CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Özkan Yalım'ın ifadesi üzerinden ortaya atılan iddiaları reddetti; araç masrafının parti tarafından ödendiğini söyledi. Özel, "Şimdi buradan başka kumpas kurmaya çalışıyorlar. İfade etmeye çalıştığım şey tamamen baştan aşağıya yalanlarla dolu, partiyi, kurumu, insanları itibarsızlaştırmaya yönelik ve bir yalanı örmeye yönelik bir iş var" dedi.
CHP'den ihraç edilen ve tutuklanan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadede CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e para ve araç desteği sağladığını iddia etti.
Siyaset gündemine taşınan iddialara CHP lideri Özel'den sert yanıt geldi.
"Kumpas"
Sözcü TV'de konuşan Özel, iddiaları reddetti. Özel, sürecin CHP'yi ve kendisini itibarsızlaştırmaya dönük bir kumpas olduğunu söyledi.
Özel, söz konusu aracın faturasının ve aksesuar masraflarının parti tarafından ödendiğini belirtti.
Kişisel bir menfaat sağlamadığını vurgulayan Özel, daha önce ortaya atılan benzer iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Özel, Manisa'da bir benzin istasyonunda para ilişkisi olduğu iddiasının da devlet kayıtlarıyla boşa düştüğünü söyledi. Özel, şunları söyledi:
"Öyle bir şey ki bakın, Akın Gürlek'in tapu kayıtlarını açıkladım. 16 tane tapu kaydı. Bu tapu kayıtlarıyla ilgili açıklama yapması lazım. Bu açıklamaları yapacağı gün çıkıp 'Bende dört tanesi var' diyor. 12 tanesini gizliyor. 'Ama Özgür Özel konusunda Muhittin Böcek itirafçı olacak, daha zamanı var' diyor. 'Manisa'da bir benzinlikte bir para ilişkisi var' diyor. Bu iddiası benim o gün Ankara'da olmamla. Polis kayıtlarıyla ki ben tam korumaya, zorunlu korumaya tabiyim. Ben ancak korumadan kaçarım, onu da hemen rapor ederler 'Kaçtı' diye. Rahmetli İnönü'nün kaçmaları gibi yani. Yoksa rapor ederler, zorunlu koruma ve ayrılmazlar yanımdan. Seçildiğim andan beri ayrılmıyorlar. Devletin kayıtlarında çıktı ki Ankara'dayım. Hatta Mansur Yavaş ile başlamış, gün boyunca görüşmelerimi yapmışım. 'Bir benzin istasyonunda Muhittin Böcek ile Özgür Özel görüşmüştü' diyor. 'Bir para alışverişi olabilir. Yakında' diyor, 'Zamanı var daha. İtirafçı olacak Muhittin Böcek' diyor. Oysa ki bu söylediğini altı ay önce Muhittin Böcek'in önüne koyuyorlar. 'Yalan' diyor, elinin tersiyle ittiriyor ve bunu da söylüyor. Sonra ne çıktı biliyor musunuz? Muhittin Böcek'in bütün şoförlerini filan aldılar. Muhittin Böcek'in Manisa'ya gittiği, bir benzin istasyonunda durduğu, sonra Manisa'da bir yere gittiği çıktı. 'Sizi kim karşıladı?'.... 'Kimse karşılamadı.' Muhittin Böcek'in telefonundan rahmetli Ferdi Zeyrek'in kendisine konum atması, o konumunu korumasına atması, korumasının yön tayiniyle Ferdi Zeyrek'in bürosuna gidişleri, sekiz - 10 kişilik bir yerde danışmanıyla Ferdi Zeyrek'e proje sunumu ve akıl verdikleri, birlikte kebap yedikleri ve ayrıldıkları çıktı. Bakın şimdi aynı tarihe. Ne diyordu Akın Gürlek? 'Manisa'da bu oldu. Yakında çıkacak.' Şimdi bugün Gökhan'ın ifadesi aynı tarihi de içeriyor; o '15 Ocak' diyordu. 5 - 20 Ocak arası bir tarih. Bu sefer genel merkezde. Genel Başkan yok. Altıncı katta adını bilmediği birisi var. Veli Ağbaba ile ilişkilendiriyor aklınca, bir şey söylettirmeye çalışıyorlar çocuğa. Önce '50 milyar dolar' dediler. Sonra 20 milyon dolar, şimdi 1 milyona indirmişler. Ankara'dan buraya almışlar ve benzer bir ifade. O zaman Bakan'ın Manisa ile ilgili söylediği her şeyin bir kumpas olduğu, yapmaya çalışıp beceremediği, 'Bunu imzala' dedikleri gün gibi ortada."
