Yotube kanalında yaklaşık 8 yıldır matematiği herkes için anlaşılır ve eğlenceli hale getirmek amacıyla videolar paylaşan Dr. Tom Crawford, İngiltere'deki en önemli okullarından olan Oxford ve Cambridge üniversitelerinde matematik dersleri veriyor. Geçtiğimiz günlerde YouTube kanalında 2021 yılında düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) Temel Yeterlilik Testi'ne (TYT) ait matematik sorularını yanıtlamaya çalışan Dr. Crawford, toplam 40 sorudan 30'unu yaklaşık 1 buçuk saatte cevaplayabildi.
Sınav kurallarına göre ise adayların TYT'deki Türkçe, sosyal bilimler, matematik ve fen bilimleri derslerinden toplam 120 soruyu 135 dakika içerisinde çözmesi gerekiyor. Yani adayların sınavda matematik testindeki 40 soruyu çözmek için 40-50 dakika vakti oluyor. TYT matematik sorularının Almanya, Avusturya ve İngiltere'deki aynı yaş grubundaki öğrencilere uygulanan benzer üniversite seçme yerleştirme, seviye ölçme sınavları arasında en zoru olduğu kanaatine varan Dr. Crawford, soruları çözmeyi bitirdiğinde yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Talimatları yanlış okumuş olabilirim. Belki de tüm soruları cevaplamanız gerekmiyordur, hiçbir fikrim yok. Ama şu an beynim iyice yanmış durumda ve süreyi de fazlasıyla aştım. Sorular giderek zorlaşıyor diyemem ama kesinlikle kolaylaşmıyorlar. Makul bir süre içinde çözebileceğimi düşündüğüm kadarını çözdüm. 40 sorudan 30'unu yaptım ve hem kendi akıl sağlığım hem de bunu izlemek zorunda olan sizlerin akıl sağlığı için burada duruyoruz. Sonuç olarak 30 soruyu çözmeye çalıştım. 30 sorudan 28'ini doğru yaptım. Ama kesinlikle olması gerekenden çok daha uzun sürdü. En iyi performansım değildi ama yine de oldukça eğlenceliydi. 40 soruyu 40 dakikada çözmek neredeyse imkansız. Bu yüzden zaman baskısı açısından açık ara en zor sınav. Soruların zorluk seviyesine bakarsak, ortalarda bir yerde gibi hissettiriyor. Matematik çok aşırı zor değildi ama ciddi düşünme gerektiriyordu. Sanırım beynim şu an fazlasıyla karışmış durumda."
Tom Crawford'un yorumuna bakılarak YKS çok zor denebiir mi?
Dr. Tom Crawford'un yorumu, Türk eğitim sisteminin "son yılların en zor" sınavı olduğunun kanıtı olarak sunuyor. Ancak bu naratifte gözden kaçırılan kritik bir nokta var: Dr. Crawford'un başarısızlığı, aslında Batı üniversite giriş sistemlerinin meritokrasi iddiasının ne kadar zayıf olduğunu ortaya koymaktadır.
İngiltere ve ABD'deki eğitim sistemleri kolaydır. Zira bu ülkelerde "sosyal hareketlilik istisnalar dışında çok azdır" ve bu nedenle "bu ülkelerde sıralama sınavlarına ihtiyaç olmaz". İnternetten yapılan açık kaynak araştırmalarında da görüleceği üzere gerçekten de İngiltere ve ABD'deki üniversite giriş sistemleri, merkezi sınavlara dayanmamaktadır. İngiltere ve Amerika'da sosyal mobilite çok az olup, zengin aileler çocuklarını iyi, köklü, pahalı okullra; fakir aileler ise mahalle mektebine gönderebilemketdir. Sosyoekonomik sınıflar arasında geçiş olamadığı, bu nedenle de öğrencileri başarılarına göre sırayan bir sistemin olmaması nedeniyle başarıya endeksli bir sınav yapılmamakta, başarıya endeksli sınav olmadığı için de zorlayıcı ve rekabetçi eğitim bulunmamaktadır. Bu nedenle de İngiltere ve Amerika'da ilk ve orta öğretimde dersler oldukça kolaydır.
