İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Eğitim Fakültesi tarafından 'Siber Zorbalık ve Diğer Çevrim İçi Tehlikeler: Okullar İçin Önleme Eğitimi' adlı panel düzenlendi.
Panel, üniversitenin Bakırköy Yerleşkesi Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi'nde gerçekleştirildi. Uzmanlar eğitim programında siber zorbalık, çevrim içi riskler ve okullarda önleyici yaklaşımlar ele alındı.
Programın açılışının ardından Ohio Üniversitesi'nden Prof. Dr. Christine Bhat, 'Siber Zorbalık ve Diğer Çevrim içi Tehlikeler: Okullar için Önleme Eğitimi' başlıklı sunum yaptı. Çevirmen ve moderatörlüğünü Dr. Öğr. Üyesi Bilge Sulak Akyüz ile Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Akmeşe üstlendi. Bhat, özellikle öğrencilerin dijital ortamlarda karşılaşabileceği riskler, siber zorbalığın etkileri ve okullarda uygulanabilecek önleyici stratejiler hakkında bilgi verdi.
PROF. DR. YÜKSEKTEPE: ÇOCUKLARIN DİJİTAL DÜNYADA DAHA FAZLA KORUNMAYA İHTİYACI VAR
Programın açılış konuşmasını yapan İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, dijital dünyanın çocuklar için hem fırsatlar hem de riskler barındırdığına dikkat çekerek, "Siber zorbalık ve çevrim içi tehditler bunların başında geliyor. İletişim elbette bir ihtiyaç. Ancak hiç olmadığımız kadar çok mesaj, çok farklı kanallardan ve farklı göndericilerden gün içinde hayatımızın içinde yer alıyor. Bu iletişim süreci, biz yetişkinlerin dünyasında bile kontrol edilmesi zor bir akışa dönüşmüş durumda. Bu noktada çocukların bu süreçte daha fazla korunmaya ihtiyaçları var. Burada ise en büyük sorumluluk aileler kadar biz eğitimcilere de düşüyor. Biz bilgilendikçe, okullar rehberliğinde güçlendikçe onlara daha sakin ve güvenilir alanlar açabileceğiz. İstanbul Kültür Üniversitesi olarak üstlendiğimiz bu sorumluluk bizim için güçlü bir mirasın devamıdır. Kültür, çocukların korunması ve geliştirilmesini üst değer olarak benimsemiş bir eğitim kurumunun markasıdır" diye konuştu.
PROF.DR.ALİM KAYA: SİBER ZORBALIK SANAL ORTAMDA DAHA ACIMASIZ OLABİLİYOR
Son yıllarda okullarda zorbalığın önemli başlıklardan biri haline geldiğini aktaran İKÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alim Kaya ise "Siber zorbalık ise bunun bir alt başlığı olarak çağımızın gelişmeleriyle oldukça uyumlu bir konu. Çünkü artık hayatın büyük bir kısmı sadece reel ve fiziksel ortamlarda değil, aynı zamanda sanal ve dijital ortamlarda da geçiyor. Dolayısıyla bu sadece bir teknoloji meselesi olmanın ötesinde. Teknoloji artık hayatımızın bir zemini haline geldi ve bütün ilişkiler, yaşam büyük ölçüde bu ortamda akıyor. Bu nedenle fiziksel gerçeklikte karşı karşıya olduğumuz zorbalık meselesinin sanal ortama taşınması da kaçınılmaz bir durum. Bu noktada siber zorbalık çok daha acımasız da olabiliyor. Çünkü insanlar sanal ortamlarda, fiziksel ortamlara göre daha cesur davranabiliyorlar. Bu nedenle çocukların ve gençlerin ruh sağlığının korunması büyük önem taşıyor. Bu tür sorunlar artık evlerin içine, hatta odalara kadar girmiş durumda. Dolayısıyla bu bizim için çok önemli bir başlık" ifadelerini kullandı.
