Anasayfa

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'den ek derslere zam ve Akademi açıklaması

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum'da yaptığı açıklamalarda öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin beklediği ek ders ücreti artışına yönelik Hazine ve Maliye Bakanlığı ile paket halinde görüşmelerin sürdüğünü bildirdi. Milli Eğitim Akademisi'nin işleyişi hakkında da detaylar paylaşan Bakan Tekin, eğitim sürecindeki konaklama imkanlarının genişletileceğini ve akademi eğitimini başarıyla tamamlayan adayların her yıl düzenli olarak atamalarının yapılacağını açıkladı.

Haber Giriş : 2026-02-23T05:59, Son Güncelleme 2026-02-23T07:52

Memurlar.net Genel Yayın Yönetmeni Edip Üzen'in de Yusuf Tekin'e eşlik ettiği Erzurum ziyaretinde Bakan Tekin gazetecilerin sorularını cevapladı.

Bakan Tekin'e sorulan sorular ve cevapları şu şekilde;

SORU: Milli Eğitim Akademilerinde öğretmen adaylarının konaklama ihtiyacı nasıl karşılanacak?

Konaklama imkanı olan yerlerde konaklayacaklar, olmayan yerlerde öğretmenevleri, uygulama otelleri gibi yerlerden faydalanacaklar. Bakanlığın konaklama ile ilgili bütün birimlerini birleştiriyoruz. Öğretmen adaylarımıza da bunların kapılarını açıyoruz. İmkanlar dahilinde buralarda kalabilecekler. İlk uygulama olduğu için adaylar eğitim ve uygulama merkezine kayıt yapacağı esnada konaklama talep edip etmeyeceğini beyan edecekler.

Akademiler branş bazında uzmanlaşacak. O branşa özgü eğitim alt yapısı vs. ile donatılacak. Ayrıca uygulama sahasında da yine ilgili alana/ branşa özgü okul çeşitliliği de dikkate alındı. Mesela, Erzurum'daki akademide sınıf öğretmenliği olacak. Planlamayı yaparken şehirdeki öğrenci sayısı, şube sayısı, o alandaki uzman-baş öğretmen sayısı, üniversitelerin durumu gibi çok sayıda kriteri de dikkate aldık. Haydarpaşa'yı mesleki teknik eğitim için planladık çünkü Marmara Üniversitesi Türkiye'nin en köklü mesleki ve teknik eğitim fakültelerinden bir tanesiydi, teknoloji fakültesine döndü sonra.

SORU: Öğretmenlerin ek ders ücretlerine zam yapılması gündeminizde var mı?

Var. Bunların hepsi; şube müdürü, müfettiş, genel idare hizmetleri sınıfına geçen arkadaşlarımız; uzman ve başöğretmen haklarını alamıyorlar. Bunların hepsini bir paket olarak Maliye Bakanımızla konuştuk, konuşuyoruz.

Ek ders ücretleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde belirlenen memur maaş katsayısına bağlı olarak hesaplanmaktadır. Bu nedenle ek ders ücretlerinde artış, ya toplu sözleşme sürecinde göstergenin yükseltilmesiyle ya da dönemsel katsayı artışıyla mümkündür. Milli Eğitim Bakanlığının tek başına ek ders ücretlerine zam yapma yetkisi bulunmamaktadır.

SORU: Uzman ve başöğretmen tazminatları emekliliğe yansıyacak mı?

O ayrı. Ayrı ayrı şeyler. Kamuda çalışanların maaşının, SGK kesintisi olan miktarı belli. Onun dışında ek ödemeler var, onlar oraya dahil olmadığı için emekli maaşlarıyla ilgili çalıştığımızda aldığımız maaşlar arasındaki fark oradan ortaya çıkıyor.

Uzman öğretmeklik ve başöğretmenlik ünvanlarına ilişkin mali haklar söz konusu ünvanlarda fiilen öğretmenlik yapanlar için öngörülen fiili çalışmaya bağlı ödemelerdir. Bu kapsamda prime esas kazançlar arasında olmayan ve aktif çalışma halinde hak edilen söz konusu tazminatların emekliliğe yansıtılması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. Fiili çalışmaya bağlı olarak ödenen tüm mali kalemler sadece Bakanlığımızda değil tüm Kamu kurum ve kuruluşlarında emeklilik esnasında yasal olarak yararlanılamayan mali haklar kapsamındadır.