Batı'daki "Holistik İnceleme" Sisteminin Gizli Mekanizmaları
ABD'deki üniversite giriş sistemi, resmi olarak "holistik inceleme" (holistic review) adı verilen bir yöntemi benimser. Bu yöntem, öğrencileri sadece test puanlarına göre değil, "okul başarısı, ders dışı aktiviteler, referanslar ve bazen de ailenin bağışları" gibi çok faktörlü kriterlere göre değerlendirir. Teoride, bu yaklaşım daha adil görünmektedir. Ancak pratikte, bu sistem sosyoekonomik ayrıcalıkları pekiştirmek için mükemmel bir araç haline gelmiştir.
Harvard Üniversitesi'ndeki bir davanın ortaya çıkardığı belgeler, bu sistemin ne kadar "meritokratik" olmadığını gözler önüne sermektedir. Harvard'da legacy (miras) statüsüne sahip öğrencilerin (yani üniversitede okuyan ailesi olan öğrencilerin) kabul oranı yüzde 33'tür. Oysa genel kabul oranı yüzde 6'nın altındadır. Başka bir deyişle, zengin ailelerin çocukları, diğer adaylardan 5-6 kat daha fazla kabul edilmektedir. John F. Kennedy ve George W. Bush gibi güçlü Amerikan siyasetçileri, akademik başarıları zayıf olmasına rağmen, sadece ailelerinin üniversite geçmişi nedeniyle kabul edilmiştir.
Daha da önemlisi, bu "legacy preferences" (miras tercihleri) sistemi, üniversitelerin bağışçılardan para toplamak için kullanılan açık bir mekanizmadır.
Ders Dışı Aktiviteler: Zenginlik Göstergesi Olarak Gizlenen Ayrıcalık
"Holistik inceleme" sisteminin en sinsi yönü, ders dışı aktivitelerin değerlendirilmesidir. Üniversiteler, öğrencilerin "kişilik özellikleri", "liderlik deneyimi" ve "ders dışı katılım" gibi faktörleri dikkate aldıklarını söylerler. Ancak bu faktörler, aslında sosyoekonomik statünün güçlü göstergeleridir. Uluslararası yaz kamplarına katılmak, müzik dersleri almak, gönüllü çalışmalar yapmak veya spor takımlarında oynamak - bu tüm aktiviteler para gerektirir. Fakir ailelerin çocukları, okul dışında çalışmak zorunda olabilir ve bu nedenle bu "değerli" aktivitelere katılamaz.
Ayrıca, sosyal ağlar (networking) da "holistik inceleme" sisteminin gizli bir parçasıdır. Üniversite danışmanları, öğretmen referansları ve "güçlü bağlantılar" - bunların tümü, zengin ve eğitimli ailelerin çocuklarının elinde olan avantajlardır. Fakir öğrenciler, bu sosyal ağlara erişim hakkına sahip değildir ve bu nedenle, sınav puanları ne kadar yüksek olursa olsun, dezavantajlı konumdadır.
Türkiye'nin Merkezi Sınav Sistemi: Daha Meritokratik mi?
Bu bağlamda, Türkiye'nin YKS gibi merkezi ve standart sınavlara dayanan sistemi, aslında daha meritokratik bir özelliktedir. Evet, YKS zordur. Evet, zaman baskısı vardır. Ancak YKS, teoride, ülkenin en ücra köşesindeki bir öğrenciye, İstanbul'un en pahalı özel okulundaki bir öğrenci ile aynı sınav sorularını çözmek fırsatı verir. Sınav puanı, ders dışı aktivitelere katılabilme gücüne, sosyal ağlara erişime veya ailenin bağışçı olup olmadığına bağlı değildir.
Batı üniversite giriş sistemleri, sosyoekonomik ayrıcalıkları "meritokrasi" masksı altında gizlemektedir. "Holistik inceleme" adı altında, üniversiteler zengin öğrencileri tercih etmeyi, akademik başarı yerine sosyal statüyü ödüllendirmeyi ve bağışçılardan para toplamayı meşrulaştırmaktadır. Dr. Crawford'un YKS'de yaşadığı zorluk, Türk eğitim sisteminin "meritokratik" olduğunun, Batı sistemlerinin ise "ayrıcalıklı" olduğunun kanıtıdır - tam tersine değil.
Sonuç olarak, Türkiye'deki YKS gibi zorlayıcı merkezi sınavlar, tüm eleştirilere rağmen, sosyal hareketliliğin kapısını açan bir mekanizmadır. Batı'daki "kolay" ve "esnek" sistemler ise, aslında sosyoekonomik sınıfları daha etkili bir şekilde pekiştirmektedir. Dr. Crawford'un başarısızlığı, bu gerçeği gözler önüne sermektedir.