Anasayfa

Kokpitte sorumluluk, evde özlem: Kadın pilotların annelik sınavı!

AJet'in anne olan kadın pilotları, sefer sırasında çocuklarından uzun süre uzak kalma ve onlarla gökyüzünde iletişim kuramama gibi olumsuzluklara rağmen görevlerini özveriyle icra ediyor.

Haber Giriş : 2026-04-26T11:30, Son Güncelleme 2026-04-26T11:55

AJet'in "Airbus 320" filosunda ikinci pilot olarak görev yapan Selin Gökhan, AA muhabirine, 2005'te kabin memuru olarak başladığı havacılığa kokpite geçerek devam ettiğini söyledi.

Pilotluğa hazırlanırken 2020'de oğlunun dünyaya geldiğini, adeta onunla birlikte pilotaj eğitimlerini tamamladıklarını dile getiren Gökhan, çocuğunu evde bırakıp pilotluk eğitimi için başka şehirlere ve ülkelere gitmek zorunda kaldığını anlattı.

Gökhan, aktif çalıştığı dönemde bunların kendisi için zorlayıcı faktörler olduğunu belirterek, "Fakat disiplinli ve sabırlı olursanız, gerçekten istediğiniz bir şeyin peşinden giderseniz başarabiliyormuşsunuz." dedi.

Pilotluğun hayalindeki meslek olduğunu anlatan Gökhan, şöyle devam etti:

"Aşağıda bizi bekleyen sevdiklerimiz var. En zorlayıcı kısmı da sevdiklerinizden haber alamamak, iletişim kuramamak çünkü saatlerce telefonumuz kapalı oluyor. Çocuğum sağlıklı mı, güvende mi? Bu konuda ondan haber almak, istediğiniz an haber almak gerçekten bizim için bir lüks. İniş yaptığımız meydanlarda arayıp görüntülü şekilde kendisini izleyerek özlemimizi gidermeye çalışıyoruz. Aslında oğlum bu sürecin içinde doğduğu için farklı bir şey bilmediğinden bu duruma alıştı. Başlarda zorlandığı dönemleri oldu. İlk aktif uçuş hayatıma başladığım zaman bir süre yatıya gitmemiştim. Daha sonrasında yatılı görevine başlamıştım. O dönemde bir zorlayıcılığı oldu. Oğlumun işe gitmemi istemediği ve kapıda uzun uzun vedalaşmalarımızın bulunduğu zamanlarımız oldu ama konuşup anlatarak, onunla ilgili kitapları bol bol okuyarak bu duygusunu normalleştirmeye çalıştık. Sonuçta ayrılığımız var fakat güzel ve sağlıklı bir şekilde de kavuşmamız da var. Bunları yaşayıp denemedikçe de durum normalleşti."

Gökhan, Türkiye'nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen'in açtığı yolda gururla yürümekten onur duyduğunu söyledi.

Pilot olabilmek için çok ve disiplinli çalışmak gerektiğine dikkati çeken Gökhan, "Başta zor gözüküyor ama içine girince alışıyorsunuz. Zorlandığınız, pes edeceğiniz noktaya kadar geldiğiniz yerler de oluyor ama bence herkes hayallerin peşinden giderse başarabilir." diye konuştu.

Gökhan, uçuş sırasında "kendi ailesini taşıyor" gibi motive olduğunu söyledi.

Uçak kullanmanın çok çok keyifli olduğunu dile getiren Gökhan, "Arkamızda birçok insan var. Amacımız, zaten onları güvenli ve emniyetli şekilde sevdiklerine, varacakları noktaya ulaştırmak. Ben arkada sadece yolcular varmış gibi değil kendi çocuğum ve ailem de uçaktaymış gibi düşünüyorum. O şekilde uçuşumu gerçekleştiriyorum. Oğlumla birlikte henüz bir uçuş yapamadık ama umarım bir gün arkamda bir yolcu alarak gerçekleştireceğiz. Oğlumun da zaten en büyük hayali pilot olmak." ifadelerini kullandı.

- "Geçen yıl oğlumun doğum gününde uçuş yapıyordum"

AJet'te ikinci pilot olarak görev yapan Özge Atakan da mesaisi olduğunda güne erken saatlerde başladığını anlattı.

Üniformasını giyerek hazırlık yaptığını belirten Atakan, çocuğuyla zaman geçirdikten sonra uçuş çantasını hazırlayarak havalimanına gittiğini söyledi.

Atakan, üniversite eğitiminin ardından bir hava yolu şirketinde iş zekası uzmanı olarak göreve başladığını, daha sonra pilotluğa geçmeye karar verdiğini dile getirdi.

Mesleğini yaparken anne olarak yaşadığı zorluklara değinen Atakan, şunları belirtti:

"Mesleğimizin dezavantajları mevcut. Hem fizyolojik hem psikolojik sağlığınızdan hem de ailenizden taviz veriyorsunuz. Ailemizin zor günlerinde veya özel günlerinde maalesef yanında olamadığımız anlar olabiliyor. Atandığımız görevlere gidiyoruz. Yeri geldiği zaman uzun uçuşlar yapıp yatı görevlerimizi tamamlıyoruz. Uçuşlarımızı tamamladıktan sonra günün sonunda ailemizin yanına varabiliyoruz. Mesleğimizdeki en zor kısım istediğimiz zaman ailemizin yanında olamamak. Özel günleriniz zaten yok. Bayramımızda, yılbaşımızda, yeri geliyor doğum günlerinde bile onlarla beraber vakit geçiremiyoruz. Geçen yıl oğlumun doğum gününde uçuş yapıyordum. Gece çok geç saatte eve vardığım için de onunla bir kutlama yapamadım. Ertesi gün doğum gününü kutladık."