SORU: Köklü okullar diye tabir ettiğiniz İstanbul'daki, Ankara'daki ilk yüzde 1'lik dilimden alan okullarda pansiyonlarla ilgili bir sıkıntı olduğunu biliyoruz. Bu pansiyonlarla ilgili bir düzenleme var mı gündeminizde?

Okulun derslik kontenjanı var, bir de pansiyon kontenjanımız var. İstanbul Erkek Lisesi örneğinden gidersek, 180 kişilik bir yurt fakat 300 küsur kişi kalıyor. Valilik bir şekilde herkesi yurda alma yolunu seçmiş. Bizim her öğrenciye konaklama hizmeti sunmak gibi bir imkanımız da yok buna aileleri o şehirde yaşıyor vesaire bu nedenle gerek de yok. O yüzden biz şimdi bu tür okullarla ilgili şöyle bir hazırlığın içindeyiz. Okulların kontenjan yapısını, konaklama hizmeti verilen yani pansiyonu olan ve olmayan diye ayıralım diyoruz. İstanbul Erkek Lisesinde diyelim ki 4 şube alacağız, 120 öğrenci, yani 30x4, bunun 60'ı konaklamalı olacak 60'ı konaklamasız. O 60 kendi içinde yarışsın, öbür 60 kendi içinde yarışsın.

Sadece şu, İstanbul Erkek Lisesinde 5x120, 600 öğrenci. 600 öğrenciyi konaklatabileceğimiz yurt yapmak için yerimiz yok orada. Başka yerdeki yurda öğrenciyi gönderdik, isyan ettiler, istemiyoruz, gelemiyoruz, 1,5 saat sürüyor vs. O civarda da pansiyon yapabileceğimiz yer yok. Tıkış tıkış bir mahalle. Ne yapacağız o zaman? Ya da Kabataş. Yurdu bitiriyoruz şimdi. Yurdun kapasitesi belli, ne yapacağız. Teknik anlamda mümkün değil. Bununla ilgili seçenekleri, ne yapabilirizi çalışıyoruz.

Yurt yapabileceğimiz yer varsa yapıyoruz zaten. İstanbul Erkek Lisesinin yurdunun maksimum kapasitesi, iki defa ziyarete gittim okula, yurtta kalanlar diyor ki yeterince çalışacak yerimiz yok, etüt yapabileceğimiz salon yok çünkü her yeri yatakla doldurmuşuz. Olmaz yani bu. O yüzden o okullarda konaklama hizmetinin kontenjanını ayrıştırmak istiyoruz, bu yenilik bu yıl LGS kitapçığında olacak.

SORU: Bu okulları pansiyonlu ile pansiyonsuz diye ayırdığımızda LGS'de puanları farklı mı olacak?

Şimdiden onu bilemeyiz.

SORU: İstanbul Erkek Lisesinde Almanca eğitim programı var, kitapları var, Peki bu durumda Milli Eğitimin yaklaşımı nedir?

