Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 22/01/2026 tarih ve 2026/1028-S.26.1495 sayılı kararında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir.
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; lise öğretmeni olarak görev yaptığını, doktora sonrası yürüttüğü bilimsel çalışmalara ilişkin ders programı düzenleme talebinin, mevzuatın dar yorumlanması nedeniyle okul idaresi tarafından reddedildiğini, bu kararın Anayasa'da güvence altına alınan eşitlik ilkesi ve bilimsel çalışma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmekte olup, ders programının haftada bir gün boş kalacak şekilde düzenlenmesini ve üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıflara ders görevi verilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Başvuru konusu ile ilgili olarak Kurumumuzca bilgi ve belge talep edilmiş olup Trabzon İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen 25.11.2025 tarihli ve sayılı cevabi yazıda ve eklerinden özetle;
2.1. Başvuranın derslerinin, pazartesi ve salı günleri sekizer saat olmak üzere 08:30'da başlayıp 15:40'da bittiği, çarşamba günü ise 4 saat ders bulunduğu, dolayısıyla hafta içi mesai günlerinde dahi akademik çalışmalar için boşluklar oluştuğu,
2.2. Başvuranın ders programında perşembe ve cuma günlerinin tamamen boş bırakıldığı, hafta sonu tatili ile birleştiğinde, başvuranın bilimsel çalışmalarına ayırabileceği kesintisiz 4 günlük (perşembe, cuma, cumartesi, pazar) bir zaman dilimi bulunduğu,
2.3. Belgede yer alan ders programının altında, programın 12.09.2025 tarihinde başvuranın şahsına verildiği ve kendisinin "Aslını aldım" ifadesiyle programı imzaladığı, belge üzerinde o tarihte programa dair bir şerh veya itiraz kaydı görünmediği, anlaşılmaktadır.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
11. Somut olaya bakıldığında; başvuran İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığı Gazi Anadolu Lisesi Müdürlüğü'ne 01.09.2025 tarihinde bir dilekçe sunmuştur. Post-doktora çalışmaları ve doçentlik dosyası hazırlığı nedeniyle yoğun akademik faaliyetler yürüttüğünü belirterek, ders programının haftada bir gün boş olacak şekilde düzenlenmesini ve sadece üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf şubelerinde görevlendirilmeyi talep etmiştir.
11.1. Gazi Anadolu Lisesi Müdürlüğü, öğretmenin bu talebinin yasal hak kapsamında diğer zümre öğretmenlerinden ayrı değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda görüş almak üzere Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne yazı yazmıştır.
11.2. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 08.09.2025 tarihinde okula cevabi bir yazı göndermiştir. Yazıda; akademik unvanların MEB'e bağlı okullarda ders dağılımında bir üstünlük sağlamadığı, öğretmenin doktorasını tamamladığı için mazeret gösterir resmi bir durumunun kalmadığı ve Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında 9, 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerinin tamamının öğretmenin deneyiminden yararlanma hakkı olduğu belirtilmiştir. Kararın, mevzuat çerçevesinde okul müdürünün takdirinde olduğu ifade edilmiştir.
11.3. Gazi Anadolu Lisesi Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nden gelen görüşe dayanarak başvurana resmi bir yazı ile yanıt vermiştir. Okul yönetimi, öğretmenin doktora eğitimini tamamladığını ve mazeretini gösterir bir belge bulunmadığını belirterek, tüm sınıf kademelerinin (9-12) kendisinden yararlanma hakkı olduğunu vurgulamış ve kendisine verilen ders programına göre derslere girmesinin uygun görüldüğünü (talebin reddedildiğini) tebliğ etmiştir.
