İlk derece mahkemesinin ısrar kararının hukuka aykırı olduğuna karar verdi.
İlk derece mahkemesi daha ağır cezayı "bir derece ağır" ceza olarak yorumladı
Durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir" hükmü uyarınca kınama cezasının bir ağır cezası olan aylık kesimi cezası verilmesi gerekirken, 24 ay süreyle uzun süreli durdurma cezası verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Danıştay ise bu yorumun hukuka aykırı olduğu ve idareye hangi üst cezanın verileceği konusunda takdir hakkı verdiği gerekçesi ile kararı bozmuştur.
İlk derece mahkemesi kararında ısrar etmiştir.
İDDK: İlk derece mahkemesinin yorumu yanlıştır.
Uyuşmazlıkta ısrara konu husus; davacının kınama cezası gerektiren eylemlerinin, Devleti veya kişileri zarara uğratması ya da hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olması halinde verilecek daha ağır cezanın, bir derece ağır ceza olarak mı yoksa farklı bir ceza olarak mı disiplin merciince takdir edileceğine ilişkindir.
Somut olayda, anılan Tüzük maddesinde, kınama cezasını gerektiren fiilin Devleti veya kişileri zarara uğratması ya da hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olması halinde, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır bir ceza verilebileceği öngörüldüğü; böylece ilgili disiplin merciine, "bir derece ağır ceza" değil, olayın niteliğine göre "daha ağır bir ceza" uygulama konusunda takdir yetkisi tanındığı, zira 7068 sayılı Kanun'un 10. maddesinin onuncu fıkrasında da, görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiilinin Devleti veya kişileri zarara uğratması ya da hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olması halinde, durumun ağırlığı ve zararın derecesine göre "daha ağır cezalardan biri"nin verilebileceği hükme bağlanmış olup, bu düzenlemeyle de disiplin mercilerine aynı nitelikte bir takdir yetkisi tanındığı görülmektedir.
T.C.
DANIŞTAY
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 2024/2922
Karar No: 2025/1870
İSTEMİN KONUSU:
... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:
İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, "görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama" suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca 24 ay süreyle uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan, anılan cezanın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/4 oranında kesimi suretiyle uygulanmasına ilişkin ... tarih ve... sayılı Antalya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:
... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla;
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca davacıya kınama veya Tüzük'te öngörüldüğü şekilde, "bu hoşgörü veya savsaklama (davacının fiili ) Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir" hükmü uyarınca kınama cezasının bir ağır cezası olan aylık kesimi cezası verilmesi gerekirken, 24 ay süreyle uzun süreli durdurma cezası verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti:
Danıştay İkinci Dairesinin 15/02/2024 tarih ve E:2021/6224, K:2024/933 sayılı kararıyla;
Disiplin cezalarının, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından, kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahip olduğu,
Bu nedenle, disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespitinin gerektiği, kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesi gerektiği,
Her ne kadar İdare Mahkemesince, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca davacıya kınama veya Tüzük'te öngörüldüğü şekilde, "bu hoşgörü veya savsaklama (davacının fiili) Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir" hükmü uyarınca kınama cezasının bir ağır cezası olan aylık kesimi cezası verilmesi gerekirken, 24 ay süreyle uzun süreli durdurma cezası verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmişse de, anılan Tüzük maddesinde, kınama cezasını gerektiren fiilin Devleti veya kişileri zarara uğratması veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olması halinde, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır ceza verilebilmesi noktasında ilgili disiplin merciine takdir yetkisi tanındığı, bu yetkinin "bir derece ağır ceza" verme yetkisi olarak değil "daha ağır bir ceza" verme yetkisi olarak düzenlendiği açık olduğundan, Mahkemenin bu çıkarımında isabet bulunmadığı,
İşin esası bakımından da, yukarıda aktarılan açıklamalar uyarınca, somut uyuşmazlıkta öncelikle, davacıya isnat edilen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesi gerekmekte iken, Mahkemece, fiilin sübutuna ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığının görüldüğü,
Bu itibarla; Mahkemece, fiilin sübuta erip ermediği incelenmeden, eksik inceleme ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti:
... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla;
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesinde, kınama cezasını gerektiren fiilin Devleti veya kişileri zarara uğratması ya da hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olması halinde, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır ceza verilebileceği, ancak, söz konusu hükümde geçen "daha ağır ceza" ifadesinin bir üst ceza olarak algılanmaması halinde, bu cezanın meslekten çıkarma cezasına kadar yükseltilebileceği dikkate alındığında, idareye keyfi bir opsiyon yetkisi tanınmış olacağı ve bu durumun suç ve cezaların kanuniliği ilkesini ihlal edeceği gerekçesi eklenmek suretiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:
Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olduğu, işlemin tesisinde orantılılık ilkesinin göz önünde bulundurulduğu belirtilerek, ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ:
Temyiz isteminin reddi ile ...İdare Mahkemesinin ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Antalya ili, Muratpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, "görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama" suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 13. maddesi uyarınca 24 ay süreyle uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği kadronun son kademesinde bulunduğundan, anılan cezanın 657 sayılı Kanun'un 125/5. maddesi uyarınca brüt aylığının 1/4 oranında kesimi suretiyle uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Antalya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Uyuşmazlığa konu disiplin cezasının tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama" başlıklı 13. maddesinde; "Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir." kuralına yer verilmiştir.
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün dayanağını oluşturan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan 83. maddesinin birinci cümlesi, Anayasa'nın suçta ve cezada kanunilik ile kanuni düzenleme ilkelerine aykırı bulunarak, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu iptal kararının ardından, 23/01/2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile söz konusu madde yürürlükten kaldırılmış; bilahare, bu Kanun Hükmünde Kararname, 08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile yasalaşmıştır.
7068 sayılı Kanun'un 8. maddesinin 2. fıkrasında; "Kınama cezasını gerektiren fiiller şunlardır:
(...)
ı) Bu fıkrada disiplinsizlik olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha ve savsaklama göstermek. "kuralına, aynı Kanun'un "Ağırlaştırıcı nedenler" başlıklı 10. maddesinin 10. fıkrasında: "Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde; "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından; kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmekle yükümlü oldukları ödev ve sorumlulukları ihlal etmeleri ya da mevzuatta açıkça yasaklanan fiilleri işlemeleri halinde uygulanan yaptırımlar olup, hem bireysel (subjektif) sonuçlar doğurmakta hem de kamu hizmetinin aksamadan sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önem arz etmektedir.
Uyuşmazlıkta ısrara konu husus; davacının kınama cezası gerektiren eylemlerinin, Devleti veya kişileri zarara uğratması ya da hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olması halinde verilecek daha ağır cezanın, bir derece ağır ceza olarak mı yoksa farklı bir ceza olarak mı disiplin merciince takdir edileceğine ilişkindir.
Somut olayda, anılan Tüzük maddesinde, kınama cezasını gerektiren fiilin Devleti veya kişileri zarara uğratması ya da hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olması halinde, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır bir ceza verilebileceği öngörüldüğü; böylece ilgili disiplin merciine, "bir derece ağır ceza" değil, olayın niteliğine göre "daha ağır bir ceza" uygulama konusunda takdir yetkisi tanındığı, zira 7068 sayılı Kanun'un 10. maddesinin onuncu fıkrasında da, görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiilinin Devleti veya kişileri zarara uğratması ya da hizmetin gecikmesine, durmasına veya aksamasına neden olması halinde, durumun ağırlığı ve zararın derecesine göre "daha ağır cezalardan biri"nin verilebileceği hükme bağlanmış olup, bu düzenlemeyle de disiplin mercilerine aynı nitelikte bir takdir yetkisi tanındığı görülmektedir.
Bu durumda, temyize konu kararda ısrar hususu yönünden hukuki isabet görülmemiş olup, dava konusu uyuşmazlığın esasının İdare Mahkemesince incelenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararın ısrara konu husus yönünden BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.