Aslında İstanbul Erkek Lisesi ile ilgili olarak hukuki bir boşluk var. Orada Alman programı uygulanacağına dair ikili anlaşmada bir hüküm yok. Ama başlamışız, uyguluyoruz şu anda. Bu okulların uyguladıkları programlarla ilgili ayrıca Ortaöğretim Genel Müdürlüğümüz çalışıyor. Mesela Türki Cumhuriyetlerle yani Kırgızistan, Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, hepsiyle uluslararası sözleşmelerimiz 1990'lı yıllarda yapılmış. O zamanın koşullarında yapmışız. Fakat sonra ne olmuş, şurada bir ilkokul arkasına bir okul daha yapmışız, bir tane bina bulmuşuz orayı da okul yapmışız falan. Bu uluslararası sözleşmelerin aradan geçen bu 30-40 yıllık periyot içinde yenilenmesi gerekiyor. Revize edilmesi lazım. Mesela Azerbaycan'la yaptık. Hepsiyle yapıyoruz şu anda. Aynı şeyi, bizim Almanya ile Fransa ile yaptığımız ikili uluslararası anlaşmalar 1950'li yıllardan, 1960'lı yıllardan kalma anlaşmalar. Ama artık ilişkilerimiz çok şekillenmiş, çeşitlenmiş. Biz diyoruz ki yeni konjonktüre göre, diploma denkliğinden tutun eğitim öğretim programlarına, ortak iş birliklerine kadar her şeyi yeniden masaya yatıralım noktasındayız. Onlar da bu süre içinde bizim Türki Cumhuriyetlerde yaptığımız gibi, gecekondu mantığıyla aslında sözleşmelerde olmayan inisiyatifler kullanmışlar. İstanbul Erkek Lisesi böyle bir şey. Hiçbir yerde karşılığı yok orada Alman programı uygulanacak diye. Elimizde bir şey yok. Biz şimdi diyoruz ki onu yasal bir zemine oturtalım. Almanya ile yürüttüğümüz ilişki bir noktaya vardı. İlk devlet başkanları düzeyindeki temasta sözleşme olarak imzalanacak durumda. Fransa'yla ilgili de süreç benzer şekilde devam ediyor.

SORU: "LGS'ye yönelik yeni nesil sorular hazırlanıyor" dediniz. Detayları merak ediyoruz, bu sorular ne zaman hazırlanır, nereye yüklenir, sorular açık uçlu mu olacak, beceri odaklı mı olacak?

Aslında soru örneklerimizi, MEBİ'de yayımlamaya başladık. Ortaokullar için hazırladığımız örnek sorular ve denemeler MEBİ üzerinden öğrencilere sunuluyor.

SORU: 2028'deki sınav için mi bunlar?

Şu an halihazırda, öğrencilerimiz yeni müfredat kapsamındaki soruları zaten her derste hem temel eğitimde hem ortaöğretimde görüyorlar. Bunun dışında da soru örnekleri, hem MEBİ'de hem de EBA'da mevcut. Şu anda 9 ve 10. sınıftaki müfredat kapsamında çocuklarımız zaten derslerinde bu soruları görüyor. 2026 yılı içerisinde örnek soruları da hem ortaokul hem de lise öğrencileri için yayına alacağız.

Öğrencilerimiz rahat olsunlar. Bakanlık olarak öğrencilerimizi her yönden destekleyeceğiz ve sınava hazırlık paketlerimizi MEBİ üzerinden sunacağız.

SORU: Laiklik bildirisi ile ilgili net tavrınızı öğrenmek istiyoruz.

Bildiride "laik eğitim' hedefte deniyor. Bu bildiri bizim Ramazan Genelgesini göndermemizden sonra yayınlandı. Burada beni rahatsız eden ve dava konusu yaptığımız şeyler var. Nedir bunlar? Bir, "Türkiye'yi Talibanlaştırıyorlar" ifadesi. Bunu söylemeye kimsenin hakkı yok. Bu toplumu provoke etmektir.

İkincisi, aldığım dört tane not var bildiriden, şimdi diyor ki "Trump'ın ipine sarılmış." Bir dakika, ben 'milli birlikten, ulusal mesajlardan' bahsederken Trump'ın ipine sarılan bir politika izlemek ile beni itham ediyorsunuz. Bu bağımsızlıkla alakalı bir problemdir. Benim yaptığım şeylerin bağımsızlık ilkesine halel getirdiğini söylemeye yöneliktir ve suçtur. Bunu da kabul etmiyorum.

Sonra diyor ki; "laik hukuk düzenini ortan kaldırma çabası." Yani bizi anayasal düzeni tehdit etmek, anayasal düzeni ortadan kaldırmakla itham eden bir cümle bu. Bu olmaz arkadaşlar, kabul edilebilir bir şey değil.