12. Anayasa'nın 2'nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğu hüküm altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere; hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devletinin en önemli unsurlarından biri olan "hukuki güvenlik ilkesi" bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını, idarenin keyfi uygulamalarından korunmalarını ve devletin eylem ve işlemlerinde belirli ve öngörülebilir olmasını gerektirir. İdare, kamusal yetkileri kullanırken ve bireylerin taleplerini değerlendirirken, mevzuatın kendisine çizdiği sınırlar içinde kalmalı; Danıştay'ın istikrar kazanmış kararlarında belirtildiği üzere, kendisine tanınan takdir yetkisini mutlak ve sınırsız bir biçimde değil, "kamu yararı" ve "hizmet gerekleri" sınırları içinde, birey yararı ile kamu yararı arasındaki dengeyi gözeterek kullanmalıdır. Bu kapsamda, idarenin hazine arazilerinin yönetimi ve tasarrufu konusundaki işlemleri de anayasal ve yasal sınırlar çerçevesinde yargısal ve idari denetime tabidir. (Anayasa Mahkemesi; 25.12.2014 tarihli, E. 2014/35, K. 2014/173) (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu; 17.04.2025 tarihli, E. 2024/1270, K. 2025/859)
12.1 Anayasa'nın "Bilim ve Sanat Hürriyeti" başlıklı 27'nci maddesi; herkesin bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahip olduğunu hüküm altına almıştır. Bu anayasal güvence, bireylerin sadece akademik kadrolarda değil, yaşamın her alanında entelektüel ve bilimsel üretimde bulunabilmelerine imkan tanımaktadır. Dolayısıyla, kamu görevlilerinin mesleki sorumluluklarını yerine getirirken aynı zamanda bilimsel yetkinliklerini artırmaya yönelik doktora ve benzeri akademik çalışmalarda bulunmaları, bu madde kapsamında korunan temel bir hürriyet alanı olarak kabul edilmelidir. Bu anayasal güvence, kamu görevlilerinin mesleki sorumluluklarını ifa ederken bilimsel yetkinliklerini artırıcı doktora ve benzeri akademik çalışmalarda bulunmalarının, idare tarafından sadece izin verilen bir faaliyet olarak görülmesini değil, kamu hizmetinin işleyişiyle uyumlu olduğu ölçüde aktif olarak desteklenen ve kolaylaştırılan bir süreç olarak ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla idarenin, personelinin bilimsel gelişimine katkı sunacak idari düzenlemeleri yapması, devletin bilim ve sanat hürriyetini yaşama geçirme konusundaki pozitif yükümlülüğünün bir gereği ve tezahürüdür.(Yılmaz, Kubilay. "AİHM ve AYM Kararları Işığında Bilim Özgürlüğünün Genel Çerçevesi." Uzmanlık Tezi, Ankara.(2025).s.59.)
12.2. Anayasa'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42'nci maddesi, kimsenin eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamayacağını emretmektedir. Bu hüküm, devletin eğitim hizmetini sunarken sürekliliği, düzeni ve erişilebilirliği sağlama yükümlülüğünü beraberinde getirir. Eğitim ve öğretim faaliyetlerinin bir kamu hizmeti bilinciyle yürütülmesi esas olduğundan, idarenin çalışma düzenini belirlerken önceliği, hizmetten yararlananların eğitim hakkının aksatılmadan sürdürülmesine ve kamu yararının, bireysel taleplerin önünde tutulmasına vermesi, bu maddenin bir gereğidir. Anayasa Mahkemesi bir kararında, kamu görevlilerinin lisansüstü eğitim gerekçesiyle yaptıkları atama taleplerinin reddedilmesini, eğitim hakkına yönelik doğrudan bir müdahale olarak değerlendirmemiştir. Mahkeme, devletin eğitim ve öğrenim hakkı kapsamındaki yükümlülüğünün, bireyin eğitim almasını engellememe şeklindeki "negatif ödev" ile sınırlı olduğunu; buna karşılık devletin, lisansüstü eğitim görmek isteyen personelin görev yerini değiştirmek veya bu eğitimi herkes için sağlamak gibi bir "pozitif yükümlülüğü" bulunmadığını vurgulamıştır.(AYM. E.2013/2069 K.2013/2069 Tarih: 20.02.2014)
12.3. Yukarda belirtildiği üzere idare hukuku ilkeleri ve yargı içtihatları açısından bakıldığında ise, idarenin kamu hizmetini düzenleme konusundaki takdir yetkisi ile bireylerin anayasal hakları arasındaki ilişkinin, "hizmetin gerekleri" ve "kamu yararı" ölçütleri doğrultusunda ele alınması gerekmektedir. İdare, hizmetin verimliliğini ve kurumsal düzeni sağlamakla yükümlü olmakla beraber, bu yetkisini kullanırken personelin bilimsel gelişim hakkını tamamen işlevsiz kılacak yaklaşımlardan kaçınmalı ve ölçülülük ilkesini gözetmelidir. Dolayısıyla hukuki değerlendirmenin odak noktası, idarenin düzenleme yetkisinin sınırları ile bireyin bilimsel özgürlük alanı arasında adil, hakkaniyete uygun ve kamu hizmetini aksatmayan bir dengenin sağlanıp sağlanmadığıdır.
13. Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 12'nci maddesi, haftalık ders programının düzenlenmesinde okul idaresine belirli bir takdir yetkisi tanımıştır. Bu maddeye göre program hazırlanırken okulun eğitim ortamı, öğretmen durumu, fiziki şartlar ve pedagojik esaslar göz önünde bulundurulur. İdare, kamu hizmetinin sürekliliğini ve verimliliğini sağlamakla yükümlü olup, ders programlarını düzenlerken bireysel taleplerden ziyade öğrencilerin menfaatini ve okulun genel işleyişini öncelemek durumundadır.
14.Somut olayda idarenin sunduğu bilgi ve belgeler incelendiğinde, başvuranın ders programının düzenlenmesinde ve sınıf seviyelerinin belirlenmesinde idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri dengesi içinde kullandığı görülmektedir. İdarenin cevabi yazısından; bir yandan başvuranın derslerinin belirli günlere toplanarak Perşembe ve Cuma günlerinin tamamen boş bırakıldığı, bu durumun hafta sonu tatili ile birleştiğinde başvurana bilimsel çalışmalarını yürütebilmesi için kesintisiz dört günlük bir zaman dilimi sağladığı; diğer yandan başvuranın sadece 12. sınıflara ders verme talebinin, 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin de öğretmenin akademik birikiminden yararlanma hakkı bulunduğu ve eğitimde fırsat eşitliği gerekçeleriyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca derslerin olduğu Pazartesi ve Salı günlerinde de blok ders uygulamasıyla gün içi akademik çalışma boşlukları oluşturulmuştur. Bu tablo, idarenin başvuranın akademik gelişimini engellemek bir yana, hem kişisel gelişimi destekleyici hem de tüm öğrencilerin menfaatini gözetici bir tutum sergilediğini ortaya koymaktadır.
15. Mevzuat hükümleri ve eşitlik ilkesi açısından yapılan değerlendirmede; ilgili yönetmeliklerin engellilik, süt izni gibi özel durumları olan personele ders programında öncelik tanıdığı, ancak lisansüstü eğitim yapan öğretmenler için mutlak bir ders programı belirleme hakkı öngörmediği açıktır. Devlet, akademik kariyer yapan öğretmenleri mali haklar (artırımlı ek ders ücreti) yoluyla teşvik etmekte olup, bu teşvik idareye öğretmenin tercihine göre okulun genel işleyişini ve diğer öğretmenlerin çalışma düzenini bozacak nitelikte özel bir program hazırlama yükümlülüğü yüklememektedir. İdarenin, mevzuatta açıkça istisna tutulmayan bir durumda, diğer zümre öğretmenleri aleyhine sonuç doğuracak ek bir ayrıcalık tanıması, Anayasa'nın10'uncu maddesindeki kanun önünde eşitlik ilkesine ve kurum içi çalışma barışına aykırılık teşkil edecektir.
16. Sonuç olarak; başvuranın uyuşmazlığa konu talepleri incelendiğinde, idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı görülmektedir. Şöyle ki;
16.1. Ders programında bir günün boş bırakılması talebi yönünden: Başvuranın bilimsel çalışmalarına zaman ayırmak amacıyla haftada bir günün boş bırakılması talebi, idare tarafından Perşembe ve Cuma günlerinin tamamen boşaltılması suretiyle, talep edilenden daha geniş bir kapsamda (haftada iki gün ve hafta sonu ile birleşen blok izin) karşılanmış ve idare, başvuranın akademik gelişimini destekleyici takdir yetkisi kullanmıştır.
16.2. Sadece 12. sınıflara ders verme talebi yönünden: Başvuranın sadece üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıflara ders verme yönündeki diğer talebi ise; eğitimin sürekliliği ve fırsat eşitliği ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. İdarenin, 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin de başvuranın akademik birikiminden ve deneyiminden yararlanma hakkı olduğunu belirterek, öğretmenler arasında ayrımcılığa yol açacak ve okulun pedagojik planlamasını bozacak bu talebi reddetmesi kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun bulunmuştur.
17. Bu itibarla; idarenin, başvuranın ders programını düzenlerken bilimsel çalışma hürriyetini kısıtlamadığı, aksine imkanlar dahilinde kolaylık sağladığı; sınıf atamalarında ise öğrencilerin menfaatini ve zümre içi dengeleri gözeterek hareket ettiği anlaşıldığından, başvuranın her iki talebine ilişkin idari işlemde hukuka, hakkaniyete ve mevzuata aykırılık tespit edilmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Bu bilgiler haricinde hukuki gerekçeler ve mevzuat yönünden konuyu detaylı olarak inceleyen Kamu Denetçiliği Kurumunun (Ombudsmanlık) 22/01/2026 tarih ve 2026/1028-S.26.1495 sayılı kararını bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.
Ahmet KANDEMİR