10 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, bir kamu görevlisi hakkında "askerlikten kurtulmak için hile yapmak" suçundan verilen mahkumiyet kararı kesinleşmiş ve bu nedenle memuriyetten çıkarılmıştır. Ancak kişinin daha sonra yaptığı "yargılamanın yenilenmesi" talebi kabul edilmiş ve yeniden görülen dava, zamanaşımı nedeniyle düşürülmüştür. Buna rağmen memurun görevine iade talebi, ilk derece mahkemesi tarafından reddedilmiştir.
Olayın Geçmişi ve Yargı Süreci
Süreç, 1999 yılında Malatya Askeri Hastanesi'nde sivil memur olarak görev yapan Mehmet Gedik'in, hakkında açılan ceza davası neticesinde memuriyetten çıkarılmasıyla başladı. Askeri mahkemede "askerlikten kurtulmak için hile yapma suçuna iştirak"ten aldığı 2 yıl 1 ay hapis cezası, 7 Nisan 2010'da kesinleşti. Bu kesinleşme üzerine, 20 Temmuz 2010 tarihinde başvurucunun memuriyetine son verildi.
Ancak olay örgüsündeki kritik gelişme bu noktadan sonra yaşandı. Başvurucu, ceza hükmü kesinleştikten sonra yargılamanın yenilenmesi talebinde bulundu. Bu talep kabul edildi ve ceza davası yeniden görülmeye başlandı. Yeniden görülen dava sonucunda Malatya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Kasım 2014 tarihinde kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürdü. Bu karar, ilk mahkumiyet hükmünü ve hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmış oldu.
İdare Mahkemesi'nin Gerekçesi ve AYM'nin Bozma Nedeni
Ceza davasının zamanaşımından düşmesiyle hukuken yeni bir durum ortaya çıkmasına rağmen, başvurucunun memuriyete iade talebi reddedildi. Ankara 1. İdare Mahkemesi, 29 Nisan 2016 tarihli kararında, idarenin "açıktan atama" konusunda takdir yetkisi olduğunu ve kişinin geçmişte yargılandığı suçun niteliğinin memuriyetle bağdaşmadığını belirterek talebi geri çevirdi. Bu karar, Danıştay tarafından da onanarak kesinleşti.
Anayasa Mahkemesi ise bu yaklaşımı temelden hatalı buldu. Yüksek Mahkeme, bir ceza davasının, yargılamanın yenilenmesi yoluyla yeniden görülüp zamanaşımı nedeniyle düşürülmesinin, kişinin suçlu olduğu yönündeki tüm şüpheleri ortadan kaldırdığını vurguladı. Kararda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesi ilkesine dikkat çekildi.
AYM, gerekçesinde şu tespiti yaptı:
"Başvurucu hakkındaki mahkümiyet hükmünün, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmesiyle ortadan kalktığı ve yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın düşürüldüğü açıktır. Bu durumda, idari makamların ve derece mahkemelerinin, sanki ortada hala geçerli bir mahkumiyet varmış gibi hareket ederek veya kişinin suçlu olduğu inancıyla karar vererek memuriyete iade talebini reddetmesi, masumiyet karinesinin açık bir ihlalidir."
Bu karar, zamanaşımı ve memuriyete iade konularında önemli bir içtihat oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılamanın yenilenmesiyle hukuki geçerliliğini yitirmiş bir mahkumiyetin, bir kişinin gelecekteki haklarını, özellikle de memuriyet hakkını elinden almak için kullanılamayacağını net bir şekilde ortaya koymuştur.
100.000 TL Tazminat ve Yeniden Yargılama Kararı
Anayasa Mahkemesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna vararak, başvurucuya 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Ayrıca, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine hükmetti.
Bu karar, benzer hukuki süreçlerden geçen devlet memurları için bir güvence oluşturmakta ve idarenin takdir yetkisinin, temel hak ve özgürlükler ile masumiyet karinesi gibi evrensel hukuk ilkeleriyle sınırlı olduğunu bir kez daha teyit etmektedir.
10 Şubat 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan karar için tıklayınız.