Sonra "Gerici azınlık provokasyon içerisinde" diyor. Bir dakika ya. Ne demek gerici azınlık? Kimden bahsediyorsun sen? Provokasyon ne demek? Ben, Anayasa'dan, kanunlardan dayanağını alan bir metnin yazıldığını ifade etmişken adam beni bir; gerici azınlık olarak tanımlıyor, iki; yaptıklarımı provokasyon olarak tanımlıyor. Bu olmaz arkadaşlar. Bu, demokratik eleştiri sınırları içerisinde kabul edilebilecek bir şey değil. Yani, ben bunu kabul edemem.

Bir tane katıldığım bir şey var. "Laikliği savunmak suç değil." Evet, laikliği savunmak suç değil. Laikliği ben de savunuyorum ama onların yaptığı din düşmanlığını, Müslüman düşmanlığını savunmuyorum. Ben evrensel laikliği savunuyorum.

Ya okumuyorlar metni ya da niyet okuyuculuğu yapıyorlar. Benimle oturup laikliği tartışsınlar. Nedir laiklik? Yani yaptığımız hangi şey laiklik ilkesine aykırı? Aynı kişiler benim cemevine gitmemi de eleştiriyorlar. Şimdi Alevi Federasyonları açıklama yapıyor bununla ilgili. Heybeliada Ruhban Okuluna da ben gittim. Bir insanda biraz akıl olması lazım. "Yani bak bir şey savunuyor bu adam" demesi lazım. Ben bu ülkede Alevisi, Sünnisi, Türk'ü, Kürt'ü, Çerkezi ayrım yapmıyorum. Önemli olan şey hukuk devletinin sınırları içerisinde temel hak ve hürriyetlerini kullanabilsin herkes. Bu kadar.

SORU: Fenomen öğretmenlerle ilgili tedbir alacak mısınız?

Bazı öğretmenlerimiz "fenomenlik" yapıp oradan kendilerine özel ders verebilecekleri öğrenci buluyorlar. Bu öğretmenler, bazı öğrencilere özel ders veriyor ama okulda DYK kursu açmıyor, burada sorun çıkıyor. Şimdi burada yeni bir yaklaşıma gidiyoruz. Bakanlık Yönetim Sistemi üzerinden, hangi okullarda DYK açılıyor hangisinde açılmıyor, niye açılmıyor bakıyoruz. Bir okulda, DYK kursu açılmıyorsa demek ki bir sıkıntı var burada. Bunun nedeni ne buna bakacağız, bununla ilgili tedbir alacağız. Suç işleyenler varsa, bunları tespit edeceğiz.

Kamuoyunda oluşan rahatsızlık ve velilerimizden gelen şikayetler üzerine Biliyorsunuz fenomen öğretmenlerle ilgili de daha önce inceleme başlatmıştık. Bu kapsamda gerek merkez teşkilatımız gerekse taşra birimlerimizde müfettişlerimizce süreç takip edilmektedir.

SORU: Cumhurbaşkanı Erdoğan da bunu sürekli gündeme getiriyor. Türkiye'de çocuk sayısı azalıyor. TÜİK'in verilerine göre de ilkokul çağındaki çocuk sayısı 5 yılda 900 bin azalacak. Öğrenci sayısı azalacak, bazı derslere talep azalacak. Bakanlığın nüfus azalışını baz alarak yaptığı gelecek planı var mı?

Biliyorsunuz yapay zeka destekli Bakanlık Yönetim Sistemi kurduk. Şu an okul müdürlerimiz, okullarıyla ilgili okulun öğretmeniyle, fiziki, teknolojik altyapısıyla ilgili, akademik başarılarıyla ilgili bilgileri buraya giriyor. e-okulla entegre olduğu için biz burayı görüyoruz. İlçe milli eğitim müdürü kendi ilçesindeki bütün okulların bu anlamda bütün verilerine erişim hakkına sahip, görebiliyor. İl milli eğitim müdürü ildeki tüm okulları görebiliyor. Bakanlığa geldiğinde genel müdürlerimiz diyelim Temel Eğitim Genel Müdürü kendisine bağlı okulları, Din Öğretimi Genel Müdürü kendisine bağlı okulları görüyor.