"Kumpas kurmaya çalışıyorlar"
Özel, iddiaların birbiriyle çeliştiğini ve amacın CHP'yi yıpratmak olduğunu söyledi. Yargı süreci üzerinden yürütülen tartışmalara da tepki gösteren Özel, yürütme ile yargı arasındaki ayrılığın ortadan kaldırıldığına dikkat çekerek şunları söyledi:
"Şimdi buradan başka kumpas kurmaya çalışıyorlar. İfade etmeye çalıştığım şey tamamen baştan aşağıya yalanlarla dolu, partiyi, kurumu, insanları itibarsızlaştırmaya yönelik ve bir yalanı örmeye yönelik bir iş var. İşin kötüsü de bu iş İstanbul'da yapan şimdi Adalet Bakanlığı koltuğuna oturdu. Hakimler ve Savcılar Kurulu da kendisine bağlı. Bütün yetkiler elinde ama eline, yüzüne bulaştırmış bir şekilde bu işlerde artık her attığı adım bir önceki attığı adımı da yalanlayan korkunç bir hale gelmiş. Çıkıyor televizyonlarının karşısına dün akşam, 'O etkin pişmanlık ifadesi verdi. Bu etkin pişman.' Sen savcı değilsin ki. Sen bir kere bakansın. Sen yürütmesin, onlar yargı. Bağımsız. Artı soruşturmalarda gizlilik var. Bırak sen bakanı, herkes açısından gizli. Bunun sana söylenmesi ki 'Arkadaşların haber verdiğine göre. Arkadaşlar söylediler' diyor. Bunlar ve halen daha oradaki iddianameyi falan savunuyor. Yürütme ile yargı ayrılığını düşünün. Neler yapıyorlar? Acayip bir durumla karşı karşıyayız. Ama şunu söyleyeyim. Bakın çok net ilk kez de burada bir şey söyleyeceğim, Sözcü televizyonunda olacak. Bu bakanın tapuları. Ben bunları gösterdim. (Size bir dava açtı değil mi?) Biz de ona açtık. O davada inşallah bütün Türkiye'nin önünde hakim. Hani ne korkmak, ne cesaret göstermek. Bu tapu numaralarını resmi yazıyla Bakanlığa sorduğunda her şey ortaya çıkacak. Zaten ilk kez burada açıklayacağım bir kanıtı da söylüyorum size. Bakın burada toplam 16 tane tapu var. Sadece dördünü gösterdi ki o dördü de korkunç. Mahall diye bir firmadan İzmir ve Ankara'da toplam üç tane. Dört tane kaydın son üçü son üç ayda edinilmiş. Öbürleri son iki - üç ayda elden çıkarılmış ki görünmesin diye. Bu tapuların burada ID numaraları var. Murat Kurum'a defalarca seslendim. Desin ki 'Şu ID numarası bu tapuya ait değil. Şu tarihte o tapu Akın Gürlek'te değildi.' Hatta Akın Gürlek'in Bakanlığa 'Tapu kayıtlarını silebilir miyiz?' dediği, Bakanlıktan '250 yıldır tutuluyor kayıtlar, neyi siliyorsun?' cevabını aldığını da biliyoruz."
Özel, tapu kayıtlarına ilişkin yeni bir iddiada daha bulundu. Belediye gelirlerinin artırılması amacıyla yapılan rutin bildirimleri işaret eden Özel, Akın Gürlek'e ait olduğunu öne sürdüğü 16 tapunun belediyelere gönderilen yazılarda yer aldığını belirtti:
"Bakın bu ID'lerden herhangi birisi yalanlanmadı ve yalanlanamayacak. Murat Kurum'a diyorum; 'Yalansa yalan de, doğruysa doğru de.' Bunu söylemiyorlar ya şimdi bir şey çıktı ortaya. Bir iş var. Belediye gelirlerinin artırılmasına yönelik bir tebliğ var. Bunun için Bakanlık tapu dairelerinde yapılan satışları alıyor ve belediyelere bildiriyor. Diyor ki 'Şurada, şurada, şurada el değiştirme oldu. Gelip sana başvurmadıysa kaçırma. Çağır, işlemini yap, alacağın parayı al, gelirini arttır. Emlak vergi al falan, filan.' Bazıları tapuda alıyorlar, belediyeye bildirmiyorlar görünmesin diye. O tebliğe göre Türkiye'nin çeşitli illerindeki ve ilçelerindeki belediyelere giden rutin yazılarda bu 16 tapunun 16'sı da var. İyi mi? Yani 'Vaktiyle Akın Gürlek bu yeri satın aldı. Bunu sana bildiriyorum ki sana gelip emlak vergisini ödemezse, kayda üstüne almazsa belediye gelirlerinden mahrum kalma.' Rutin bu uygulaması Maliye Bakanlığı'nın. Kayseri Belediyesi'nin de geliri artsın diye, Manisa Belediyesi'nin de geliri atsın diye. Kaçakçılık olmasın diye. Çünkü alır, belli bir süre sonra satar, sen onu bilmezsin. 'Gelip başvurması lazım. Başvurmuyorsa' diye. Soruyorum şimdi; Murat Kurum bütün belediyelere bu yazıları yolluyorsunuz ya. Bu 16 tapu ilgili Türkiye'nin çeşitli yerlerindeki belediyelere gitti mi, gitmedi mi? Al sana kanıt. Şimdi hesapları şu; mahkemenin başkanı korkacak. Biz 'Tapuları iste' diyeceğiz. O da diyecek ki 'Gerek yok. Tapu kaydı şudur, budur.' Ki gizli değildir, alenidir tapu kayıtları. Benim o gün bir başsavcının 190 yıl boyunca maaşını biriktirse elde edeceği 465 milyon liralık taşınmaz edinmesini sorgulamam çok normal çünkü başka bir iş yapamazlar, yasaktır. Bir İBB borsası olduğu iddia ediliyor. O borsa üzerinden zenginleştirdikleri iddia ediliyor. Ben de bu soruları sordum."
