve TCK 136'ya aykırıdır. Tehdit ve şantaj: "Seni rezil edeceğim" "Başına bela alırsın" "Evinin camlarını indiririm" gibi ifadeler tehdit kapsamına girer. Komşular arasında kurulan bu mesaj gruplarındaki WhatsApp mesajı delil sayılır. Grup içinde edilen hakaret suç sayılır. Birine "hırsız, dolandırıcı" demek iftiradır. "Seni mahvederim" gibi cümleler tehdittir. Mahkemeler bu tür yazışmaları kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirir. Delil olarak kabul eder. Hem ceza hem tazminat boyutu olabilir. Benim bir davamda, sakinlerden biri "Yöneticiye aidatların bu kadar yüksek olmasının sebebini herkes biliyor ama burada söyleyemiyor."
Bu ifade şu imaları içerir: Yönetici usulsüzlük yapıyor, yolsuzluk var, aidatlardan menfaat sağlanıyor, açıkça söyleyemeyecek bir suç işleniyor. Dolaylı ve örtülü şekilde söylenmiş olsa da "yönetici usulsüzlük yaptı / aidatlardan para yedi" anlamı taşımaktadır. Bu nedenle hakaret ve iftira suçunun unsurlarını taşır. TCK 125'e göre kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırıdır. Yargıtay'a göre ima yoluyla yapılan hakaret bile suçtur. Yargıtay şu ifadeleri hakaret ve iftiraya sokmuştur: Herkes senin ne yaptığını biliyor. Senin yolsuzluklarını kimse söyleyemiyor. Aptallığımızdan faydalanıyor. Bu yönetimin hesabı temiz değil. Hepsinde amaçlanan şeyin ima yoluyla suç isnadı olduğu için ceza çıkmıştır. WhatsApp grubu 'özel alan' değildir. Bu nedenle mesajlar "özel hayatın gizliliği" kapsamı dışında kabul edilir.Ayşe Atila / Sosyolog-Yazar
"GÜVEN VE AİDİYET OLUŞMUYOR"
WhatsApp grupları gibi dijital ortamlar, komşuluk aidiyetini güçlendiriyor mu?
Bu sorunun tek bir cevabı yok, çünkü WhatsApp grupları komşuluğu hem güçlendirebiliyor hem zayıflatabiliyor. Bu gruplar, komşuluk değil "şikayet, denetim ve dışlayıcı dil" üreten alanlara da dönüştü. Bir apartman sakinini hedef alan suçlama mesajları, grupta başlayan kutuplaşmalar veya kimlik temelli dışlanmalar aidiyeti zayıflatıyor, hatta komşuluğu bir 'dijital gözetim sistemi 'ne dönüştürüyor. Komşuluğa dijital bir alan açıyor ama o alanın ruhunu biz belirliyoruz.
Komşuların iletişimini dijital ortamda yürütmesi toplumsal dayanışmayı nasıl etkiliyor?
Dijital iletişim, toplumsal dayanışmayı hızlandırır ama her zaman derinleştirmez. Fakat bu dayanışma, çoğu zaman emek harcanan, yüz yüze ve duygusu yüksek temaslardan yoksun olur. Yani eksik bir dayanışma biçimi...
Sosyal bağların ekran üzerinden kurulması, uzun vadede güven ve samimiyet duygusunu nasıl etkiler?
Güven ve samimiyet, yalnızca konuşmakla değil; yüz görmek, ses duymak, göz
göze gelmek, beraber susmakla kurulur. Dijital komşulukta bu bedensel ve duygusal
katmanların çoğu yoktur. Bu nedenle güven vardır ama kırılgandır; samimiyet
vardır ama kontrollüdür.
Türkiye'deki dijital komşuluk kültürü, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında farklılık gösteriyor mu?
Türkiye'de komşuluk sadece mekansal değil; kültürel, duygusal ve ahlaki bir kurumdur. Bu nedenle Türkiye'de dijital komşuluk yalnızca "duyuru paylaşmak" değildir; aynı zamanda korumak, kollamak, gözetmektir. Avrupa'daki dijital komşuluk genellikle güvenlik odaklıdır: "Şüpheli kişi görüldü, hırsızlık oldu, belediyeye şu sorunu bildirin." Batı'da dijital komşuluk bir koordinasyon aracıdır; Türkiye'de ise duygusal ve kültürel bir sahne.