Uçuşlarda kendilerini en çok zorlayan durumun aileleriyle iletişim kuramamak olduğunu anlatan Atakan, yaklaşık 4-5 saat boyunca onlardan habersiz kalmanın çok zor olduğunu söyledi.

Atakan, oğlunun hasta olduğu dönemlerde çok zorlandığını belirterek, "Yaklaşık 40 derece ateşle bile onu evde bırakıp üniformamı giydikten sonra annelik görevinden 189 kişiyi taşıyacak bir mesleğe geçiş yapıyorum. En zorlandığım günler bunlar oluyor." dedi.

Kadın pilotların sayısının artmasından mutlu olduğunu dile getiren Atakan, sektörde günden güne sayılarının arttığını dile getirdi.

Atakan, hayali pilotluk olan çocuk sahibi kadınları daha çok aralarında görmek istediklerinin altını çizerek, "Her zaman birbirimize destek ve sahip çıkarak bu mesleği her daim çocuklarımıza örnek olarak yapacağımıza inanıyorum." diye konuştu.

Arkasında güçlü bir ekibin olması durumunda işlerin daha da kolaylaştığını anlatan Atakan, "Eğer güçlü bir ekibiniz varsa bu mesleği her daim yapabilirsiniz. Ben, 40 derece ateşlendiği zaman oğlumu eşime ve anneme emanet ettikten sonra evdeki kapımı kapatıp gidiyorum." ifadelerini kullandı.

Yatılı görevlerde çok özlediği oğlunun bu duruma alıştığını belirten Atakan, kabin ve kokpitte görevli annelerin çocuklarının güçlü bir misyonla doğduklarına inandığını kaydetti.

Atakan, "Ben, oğluma 'Anneciğim beni özledim mi?' diyorum. O da 'Evet, anneciğim özledim ama özlemeye dayandım.' diyor. Bunu 5 yaşındaki çocuk söyleyebiliyor. Oğlum bu süreçlerde doğdu ve bu süreçlerde büyüyor." dedi.

- "Tüm eğitimi oğlumla beraber tamamladık"

Meslek hayatına THY'de kabin memuru olarak başlayan Günce Yavuz da pilotluk eğitimi aldığı illere oğluyla birlikte gittiğini anlattı.

Eğitim alacağı her ile oğlunu da götürdüğünü dile getiren Yavuz, "Uçuş eğitimime Isparta'da 2016'da başladım. Eğitim sürecimde anne oldum. Tüm eğitimi oğlumla beraber tamamladık. Onunla beraber farklı farklı şehirlerde uçuş yaptım. Isparta, Uşak, Antalya ve Samsun'a gittik. Her anne gibi titiz olduğum için oğlumun da konforundan ödün vermemek adına bir arabanın içerisine bebeğin yatağı, mama sandalyesi, tüm oyuncaklarını koyup seyahatler ettim. Eğitim için gittiğim şehirlerde ben uçuştayken oğlumla annem ilgileniyordu. Uçuştan geldiğimde ise çocuğumla ilgilenebiliyordum hatta oğlum ilk adımlarını Samsun'un Atakum sahilinde attı."

Yavuz, tüm zorluklara rağmen hayallerinin peşinden gittiğini ve hiç vazgeçmediğini söyledi.

Oğluna rol model olmak istediğini belirten Yavuz, "Oğlumla beraber büyüyoruz, kariyerimizi beraber inşa ediyoruz. Bugün bu aşamaya geldiğimde bunu başarabildiğim için mutluluk duyuyorum. Kendimi şanslı hissediyorum." dedi.

Yavuz, hem pilot hem de anne olmanın zorluklarını anlatarak, şu ifadeleri kullanıldı:

"Zaten annelik başlı başına zor bir süreç, büyük bir sorumluluk. Aynı şekilde kokpitte olmak bambaşka büyük sorumluluk. Bu ikisini dengede tutabilmek için çok fazla özveri, disiplin, çalışma ve aynı zamanda destek gerekiyor. Aynı şehirde yaşayan anneler, çocuklarına acil bir durumda birkaç saatte ulaşabilecekken ben farklı şehirlerde olabiliyorum hatta farklı ülkelerde kalıyorum. Bu gibi durumlarda tabii ki destek alıyorum ama en çok kaygılandıran şey bu oluyor. Oğlumu özlediğim anlar oluyor ama uçuş esnasında ona odaklı oluyorum. Başka aileler, başka yolcular taşıyoruz. O sorumlulukta olduğum için uçuş esnasında artık evdekilere güveniyorum. Uçuşa odaklanıyorum çünkü kokpitte olmak başka bir sorumluluk. İniş yaptığımız meydanlarda ailemle iletişime geçmeye çalışıyorum."

Anadolu Ajansı