'LİTERATÜR ORTAOKUL DÖNEMİNDE DAHA YAYGIN OLDUĞUNU GÖSTERİYOR'
Prof. Dr. Kaya, siber zorbalığın bazen daha sert sonuçlar doğurabildiğini belirterek "Literatür, ortaokul döneminde bu tür olayların çok daha yaygın olduğunu gösteriyor. Aslında okullarımızın her birinde bu konuyla ilgili krize müdahale ekipleri ve mücadele birimleri bulunuyor. Başta okul yöneticilerimiz ve rehber öğretmenlerimiz olmak üzere birçok kişi bu sürecin içinde yer alıyor. Rehber öğretmenlerimiz, bu meselenin sadece görünen tarafını değil, arka yüzünü de bilen ve öğrencilerle daha yakın etkileşim halinde olan kişiler. Dolayısıyla onların bu konudaki becerilerini ve bilgilerini artırmak bizim önceliklerimiz arasında. Eğer bu kapasiteyi artırabilir ve okullarda daha güvenli, psikolojik iklimi daha pozitif bir ortam oluşturabilirsek, bu tür zorbalıkların da önlenebileceğini düşünüyorum" dedi.
ORD.PROF. POYRAZLI: DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİ SİBER ZORBALIĞIN İŞARETİ OLABİLİR'
Teknolojinin gelişmesiyle siber zorbalığın giderek yaygınlaştığını söyleyen Penn State Harrisburg Üniversitesi'nden Ord. Prof. Dr. Şenel Poyrazlı da "Bu konuda bilgi sahibi olduktan sonra gerekli önlemleri almak ve çocukları korumak büyük önem taşıyor. Önceden zorbalık daha çok birebir ve fiziksel ortamlarda gerçekleşirken, bugün teknolojik imkanların artmasıyla siber zorbalık çok daha yaygın hale geldi. Çocuklarımızı ve öğrencilerimizi en iyi şekilde koruyabilmek için öncelikle bu konudaki bilgi düzeyimizi artırmamız gerekiyor. Genellikle anne babalara şu tavsiyede bulunuyorum: Çocuğunuzda bir davranış değişikliği olup olmadığına dikkat edin. Siber zorbalığa maruz kalan çocuklar çoğu zaman bazı belirtiler gösterir. Örneğin içine kapanabilir, depresyon eğilimi gösterebilir, iştahları azalabilir. Bazı çocuklar sessizleşirken bazıları daha agresif davranışlar sergileyebilir. Bu tür davranış değişiklikleri fark edildiğinde ebeveynlerin mutlaka 'Ne oldu, neden oldu?' sorularının yanıtını araması gerekir. Elbette her ailede ve her çocukta yöntem farklı olabilir ancak çoğu zaman siber zorbalığa maruz kalan çocuklar davranışlarında belirgin değişiklikler gösterir" diye konuştu.
BHAT: SİBER ZORBALIK YERİNE SİBER NEZAKET YAKLAŞIMI
Siber zorbalık konusuna farklı bir perspektiften yaklaşılması gerektiğini aktaran Ohio Üniversitesi'nden Prof. Dr. Christine Bhat ise "Siber zorbalık yerine siber nezaket kavramından söz ederek konuyu olumlu bir şekilde yeniden ele almanız, yani çocukların ve gençlerin ne yapmamaları gerektiğinden çok ne yapmaları gerektiğine odaklanmanız çok önemli bir yaklaşım. Bunun iyi bir paradigma değişimi olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda bunun dijital okuryazarlık fikriyle de çok bağlantılı olduğunu düşünüyorum ve dijital okuryazarlık son derece önemli. Teknoloji geliştikçe ve büyüdükçe, bizler yani daha yaşlı olanlar çoğu zaman gençlere yetişmeye çalışıyoruz. Çünkü gençler teknolojiyi çok daha sezgisel ve doğal bir şekilde anlayabiliyorlar. Bugün yapmak istediğim şeylerden biri çevrim içi tehlikelerin bazılarını isimlendirmek. Bunların çok sayıda olduğunu söyleyebilirim. Eğer iyi bir önleme çalışması yapacaksak, bu tehlikelerin farkında olmamız, onları anlamamız ve gençlere nasıl yardımcı olabileceğimizi bilmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye'de gençlerin sosyal medya kullanımına ilişkin araştırmalar yaptıklarını belirten Bhat, "Amerika Birleşik Devletleri'nde gördüğümüz bazı durumlar var ve belki siz de Türkiye'de benzer şeyler görüyorsunuzdur. Araştırmalarıma siber zorbalık konusuna bakarak başladım, ancak konu artık bundan çok daha geniş bir hale geldi. Artık cinsel istismar, cinsel şantaj, sohbet robotlarıyla kurulan duygusal veya romantik ilişkiler ve intihar düşüncelerini ya da zararlı fikirleri teşvik eden içeriklere maruz kalma gibi pek çok farklı çevrim içi riskten söz ediyoruz" dedi.