Bu sistemde, biz ildeki, ilçedeki, okuldaki tüm anomalileri görebiliyoruz, bizi uyarıyor. Mesela diyelim ki bir okuldaki 5 öğrenci bir önceki hafta devamsızlık yapmış. Hemen il milli eğitim ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine bu anomali durumu görüyor ve tedbir alıyor. Bu tamamen yapay zeka destekli devasa bir veri seti.

Bunun en önemli bileşenlerinden bir tanesi de TÜİK Türkiye göstergeleri. Ve oradan 2025-2030-2035-2040 nüfus projeksiyonlarını alıyoruz. İstatiksel olarak mesela bir ilde 10 yıl sonra bir ilkokul ya da ortaokul ihtiyacı olacak ya da okulda öğrenci olmayacak bunu görüyoruz. O zaman yatırım planlamamızı yaparken insan kaynağı planlamamızı yaparken o projeksiyon bize yol gösteriyor.

Ben her il ziyaretimde Bilgi İşlem Genel Müdürlüğümüzden yatırımlarla, öğretmenlerin, öğrencilerin durumlarıyla ilgili öğrenci sayısı yıllara göre nasıl artmış, nasıl azalmış, seçmeli dersler ne olmuş, ne olmamış, işte buradan mezun olan çocuklar yani ortaokuldan mezun olanlar lise sürecinde ne yapmışlarsa bütün bunların hepsini istiyorum. Analizlerimi de buna göre yapıyorum.

Mesela nüfus artış hızı Şanlıurfa'da çok yüksek, oraya daha fazla öğretmen ataması yapıyoruz. Benim elimde bilimsel veriler var. Ben kararı verilere bakarak veriyorum. Ama bizi eleştirenler, o parametreler üzerinden hareket etmiyor.

Devamsızlık, aynı şekilde nakil meselesi. Mesela bir okula çok fazla nakil isteniyor bu niye oluyor diye bunu soruyoruz. İllerde, mesela okul istiyorlar tabloyu önlerine koyuyoruz, Diyoruz ki "Sen buraya okul istiyorsun ama orada arsa yok veya okula ihtiyaç yok." Bunları da buradan takip ediyorum şu anda.

SORU: Kaç norm fazlası var şu an?

50 binin altına düştü şu anda.

SORU: 2024 KPSS ile atama ihtimali tamamen ortadan kalktı mı?

Bir kere o bitti, o yok. Mahkeme kararları hariç. Mahkeme kararları gelirse mahkeme kararını uygularız. Onun dışında 2024 KPSS ile atama yapma ihtimalimiz yani iradi olarak öyle bir seçenek yok. (2025 KPSS) O da yok.

SORU: Milli Eğitim Akademisinde hazırlık eğitimi alan öğretmen adayları ne zaman atanacak?

Akademi eğitimi biter bitmez atamalarını yapacağız. Her sene yapılacak. Evet, her sene alacağız.

Bakın arkadaşlar; bir, çağ nüfusu düşüyor diyoruz, değil mi? İki, AK Parti yaklaşık 22 yıldır ortalama 30 bin, 40 bin öğretmen atıyor. Yani nüfus düşüyorsa 20 yılda 30-40 bin atamadan toplam 800 bin tane atama yaptıysam, emeklilik yaşı da yükseldiyse.

SORU: Ara tatili kaldıracak mısınız? Şimdi herkes diyor ki; bu kadar konuşuluyorsa Sayın Bakan'ın aklında kaldırmak var.

Onunla ilgili son iki yıldır anket ve değerlendirme yapıyoruz. Şu an önümüzdeki 2027 eğitim öğretim yılı takvimini çalışıyoruz. Diğer yandan eğitim öğretim gün sayımız 180 gün. 2027 için 29 Ekim, 1 Ocak, yarıyıl tatili, Ramazan Bayramı, 23 Nisan, 19 Mayıs gibi resmi tatilleri de değerlendirdiğimizde bu 180 günü yetiştiremiyoruz. Bu nedenle bu süreci değerlendireceğiz.

Memurlar.Net - Özel