Özel, Uşak Belediyesi üzerinden ortaya atılan VIP araç iddiasını da reddetti. Aracın faturasının ve aksesuarlarının parti tarafından ödendiğini söyledi. Özkan Yalım'ın Mercedes'te indirimi bulunduğunu, bunun da partiye araç alınırken indirim yapılmasına vesile olduğunu belirtti.
Özel, kişisel çıkar sağladığı iddiasını da net bir dille reddetti ve şu ifadeleri kullandı:
"Buna karşılık 'Ha sen uslu durmuyor musun, sen bu işleri karıştırıyor musun? Dur bak, ben de seni acaba Antalya'ya karıştırabilir miyim? Acaba Uşak'a karıştırabilir miyim? Oraya karıştırabilir miyim?' Ne kadar yalan şeyler oldu. Böyle yani neler, neler söylediler. Millete neler bastırıyorlar. Ama teker teker her birisi şey oldu. Bakın, çok net. Bu 16 tapunun dışında TEMA'dan ev aldı, daha tapusu yok. Tapusu üstüne geçmedi. Yalanladı. TEMA basın bildirisi yayınladı; 'Aldı ama ucuza vermedik, değerinde verdik' diye. Bakın, Senfoni Evleri İstanbul'da muhteşem bir yerde. 95 milyon liralık. Alıcı adı - soyadı; Akın Gürlek. Emlak Konut. Satış işlemi, parafıyla. Bunu Emlak Konut yalanlayamıyor. Yalanlasın Murat Kurum. Emlak Konut'un sadece tek başına, bakın bu 16 tapu dışında 95 milyon liralık. Yani normalde Anadolu'da bir evin 3 milyon lira olduğu söyleniyor. Anadolu'da 30 ev parasına Senfoni Evleri'nden yer alıyor. Şimdi sanıyor ki 'Ben Özgür Özel'e oradan bir iftiracı çocuğa.' 'Oradan - buradan topladım. Götürdüm, teslim ettim.' Manisa benzin istasyonu tutturamadılar. Baz yok, kimse yok. Rahmetli Ferdi Zeyrek'in attığı konuma gitmişler. Şoför de öyle söylüyor, devletin verdiği koruma da öyle söylüyor. Yanındaki danışman da öyle söylüyor. Herkesin bildiği şey. Proje sunumu yapmışlar; suyun ucuz olması, ekmeğin bilmem nesi. Muhittin Böcek'in başarılı işlerini Ferdi de Manisa'da söylemişti, yaptı da Allah rahmet eylesin.
"Aracın faturasını biz ödemişiz"
Öyle bir durumla karşı karşıyayız. Şimdi sanıyor ki ben öyle yaparsam. Yok, Uşak Belediyesi bize VIP araç almış. Hepsinin yalan olduğu ortaya çıktı. Eninde sonunda aracın faturasını biz ödemişiz.
Aksesuarlarının parasını biz ödemişiz. 'Aman ağabey aracı en güzel burası yapıyor, ben yaptıracağım aracı' hani, 'Ben yaptırayım aracı size burası güzel.' Özkan Yalım'ın 300 tane Mercedes TIR'ı var, Mercedes'te indirimi var, partiye araba alınırken indirim yapılmasına vesile olmuş. Partinin, devletin ödediği para korunmuş. Arabanın içine bir ıvır zıvır olacak da benim cebime giren bir şey yok. Ha Anayasa Mahkemesi'nin denetiminde devletten alınan parayla parti koymuş ha bilmem ne. Ama aksi bir durum varsa diye dünyanın yazışmasını yaptık, firmaya da yazdık, her tarafa da yazdık. Şu kadar kamu zararı varsa da o yine karşılanacak, devletin bu cebinden alınır öbür cebine. Bu partinin geliri de devlet tarafından veriliyor, Hazine yardımından geliyor. Ama yine de şey yok. Dünya kadar yalan atıp duracak."