Anasayfa

İsrail polisi CNN Türk muhabirinin telefonunu şifresiz nasıl açtı?

CNN Türk muhabiri Emrah Çakmak'ın İsrail'de gözaltına alınmasının ardından iPhone telefonlarının Face ID ve şifre olmadan açılması, siber güvenlik tartışmalarını gündeme taşıdı. Yaşanan bu durum teknoloji, istihbarat ve küresel siber güvenlik ekosisteminin olası yüzünü bir kez daha ortaya koyuyor.

Haber Giriş : 2026-03-04T14:49, Son Güncelleme 2026-03-04T14:51

İsrail'de bulunan CNN Türk muhabiri Emrah Çakmak, İsrail güvenlik güçleri tarafından göz altına alındı. Çakmak, gözaltı sırasında iPhone modeli akıllı telefonunun şifresini vermediğini ancak cihazının buna rağmen incelendiğini açıkladı.

Telefonun izinsiz bir şekilde incelendiği yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, aynı zamanda modern akıllı telefonların devlet destekli operasyonlar karşısında ne kadar savunmasız kalabileceği iddiasını da beraberinde getiriyor. Çünkü Emrah Çakmak yaptığı açıklamada telefonunu kapalı bir şekilde verdiğini, buna rağmen açılarak incelendiğini belirtiyor.

iPhone modelleri şifre ve FaceID gibi kilit açma seçenekleri dışında Apple Watch gibi ekosistemde bulunan cihazlarla da açılabiliyor. Fakat bunun için cihazın çok yakınınızda ve kapanmamış olması gerekmekte. Bu da telefonun istek dışında açıldığını ve bir şekilde parola, FaceID olmamasına rağmen içerisindeki bilgilere ulaşılabildiği anlamına geliyor.

DEVLET KAPASİTESİYLE İLE YAPILAN TEKNİK BİR MÜDAHALE

"Benjamin Netanyahu bir konuşmasında 'Elinizdeki telefonlar aslında İsrail'in bir parçası' demişti. O gün bu söz birçok kişiye siyasi bir özgüven gösterisi gibi gelmişti." açıklamasını yapan Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık şöyle devam ediyor:

Bugün iPhone gibi telefon modelleri denildiğinde akla ilk gelen şeylerden biri 'güvenlik'. Zaten başta Apple olmak üzere yabancı menşeili birçok büyük telefon üreticisinin ana konularından birisi de bu. Bu firmalar yıllardır güçlendirilmiş parola sistemleri, parmak izi sensörleri, Face ID, Secure Enclave ve uçtan uca şifreleme gibi sistemlerle bunu güvenlik durumunu vurguluyor. Ancak mesele, sıradan kullanıcılar değil; doğrudan hedef alınan gazeteciler, aktivistler ve siyasetçiler olduğunda bu tablo değişebiliyor.

YABANCI MENŞEİLİ AKILLI TELEFONLAR NE KADAR GÜVENLİ?

Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık "Burada benim dikkat çektiğim nokta şu: İsrail'in siber alandaki en kritik yapılarından biri olan Birim 8200, yıllardır sinyal istihbaratı, şifre çözme ve dijital veri analizi üzerine çalışıyor. Bu birim sadece askeri operasyon yürütmüyor; aynı zamanda teknoloji sektörüne ciddi insan kaynağı yetiştiriyor. Birim 8200'de görev yapan birçok uzman, askerlik sonrası siber güvenlik ve mobil teknoloji şirketlerinde görev alıyor ya da kendi şirketini kuruyor. Yani askeri bilgi ile küresel teknoloji üretimi arasında doğrudan bir geçiş var.

Bu tabloya baktığımda, iddia edilen telefon erişimini yalnızca 'asker telefonu kurcaladı' şeklinde okumuyorum. Eğer böyle bir erişim olduysa, bunun arkasında gelişmiş teknik araçlar, yazılımlar ve kurumsal bir siber kapasite vardır. Netanyahu'nun telefonlara yaptığı vurgu ile Birim 8200'ün teknik gücü birleştiğinde, ortaya güçlü bir dijital kontrol altyapısı çıkıyor. Tartışma tam da bu noktada yoğunlaşıyor."

Diğer taraftan Apple'ın İsrail ile uzun süredir güçlü bir teknoloji bağı bulunuyor. Şirketin hali hazırda ülkede Ar-Ge merkezleri bulunmakta. Firma, bu merkezlerde kamera ve yüz tanıma teknolojileri üzerine çalışan birçok startup'ı daha önce satın almıştı. Firmaların yaptığı bu yatırımlar doğrudan 'hack' amacı taşımıyor, aksine kağıt üzerinde cihazların performansını ve kullanım yöntemlerini geliştirmeyi hedefliyor. Fakat aynı ekosistemin içerisine çok daha karanlık bir alan girebiliyor: devlet destekli siber gözetim.

Yani burada söz konusu "iPhone'lar kolayca kırılıyor" gibi basit bir durum değil. Aksine, milyonlarca dolarlık bütçelerle geliştirilen, özel güvenlik açıklarını kullanan ve yalnızca belirli kişileri hedef alan profesyonel operasyonlardan bahsediyoruz.

Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık "Buradan baktığımda mesele sadece bir gazetecinin telefonu değil, daha büyük bir güvenlik tartışmasıdır. Eğer devletler, paylaşılmayan şifrelere rağmen cihazlara erişebiliyorsa, bu durum ciddi bir küresel güvenlik sorunu anlamına gelir. Kişisel verilerin, özel yazışmaların ve dijital kimliğin korunması konusu artık bireysel bir tedbir meselesi olmaktan çıkıyor. Özellikle İsrail gibi siber kapasitesi yüksek ülkelerin elinde bu tür teknik imkanların bulunması, dijital mahremiyet tartışmasını daha da derinleştiriyor."

Bu noktada İsrail'in teknoloji altyapısı da önemli bir rol oynuyor. Ülkede yetişen birçok mühendis, geçmişte askeri istihbarat birimlerinde görev yaptıktan sonra küresel teknoloji şirketlerinde çalışmaya başlıyor. Bu durum, İsrail'i dünyanın en güçlü siber güvenlik merkezlerinden biri haline getirirken, aynı zamanda gözetim teknolojilerinin de hızla gelişmesini sağlıyor.


Milliyet