Otorite el değiştiriyor: Her şeye karışan veli çağı

Okullarda bugün "eti de benim kemiği de benim, sen sadece paketlemesini yap" anlayışı var. Aileler, çocuğun aldığı notu veya yaşadığı bir tartışmayı kendi sosyal statülerine yönelik bir tehdit olarak algılıyor. Sosyal medya ise bu krizi derinleştiriyor.

Kaynak : Türkiye
Haber Giriş : 26 Şubat 2026 07:32, Son Güncelleme : 26 Şubat 2026 07:34
Otorite el değiştiriyor: Her şeye karışan veli çağı

MAHMUT ÖZAY- Okullarda artık "veli-öğretmen" çatışması zirve yapmış durumda. Bilgiye erişimin kolaylaşması, her velinin kendini bir eğitim bilimci sanmasına yol açtı.

Veliler; öğretmenin yöntemine, sınav sorularının zorluğuna, hatta sınıftaki oturma düzenine müdahale eder hale geldi.

Günümüzde çocuk, ailenin bir "başarı projesi" olarak görülüyor. Aileler, çocuğun aldığı notu veya yaşadığı bir tartışmayı kendi sosyal statülerine yönelik bir tehdit olarak algılıyor.

Sosyal medya ise bu krizi derinleştiriyor. Okul kapısındaki "veli toplantıları" artık 7/24 WhatsApp gruplarında devam ediyor. Bir velinin kişisel memnuniyetsizliği, gruptaki diğerlerinin onayıyla bir anda "toplu kalkışmaya" dönüşebiliyor. Öğretmen, karşısında tek bir muhatap değil, organize olmuş ve birbirini provoke eden bir kitle buluyor.

Eskiden "eti senin kemiği benim" anlayışıyla öğretmene teslim edilen çocuk, bugün "eti de benim kemiği de benim, sen sadece paketlemesini yap" anlayışına kurban ediliyor. Bu durum öğretmeni, bir bilgi aktarıcısından ziyade veli taleplerini dengelemeye çalışan bir "organizatöre" dönüştürüyor.

Enstitü Sosyal "Okul İklimini Ne Belirler? Okul Yöneticisi ve Öğretmen Profili" çalışmasıyla değişen öğrenme ihtiyaçlarını, dijitalleşme ve toplumsal beklentileri eğitimcilerin gözünden anlattı.

"YENİ BİR YOL HARİTASI ŞART"

Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan:

"Öğretmenlik mesleğini daha güçlü kılacak bir yol haritasına ihtiyacımız var. Eğitim fakülteleri ve Milli Eğitim Bakanlığı, yeni öğretmen profilini güçlendirmeye odaklanmalı. Birçok öğretmen, sınıflarındaki öğrenci mevcudu azalsa bile sınıf yönetiminin zorlaştığından yakınıyor. Bu, toplumsal dönüşümün sınıfa yansımasıdır. Bir velinin kendi çocuğu için istediği 'iyi', sınıfın ortak iyisiyle örtüşmeyebilir. Öğretmenin asıl görevi, artık o 'ortak iyiyi' bulan kişi olmaktır"

ÖĞRETMENLER NE DEDİ?

Süreyya Dalka (Sınıf Öğretmeni):

"Her dönemin öğretmen profili farklı olsa da asıl görev, çocuğu çağına uygun yetiştirmektir. Günümüzde çocuk kültürü o kadar hızlı değişiyor ki, birkaç yılda bir yeni bir nesil gelmiş gibi hissediyoruz. Zihnimizdeki eski öğretmen şablonlarının artık günümüz çocuğunu eğitmek, yönlendirmek veya disipline etmek için yeterli olmadığını fark ediyoruz. Değişen veli profiline gelince; okul müdürlerinin müzakere kabiliyetinin çok güçlü olması gerekiyor. Evet, veliler çok değişti ama hala birer anne-baba olarak oldukça endişeli ve kaygılılar"

Emel Eşiyok (Sınıf Öğretmeni):

Teknoloji sayesinde çocukların bilgi alma kapasitesi genişledi ancak bilgi alma süreleri kısaldı. Biz oturarak öğrenen bir nesildik, onlar ise hareket ederek düşünen bir nesil. Onların ihtiyaçlarına cevap verebilmek için önce bu yeni yapıyı anlamamız gerekiyor. Öte yandan her veli, öğretmenin kendisine göre şekil almasını bekliyor; bu da bizi en çok zorlayan durumlardan biri.

Esra Andak (Sınıf Öğretmeni):

Ciddi bir algı problemi ve odaklanma sürelerinde düşüş gözlemliyoruz. Çocuklarda aşırı sabırsızlık var. Sürekli etkinlik odaklı bir hayata alıştıkları için sınıf ortamında çok çabuk sıkılabiliyorlar.

Ayşe Begüm Genç (Matematik Öğretmeni):

On yıl önce çocuk sadece öğretmenden bilgi alabiliyorken, bugünkü çocuk bilgiye her yerden ulaşabiliyor. Ancak burada en büyük sorun 'bilgi kirliliği'. Bu noktada öğretmenin rolü değişti; artık sadece öğretici değiliz, öğrencilere rehberlik eden ve onlarla birlikte öğrenen bir konumdayız.

Gülşen Bay (Okul Yöneticisi):

Çocukların bir adım önünde gitmeyi başarmalıyız, aksi takdirde bizi önemsemiyorlar. Eski teknikler artık işlemiyor. Öğretmenlerin, idarecilerin ve okulların komple bir yenilenmeye ihtiyacı var. Veli tarafında ise okul yönetiminin müzakere gücü ön plana çıkıyor; ebeveynlerin kaygılarını doğru yönetmek kritik bir hal aldı.

Ömer Çiçek (Okul Öncesi Öğretmeni):

Veliler çok şey bildiklerini düşünüyorlar ama gerçek her zaman öyle değil. Onlara hep şunu söylerim: Öğretmeni, personeli veya diğer öğrencileri yargılamadan önce çocuğunuzun duygu dünyasına ayna olun.

Velilerimizden sorunu aktarmalarını, ancak çözümü işin uzmanı olarak bize bırakmalarını rica ediyoruz. Lisan-ı münasip ile kendilerine çözümün uzmanlık gerektirdiğini ifade etmeye çalışıyoruz.


Bu Habere Tepkiniz

Sonraki Haber